Kocaeli’deki duyma engelli kadın cinayeti davası

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde geçtiğimiz yıl vahşi şekilde öldürülen duyma ve konuşma engelli Hacer Çetindağ’ın cinayeti ile ilgili davanın görülmesine bugün devam edildi. Duruşma 10 Kasım 2016 tarihine ertelendi.Kocaeli’nin Gölcük...

Kocaeli’deki duyma engelli kadın cinayeti davası

Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde geçtiğimiz yıl vahşi şekilde öldürülen duyma ve konuşma engelli Hacer Çetindağ’ın cinayeti ile ilgili davanın görülmesine bugün devam edildi. Duruşma 10 Kasım 2016 tarihine ertelendi.Kocaeli’nin Gölcük...

20 Eylül 2016 Salı 18:29
Kocaeli’deki duyma engelli kadın cinayeti davası
banner203
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde geçtiğimiz yıl vahşi şekilde öldürülen duyma ve konuşma engelli Hacer Çetindağ’ın cinayeti ile ilgili davanın görülmesine bugün devam edildi. Duruşma 10 Kasım 2016 tarihine ertelendi.
Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde geçtiğimiz yıl Ekim ayında vahşi şekilde boğazı kesilerek öldürülen işitme ve konuşma engelli Hacer Çetindağ’ın cinayeti ile ilgili davanın üçüncü duruşması Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya önceki celselerde genç kadınla tek taraflı duygusal bir bağ kurduğunu ve aşk teklifini reddettiği için öldürdüğünü söyleyen katil zanlısı Erdal Kaya, genç kadının eşi Selçuk Çetindağ, genç kadının babası Şaban Deniz, abisi Cemalettin Deniz ve avukatlar katıldı. Duruşmada birçok tanık ve sanığın işitme ve konuşma engelli olması nedeniyle salonda ayrıca yeminli işaret dili tercümanı Yasemin Öztürk de görev aldı.
“Hacer benimle birlikte olmayı, eşimden ayrılmamı istiyordu”
Davanın üçüncü celsesinde katil zanlısı Erdal Kaya’nın eşi Saniye Kaya, tanık sıfatıyla 2 sayfalık yazılı bir ifade verdi. Hakimin sorularına cevap veren sanık Erdal Kaya, “Tanık Saniye’nin ifadesinde bahsi geçen ziynet eşyalarını olaydan önceki değişik zamanlarda hediye olarak ben aldım. Maktul Hacer ile belirttiğim gibi aramızda duygusal bir bağ vardı. Maktul devamlı benimle birlikte olmayı, eşimden ayrılmamı istiyordu. Ancak ben eşimden ayrılmayı istemedim. Bu sebepten dolayı zaman zaman aramızda tartışmalar oluyordu. Hacer’in bu tavırlarından dolayı ben çok bunalmıştım. Doktora gidip ilaç kullanmaya başlamıştım. Yine bu tartışmalarımızdan birinde Hacer ona hediye ettiğim altınları bana geri vermişti. Bu durum eşim ile de tartışmamıza neden oluyordu. Bu olaydan önce Hacer ile görüşmemizde bana Selçuk’un kaybolan kredi kartlarından dolayı savcılığa şikayette bulunduğunu söyledi. Ben bu durumu serviste iken Selçuk’a sorduğumda bana ifade tutanağım gösterdi. Bu olaylar sebebi ile üzerimdeki baskıdan dolayı işimden de istifa etmek zorunda kaldım” dedi.
“Hacer benden hamile olduğunu söyledi”
Maktül Hacer Çetindağ’ın kendisinden hamile olduğunu söylediğini belirten sanık Kaya, “Ben kendisine inanmadım. Bu görüşmemizden birkaç gün sonra iş bulmak için Sakarya’da bir fabrikaya gitmiştim. O gün yine Hacer beni aradı. Aynı gün eşi Selçuk’ta beni aradı ve yemeğe davet etti. Sonrasında ben davetlerini kabul ettim. O gün günlerden Cumartesi idi. Hacer’in bana hastaneye gittiğini söylediği gün ise bir gün öncesiydi. Yemeğe gittiğimde Selçuk ile konuşurken, ‘Hayırdır, hastaneye gitmişsiniz’ diye sorduğumda Selçuk bana tam olarak bilmiyorum, doktor ilaç yazdı, onları kullanacak, ilaçlan da Pazartesi günü alacak diye söyledi. Ben de Selçuk’un olmadığı bir sırada Hacer’e ‘Bana yalan söylemişsin’ dedim. Yemekten sonra ben eve gittim. O gün saat 8-9 civarı alkol aldım. Psikoloji hapımı da kullanmıştım. O sırada Selçuk’un iş yerine ait servisi gördüm. Saat 9:20 civarında Hacer beni arayarak Selçuk’un işe gittiğini, görüşmek istediğini söyledi. Bende ona, ‘Hamileyim diyerek saçmalıyorsun’ dedim ve kapattım. 20 dakika sonrasında Hacer beni tekrar aradı. Hacer’in telefonunda benim fotoğraflarım vardı. Onları da silmek istediğimden görüşme isteğini kabul ettim” ifadelerini kullandı.
“Bıçağı Hacer’in evinin mutfağından aldım”
“Hacer bana balkondan anahtar attı” diyen Kaya, “20 dakika falan oturduktan sonra Hacer’in ablası Hacer’i telefonla aradı. Hacer telefonu kapattıktan sonra telefonundaki fotoğraflarımızı silmesini istedim. Evli olduğunu ve çocuklarının olduğunu söyledim. O da kocasının onlarla ilgilenmediğini, sürekli arkadaşlarına borç para verdiğini söyledi. Kredi kartını kullanarak kocasından intikam almak istediğini söyledi. Ben o konuşma sırasında Hacer’e telefonundaki müşterek fotoğraflarımızı silmesi gerektiğini söyledim. Hacer fotoğraflan silmek istemedi. Hacer sonra telefonunun yatak odasında olduğunu söyledi. Bunun üzerine ben, ‘Sen yatak odasına git ben su içeceğim’ diyerek mutfağa yöneldim. Mutfaktan bir bıçak aldım. Aldığım bıçağı askı çantama koydum. Yatak odasına gittim. Fotoğraflar nerede diye sordum. Bana, ‘Fotoğraflan sana vermeyeceğim’ dedi. Bende, ‘Beni bu fotoğraflar ile mi tehdit edeceksin?’ dedim. O da ‘Vermem’ deyince üstelemedim. Bunun üzerine Hacer’e, ‘Sana bir sürprizim var’ dedim. Sonrasında arkasını dönmesini istedim. Arkasını dönünce bir elimle kafasını tutarak diğer elime aldığım bıçakla da Hacer’in boğazını kestim. Sonrasında Hacer’i yere bıraktım. Bu esnada çantamdan çakmağım, telefonum, anahtarım ve çakmak gazı düştü. Bir müddet neden böyle yaptığıma şaşırarak oturdum. Sonra kalkıp eşyalarımı topladım” dedi.
“Polise kendim haber vermek istedim ancak engelimden dolayı yapamadım”
Polise kendisinin haber vermek istediğini ancak konuşma engelli olduğu için ihbarda bulunamadığını söyleyen Kaya, “Ellerimi yıkadıktan sonra dış kapıyı da açık bırakarak evden çıktım. Sonra yürüyerek eve gittim. Polise kendim haber vermek istedim. Ancak konuşma engelli olduğumdan ihbarda bulunamadım. Evden çıkarken Hacer’in telefonunu yanıma almıştım. Telefonu açmaya çalıştım. Şifresi olduğundan ve açamadığımdan çok sinirlendim. Telefonu pense ile kırdım. Bakkala sigara almaya gittim. O esnada Selçuk beni aradı. Önce açmadım. Sonra tekrar arayınca açtım. Molada olduğunu söyledi, ben ona Hacer’i öldürdüğümü söylemedim. Kırdığım telefonun parçalarını 2 ayrı çöp konteynırına attım. Sonra eve gittim. Saniye’yi aradım. Onunla konuştuk. Ertesi sabah Selçuk beni aradı. Ağlıyordu. ‘Hacer öldü’ diye sürekli ağlıyordu. Gelmemi istedi. Evlerine gittim. Olay yeri kalabalıktı. Ben olayın hemen sonrasında kanlı elimle duvara dokunmuştum, yerde de kan lekeleri vardı. Çorabımda kan olduğundan çıkarıp orada bırakmıştım. Yine çakmak gazını da orada bırakmıştım. Ertesi sabah gittiğimde bunların hiçbiri yerlerinde yoktu ve olay yeri temizlenmişti’ ifadelerini kullandı.
“Savcı ve polis evimde inceleme yaptı”
Sanık Erdal Kaya, mahkeme heyeti tarafından olay yerini ertesi gün nasıl ve ne şekilde görme imkanı bulduğunun sorulması üzerine, “Ben maktulün evine gittiğimde dışarıdan odanın içerisini gördüm. Her ne kadar bizi içeri almadılarsa da ben kapıdan içerisini görebiliyordum. Odasının kapısının önünde polis bekliyordu. Fakat içerisi gözüküyordu. Ben bu hususları ilk ifademde de söylemiştim. Ancak muhtemelen tercüme hatasından dolayı tutanağa geçmemiş olabilir. Polis bana Hacer’in telefonunun ne olduğunu, hangi marka olduğunu, bir gün önce ne yaptığımı sordu. Savcı polisle birlikte gelerek benim evime gelerek inceleme yaptı. Evde yalnızca Hacer’in anahtarını buldular. Bana sorduklarında, ‘3-4 ay öncesinde Hacer bize gelmişti. O gün Hacer anahtarını unuttu. Ben de geri vermedim’ dedim. Anahtarı vermeyi unutmuştum. Psikoloji tedavisi gördüğümden bu tür unutkanlığım mevcuttu. Ben soruşturma aşamasında ve önceki duruşmalarda işitme ve konuşma engelli olduğum için konuşulanları ve yapılan işlemleri tam olarak anlayamadım. Ancak bu celse kendimi daha rahat ifade etme imkanı buldum. Bu olayı ben tek başıma gerçekleştirdim” şeklinde konuştu.
“Odada herhangi bir dağınıklık görmedim”
Maktul Hacer Çetindağ’ın eşi Selçuk Çetindağ da, “Çalıştığım fabrikadan sabah 6’da işten çıkarak eve geldim. Geldiğimde kapı kilitliydi. Anahtarım ile kapıyı açtığımda büyük çocuğum yanıma gelerek kardeşinin ağladığını söyledi. Bunun üzerine çocukların odasına gittiğimde bebeğin çok ağladığını ve gözlerinin şiştiğini gördüm. Hacer’e bakmak için yatak odasına gittiğimde kapının açık olduğunu ve Hacer’in gözünün açık olduğunu gördüm. Yatak odasının halısının üzerinde ve yatağın kenarında kan gördüm. Olay yerinde kendimize ait olmayan hiçbir eşya görmedim. Ayrıca odada herhangi bir dağınıklık da görmedim. Sadece yatak biraz dağınıktı. Çakmak, çakmak gazı. çorap gibi şeyleri hiç görmedim. Eşimin kullandığı küpeler evlendiğimizde de vardı. Kolyeyi de Hacer’in babası almıştı” ifadelerini kullandı
Duruşma ertelendi
İfadelerin tamamlanmasının ardından birtakım katılanların avukatı Hüseyin Acurman, duruşmada dinlenmesi gereken çeşitli tanıklar olduğunu ve bu kişileri mahkeme heyetini yazılı olarak bildireceklerini ifade etti. Cumhuriyet Savcısı görüşünde, mevcut delil durumu, sanığa isnat edilen suçun niteliği sebebiyle sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin uygun olacağını bildirdi. Cumhuriyet Savcısının görüşünün alınmasının ardından mahkeme heyeti sanık Erdal Kaya’nın tutukluluk halinin devamına, sanığın cezai ehliyetinin tespiti için yeminli tercüman eşliğinde Adli Tıp Kurumu kontrolüne gönderilmesine ve duruşmanın 10 Kasım 2016 tarihine ertelenmesine hükmetti. Mahkeme devam ettiği sırada, Kocaeli Adliyesi önünde bekleyen maktul Hacer Çetindağ’ın babası Şaban Deniz fenalık geçirdi. Adliyeye çağrılan 112 Acil Sağlık ekibi tarafından ilk müdahalesi olay yerinde yapılan Şaban Deniz, daha sonra ambulans ile Kocaeli Üniversitesi Umuttepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126