Çocuk ve ceza

Çocuk ve ceza kavramlarını kısaca açmak istiyorum. Bu kavramlardan sonra, asıl düşüncelerimi sıralamayı uygun buluyorum.

Çocuk ve ceza

Çocuk ve ceza kavramlarını kısaca açmak istiyorum. Bu kavramlardan sonra, asıl düşüncelerimi sıralamayı uygun buluyorum.

28 Temmuz 2009 Salı 17:27
Çocuk ve ceza
Çocuk ifadesi; sözlüklerde çok değişik şekilde tanımlanıyor. Küçük yaştaki oğlan veya kızlara çocuk denir. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak. Belli bir işte yeteri kadar deneyimi ve yeteneği olmayan kimseye verilen Bebeklik çağı ile erginlik çağı arasındaki gelişme döneminde bulunan insan. Çocuğun şekilleneceği ve edindiği tecrübelerle, gelecekteki yaşamında uygulayacağı yaşam biçiminin nüvelerini edinebileceği dönemdir, çocukluk. Çocuğumuzun doğması ile bize düşen, anne ve baba olarak sorumluluklarımızın başladığı andır. Hz. Peygamber'in yakın çevresindeki çocuklara alâkası doğumdan itibaren başlardı. O, doğan çocukların kulaklarına ezan okur, onlara isim takar önceden kötü isim takılmış ise onları değiştirirdi. Onlar için akika kurbanı keserdi. Meselâ, torunu Hz. Hasan doğduğunda iki kulağına ezan okumuştu. Oğlu İbrahim'in doğduğu gecenin ertesi günü ona isim takışını ise sahabesine şöyle açıklamıştı: “Bu gece bir oğlum oldu. Ona atam İbrahim'in ismini koydum. Demişti. Bize göre de olması gereken ya da uygulamamız gereken ilk adımlar bunlardır. Diğer peygamberler, nebiler, âlimlerde; çocukları doğmadan önce hatta çocuk ana rahmine düşmeden önce ellerini açıp, kendilerine hayırlı evlat vermeleri için Allaha dua ve niyazda bulunurlardı. Çocuk; bizim geleceğimizdir. Çocuk; neslimizin devamıdır. Çocuk; sahip olduğumuz değerleri bir sonraki nesillere aktaracak hayat kaynağımızdır. Ceza ise; Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı devletin koyduğu sınırlama. Çok daha farklı ifade ve tanımları da mevcuttur. Ama eğer dikkat edilirse; tanımlar daha çok reşit olanları içinde barındıran bir kavramdır. Biz ise çocuktan bahsediyoruz. Çocuğa ceza verilemez mi? Elbette verilir. Ebeveyn olarak bizler her türlü, çocuktan daha güçlüyüz. Yetki bizim elimizdedir. Çocukta bizim için hoş olmayan tavır ve davranışlarına karşılık, elimizdeki güç yetkisini kullanarak, çocuğun davranışlarını olumlu bir yola kanalize edebilmek için çocuğa cezalar verebiliriz. Hatta daha da ileri giderek cebir de kullanabiliriz. Ama gelin hep birlikte kendi çocuğumuza ceza vermeden önce vicdanımızı önümüze alalım. Biraz daha düşünelim. Acaba; Evlilik yaparken; inancımıza uygun bir evlilik gerçekleştir miyiz? Çocuğumuz olmadan önce; nebevi sünnete uygun olarak dualarımızı yapmış mıyız? Çocuğumuz doğduğunda gerekli olan kurbanlarımızı kesip dağıtımını yapmış mıyız? Çocuğumuza güzel bir isim bulup, kulağına ezanlı beraber okumuş muyuz? Eşimizle birlikte manevi değerlerimize uygun bir aile ortamı oluşturarak, sakin ve huzurlu bir ev ortamı oluşturabilmiş miyiz? Aile içinde şiddet ortamını kaldırıp, sevecen bir hale getirebilmiş miyiz? Eşimize ve çocuğumuza gerekli şefkat ve merhameti gösterip, hayatı onlara çekilmez hale getirmeden, dertlerine ve sıkıntılarına ortak olabilmiş miyiz? Özellikle çocuğun huylarını olumsuz yönde etkileyecek olan söz ve sözcüklerden uzak durarak iletişimimizde sözün güzelini kullanabilmiş miyiz? Çeşitli işlerimizi bahane ederek, onu televizyona yönlendirmek başımızdan atmak gibi alışkanlıklarımızdan cayabilmiş miyiz? Akşamları yatağa doğru götürü iken kulağına gelecekte olumlu izlenimler bırakacak hikâye ve masallar okumuş muyuz? İbadetlerimizi ve manevi değerlerimizi ona sevdirebilecek uğraş ve gayreti sarf edebilmiş miyiz? Anne ve baba olarak, hoşlanmadığımız davranışları sergilediği zaman hakaret ve beddualardan uzak kalabilmiş miyiz? Çevreden ve yaşadığımız ortamın, çocuk üzerine etkisi olan olumsuzluklardan çocuğumuzu yeterince koruyabilmiş miyiz? Toplumun içinde cahiliyeden kalma örf adet ve geleneklerden ve zararlı alışkanlıklardan koruma noktasında, çabalarımızın yeterli olduğuna kendimizi inandırabilmiş miyiz? Eğitim adına, çocuğun var olan kabiliyetlerini görmezden gelerek, karakterine, seciyesine ve seviyesine uygun olmayan zararlardan koruyabilmiş miyiz? Çocukların en nefret ettikleri bir başkasını çocuğu ile kıyaslama illetinden kendimizi kurtarabilmiş miyiz? Manevi değer yargılarını bırakıp, insani olmayan değer kalıplarının, zoraki çocuğumuzda da var olması gibi bir cehalete düşmekten uzaklaşabilmiş miyiz? Çocuğumuzda oluşmasını istediğimiz değer yargılarını, biz üzerimizde yeterince taşıma kaygısını çekebilmiş miyiz? Biz, kendimizin yapmadığı davranışları, çocuğumuzdan istemekten vazgeçmiş miyiz? Bizim; kendimizin gerçekleştirmeyi istediğimiz, fakat gerçekleşmesi için gayret sarf etmediğimiz isteklerimizin, çocuklarımız tarafından gerçekleştirilmesini istemeyi bir tarafa bırakabilmiş miyiz? Herhalde bu saydıklarımıza daha çok şeyler katabiliriz. Son olarak. Eğer bu saydığımız değerleri geçekleştirebilenlerimiz varsa ve çocuk hala hatalı davranışlarına devam ediyorsa; çok büyük cezayı hak etmiştir. BU AŞAMADAN SONRA CEZANIN ŞEKLİ VE MAHİYETİ DE SİZE KALSIN. Selam ve dua ile”¦ Not: İsteyen arkadaşlarım, kendilerine göre eksik kalmış farklı alternatifleri yorum olarak ekleyebilirler.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126