KSÜ'de rahatsızlıklar bitmiyor

26.11.2010 Tarihinde Rektörlük görevini Prof. Dr. Nafi Baytorun'dan devralan ve aradan geçen 1,5 yıllık sürede görevi devraldığı eski Rektörün ve daha önceki rektör Osman Tekinel'in izlerini silmeye çalışan KSÜ yönetimi Avşar Kampusunda yer alan Prof. Dr.Osman Tekinel ve Prof. Dr. Nafi Baytorun konferans Salonlarının ismini değiştirdi.

KSÜ'de rahatsızlıklar bitmiyor

26.11.2010 Tarihinde Rektörlük görevini Prof. Dr. Nafi Baytorun'dan devralan ve aradan geçen 1,5 yıllık sürede görevi devraldığı eski Rektörün ve daha önceki rektör Osman Tekinel'in izlerini silmeye çalışan KSÜ yönetimi Avşar Kampusunda yer alan Prof. Dr.Osman Tekinel ve Prof. Dr. Nafi Baytorun konferans Salonlarının ismini değiştirdi.

05 Haziran 2012 Salı 17:47
KSÜ'de rahatsızlıklar bitmiyor
26.11.2010 Tarihinde Rektörlük görevini Prof. Dr. Nafi Baytorun'dan devralan ve aradan geçen 1,5 yıllık sürede görevi devraldığı eski Rektörün ve daha önceki rektör Osman Tekinel'in izlerini silmeye çalışan KSÜ yönetimi Avşar Kampusunda yer alan Prof. Dr.Osman Tekinel ve Prof. Dr. Nafi Baytorun konferans Salonlarının ismini değiştirdi. Bu duruma tepki gösteren Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Erdaş ve Orman Fakültesi Senato Temsilcisi Selçuk İnaç'ın istifa etmesi, KSÜ'de neler oluyor sorusunu gündeme getirdi. KSÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Orhan Erdiş ve Orman Fakültesi Selçuk İnanç'ın istifasının arkasında yatan nedenin KSÜ Avşar Kampusunda yer alan Osman Tekinel ve Nafi Baytorun Konferans Salonlarının değiştirilmesi ve yerlerine Cahit Zarifoğlu ve Senem Ayşe isminin verilmesinin neden olduğu iddia ediliyor. Diğer yandan daha önce Senato kararı ile verilen bu isimlerin tekrar Senato kararı ile değiştirilmesi gerektiği ve bu aşamanın tamamlanmadan, KSÜ Senato üyelerinin imzalarının tamamlanmadan isimlerin değiştirilmesinin de doğru olmadığı iddia ediliyor. Konu Hakkında görüşlerini aldığımız KSÜ eski Rektörü Prof. Dr. Nafi Baytorun, Kahramanmaraş Gazetesi'ne şu açıklamalarda bulundu: “Önemli olanın isimlerin gönülleri yazılması diyorum ben her zaman. Duvarlara ve tabelalara yazılması değil. Umarım Senatodan oy Birliği ile çıkar. KSÜ Senatosunda bu isimlerin oraya konulması için daha önce evet demiş insanlar, şimdi hayır diyorlarsa o insanlara sormak lazım. Ne oldu da daha önce evet dediniz de, şimdi hayır diyorsunuz diye. Bir diğer konu ise, benim ismimin oraya konulması olayı. Senato toplantısında ben yoktum. Ben yurt dışındaydım. Prof Dr. Orhan Doğan Hoca ve arkadaşlar bunları yapmış ve Senatodan böyle bir karar çıkmış. Ben hayatta olduğum sürece bunlara karşıydım. Ama Senatoda arkadaşlar böyle uygun görmüş. Bir şey diyemedik. Ama şimdi bunu değiştirmeye kalkmaları beni üzdü açıkçası. Ama Prof. Dr. Osman Tekinel Hocamın, ölen bir insanın, ismini oradan kaldırmak çok daha acı bir olay. Bizler oraya hizmet ettik. Bizler bu Üniversiteyi kolay kurmadık. O taşları biz arkadaşlarımızla topladık ve bu hale getirdik. Biz bu Üniversiteye büyük emekler verdik. Hiç mi emeğimiz olmadı. Ben bu olayı duyunca üzüldüm. Sayın Rektörle de konuştum. Bu doğru değil. Bu gün başkasına yapılan yarın sana yapılır. O nedenle Üniversitenin kurumsallaşması lazım. Böylesine basit işlerle uğraşmaması lazım. Bu üniversite rahmetli Prof. Dr.Osman Tekinel Hocamızla birlikte elimizde doğdu. Bundan sonra Üniversitemize bir şey gelsin istemem ama, hiçbir şekilde de bu yönetim olduğu müddetçe de, oraya artık uğramam. Sütçü İmam Üniversitesi her zaman benim Üniversitemdir. Bundan sonra gelecek olan yönetimler ne yapar bilemiyorum. Bu çok hoş bir şey olmadı. Ama beni en çok üzen şey, Daha önce ben yurt dışındayken Prof. Dr. Orhan Hoca başkanlığında yapılan senato toplantısında evet diyenler, şimdi bu senatoda hayır diyorlarsa, onlar öğretim üyesi olma sıfatına sahip olan insanlar değildir. Bu konudan sonra istifa edenler olmuş, örneğin Rektör Yardımcısı Prof. Dr.Orhan Erdaş Hoca. Ciddi anlamda üzüldüğümü söylüyorum. Ben bu konuyu KSÜ' dekilerle görüştüm. Görüştüğümde efendim çok baskı geldi üzerime dediler. Birkaç insanı aradım. Baskı falan gelmedi dediler. Böyle bir şey olmaz. Biz isimlere karşı değiliz. Ama KSÜ bizim çocuğumuz gibiydi. Sanki ellerimizde büyüdü. Bu baskıyı kimler yapmış, Niçin hangi amaçla yapmış ya bu açıklanmalı, yada böyle bir şeyin olmadığı ortadadır” Dedi. Diğer yandan Senatonun Orman Fakültesi temsilcisi ve öğretim üyesi Prof Dr. Selçuk İnaç istifa gerekçesinde “Akademik çalışmalardan dolayı ve prensiplerime ters gelen bazı olaylardan dolayı istifa kararını aldım” diye açıklama yaparken, aslında bu kararın altında isimlerinin değiştirilmesinin, prensiplerine uymadığı ve Yine KSÜ yönetiminden bazı kişilerin de bu olayı tasvib etmediği konuşulurken bu yanlıştan bir an önce dönülmesi gerektiğini savunanlar da var. Kahramanmaraş halkı ise KSÜ Yönetimi basit işlerle uğraşacağına Tıp Fakültemizi bitirseler daha iyi olur. KSÜ'nün son 1-2 yılda Kahramanmaraş' a ne katkısı olmuştur buna bakmak lazım. Öğrenci sayısı ne kadar arttı. Kaç yeni fakülte kurulmuş, Üniversite ne kadar gelişmiş. Halkla ne kadar barışık bir üniversite. Bunlar bakmak lazım. Böylesine basit işlerle uğraşmak yerine öğrenci ve halk yararına olacak işlerle uğraşmalı. Bu isimlerin Üniversitenin bu seviyelere gelmesinde büyük emekleri oldu. Yanlışları yok muy du vardı. Ancak bu iki isminde emeği büyük. İsimlerin değiştirilmesi yanlış bir olay. Yeni verilen bu isimler Üniversite'de yeni açılan yerlere verilebilirdi. Umarız bu yanlışlıktan dönülür” dediler. Diğer yandan 26.11.2010 tarihinde görevi devereden Baytorun törendeki konuşmasında; "Rahmetli rektörümüz Prof Dr. Osman Tekinel'den aldığım bu çok onurlu cübbeyi yeni rektörümüz Fatih Karaaslan'a giydirmenin onur ve şerefini taşıyorum. Çok ağır bir şey bu ama, Fatih hocanın altından kalkacağına inanıyorum" diyerek, cübbeyi Karaaslan'a giydirerek, rektörlük mührünü teslim etmişti. Yeni Rektör Karaaslan ise; “Eğitim sisteminin ve eğitim kalitesinin artırılması noktasındaki çalışmaların, yönetim ve öğretim görevlileri nezdinde devam edecek diyen Karaaslan, hizmetlerinden dolayı Baytorun'a teşekkür plaketi takdim etti. Karaaslan ; “Bugünden sonra birlik ve beraberlik içerisinde, yeni yönetimi yardımcı olunması gerektiğine dikkat çekerek, "Bu süreçte rektör adayı olan arkadaşlarımın ve üst düzey yöneticilerimizin yeni yönetime yardımcı olacaklarına inancım tamdır. Bizim yönetimimiz herkesi kucaklayacak.Üniversitenin atılım yapması gereken bir yükseköğretim kurumu olarak hızlı bir dönüşüm sürecini iyi planlayacak ve yönetecek bir kadroya sahip. “Ancak üniversitemizi, bizimle birlikte kurulan üniversitelerle kıyasladığımızda akademik kadro ve alt yapı bakımından hak etmediği bir yerde olduğunu da belirtmek isterim. Artık bizim işimiz ve görevimiz üniversitemizi daha iyi bir noktaya taşımaktır. Başarı hiçbir önyargıya kapılmaksızın hep birlikte tartışarak uygun çözüm yollarını bulmakla sağlanabilecektir. Üniversitedeki sorunları kangrene dönüşmeden çözeğiz. ''Dedikodulardan uzak duracağız. Üniversitemizi sayılarla, verilerle, bilimin yardımıyla yöneteceğiz. Hukukun üstünlüğünü sağlayacağız, verdiğimiz sözlerin arkasında durmaya çalışacağız. Kişisel düşünmeyin kurum adına düşünüp karar vereceğiz.. Hedefimiz Türk üniversiteleri arasında ilk 10 arasına girebilmek. Bu hedefe ulaşabilmek için tüm akademik ve idari kadronun kendini sorumlu hissetmesi gerekir” demişti. Prof Dr. Nafi Baytorun isminin verilmesi konusunda Senato Kararında imzası bulunan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi eski Dekanı Prof. Dr. Ahmet Hamdi Aydın ise konu Daha önceki Senato kararında imzası bulunduğunu belirterek şu açıklamada bulundu: “Baytorun adının salona verildiği zaman Senato ve Yönetim Kurulu üyesiydim. Dolayısıyla o kararın altında benim de imzam vardır, fakat çok doğru bulmamıştım. İmzalamadan önce şöyle demiştim: “Bu kararı uygun görmesem de ”˜yönetimde birlik' adına imzalıyorum. Görevi bitmiş sayın Tekinel'in adını bir yere vermeyi anlarım, fakat bir Rektörün görevdeyken kendi adının bir yere verilmesi yanlıştır, sonra gelen yönetimin uygun görmesi halinde vermesi daha doğru olur.” Dolayısıyla bu karar yanlıştı ama bugün bu yanlışı başka bir yanlış ile düzeltmeye çalışmak daha yanlıştır. Bana göre yapılmış olan bir şey, eğer hukuki, ahlaki, toplumsal vs açıdan “sakıncalı” bir şey değilse, değiştirilmesi hoş değildir. Bu yaklaşım çeşitli şekillerde yorumlanabilir ama en azından “iyi” bir yöneticilik anlamına gelmez. Olan bir şeyi değiştireceğine, ondan daha iyi bir icraat yapılarak ve o istenmeyen şey gölgede bırakılarak, örneğin, bir isim bir yere verilecekse yapılacak yeni ve daha iyi bir yere verilerek istenen mesajın verilmesi daha doğru ve “iyi” bir yöneticilik yaklaşımı olur. Böyle bir işlem, bundan sonra yönetime gelenlerin de yeni isimleri değiştirme yolunu açmış olur. Bence geçmişte Üniversiteye hizmeti olup da ismi bir yerlere verilmeyen Kurucu Rektör'ün de adı bir yere verilseydi bir eksiklik giderilmiş olurdu. Üstelik Tekinel ve Baytorun isimlerinin kaldırılması, bundan sonra da Üniversiteye hizmeti geçecek Rektörlerin isimlerinin de bir yerlere verilebilmesinin önüne geçilmiş olacaktır. Oysa, bir Üniversite'nin tüm Rektörlerinin adının bir şekilde ölümsüzleştirilmesi ne kadar doğru bir şeyse, bunun önüne geçmek de o kadar yanlıştır. Ayrıca böyle bir değişiklik yapılacaksa, yeni yönetim göreve gelir gelmez yapılsaydı Ramazan AYDIN
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali 5 yıl önce

hayatta olan siyasilerin ya da devlet memurlarının isimlerinin devlet kurumlarına verilmesi hiç etik bir davranış değildir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126