Durmuş Yılmaz: Hükümetin 2023 hedefleri şehir efsanesi

AK Parti hükümetinin göreve getirdiği ilk Merkez Bankası Başkanı olan Durmuş Yılmaz, hükümetin 2023 ekonomik hedeflerine ilişkin, "Bütün bunlara baktığımızda bunlar artık şehir efsanesi. Bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Şu anda...

Durmuş Yılmaz: Hükümetin 2023 hedefleri şehir efsanesi

AK Parti hükümetinin göreve getirdiği ilk Merkez Bankası Başkanı olan Durmuş Yılmaz, hükümetin 2023 ekonomik hedeflerine ilişkin, "Bütün bunlara baktığımızda bunlar artık şehir efsanesi. Bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Şu anda...

11 Nisan 2015 Cumartesi 11:56
Durmuş Yılmaz: Hükümetin 2023 hedefleri şehir efsanesi
banner203
AK Parti hükümetinin göreve getirdiği ilk Merkez Bankası Başkanı olan Durmuş Yılmaz, hükümetin 2023 ekonomik hedeflerine ilişkin, "Bütün bunlara baktığımızda bunlar artık şehir efsanesi. Bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Şu anda Türkiye dünya sıralamasında ekonomik büyüklük olarak 17. sırada. Ama 1976'dan beri Türkiye 16, 17 arasında gelip gidiyor. İlk 10'a girmek gibi bir hedefimiz var. İlk 10'a girebilmek için Çin'le, Kanada ile yarışmamız lazım. Kanada ile aramızdaki fark 1 trilyon dolar. Dolayısıyla cumhurbaşkanının sürekli Merkez Bankası'nı eleştirmesinin ardında yatan bu ekonomik büyümedeki yavaşlama." dedi. Bank Asya konusundaki hukuksuzluklara da dikkat çeken Yılmaz, "Bankanın rasyoları çok güçlü" dedi. Durmuş Yılmaz, Bank Asya'ya vurulacak darbenin "hissedarlardan ziyade Türkiye ekonomisine zarar vereceği" uyarısında bulundu.

2009 yılında Euromoney dergisi tarafından "dünyanın en iyi merkez bankası başkanı" seçilen Yılmaz, MHP Uşak milletvekili adaylığının ilanı sonrasında Amsterdam'da gurbetçilerle bir araya geldi.

"VATANDAŞA SADECE IMF HİKAYESİNİ ANLATIYORLAR"
Burada gurbetçilerin ekonomiye ilişkin sorularını cevaplayan Yılmaz, bir soru üzerine şunları söyledi: "AK Parti şunu söylüyor; 'biz iktidara geldik, IMF'ye 28 milyar dolar borcu ödedik, 5 milyar dolar kredi verecek hale geldik, ekonomiyi düzlüğe çıkardık' deniyor. Bir noktada doğru, ama hikayenin tamamı değil. AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'nin toplam dış borcu 120 milyar dolardı. Bunun 43 milyar doları özel sektöründü, geriye kalanı devletin borcuydu. Bugün gelinen nokta itibarı ile Türkiye'nin toplam dış borcu 402 milyar dolar. 2013 yılında toplam milli gelirimiz, yani 77 milyon insanın 1 yıl çalışarak ürettiği mal ve hizmetin değeri olan milli gelir 823 milyar dolar, 2014 yılında 800 milyar dolar oldu. Yani Türkiye 23 milyar dolar fakirleşti. Borç da 402 milyar dolar. Yani Türkiye'de doğan her çocuk neredeyse 5 bin dolar borçla doğuyor. AKP hikayenin bu tarafını söylemiyor. Vatandaşa sadece IMF ile olan 28 milyar dolarlık hikayeyi anlatıyor. Bunun tamamını da önceki iktidarlar harcadı gibi konuşuyorlar. Onlar 4 milyar dolarını harcadı, geriye kalanını kendileri harcadılar. Borcu da ödediler. Şu anda da Türkiye'nin rezervleri arttığı için, rezervler niye arttı, 28 milyar dolardan aldılar, 100 milyar doları çıktı, onun da bir açıklaması var. Fakat şu anda ekonomi borçlu. Bu borcun içinde kamunun, özellikle Hazine'nin Türk lirası üzerinden yaptığı borçlar ve özel sektörün TL üzerinden yaptığı borçlar yok. Dış borç 400 milyar dolar, milli gelir 800 milyar dolar... Yüzde 50 borcumuz var. Peki, bu para nereye gitti? Hükümet duble yol, Marmaray, hızlı tren yaptılar, baraj, tünel yaptılar. Bunlar da yapılması gerekirdi. Bunun toplamı nedir? Toplamda 12 yılda 25-30 milyar dolarlık yatırım çıkıyor. Bunun karşılığında 57 milyar dolarlık özelleştirme yapıldı. Yani kamunun malları satıldı. Bu gelirlerle bunlar finanse edildi."

Yılmaz, "AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'de hane halkının 100 liralık gelirine karşı 4 lira borcu vardı. Bugün bu borç 57-58 liraya çıktı. O nedenle insanlar siyasi istikrarsızlıktan korkuyor." dedi.

"MERKEZ BANKASI ONLARIN İSTEDİĞİ GİBİ FAİZ İNDİRSE 3 AYDA KRİZ ÇIKAR"
Büyüme oranlarının yeterli olmadığına ve işsizliğin arttığına dikkat çeken Yılmaz, hükümetin 2023 hedeflerini anlattı. Yılmaz, "Bütün bunlara baktığımızda bunlar artık şehir efsanesi. Bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Şu anda Türkiye dünya sıralamasında ekonomik büyüklük olarak 17. sırada. Ama 1976'dan beri Türkiye 16, 17 arasında gelip gidiyor. İlk 10'a girmek gibi bir hedefimiz var. İlk 10'a girebilmek için Çin'le, Kanada ile yarışmamız lazım. Kanada ile aramızdaki fark 1 trilyon dolar. Dolayısıyla cumhurbaşkanının sürekli Merkez Bankası'nı eleştirmesinin ardında yatan bu ekonomik büyümedeki yavaşlama. Bu ekonomik yavaşlamayı da elindeki rasyolarla yapması mümkün değil. Burada asıl görev hükümete düşüyor. Hükümet yapması gereken reformları yapmadığı için Merkez Bankası'ndan bu işlerin yapılmasını istiyor. Onun için Merkez Bankası'nın üzerine gidiyorlar. Ama Merkez Bankası elinden geleni yaptı, yapmaya da gayret ediyor. Enflasyon hala yüksek. Merkez Bankası faizi onların istediği gibi düşürse inanın Türkiye'de 3 ay içinde kriz çıkar. Başladığımız yere geri döneriz."

"BANK ASYA'YA MÜDAHALE SİYASİ MOTİFLE YAPILDI"
Bank Asya ile ilgili bir soru üzerine de Yılmaz, şunları söyledi: "Kurumlar son derece önemli. Eğer kurumlara müdahale ediliyorsa, Merkez Bankası'nda müdahale, BDDK'ya müdahale, SPK'ya müdahale... Orta ve uzun vadede ekonomik büyümeye zarar verecek unsurlar bunlar. Ortada bir Bankacılık Kanunu ve bu kanunu uygulayacak BDDK var. Bankalar her gün BDDK'ya raporlama yapıyorlar. Eğer bu raporlamanın herhangi bir yerinde yanlışlık, eksiklik var ise ve zamanında müdahale edilmediyse Bank Asya'nın veya herhangi bir bankanın kusuru olabilir, yanlış raporlama yapmış olabilir. Asıl sorumlu yöneticilerdir. Şu anda benim gördüğüm kadarıyla Bank Asya'nın BDDK'ya gönderdiği raporlarda herhangi bir yanlışının olmadığı ortaya çıkıyor. Sermaye yeterlilik oranı olması gereken yerde hatta onun da üzerinde. Dolayısıyla bu biraz siyasi motif ile yapılmış bir şey. Ve son derece yanlış ve tehlikeli bir şey. Bu finansal istikrar ve sistem öyle bir şey ki; bembeyaz kar gibi bir örtünün üzerine toplu iğne başı kadar bir siyahın, lekenin düşmesi gibi bir şey. Bu sistem bu lekeyi kaldırmaz. O nedenle bu konuda karar alanlar, söz söyleyenler bence bin kere düşünüp bir kere konuşmalılar. Çünkü bu finansal sistem zarar gördüğü zaman sadece bu kuruluş zarar görmez, herkes ve ülke zarar görür. Erğer bir yanlışlık varsa bunu kamuoyuyla paylaşmadan incelenecek, sonuç ortaya çıkacak, şu yanlışlar yapılmıştır, şu giderilmelidir, cezası budur denilmesi lazım. Ama bu iş bugün böyle yürütülmüyor. Son derece yanlış ve tehlikeli bir şey."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126