Hızlı Tren Her Yere Yakışır

Çocukluğum tren yollarının kenarındaki bir mahallede geçti. Rayların arasında biraz korkarak, biraz cesaret göstererek, ama hepsinde büyük heyecan duyarak çocukça eğlendik zaman zaman.

Hızlı Tren Her Yere Yakışır

Çocukluğum tren yollarının kenarındaki bir mahallede geçti. Rayların arasında biraz korkarak, biraz cesaret göstererek, ama hepsinde büyük heyecan duyarak çocukça eğlendik zaman zaman.

29 Haziran 2010 Salı 18:23
Hızlı Tren Her Yere Yakışır
banner203

Kimi zaman tek rayın üzerinde, tek ayak düşmeden en uzun yürüyüşü gerçekleştirmeye çalıştık. Kimi zaman tren raylarının üzerine, bulduğumuzda demir para, bulamadığımızda gazoz şişesi kapağı koyarak, tren olanca ağırlığıyla üzerinden geçtiğinde kiminki en yassı olmuş diye, bunun heyecanını yaşadık. Tren geçerken makinistlere selam vermek de en büyük gurur kaynaklarımızdan biriydi. Hepimiz bir ip gibi sıra sıra dizilir ve hiç kıpırdamadan asker selamı çakardık makinist amcalara. Onlar da lokomotifin sirenlerini çalarak cevap verirdi selamlarımıza. Bizim mahallenin yanından geçer dedik ya tren yolları. Çocukluk anılarımız çoktur. Fazla uzatmaya gerek yok. Bir de TCDD'nin ne anlama geldiğini merak ederdik. Çünkü, lokomotif üzerindeki o koca koca harfler çok dikkat çekiciydi. TCDD'nin ne olduğuna dair çocukça tahminler yürütürdük. Hiçbirimizde Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları manasına geldiğini bilmezdik. Her birimiz bir tahmin yapardık. Sonra, biraz büyüdük TCDD'nin gerçek manasını öğrendik. Bu sefer de, niye sonunda “Y” harfi yok demeye başladık. Çünkü, o zaman ki, bilgilerimizle TCDD'deki “demiryolları” birleşik kelimesinin “Demir Yolları” şeklinde iki ayrı kelime olduğunu sanıyorduk. Sizin anlayacağınız, TCDD harfleri çocukluğumuzda bizi epeyce düşündürdü. Bizim mahallenin çocukları, şu an bilcümle “Mütefekkir, Filozof İnsanlar” isek, bunda TCDD'nin büyük payı var. Tabi bu işin şakası. Şaka bir yana, çocukluk anılarımı niye yazdım şimdi buraya? Yazımın teması “Hızlı Tren” üzerine olunca, önce demiryollarının çocukluğumdaki anlamı ve anıları gözümün önüne geldi. Trenleri ve mahallemizin arasından giden uzun uzun o katarları çok severdik çok. Çocukça severdik çocukça. Kısmet işte, çocukluk anılarımla dolu olan demiryolları benim ilk çalışma alanım da oldu. Memuriyet görevine 1987 yılında TCDD Genel Müdürlüğünde başladım. Bu Kurumda beş yıl çalıştıktan sonra başka bir Kuruma nakloldum. Ancak her zaman Demiryolcu olarak kaldım. İnsan TCDD'den ayrılsa da gönül bağlarını koparamıyor. TCDD'de çalışanlar, hepsi de “demiryolcu ailesinin birer fertleridir.” Biz de demiryolcu ailesinin bir ferdiyiz hâlen. Demiryolları camiasının bir ferdi olarak geçen gün bir kez daha gururlandım. Hızlı tren ile yolculuk yaptım. Ankara'dan Eskişehir'e, Eskişehir'den Ankara'ya yolculuk gerçekleştirdim. Beklediğimden daha hızlı ve daha konforlu buldum hızlı treni. Yolculuğumuzun kaçıncı dakikasıydı bilmem. Yanımdaki arkadaşıma sordum. “Polatlı'yı geçtik mi?” O da “çoktan geçtik” deyince. “Ben görmedim bile” dedim. Ankara'dan hareket ettikten sonra yarım saatten biraz fazla sürede Polatlı'yı geçmiştik. Hayret etmiştim. Bu hayretim Eskişehir Garı'na indiğimizde daha da arttı. Saat 07.00'de hareket ettiğimiz Ankara'dan bir buçuk saat sonra Eskişehir'deydik. Kendi kendime şöyle dedim: “Ankara'dan Eskişehir'e, Eskişehir'den Ankara'ya olan otobüs seyahatlerimde, hatta Ankara'dan Afyon, İzmir cihetine olan seyahatlerimde, güzergâhın en sıkıcı bölümü Ankara-Sivrihisar, Sivrihisar-Ankara arasıdır. Çünkü, bu güzergah dümdüz ve yol sanki bitmek bilmez. Git git hep yollar aynı gibi. Bu nedenle o güzergahı hiç sevmem. Fakat, şimdi bu seyahatimde, bırak o güzergahı, sanki hiçbir güzergahı görmeden geldik. Tabir yerindeyse, “sanki uçtuk.” Evet, bu duygularım ve bu düşüncelerim içten gelen ve gönlümden kopan sevinç dalgalarıdır. Gerçekten de, Ülkemizde demiryollarında böyle hızlı ve böyle konforlu seyahati hayal bile edemezdik. Konfor dedim de, hızlı treni bu yönüyle de takdir ettim. Koltuklar arası geniş, uzat ayağını serbestçe. Vagonlar yepyeni ve tertemiz idi. Sıcaklı ve soğukluk ayarları da çok iyiydi. Ne üşüdük ne de terledik. Kısacası hızlı tren ile harika bir yolculuk gerçekleştirdik. Bu tren yolculuğunu Bize nasip eden Yüce Rabbime (cc) şükrettim. Sonra da bu hizmeti sunan Demiryollarının Genel Müdüründen en alt seviyedeki görevlisine kadar herkese teşekkür ettim. Tabi bu Proje bir Hükümet Projesidir. Bu nedenle Hızlı Tren Projesinde emeği bulunan Başbakanımızdan Bakanı'na kadar herkese ayrı bir teşekkür ve şükranlarımı sundum. Sağolsunlar. Hızlı Tren Projesinin yalnızca Ankara-Eskişehir-İstanbul arasında değil de, Ülkemizin genelinde yaygınlaşmasını diliyorum. Zaten bu hususta bir çok çalışmanın olduğunu duydum. Mesela Ankara-Konya, Ankara-Sivas gibi hızlı tren projelerinin hızlı bir şekilde ikmal edilmeye çalışıldığını duydum sevindim. Bu arada, geçen gün internette, “Kahramanmaraş-Gaziantep arasında yolcu seferleri gerçekleştirecek raybüs projesinin gerçekleşmek üzere olduğuna dair bir haber okudum.” Memleketim Kahramanmaraş adına sevindim. İnşallah, hızlı tren ve diğer normal trenler etkin, verimli, güvenilir ve konforlu bir şekilde Ülkemizin dört bir yanında hizmet verirler. Çünkü, tren ve hızlı trenler her yere yakışırlar. Durum bu. Vesselam.

Anahtar Kelimeler:
Ankaradan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ahmet SANDAL 6 yıl önce

A. Çalık Kardeşim merhaba. Bir makale hacminde yorum ve değerlendirmelerde bulunmuşsunuz. Sağolun. Yorum ve değerlendirmeleriniz elbette doğru ve isabetlidir. Bence şu üç husus bile başlı başına bir anlam taşır: 1-Karayolu taşımacılığı kaynak israfıdır. 2- Karayolu taşımacılığı çevre bozucudur. 3- Karayolu taşımacılığı trafik kazaları ve sorunları nedeniyle de baş belasıdır. Bu eklemelerle birlikte A. Çalık Kardeşimize teşekkür ederim. Selamlar.

Avatar
a. çalık 6 yıl önce

Koç ailesinin meslek lislerinin önemine binaen söyledikleri ve benim de çok önemsediğim bir slogan var: "Meslek lisesi, memleket meselesi". Aynı sloganı demir yolu taşımaclığı için de rahatlıkla söyleyebiliriz: "Demir yolu meselesi, memleket meselesi". Nasıl memleket meselesi olmasın ki? Bu gün ülkemizdeki taşımacılık türleri olan; kara, hava, deniz ve demir yolu taşımacıkları arasında öylesine çarpık bir dağılım var ki, ülkemizin bu durumu devam ettirebilemsinin imkanı olmadığı gibi asla ve kat'a menfaatimize değildir.karayolunun, 4 ana taşımacılık modları arasındaki payı, yaklaşık %90 lar mertebesindedir. Geriye kalanı ise diğer üçü arasında dağılmaktadır. Oysa ülkemizin coğrafyası, Karadeniz ve Doğu Anadolu Bölgesi, demir yolu taşımacılığına son derece uygundur. Hele İç Anadolu demir yolu taşımacılığı için biçilmiş kaftandır. Üstelik demir yolu taşımacılığı konforlu, ucuz, çevreci, güvenli ve hızlı. Peki karayollarını taşımacılıkta bu kadar baskın olmasının sonucu ne? O da şu: çevreye salınan aşırı derecede gürültü, karbonmonoksit, kükürtdioksit, karbondioksit vb emisyonu, buna bağlı olarak ortaya çıkan iklim değişiklikleri, aşırı yoğunluk nedeni ile kara yollarımızın çabuk yıpranması, yine kara yollarındaki aşırı trafik yoğunluğunun sonucunda meydana gelen onbinlerce trafik kazaları ve bu kazalarda ortaya çıkan ağır maddi ve manevi kayıplar, akaryakıtta dışa bağımlı olduğumuzdan dışarıya akıtılan oluk oluk dözvizler, yine dışarıdan ithal ettiğimiz araç yedek parçalarına verilen yüklü miktardaki paralar ve bunların sonucunda ortaya çıkan dış ticaret açığı. Yanlış taşımacılık politikalarının sonucunda, yılda 30 milyar dolar civarında sadece petrole para ödüyoruz. Ülkemizdeki kamyon ve tır sayısının tüm Avrupa Birliği ülkelerinden daha fazla olduğunu sanırım çok azımız biliyoruz. Avrupadaki, kamyon, tır ve otobüs firmaları için ülkemiz öylesine yağlı bir müşteri ki, bunu kaybetmemek için ülkemize olmadık baskılar yapılıyor, müdahaleler yapılıyor, aksi halde bu denli çarpık bir taşımacılık politikalarının asla izahı olamaz.Şu ana kadar ki gidişat ülekmizin değirmeninden ziyade, başkalarını değirmenine su taşıyor. Kolay döviz kazanan bir ülke değiliz, tabiri yerinde ise dişimizle tırnağımızla döviz kazanıyoruz. Ama, hovardaca harcıyoruz. Bu konuda o kadar yazacak şey var ki, uzatmaya gerek yok. Ülke olarak, millet olarak demir yolu taşımacılığını destekleyelim.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126