ASO Başkanı Özdebir: Siyasi belirsizlik aşılmazsa bu yılı da kaybederiz

Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, tüketim ve yatırım harcama kararlarının ertelenmesine yol açmakta olduğunu belirterek, bu durum aşılmazsa, bu yılı da kaybetmiş olacaklarını...

ASO Başkanı Özdebir: Siyasi belirsizlik aşılmazsa bu yılı da kaybederiz

Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, tüketim ve yatırım harcama kararlarının ertelenmesine yol açmakta olduğunu belirterek, bu durum aşılmazsa, bu yılı da kaybetmiş olacaklarını...

24 Haziran 2015 Çarşamba 19:55
ASO Başkanı Özdebir: Siyasi belirsizlik aşılmazsa bu yılı da kaybederiz
banner203
Ankara Sanayi Odası(ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, tüketim ve yatırım harcama kararlarının ertelenmesine yol açmakta olduğunu belirterek, bu durum aşılmazsa, bu yılı da kaybetmiş olacaklarını söyledi. Özdebir, ‘’Sanayiciler olarak, bir an önce tüm siyasi partilerin uyumlu ve uzlaşmacı bir tavır sergileyerek güçlü bir koalisyon ve piyasalara güven telkin eden bir ekonomi yönetimini oluşturmalarını bekliyoruz.’’ dedi.

Nurettin Özdebir, ASO 1. Oragnize Sanayi Bölgesi Müdürlüğü’ndeki Haziran ayı meclis toplantısında Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Ekonomi, yılın ilk çeyreğinde beklentilerin üzerinde bir hızla, yüzde 2,3 büyüdüğünü anlatan Özdebir, şunları kaydetti: ‘’Büyüme beklentilerinin yüzde 1,5-1,7 oranlarında değiştiğini dikkate alırsak, bu büyüme sevindirici olmakla birlikte potansiyel büyüme hızının yaklaşık yarısına karşılık gelmektedir. Ekonomi 22 çeyrektir büyümektedir. Dünyanın içinde bulunduğu şartlar dikkate alınırsa bu durum olumlu olmakla birlikte milli gelirimiz son iki çeyrektir düşmektedir. Yani 2014’ün son çeyreği ve 2015’in ilk çeyreğinde milli gelirimiz 2014'ün üçüncü çeyreğine göre azalmıştır. Diğer bir deyişle TL olarak reel milli gelir, 2014’ün son çeyreğinde yüzde 4,6 ve 2015’i ilk çeyreğinde yüzde 6,3 oranında düşmüştür. İlk çeyrekteki büyüme, yüzde 4,5 artan iç talepten kaynaklanmıştır. Milli gelirimizdeki azalış, iç talepteki bu artışın, orta ve yüksek gelirli kesimlerin harcamalarındaki artıştan kaynaklandığını düşündürmektedir. İlk çeyrekte artan lüks otomobil tüketimi de bu görüşü desteklemektedir. Diğer yandan iç talep artışının yılın geri kalan bölümünde devam edip etmeyeceğini şimdiden kestirmek zordur. Ayrıca, yatırım harcamalarının bir önceki yılın aynı dönemine göre artmaması düşündürücüdür. Biz sanayicileri, talepteki artış kadar yatırım harcamalarındaki artış ta ilgilendirmektedir. Büyümemizi ancak yatırımlarımızı artırarak sürdürebileceğimiz için sanayide, özellikle imalat sanayiinde yatırımların artması büyük önem kazanmaktadır.

Yılın ilk çeyreğinde, bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat binde 3 azalırken, ithalat yüzde 4,1 arttığı için net ihracatın büyüme üzerindeki etkisi olumsuz olmuştur. Bütün bunlar, yılın ilk çeyreğindeki büyümenin işsizlik üzerinde fazla etkili olmayacağını düşündürmektedir. Diğer yandan, işsizlik oranının yüksek olduğu bir ortamda sanayicinin nitelikli hatta niteliksiz işçi bile bulmakta sıkıntı çekmesi, işsizlik sorununun ekonomik olduğu kadar sosyolojik bir boyut içerdiğini, çalışma kültürümüzün değişmesi gerektiğini de ortaya koymaktadır.
Bütün bu gelişmeler, ülkemizde yatırım ve üretim ortamını iyileştirecek yapısal reformlar gerçekleştirilmeden ekonomik büyümede anlamlı bir artışın sağlanamayacağını göstermektedir. Ancak, yapısal reformlar kalıcı ve güçlü hükümetlerce gerçekleştirilebilir. 7 Haziran seçim sonuçları tek partili bir hükümetin kurulmasına imkan vermemiştir. Bu durumda, mecliste temsil edilen siyasi partilerin bir an önce, parti çıkarları yerine ülke çıkarlarını koyarak uzlaşmaya varması ve güçlü bir koalisyon oluşturması büyük önem kazanmaktadır. Bizim temennimiz de bu yöndedir. Çünkü, seçimlerin ardından ortaya çıkan siyasi belirsizlik, tüketim ve yatırım harcama kararlarının ertelenmesine yol açmaktadır. Bu durum aşılmazsa, bu yılı da kaybetmiş olacağız. Bu nedenle biz, sanayiciler olarak, bir an önce tüm siyasi partilerin uyumlu ve uzlaşmacı bir tavır sergileyerek güçlü bir koalisyon ve piyasalara güven telkin eden bir ekonomi yönetimini oluşturmalarını bekliyoruz.’’

TÜRKİYE’YE ACİL HUKUK REFORMU GEREKLİ

Üretim ve yatırım ortamının iyileşmesine önemli katkılar sağlayacak, yabancı yatırımları cesaretlendirecek bir hukuk reformu gerektiğini anlatan Özdebir, bu konunun aciliyeti hükümet tarafından da kabul edilmekte olup ve seçim sonrasında yapılacaklar listesinde ilk on içinde yer alması gerektiğini söyledi. Özdebir, ‘’Dünya Adalet Projesi her yıl, ülkeleri kural hakimiyeti/hukukun üstünlüğü konusunda sıraya koyan bir rapor yayımlıyor. Proje, ülkeleri 8 alanda puanlıyor: İdarenin yetkilerinin sınırlanması, yolsuzluktan arınmışlık, yönetimde saydamlık, temel haklar, asayiş, düzenlemelerinin etkinliği, medeni hukuk ve ceza hukuku. Bu yılın raporu, 2014 yılında 99 ülke arasında 59’uncu sırada iken 2015 yılında 102 ülke arasında 21 sıra gerileyerek 80’inciliğe indiğini göstermektedir. Bizimle aynı gelir seviyesine sahip 31 ülke arasında Türkiye 29’uncu sırada yer almaktadır. İskandinav ülkelerinin ilk sıralarda yer aldığı tabloda, Tanzanya, Zambia, Rusya, Fas, Filipinler, Endonezya, Tunus, Ürdün gibi ülkeler Türkiye’yi geride bırakmıştır. Bu durum kabul edilebilir değildir. Bir ülkede hukukun üstünlüğünde sorunlar varsa o ülkede huzurun da olmaması normal. Ekonomi ve Barış Enstitüsü, Küresel Barış Endeksi’ni açıkladı. Barış, huzur, ticaret, kültür, ekonomi ve siyaset gibi faktörler göz önünde bulundurularak hazırlanan endekste, İzlanda dünyanın en huzurlu ülkesi olurken, Türkiye 162 ülke arasında 135’inci sırada yer aldı. Zaten kötümser bir milletiz. Olayların iyi yanlarını değil, hep kötü yanlarını görüyoruz. Neyin olacağını değil, neyin olmayacağını söylüyoruz. Sonra da huzurumuz kaçıyor, daha kötümser oluyoruz. Bu kısır döngüyü de kırmamız gerekir.’’

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK KURULUŞLARI ÜRETİMLERİNİ VE İHRACATLARINI ARTIRAMADI

İstanbul Sanayi Odası, Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu açıklamasını yayınladığını söyleyen Özdebir, 2014 yılına ait bilgilere göre, Türkiye’nin en büyük kuruluşları üretimlerini, net satışlarını ve ihracatlarını reel olarak artıramadığını kaydetti. Özdebir, ’’Örneğin, net satışlar, 2013 yılında 236 milyar dolar iken, 2014 yılında 217 milyar dolara gerilemiştir. 2014 yılında Türkiye’nin toplam ihracatı yüzde 3,8 artarken, 500 Büyüğün ihracatı yüzde 3,1 düşmüştür. İlk 500'e giren sanayi şirketinin borçları da yüzde 7,8 artışla 257 milyar liraya ulaşmıştır. Firmaların bankalara olan borçları da yüzde 12,6 artışla 140 milyar liraya yükselmiştir. Görüldüğü gibi ekonomik yavaşlama sadece küçükleri değil, büyükleri de etkilemektedir.’’ diye konuştu.

34 ÜYE EN BÜYÜK 500 İÇİNDE

2014 yılında 34 üyesi en büyük 500 sanayi kuruluşu sıralamasına girdiğini bildiren Özdebir, bu üyelerin 6'sı kamuda, 28'i ise özel sektörde faaliyet göstermekte olduğunu söyledi. Özdebir, ‘’Meclis üyelerimiz Türk Traktör, Man, Nuhun Ankara Makarnası ve Koza Altın’ın da aralarında olduğu tüm üyelerimizi başarılarından dolayı kutluyor, başarılarının devamını diliyorum.’’ dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126