Türkiye'de ahırda yaşıyordu, ABD'de turistik tesis işletiyor

Rus işgali ailesini Şebinkarahisar’a taşınmaya zorlar. Burada 1933'de dünyaya gelir. Ailesi göç nedeniyle yeni geldikleri topraklarda ekonomik zorluklar çeker ancak sıkıntı bununla da kalmaz.Hayatının birçok alanında yaşadığı sıkıntılı...

Türkiye'de ahırda yaşıyordu, ABD'de turistik tesis işletiyor

Rus işgali ailesini Şebinkarahisar’a taşınmaya zorlar. Burada 1933'de dünyaya gelir. Ailesi göç nedeniyle yeni geldikleri topraklarda ekonomik zorluklar çeker ancak sıkıntı bununla da kalmaz.Hayatının birçok alanında yaşadığı sıkıntılı...

30 Ağustos 2015 Pazar 12:13
Türkiye'de ahırda yaşıyordu, ABD'de turistik tesis işletiyor
Rus işgali ailesini Şebinkarahisar’a taşınmaya zorlar. Burada 1933'de dünyaya gelir. Ailesi göç nedeniyle yeni geldikleri topraklarda ekonomik zorluklar çeker ancak sıkıntı bununla da kalmaz.

Hayatının birçok alanında yaşadığı sıkıntılı günleri aşıp, yıllar önce ABD’ye yerleşen Adil Yılmaz, bugünlerde yerli-yabancı turistleri ağırlıyor. Maine eyaletinde oğlu ile birlikte işlettiği yazlık evlerde misafir ağırlayan Yılmaz, büyük maddi sıkıntılar sonrası, ülkenin en güzel bölgelerinde turistik hizmeti veriyor. Muhtarın hatası nedeniyle soyadının Yılmaz’a dönüştüğünü, asıl soyadının Ela olduğunu anlatan Adil amcanın filmlere konu olacak ilginç bir hayat hikayesi var.

AHIRLARDAN ABD'YE UZAYAN BİR HAYAT HİKAYESİ

Yılmaz, babası Ömer Ela çıktığı ağaçtan düşünce henüz 8 yaşında yetim kalır. Bu yaştan sonra çobanlık yaparak devam eden hayat yolculuğunda zorluklar ardı ardına gelir. Çocuk yaşta ahırlarda yatar, aç kalır, gurbet gurbet dolaşır ve nihayetinde İstanbul’a gelir. İstanbul’da evlilik, sonra Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği ve peşinden gelen güzel günler artık onu takip eder.

Babaları aynı anneleri farklı olmak üzere 6 kardeş olan Yılmaz, yetim kaldıktan sonra Sivas, Erzincan ve Giresun’un çeşitli köylerinde çobanlık yaparak yaşama tutunmaya çalışır. Kimileri çocuk yaştaki bu çobanı ahırda yatırır, kimileri kapı dışarı eder ve nihayetinde baba dostu tahsildar Şaban efendi yanına alır. Onu evlatlarından ayırt etmeyen Şaban Efendi’de Yılmaz’ı yanına aldıktan 4 ay gibi bir süre sonra hastalanır ve ölür.

82 yaşındaki Türk yatırımcı, “Şaban amcanın çocukları beni sevmezdi. O ölünce beni ahırda yatırdılar, bir ay kadar ve sonra oradan kaçmak zorunda kaldım” şeklinde o zor günleri anlatır. Daha sonra başka köylerde çeşitli ağaların koyunlarını güderek ergenlik çağına gelir. Yine çobanlık yapmak için gittiği yerden köyüne döndüğünde üvey babasının büyük kız kardeşini başlık parası için yaşlı birisine verdiğini öğrenir.

O dönemlerde Adil amcanın annesi fakir ve üvey babalığa da sözü geçmez. Kız kardeşi zorla yaşlı birisiyle evlendirilince o da İstanbul’da bulunan halasının yanına taşınmaya karar verir. İstanbul’a gitmek için annesinden 2 lira yol parası isteyen yılların aşcısı, o zor günleri şöyle anlatıyor:

“Garip anam nereden buldu ise bulup buluşturdu ve bana 2 lirayı temin etti. Kız kardeşimi üvey babam 300 lira başlık parasına vermişti. Yıl 1949 idi ve ben İstanbul’a gelmiş, hamalların kaldığı bir viranede yatıp kalkıyordum. Bakkalda ayak işlerinde çalıyor aylık 12 lira alıyor bunun da 4 lirasını ev kirası veriyordum. Öyle kötü bir yerdi ki bu virane, ortasından başka evlerin lağımları geçerdi.”

Bakkalda gelecek göremeyen Adil bey, daha sonra yine bir Rum’un sahip olduğu lokantaya bulaşıkçı olarak girer. Çalıştığı yerde çalışkanlığı ile dikkatleri üstüne çeken Yılmaz, dönemin İstanbul’da en ünlü lokantası olan başbakanların, cumhurbaşkanların yemek yediği ve köşklere yemek servisi yapan Karaköy’deki Liman Restoranı’nda iş hayatına devam eder.

Şef aşçılığa kadar yükselen Yılmaz, o günlerde yaşadığı bir anısını şöyle dile getiriyor:

“Ben şef aşçı olmuştum ancak etler bozuk geliyordu. Buna müdahale etmek istedim, beni etleri getiren kasabın yazıhanesine götürdüler. Orada ilk defa mafya ile tanıştım ve bana, “Bu etlere ses çıkarma yoksa bacakların kırılır. Şu parayı da al harçlık yap kendine, sana her hafta böyle ödeme yapılacak ama sen de susacaksın’ ve bende korkumdan sustum işin doğrusu.”

Demokrat Parti hükümeti askeri darbe ile yıkılınca Yılmaz’ı işten atmak ister. Demokrat Parti iktidarda iken işe alınması nedeniyle işten çıkarılmak istenilen usta aşçıyı seven bazı isimler devreye girer ve mevcut pozisyonunu korumayı başarır.

Yıllar 1962’yi gösterdiğinde Yılmaz, Kısmet hanım ile dünya evine girer ve bir yıl sonra da Yasemin adında bir kız çocuğu olur. O yıllarda Enver Paşa’nın sarayında çalışan bir yakını sayesinde üst düzey komutlanları tanıma şansı bulur. Askerliğini yaptıktan sonra, dönemin komutanlarına ABD’ye gitmek istediğini bu ve konuda kendisine yardım edilmesini talep eder. Çalışkanlığı bilinen Adil Yılmaz, 1965’in Christmas (Noel) gününde başkent Washington’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne aşçı olarak gelir. Sefir Turgut Menemencioğlu döneminde 4,5 yıl aşcı olarak çalışır.

ABD'DE YENİ BİR GELECEK

Büyükelçilikte aşçılık yaptığı sırada bir taraftan da dışarıda başka işlerde de çalışarak para kazanır. Aşçılık konusunda önemli tecrübe kazanan Yılmaz, Amerika’ya gelişinin henüz 5. yılı dolmadan Maryland eyaletinin Ocean City kentinde Golden Plate (Altın Tabak) ismi ile bir restoran açar.

İşleri iyi giden Türk aşçının tanıştığı Carol ile ikinci evliliğini yapar. Carol’dan Yusuf (Jay) Adil ile Janet adında iki çocuğu olur. Carol ile evlikleri 10. yılını doldurmadan biter. Türkiye’den ilk eşi Kısmet’ten olan Yasemin, babasına bakmak için Amerika’ya gelir. Yasemin, babasına 1990’da üçüncü defa evleninceye kadar bakar.

Eşi Nilgün ile İstanbul’da akrabalarının aracılığı ile tanışır ve evlenir. O dönemde işlerini geliştiren Türk aşçısı Golden Plate restoranını satar ver yerine Tides Inn adlı açık büfe restoranını açar. Bir müddet daha yemek sektöründe çalışan Yılmaz, Tides Inn restoranını da 2002 yılında satınca, kuzeydoğunun güzel mekânlarından Freeport bölgesinde yaşayan oğlu Yusuf (Jay)’ın yanına taşınır. Oğlu ile birlikte Turistlik bölgede Applewood Inn yazlık evlerinde turist ağırlayan Türk yatırımcı gelini Jennifer ile oğlu Jay’in iki kız ve bir oğlu ile bir daha dede olmanın gururunu yaşar. İlk kızı Yasemin’den de iki torunu vardır.

Oğlu Yusuf, Türkçe öğrenir. Türkiye’ye giderek askerlik vazifesini yapar ve Türk vatandaşı olur. Eşi Jennifer ve çocuklarına Türk kültürünü tanıtan Yusuf, Türk vatandaşı olmanın kendisini ayrıca mutlu ettiğini söylüyor. Adil Yılmaz, ABD’de doğup büyüyen torunlarının Türk kültürünü yakından tanımak istemelerinin kendisi için gurur verici bir durum olduğunu belirtiyor.

TÜRKİYE’DE YAŞANANLARI HAYRETLER İÇİNDE SEYREDİYORUZ

Adil Yılmaz, bir zamanlar yokluk nedeniyle köylerde çobanlık yaparken, artık elindeki mesleğini iyi kullanarak Meksika, Türkiye ile Amerika’nın çeşitli şehirlerindeki evlerinde emekliliğinin tadını çıkarıyor. Oğlu ile birlikte yaklaşık 32 daireye sahip olan Yılmaz, Freeport’a gelen turistleri ağırlıyor.

Yaşadığı bölgede küçük bir çiftliğe sahip olan Yılmaz, ‘dünyaya yeniden gelseniz neler yapmak isterdiniz’? sorusuna “Mutlaka tahsil almak için gayret gösterirdim.” şeklinde cevaplıyor.

Turizm alanında yatırımları olan Adil Yılmaz, son zamanlarda Türkiye’de yaşanan terör olayları başta olmak üzere yaşanan sıkıntıların kendilerini çok üzdüğünü dile getiriyor. Terör olaylarının biran önce durdurulması gerektiğini belirten Yılmaz, son yıllarda Türkiye’de hukukun üstünlüğünün kalmadığını ve yaşananları ‘büyük hayretler içinde’ seyrettiklerini belirtti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126