İyi öğrenci, kötü öğrenci

Daha önce yazdığım “iyi öğretmen, kötü öğretmen” yazımı okuyanlarınız olmuştur. Bir kısım okuyucumuz bu ayırımı desteklerken, bazı okuyucularımız böyle bir ayırımdan rahatsız olduklarını belirtmişlerdi.

İyi öğrenci, kötü öğrenci

Daha önce yazdığım “iyi öğretmen, kötü öğretmen” yazımı okuyanlarınız olmuştur. Bir kısım okuyucumuz bu ayırımı desteklerken, bazı okuyucularımız böyle bir ayırımdan rahatsız olduklarını belirtmişlerdi.

28 Mart 2010 Pazar 10:32
İyi öğrenci, kötü öğrenci
banner203

Şimdi aynı başlığı öğrenciler için atıp, olayın bir başka yönünü ele almak istiyorum. Aslında bu yazının sonunda [B]“iyi öğretmen kötü öğretmen”[/B] ayırımı yeniden gündeme gelebilir. Hepimiz çocuğumuzu okula yazdırırken kayıt yapan müdür ya da müdür yardımcısına çocuğumuzun öğretmenini sorar ve genelde şöyle bir cevap alırız: [B]“İyi bir öğretmen”[/B] Tayin dönemlerinde okul müdürleri okullarına atanan öğretmenler için bilgi almak istediklerinde iki cevaptan birini alırlar genelde. [B]“İyi bir öğretmen” “Kötü bir öğretmen”[/B] Bu yazıyı kaleme almama neden olan ve bu sene başımdan geçen bir konuşmayı anlatmak istiyorum. Okula nakil gelen bir öğrenci mevcudu en az olan sınıf benim sınıfım olduğu için idare tarafından bana verildi. Sınıfa girmek üzereyken elime tutuşturulan kağıda [B]biraz fazla baktığımı[/B] gören müdür yardımcımız: [B]“İyi bir öğrenci Ali Bey”[/B] dedi. Muhtemel nasıl bir öğrenci olduğunu düşündüğümü zannetmişti. Belki de iç dünyamda onu da merak etmiştim. Öyle olmalı ki, biraz rahatladığımı hissettim. Daha sonra o diyalog aklıma geldiğinde rahatsızlık duymaya başladım. [B]“İyi öğrenci”[/B] ya da [B]“kötü öğrenci”[/B] ne demekti? Hele hele İlköğretimin ilk kademesinde kötü öğrenci nasıl bir şeydi? [B]Yaptığından Allah indinde bile sorumlu olmayan çocuklar için “kötü” tabirini kullanmak ne kadar doğruydu?[/B] Okula hepsi eşit şartlarda yazdırılan öğrenciler birkaç sene sonra neden [B]“iyi öğrenci”[/B] ve [B]“kötü öğrenci”[/B] olarak ayırıma tabi tutuluyordu. Tertemiz, pırıl pırıl, sevimli, neşeli çocuklarımız nasıl oluyordu da birkaç sene içinde [B]“kötü(!), mutsuz, asık suratlı, tembel”[/B] çocuklara dönüşüyorlardı. Öğretmen olarak bizlere verilen çocuklar böyle değildi oysa. Geçtiğimiz yıllarda çok sevdiğim bir okul müdürü abimizin yanında oturuyordum. Kayıt dönemiydi. Kayıt için gelen baba yanındaki çocuğu göstererek; [B]“Müdür Bey, çok yaramaz bir çocuk. Elinden zar ağlıyoruz. Biraz sıkıştırın”[/B] dedi. [B]“Merak etme”[/B] dedi Müdür Bey, [B]“okula başlasın, bir ay içinde süt dökmüş kediye döner”[/B] [B]Görevimiz süt dökmüş kediye dönen çocuklar yetiştirmek değildi halbuki.[/B] Bunu Müdür Bey'e de anlattım. Tamamen iyi niyetle söylediğine inandığım bu sözlerden üzüntü duyduğumu belirttim. [B]“Haklısın”[/B] dedi. [B]“Ama babanın beklediği cevap bu. Başka bir cevap adamı tatmin etmez ki”[/B] Bu sözler bana köyde kaldığım yılları hatırlattı. Yarı yıl ya da yaz tatillerinde köylüler beni gördüklerinde şöyle derlerdi. [B]“Ya hocam, açın şu okulu artık. Çocuklardan bıktık. Okula gitsinler de biraz başımızı dinleyelim.”[/B] İşte bu şartlar altında geliyordu çocuklar okulumuza. [B]Kız ya da erkek, yaramaz ya da uslu, konuşkan ya da suskun, el kasları gelişmiş ya da gelişmemiş, ayakkabıları yeni ya da eski, tertemiz ya da sümüklü”¦ [/B] İlk geldiklerinde hangisi iyi, hangisi kötü olacak bilmiyorduk öğrencilerimizin. Kendimi yokladım. İlk gün, ilk hafta hangi duyguları yaşıyordum onu düşünmeye çalıştım. [B]“Daha konuşkan, daha temiz, daha cin bakışlı”[/B] çocuklar okula bir adım önde başlıyorlardı. Önde onlar oturuyordu, öğretmenle en çok onlar konuşuyordu, en çok aferini onlar alıyordu. [B]Öğretmen en çok onların saçını okşuyordu.[/B] Sınıf [B]“okulu sevenler”[/B] ve [B]“sevmeyenler”[/B] olarak ikiye ayrılıyordu kısa zamanda. Oysa”¦ Oysa bunların hepsi çocuktu. Hepsi melekti yani. Hepsi suçsuz, hepsi günahsızdı. O güne kadar bu çocukların hiç biri hiç kötülük yapmamış, hiç günah işlememişlerdi. Her şey sonraki yıllarda oldu. Bir şekilde öğrencilerin [B]bir kısmı daha çabuk okurken, daha çabuk yazarken, verilenleri daha çabuk öğrenirken;[/B] diğerleri [B]az geride[/B] kaldı. [B]Daha geride kalanlar[/B] da vardı elbette. İşte ayırım burada yapılmaya başlandı. [B]“İyi”[/B] [B]“fena değil”[/B] ve [B]“kötü”[/B] sıfatları eklendi çocukların isimlerinin başına. [B]Bunun ne iç acıtıcı bir tanımlama olduğunu çok sonradan öğrendim. Öğrendiğimde tövbe edecek çok sayıda günahımla bu güne geldiğimi fark ettim.[/B] İçim acıdı. ”¦”¦”¦”¦.. Konu fazla dağıldı biliyorum. Ama bunları anlatmadan doğrudan konuyu yazmak biraz yavan kalırdı. İMKB Doğukent İlköğretim Okulu'nda göreve başladım bu sene. İdare tarafından yeni kurulan bir 5. sınıf verildi. Yeni okula taşındığımız için iki yeni sınıf kurulmuştu. Diğer sınıflardan gelen öğrencilerle, nakil gelen öğrencilerin yer aldığı iki sınıftan birini aldım. Nasıl bir sınıfım olduğunu soran arkadaşlarıma şu cevabı verdim. [B]“Arkadaşlar, nasıl bir sınıf olduğunun hiçbir önemi yok. Benim burada iki görevim var. Birincisi, her biri farklı sınıflardan ve okullardan gelen öğrencilerimi bir arada tutmayı başarmak. Onların kaynaşmasını sağlamak. İkincisi ise; onların seviyelerini ölçerek, bulundukları seviyenin üstüne çıkarmaya çalışmak.”[/B] İşte ana nokta buydu arkadaşlar. Öğrencilerimiz sınıf seviyesinin üstünde olabileceği gibi, birkaç sınıf geriden geliyor da olabilir. Anlattıklarımızı [B]bir defada anlayan[/B] öğrencilerimiz de olacaktır, anlattıklarımızdan hiçbir şey anlamayan öğrencilerimiz de”¦ Öğrencilerimizden bazıları [B]leb demeden leblebiyi kaparken,[/B] diğerlerine [B]leblebiyi öğretmek için 10 defa tekrar etmek [/B]zorunda olabiliriz. Matematiği, Türkçesi 100 olan öğrenci [B]“iyi öğrenci”[/B] olabileceği gibi [B]“45 aldığında sevinen öğrenci de iyi öğrenci”[/B] olabilir pekala. Bizim görevimiz doktor, öğretmen, avukat, mimar, mühendis yetiştirmek değil, bunu anlamalıyız önce. [B]Kendine güvenen, vatanını ve milletini seven, ahlâklı, erdemli, dürüst bireyler yetiştirmek doktor yetiştirmekten daha önemlidir ve en öncelikli görevimizdir.[/B] [B]Ve mutlu bireyler elbette”¦[/B] Dersimizden 100 alan öğrenciyle 10 alan öğrenci arasında iyilik / kötülük açısından bir fark olmayabilir. Dersimizden başarılı olan ya da başarısız olan öğrencilerimiz vardır. Anlattığımız konuyu çabuk kavrayan ya da kavrayamayan öğrencilerimiz”¦ Her soruya cevap vermek için atılan ya da hiçbir soruya cevap vermek istemeyen öğrencilerimiz de vardır, olacaktır da”¦ Ama [B]“iyi öğrenci”[/B] [B]“kötü öğrenci”[/B] yoktur. [B]Benim gibi[/B] öğrencileri [B]yanlış ölçütler[/B] kullanarak [B]“iyi”[/B] ya da [B]“kötü”[/B] diye ayırıma tabi tutan öğretmenler vardır. Her öğrenciye eşit davranmayan öğretmenler”¦ Çalışkan öğrencinin yaptığı her saygısızlığı sineye çeken ama başarısız öğrencinin iyi niyetle anlatmaya çalıştığı, anlatamadığı, yanlış anlattığı bir konuda ortalığı toza dumana katanlar”¦ Ben bu hafta başında öğrencilerime bir defa daha bakacağım uzaktan. Daha önce aklıma yer etmiş tüm [B]“kötü”[/B] tanımlamaları silerek her öğrencime eşit davranmaya çalışacağım. Bileceğim ki; sınıfımda kötü öğrencilerim(!) varsa hakikaten bu iki kötünün suçudur. [B]“Benim”[/B] ve [B]“anne babanın”¦”[/B] Saygılarımla”¦

Anahtar Kelimeler:
Bkötü
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
murat k 6 yıl önce

öğrencinin başarısını etkilemeyen ne yoktur ki.olumsuz etkileyenleri en aza indirmek gerekir.Tek bir kişi yada kurum değil.yukarıdan başlarsak dünya düzeni, ülke yönetimi,bütün resmi kurumlar,şehir yönetimi ve gelişimi,şehrin eğitime bakış açısı,mahalle,sülale, aile,arkadaş,okul, okul yönetimi, öğretmen, sınıf, öğrenci. bütün bunların eksi ve artılarından öğrenci şöyle böyle etkilenecektir.

Avatar
Ali SEZER 7 yıl önce

Güzel ülkemin her köşesinde canla başla çalışan öğretmenleri kutluyorum.Yazına yorumuna teşekkür.Elimiz vicdanımızda olsun. Çocuklarda bizim çocuklarımız.Yüregin kuvvetli olsun.

Avatar
maraşlı öğretmen 7 yıl önce

Memleketimizin sadece 6 tane sınıf öğretmenine ihtiyacı varmış ali hoca bunuda yaz bir kenara bunuda gör..Öğretmen sıkıntımız yok denecek kadar azmış bunu da belirt...

Avatar
ZEYNEP SAKİN 7 yıl önce

hocam öncelikle düşüncelriniz için size çok teşekkür ediyoruz bir öğren ci ailesinden çok öğrenmenine hayran oluyor ve onun izinden gitmeye çalışıyor öğretmenler öğrencilere nasıl davranıyorsada nasıl vasıflandırıp etiket yapıştırıyorsa da o öğrenci o kadar başarılı oluyor bunu öğrenmenlerin göz ardı etmemesi lazım onun için de geleceğimizi biz sizlerin ellerine teslim ettik bugün birçok olay oluyor öğretmen öğrenci olayları suç sadece coçukta değil öğretmendede aramak gerek bence her insan değilde sizin gibi bu işi bilenlere bu kutsal mesleği yaptırmak lazım sonuçta eğitim göz ardı edilemez bu ülkenin başbakanları da avukatlarıda miniklerimizden çıkacak

Avatar
elif 7 yıl önce

slm sizin gibi öğretmenler var mı.?
oğlum 1.sınıf öğrencisi,okuma yarışında 3.oldu ama öyle bir öğretmenimiz varki çocukların hayatlarını zindan etti.sürekli dayak hakaret küfürle dersler geçiyor.şikayet eden yok,herkes korkuyor.sanki her okul çok iyi gibi ikametgah şartı koydular onun için öğretmeneler de istedikleriniyapar hale geldi.oğlumu bu şiddet sınıfından sınıfından nasıl kurtaracağımı bilmiyorum.7 yaşındaki çocukları kötü veya iyi eden öğretmenlerdir.



Avatar
Tuğrul Kahveci 7 yıl önce

İyilik ve kötülük Dünyada en önemli iki kavram. Biri müspet, biri menfi. Bir öğretmen, bir öğrenciye "iyi" diyorsa, o öğrencinin olumlu yani müspet olduğunu mu ima ediyordur. Bir öğretmen bir öğrenciye "kötü" diyorsa, menfi yani olumsuz olduğunu mu ima ediyordur. Hayır elbette bunlar değil. Çalışkan ya da tembel olduğunu ima ediyordur. Bir öğretmen, "çalışkanlar iyidir" diye mantık güdemez. Ya da "tembeller kötüdür" diye de bir mantık güdemez. Mantık şu olmalıdır. Çalışkan olmaya azim ve çaba sarfedenler ile bunu sarfetmeyenleri tanımak ve tanımlamaktır. Çalışkan olmaya özen gösterenleri müspet tarafa, bunu göstermeyenleride menfi tarafa yerleştirmek ve menfileri müspet hâle getirmek için çaba göstermektir asıl mesele. Ben eğitim sistemimizde bunu göremiyorum. Okula müspet gelenler müspet olarak mezun oluyor çoğu zaman. (Müspet yani duyarlı, azimli, çalışkan gelenlerin bazen menfi yani tembel ve duyarsız çıktığı da oluyor ya) Ya da menfi gelenler menfi mezun oluyor. (Çok az da olsa okula duyarsız, azimsiz, tembel gelenlerin çalışkan, azimli, duyarlı mezun olduğu da oluyor bazen) Burada önemli olan okula müspet geleni müspet bir şekilde eğitmek ve öylece mezun etmektir. Menfi geleni de müspet hâle getirerek öylece mezun etmektir. Öyleyse, iyi öğrenci ve kötü öğrenci konusu başta dilimizin iyi ve yerinde kullanılmaması sorunudur. Bence dilimizin ailede, okulda yerli-yerince kullanılmasına yönelik ayır bir eğitim lazımdır. Durum bu. Selamlar. Ve Ali Bey, çok güzel anlatmışsınız da iyi ve kötü olarak nitelemenin yanlış olduğunu. Zaten milli eğitimin genel ve özel amaçlarına bakıldığında onları topluma iyi bir birey olarak yetiştirmeleri gerektiğini algılamaktayız. Gel gelelim bizdeki sistem ve değerlendirme yanlış. Okulların başarısı SBS ve PYBS sınavı ile ölçülüyorsa öğretmen ne yapsın. Sınavlarda başarı gösterecek bir öğrenci profilin yoksa sen bir hiçsin. Bazı okulların öğretmenlerce fazlaca talep edilmesinin sebebi de budur. Durdurabilir misin öğretmeni sıradan bir okulda.Bir de çoklu zeka kuramından bahsederiz, her insanın parmak izi gibi zekası vardır, deriz. Kim takdir eder sen iyi insan yetiştirmişsin, öğrencileri zeka türlerine göre değerlendirip emek sarf etmişsin, onları hayata hazırlamışsın. Kimi memmun edebilirsin vicdanından başka SBS'de ÖSS'de başarılı olmadıktan sonra...

Avatar
Tuğrul Kahveci 7 yıl önce

Çok güzel yorumlamışsın ve çok güzel içten yazmışsın hocam devamını bekleriz!!

Avatar
DÜZELTME 7 yıl önce

HOCAM BEN DEMEK İSTEDİĞİMİ ANLATAMADIM KUSURA BAKMAYIN

Avatar
sinan 7 yıl önce

Hocam Başarılı-başarısız demek istediniz herhalde
Kötü diye malın defolusuna derler
yani bir öğretmen gözüyle çocukları bir sınıflamaya tabi tutacaksanız
Başarılı veya başarısız diyebilirsiniz
Kötü kelimesini helede bir çocuk için kullanmak
Bir eğitimciye yakışmıyor

ALİ ÇAM: Yazının başlığı dışında bir tek kelimesini bile okumadığınız belli. Zaten kötü öğrenci iyi öğrenci demiyoruz. Lütfen eğer arzu ediyorsanız yazıyı tekrar okuyun. Yazının içeriğine göre eleştirilerinizi almak bizi memnun edecektir.

Avatar
sinan gök 7 yıl önce


EDİTÖR: Kişisel yorum yazmak yerine konuyla ilgili yazdığınızda yorumunuz elbette yayınlanacaktır. Selamlar...

Avatar
Ahmet Sandal 7 yıl önce

İyilik ve kötülük Dünyada en önemli iki kavram. Biri müspet, biri menfi. Bir öğretmen, bir öğrenciye "iyi" diyorsa, o öğrencinin olumlu yani müspet olduğunu mu ima ediyordur. Bir öğretmen bir öğrenciye "kötü" diyorsa, menfi yani olumsuz olduğunu mu ima ediyordur. Hayır elbette bunlar değil. Çalışkan ya da tembel olduğunu ima ediyordur. Bir öğretmen, "çalışkanlar iyidir" diye mantık güdemez. Ya da "tembeller kötüdür" diye de bir mantık güdemez. Mantık şu olmalıdır. Çalışkan olmaya azim ve çaba sarfedenler ile bunu sarfetmeyenleri tanımak ve tanımlamaktır. Çalışkan olmaya özen gösterenleri müspet tarafa, bunu göstermeyenleride menfi tarafa yerleştirmek ve menfileri müspet hâle getirmek için çaba göstermektir asıl mesele. Ben eğitim sistemimizde bunu göremiyorum. Okula müspet gelenler müspet olarak mezun oluyor çoğu zaman. (Müspet yani duyarlı, azimli, çalışkan gelenlerin bazen menfi yani tembel ve duyarsız çıktığı da oluyor ya) Ya da menfi gelenler menfi mezun oluyor. (Çok az da olsa okula duyarsız, azimsiz, tembel gelenlerin çalışkan, azimli, duyarlı mezun olduğu da oluyor bazen) Burada önemli olan okula müspet geleni müspet bir şekilde eğitmek ve öylece mezun etmektir. Menfi geleni de müspet hâle getirerek öylece mezun etmektir. Öyleyse, iyi öğrenci ve kötü öğrenci konusu başta dilimizin iyi ve yerinde kullanılmaması sorunudur. Bence dilimizin ailede, okulda yerli-yerince kullanılmasına yönelik ayır bir eğitim lazımdır. Durum bu. Selamlar.

Avatar
hamzai 7 yıl önce

Ali Bey, çok güzel anlatmışsınız da iyi ve kötü olarak nitelemenin yanlış olduğunu. Zaten milli eğitimin genel ve özel amaçlarına bakıldığında onları topluma iyi bir birey olarak yetiştirmeleri gerektiğini algılamaktayız. Gel gelelim bizdeki sistem ve değerlendirme yanlış. Okulların başarısı SBS ve PYBS sınavı ile ölçülüyorsa öğretmen ne yapsın. Sınavlarda başarı gösterecek bir öğrenci profilin yoksa sen bir hiçsin. Bazı okulların öğretmenlerce fazlaca talep edilmesinin sebebi de budur. Durdurabilir misin öğretmeni sıradan bir okulda.Bir de çoklu zeka kuramından bahsederiz, her insanın parmak izi gibi zekası vardır, deriz. Kim takdir eder sen iyi insan yetiştirmişsin, öğrencileri zeka türlerine göre değerlendirip emek sarf etmişsin, onları hayata hazırlamışsın. Kimi memmun edebilirsin vicdanından başka SBS'de ÖSS'de başarılı olmadıktan sonra...

Avatar
eylül 7 yıl önce

Ali Bey çok güzel bir konuya değinmişsiniz ya şimdiden teşekkür ederim. Ben de Birkaç kelime eklemek istiyorum. Eğitimcilik aslında bir ustalıktır. Devamlı Ağaç işleyen bir ustaya işlediğinden farklı bir ağaç verdiğin zaman mutlaka onu işlemekte biraz zorlanacaktır. Ama işin ustalığı burda gerek. İyi bir eğitimci için öğrenci aynıdır. Ama eğitimcilik bunu işleyip faydalı bir insan haline dönüştürmektedir.

Avatar
TIRPAN 7 yıl önce

İYİ ANLADIK TEŞHİS BU PEKİ TEDAVİ NE ONU BİLEN YOK HİR ŞEYİN BAŞI İNSANDIR BUNU YAPACAK OLANDA İNSANDIR SADECE ÖĞRENCİ İÇİNMİ VAR AYIRIM HAYIR BİR DAVETTE BİR TOPLANTIDA GODAMANLAR BAŞKÖŞEYE OTURMAZMI HER YERDE VAR ÖRNEK BİZİM ÖĞRETMENEVİMİZ PROTOKOL MASASI YOKMU ADAMIN İYİSİ KÖTÜSÜ VARSA ELBETTE ÖĞRENCİNİNDE OLACAK ÇÜNKÜ BU ÖĞENCİ İLERDE İYİ ADAM YADA KÖTÜ ADAM OLACAK

Avatar
ahmet46 7 yıl önce

bu toplumun sizin gibi sınıftan,öğrenciden,çocuktan kaçan değil,bilakis sınıfa her girdiğinde içi kıpır kıpır ve içinde ayrı bir heyacan olan,aydın,idealistve fedakar öğretmenlere ihtiyacı var.Bu vesileyle sizleri tebrik ediyorum...

Avatar
iremnehir 7 yıl önce

merhaba yazınızı okudum çok beğendim yanlız yazınızın bir kaç parağrafında kötü kelimesinden rahatsız olduğunuzu dile getirmişsiniz.Bana göre içinizde bir sızıntı var.Size sormak istiyorum ali hocam siz hiç öğrencilerinizi pazardan elma alırken kötüyü yani çürük olanı ayırt edebilirsiniz peki çürük yani kötü dediğiniz öğrenciyi ayırt etme şansınız varmıdır.Yzınız çok anlamlı fakat küçük bedenleri kötü diye ayırmak onları biraz olsun zedelemezmi yani kötü diye bir başlık.Çalışan öğrenci çalışmayan öğrenci olsaydı.saygılar.

Avatar
çetin özberk 7 yıl önce

Ali hocam diline ,kalemine ve yüreğine sağlık.Göreve yeni başlayan değil tüm idareci ve öğretmenin(velilerinde)okuması gerekli.Selamlar

Avatar
Muhammet Tonyukuk 7 yıl önce

Böyle bir yazıyı her öğretmen ve öğretmen adayı okumalı. Bu yazı benim gibi bir öğretmen adayının öğrenciler üzerinde temel bir konuyu göreve başlamadan görmemi sağladı. Yazıyı yayınlayarak bize ulaştıranlara da, yazının kaynağına da çok çok Teşekkürler.

Avatar
Ask-î Mâ'suk 7 yıl önce

Yüregine saglik, dogrulari yaziyorsun Ali Cam kardes, devam et...

Avatar
Akif KURT 7 yıl önce

Bundan dört yıl önce bir "Eğitim Formu" sitesinde "Süslüsüde bizim, sümüklüsü de" diye bir söz yazdımda bu ankete dönüşmüştü. Süslü isteyen çok çıkmıştı.
Etiketlemeden bakabilsek ne iyi olur.
Öğretmenlik, geçim sağlanacak meslek değildir. Yürek işididir. Yüreğiyle hayatı oynayanların yaptı iştir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126