Ksü ve işkur'dan insan Kaynakları ve Kariyer Günleri

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ile İŞKUR Kahramanmaraş İl Müdürlüğü'nün ortak düzenlediği İnsan Kaynakları ve Kariyer Günlerinin 3'sü yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan KMTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Gülkesen, başarıyla geçirdiği 49 yılını öğrencilerle paylaştı. Gülkesen: “Herkes ne yaparsa kendine yapar” dedi.

Ksü ve işkur'dan insan Kaynakları ve Kariyer Günleri

Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi ile İŞKUR Kahramanmaraş İl Müdürlüğü'nün ortak düzenlediği İnsan Kaynakları ve Kariyer Günlerinin 3'sü yapıldı. Programa konuşmacı olarak katılan KMTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Gülkesen, başarıyla geçirdiği 49 yılını öğrencilerle paylaştı. Gülkesen: “Herkes ne yaparsa kendine yapar” dedi.

15 Aralık 2014 Pazartesi 13:25
Ksü ve işkur'dan insan Kaynakları ve Kariyer Günleri
İŞKUR Kahramanmaraş il Müdürlüğü ile Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesinin ortaklaşa düzenlediği “Kariyer Günleri” programının bu yıl 3'sü Cahit Zarifoğlu konferans salonunda gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın ardından başlayan programın açılış konuşmasını yapan Kahramanmaraş İŞKUR İl Müdürü Ali Yüce, başarı hikayelerinin burada anlatılması ileride iş adamı olacak veya yüksek mevkiye gelecek öğrencilerimiz açısından çok önemli olduğunu söyledi. İş hayatının zorlu bir maraton olduğunu belirten Yüce: “Başarıyla sektörlerini temsil eden iş adamlarımız öğrencilerimize kılavuz olacak” dedi.

Programa konuşmacı olarak katılan Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Kadir Gülkesen, eğitimin yanı sıra iş hayatından kesitleri öğrencilerle paylaştı. Okuduğu yıllarda işletmeci olmaya karar verdiğini belirten Gülkesen öğrencilere şunları aktardı: “

İŞLETMECİ OLMAYA OKUL YILLARINDA KARAR VERDİM

1965 yılında Kahramanmaraş'ta doğdum. İlk ve ortaokuldan sonra lise eğitimimi Endüstri Meslek Lisesinde tamamladım.  Daha sonra Erciyes Üniversitesi İngilizce İktisat Fakültesini bitirdim. 1990 yılında iş hayatına atıldım. İş hayatımın ilk yıllarında çok küçük bir tesis kurduk şimdikine göre. Ama ondan önce bir yıl araştırma süreci geçirdim. İş tercihi çok önemliydi. Çeşitli teklifler aldım Tayvan'dan. Yazışmalar yaptım otomotiv fabrikası da dahil anahtar teslimi tesislerden teklifler geldi. Daha sonra Türkiye'de o yıllarda yeni olan plastik masa sandalye işini duydum. İlgimi çekti, araştırdım ki, Ege yıldız adlı bir firma kalıplarını yapıyor. Biz de kalıpları Tayvan'da yaptırabilirmiyiz'in araştırmasına girdik. Ama kalıp fiyatları bizim beklentimizin üstünde geldi.  

NİTELİKLİ İŞGÜCÜ SIKINTISI ÇEKİYORUZ

Bizim gücümüzü aştı. Şu anda kağıt fabrikasının sahibi olan Ciğer ailesinin babamla dostlukları var, onları ziyarete gittim. Onların tavsiyesi üzerine bakalit şirketini kurdum. 
İki yıl Ciğer ailesiyle çalıştıktan sonra şu anda 300 kişinin çalıştığı kendi şirketimi kurdum.  Metal mutfak eşyaları sektörü Kahramanmaraş'ta Türkiye üretiminin yüzde 65'ini 
üretmekte. Ciddi bir merkez konumunda ve geleceği de çok parlak. Biz işe başladık. Ben hayatımı anlatmaktan çok hoşlanmam ama şimdi bazı şeyler var onları anlatmak istiyorum. Sektöre ilk girdiğimde Kahramanmaraş'ta bazı şeyler çok kısıtlıydı, eleman ihtiyacı çok öndeydi.  Bu şekilde baktığınızda çok çeşitli sorunlar yaşadım. Yaşadığım bu her sorunun başında her zaman ve şu anda da sorun olan nitelikli çalışma arkadaşı. Eleman demiyorum çünkü artık o kelimeden çok hoşlanmıyorum. Eleman başka bir şey. Nitelikli işgücü başka bir şey. 

BABAM BANA HAYATI ÖĞRETTİ

Küçük yaşlardan itibaren futbola merakım vardı. Babam ise o yıllarda pamuk ticareti yapardı. Ben ne zaman maç yapmak istesem, beni ticaret yaptığı işletmeye götürürdü. 7 yaşından 10 yaşıma kadar her Cumartesi babamın işletmesinde çalıştım. Hatta o yıllarda babamın sattığı ürünlerin taşımasını da ben yaptım. 

BÜYÜKLERİN YAPTIKLARINI O ZAMAN DEĞİL ŞİMDİ ANLIYORUZ 

Ancak on yaşıma geldiğimde babam beni annemin dayısının yanına çanta işine çırak olarak gönderdi. Ben çok üzüldüm. İşyerimiz vardı, zaten top oynamak istiyorum, babamın yanına bile gitmek istemezken beni çırak olarak başka yere verdi. Tabi ben çocuk aklımla anlamadım. İki yıl orada çanta işi ile uğraştım. Mesai saati kavramı hiç yoktu o zamanlar. Akşam saat 8, 9, 10'a kadar orada çalışmaya başladık. İşyerindeki arkadaşlar da bırakmak istemezlerdi. Ben babamın bu davranışına o zaman hiç anlam verememiştim. Şimdilerde çok teşekkür ediyorum bana böyle bir iyiliği yaptığı için, başka bir işyerinde böyle bir tecrübe kazanmama vesile olduğu için.

ERCİYES ÜNİVERSİTESİ MEZUNUYUM

Kayseri Erciyes Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Üniversiteden bir arkadaşım vardı, yaklaşık üç tesisleri vardı. Çok zengin bir ailenin çocuğu aynı zamanda benim sınıf arkadaşım. Babası bu arkadaşa son model bir araba aldı. O zamanlar geçici plaka olurdu. Onunla geldi, üniversiteden arkadaşlarla bunu kutlayalım, yemeğe gidelim dedik. Arabada üç kişiyiz. Hunat Camii'nin önünde durduk. Caminin etrafında dükkanlar, seyyar satıcılar var ve orada bir çocuk ayakkabı boyuyor. Arkadaşım çocuğa işaret etti. O sırada çocuğun müşterisi var, ayakkabı boyuyor. Bir dakika işareti yaptı ve müşterisi gittikten sonra yanımıza boya sandığıyla birlikte geldi. Arkadaşım bagajı açtı boya sandığını oraya koydular. Sonra çocuk yanımıza oturdu. Tabi ben bu sırada ne olduğuna anlam veremiyorum. Çocuğa ayıp olur diye soramıyorum da ne olup bittiğini. Yemekteyken arkadaşımı sessizce yanıma çektim dedim ki ”˜Bu kim? Bu benim küçük kardeşim dedi. Arkadaşım bana dedi ki; akrabaların iş yerlerinin önünde kardeşim boyacılık yapıyor. Bende 2 yıl burada boyacılık yaptım dedi. Bunu yapmazsak babam bizi fabrikaya almıyor dedi. Bu benim için uyarıcı nitelikteydi.

HERKES NE YAPARSA KENDİNE YAPAR

Geldim işletmeyi kurduk ve yanımda çalışan beş işçim var. Beş işçimin dördü sürekli saate bakıyor; saat beş olsa da gitsek diye. Diğer bir arkadaşım hiç gitmek istemezdi. Beşi de işçi fakat bir elin beş parmağı aynı olmaz. Hepsinin maaşı ve düzeyi aynı ama o arkadaşım gitmek istemezdi. Aradan zaman geçti işletme büyümeye başladı. Biz bu arkadaşa dedik ki -sen ustabaşı ol bundan sonra-. İlginçtir ki, yaklaşık 23 yıl oldu, o arkadaşımız hala bizimle çalışmakta. Diğer arkadaşlarımıza ağabeylik ediyor. Bu arkadaşımızın bağ evi, üç katlı dairesi ve arabası var, diğer arkadaşlardan ayrımı orada. 

HAYAT UZUN GİBİ GÖRÜNEBİLİR

Yani kişi ne yaparsa kendine yapıyor. Hayat uzun gibi görünebilir ama benim arkadaşlara tavsiyem şu: Hiç kimse için değil kendiniz için çalışın. İşlerine saygı duysunlar, eğitimlerine saygı duysunlar, kimse kendini kandırmasın. Dünya çok farklı, çok hızlı değişiyor. Ürünler hızla eskiyor, insanlar eskiyor, bilgiler eskiyor .  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
SARAFIN 2 yıl önce

Toplantinin ana guddem maddesi DADOGLU Hikayesi gibi ortaya sekerleme olmus. ziyaretci sayisi ise burokrat sayisini gecememis.. Anlamasiz bir hikaye ve anlmasiz bir toplanti olmus.. acikcasi cok anlamszi bir haber olmus sayfayi isgal etmis bos yere vaktimiz almis...

Avatar
ede46 2 yıl önce

klasik emperyalist sömürgeci bir patron örneği.saate bakmadan çalışmak çalışmak çalışmak.ve sonunda patronun zenginliği:)

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126