Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu açıklandı

Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu’na göre nominal ihracatta artışın reel ihracat artışının altında seyretmesinde ihracat fiyatlarındaki düşüşlerin etkili olduğu belirtildi.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2016...

Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu açıklandı

Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu’na göre nominal ihracatta artışın reel ihracat artışının altında seyretmesinde ihracat fiyatlarındaki düşüşlerin etkili olduğu belirtildi.Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2016...

04 Ekim 2016 Salı 15:55
Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu açıklandı
Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu’na göre nominal ihracatta artışın reel ihracat artışının altında seyretmesinde ihracat fiyatlarındaki düşüşlerin etkili olduğu belirtildi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 2016 yılı ikinci çeyrek ’Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu Raporu’nu açıkladı. Raporda, 2016 yılının ikinci çeyreğinde cari işlemler açığı yıllık bazda gerilemesini sürdürdüğü belirtildi. Cari işlemler hesabında, petrol fiyatlarındaki düşüşten kaynaklanan dış ticaret dengesindeki iyileşme ile hizmetler dengesinde görülen azalışın birbirini dengelemesi nedeniyle değişim sınırlı gerçekleşti. Yılın ikinci çeyreğinde, net seyahat gelirlerinde bir önceki yılın aynı çeyreğine kıyasla önemli düzeyde gerçekleşen azalış, hizmetler dengesindeki kötüleşmenin temel nedenini oluşturdu.
Yıllık bazda incelendiğinde, 2014 yılı başından itibaren cari açıkta gözlenen daralma eğiliminin hız kestiği görüldü. 2016 yılının ikinci çeyreğinde yıllık cari açık 29,4 milyar dolara gerilemiş, cari açığın GSYİH içindeki payı ise bir önceki çeyrekle aynı kalarak yüzde 4,2 oranında gerçekleşti. Öte yandan, altın ve enerji hariç yıllık cari işlemler açığı, 2015 yılının üçüncü çeyreğinden bu yana izlediği yatay seyrinden oldukça uzaklaşmış, bir önceki çeyreğe kıyasla 2,5 milyar dolar artarak 5,4 milyar dolar seviyesine yükseldi.
Cari açığın önemli belirleyicisi olan dış ticaret açığına altın hariç bakıldığında, yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda 2,1 milyar dolar daraldığı görüldü. Altın hariç ihracat 2015 yılının ikinci çeyreğine kıyasla 0,5 milyar dolar azalarak 36,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken; altın hariç ithalat 2,5 milyar dolar düşüşle 49,4 milyar dolar seviyesine geriledi. Altın hariç yıllık dış ticaret açığı ise, yılın ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre 14,8 milyar dolar iyileşme gösterdi.
2016 yılı ikinci çeyreğinde, ihracat yıllık bazda yüzde 1,6 artarak 37,0 milyar dolara yükseldi. İlgili dönemde ihracat miktar endeksi yüzde 7,5 oranında artış kaydetti. Altın dışarıda bırakıldığında ise ihracat miktar endeksindeki artış yüzde 6,2’ye düştü. Sonuç olarak, nominal ihracatta artışın reel ihracat artışının altında seyretmesinde ihracat fiyatlarındaki düşüşlerin etkili olduğu görüldü.
Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre, yılın ikinci çeyreğinde hem toplam hem de altın hariç ihracat çeyreklik bazda arttı. Mevsimsel etkilerden arındırılmış ihracat ilk çeyrekte bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,0, altın hariç ihracat yüzde 2,5 yükseldi. Yılın ikinci çeyreğinde Avrupa Birliği (AB) ile Orta Doğu ve Afrika (ODA) ülkelerinin altın hariç ihracat içindeki payı ilk çeyreğe kıyasla azalmış, Kuzey Amerika ülkelerinin payı ise arttı. AB ülkelerinin payının 2015 yılının ikinci çeyreğinden bu yana izlediği artış eğilimin bir miktar gerilediği gözlendi. Rusya’nın içinde olduğu Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinin payı sınırlı da olsa azalışını sürdürdü.
Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki ülkelerin ihracatla ağırlıklandırılmış büyüme oranı küresel büyüme oranının altında kalmaya devam etti. Bununla birlikte, 2016 yılının ikinci çeyreğinde her iki büyüme oranı arasındaki fark oldukça azaldı. Türkiye’nin ihracat pazarlarını oluşturan ülkelerdeki ortalama ekonomik büyüme oranı 2016 yılı ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 1,5 oranında gerçekleşirken, aynı dönemde küresel büyüme oranı yüzde 1,8 seviyesinde gerçekleşti.
2016 yılı ikinci çeyreğinde ithalat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,9 azalışla 52,9 milyar dolar olarak gerçekleşti. İlgili dönemde ithalat miktar endeksi yüzde 8,2 artış kaydederken altın ve enerji hariç miktar artışı yüzde 8,8 oranında gerçekleşti. Başta enerji fiyatları olmak üzere ithalat fiyatlarındaki gerileme ithalattaki azalışa neden oldu.
Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre çeyreklik bazda ithalatın yükseldiği görüldü. 2016 yılı ikinci çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre ithalat yüzde 3,6; altın ve enerji hariç ithalat ise yüzde 1,8 oranında artış gösterdi. Hizmetler dengesi fazlası, yılın ikinci çeyreğinde, net seyahat gelirleri ve taşımacılık kalemlerindeki gerileme nedeniyle 2015 yılının ilk çeyreğinden bu yana izlediği azalma eğilimini sürdürdü. Bir önceki yılın aynı dönemine göre taşımacılık ve seyahat kalemlerinin hizmetler hesabına verdiği pozitif katkı azaldı.
2016 yılının ikinci çeyreğinde net seyahat gelirleri bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 45,3 azalarak 2,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde seyahat gelirleri yüzde 35,3 azalırken; seyahat giderleri yüzde 0,1 arttı. Öte yandan, turist sayısı yüzde 34,3 oranında azalış kaydetti. Ülke grupları açısından bakıldığında bütün ülke gruplarının azalış gösterdiği gözlenirken, en yüksek azalışlar Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Avrupa ve Amerika ülkelerinde gerçekleşti.
Yabancı ziyaretçilerin Türkiye’de gerçekleştirdiği ortalama harcama tutarı söz konusu dönemde azalırken, yurt dışında ikamet eden vatandaşlarımızın ortalama harcama tutarları arttı. Yabancıların ortalama harcamaları geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 11,6 azalarak 524 dolar; yurt dışında ikamet eden vatandaşların ortalama harcamaları ise yüzde 7,5 artarak 765 dolar düzeyinde gerçekleşti. Taşımacılık kaleminden kaynaklanan net gelirlerde 2014 yılının ilk çeyreğinden bu yana görülen artış eğilimi yavaşladı.
Net ücret ödemeleri ve yatırım geliri toplamından oluşan birincil gelir dengesi açığı yılın ikinci çeyreğinde genişledi. Yurt dışına yapılan kar transferlerinin kaydedildiği doğrudan yatırım giderlerindeki önemli artış, birincil gelir açığının artışında etkili oldu. Birincil gelir dengesinden kaynaklanan net çıkışlar, 2016 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 15,8 azalarak 2,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Doğrudan yatırım ve portföy yatırımları kalemlerinden kaynaklanan net gelirler artarken, ücret ödemeleri kaleminden kaynaklanan net gelirlerde azalış gerçekleşti.
Genel hükümet ve diğer sektörlerin cari transferlerinden oluşan ikincil gelir dengesinde net girişler, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 119,5 artış gösterdi. Bu önemli artışta, ülkelerarası hibelerin yer aldığı genel hükümet kalemi net girişlerinde baz etkisi kaynaklı görülen yüksek artış etkili oldu.
Finans Hesabı
Amerikan Merkez Bankası (FED)’nın faiz artırımlarında hızlı davranmayacağı beklentisi ile küresel risk iştahında 2016 Şubat ayında başlayan göreli iyileşme, yılın ikinci çeyreğinde de devam etti. İngiltere’nin AB’den çıkması kararı ile sonuçlanan Brexit referandumu ve gelişmekte olan ülkelerin büyüme performansındaki zayıf seyir, bu dönemde küresel piyasalarda oynaklığa sebep olan temel etmenler oldu. Suriye’de süregelen olumsuz jeopolitik siyasi gelişmelerin bu dönemde de yoğun olarak devam etmesine rağmen, İsrail ve Rusya ile siyasi ilişkilerin normalleşeceği beklentisi ve büyüme performansındaki göreli olumlu seyir, portföy ve diğer yatırım girişlerine etki eden ülkemize özgü olumlu ayrıştırıcı unsurlar olarak öne çıktı.
Ödemeler dengesi finans hesabına ana başlıklar itibarıyla bakıldığında, doğrudan yatırım girişlerinde bir süredir görülen gerileme bu dönemde de devam etti. Portföy yatırımlarında ise yılın ilk çeyreğinde başlayan giriş yönlü hareket bu çeyrekte artarak devam etti. Diğer yatırım girişlerinde ise bankacılık sektörüne girişler bir miktar artış gösterirken, diğer sektörlerin yurt dışı kredi kullanımları yüksek seyrini korudu.
Yurt dışına doğrudan yatırımlardaki gerileme eğilimi devam etti. 2015 yılıyla birlikte gerek başlıca yatırım bölgesi olan Avrupa genelinde varlık fiyatlarının göreli olarak toparlanması, gerekse Irak, Rusya gibi bölge ülkeleri ile ortaya çıkan jeopolitik siyasi gelişmelerin etkisi ile yurt dışına yapılan doğrudan yatırımlarda azalma eğilimi ortaya çıktı. Bu eğilim 2016 ikinci çeyrek itibarıyla da devam etti ve yurt dışına doğrudan yatırımlar bir önceki yılın aynı dönemine göre bir miktar azalarak 836 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde Avrupa ülkeleri yatırım yapılan ana bölge olmaya devam ederken, sektör olarak madencilik sektörüne yönelik yatırımlar ilk sırada yer aldı.
Yılın ikinci çeyreğinde, yurt içine doğrudan yatırımlarda büyük bir işlem gerçekleşmedi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de gerçekleştirdiği doğrudan yatırımlar temelde sermaye ve gayrimenkul yatırımlarından oluştu. Bir süredir azalma eğiliminde olan yurt içine doğrudan sermaye yatırımları bu eğilimini 2016 yılı ikinci çeyreğinde de devam ettirdi. ABD ve Avrupa’nın genelinde gözlenen durgunluğun devam ediyor olması ve yurt dışında Türkiye’ye yönelik güvenlik algısındaki değişim, doğrudan yatırım girişlerinde bu dönemde ortaya çıkan azalışın temel nedenlerini oluşturdu.
2016 yılı ikinci çeyreği itibarıyla, bölgesel olarak Avrupa en fazla sermaye yatırımının geldiği bölge olmaya devam ederken, hizmetler sektörü en fazla yatırım çeken sektör oldu. Öte yandan, yurt içine doğrudan yatırımların diğer önemli bileşeni olan gayrimenkul yatırımları, önce 2012 yılında yabancılara Türkiye’de mülk almayı kolaylaştıran ilgili yasanın değişmesi, sonrasında ise aynı yıl bu yasanın uygulama tebliğinin çıkarılması ile birlikte 2013 yılından başlayarak hızlı bir artış gösterdi. 2016 yılı ikinci çeyreğinde gayrimenkul yatırımları, bir önceki yılın aynı dönemine göre azalarak 737 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu dönemde turizm sektöründe görülen durgunluğun, yabancıların gayrimenkul yatırımları üzerinde de olumsuz etkisinin olabileceği değerlendirildi.
Portföy yatırımlarının temel seyri yurt dışı yerleşiklerin yurt içinde yaptığı yatırımlar tarafından belirlendi. Portföy yatırımları yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki yatırımları (portföy yatırımları net varlık edinimi) ile yurt dışı yerleşiklerin yurt içindeki yatırımları (portföy yatırımları net yükümlülük oluşumu) toplamından oluştu. Bankalar ve diğer sektörlerin toplamından oluşan yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki portföy yatırımları yıllar itibarıyla ihmal edilebilir düşük düzeylerde gerçekleşti.
2016 yılı ilk çeyreği ile birlikte FED’in faiz artırımlarında hızlı davranmayacağı yönünde beklentilerin yerleşmesiyle, gelişmekte olan ekonomilere ve bu bağlamda Türkiye’ye portföy girişleri yeniden başlamış ve bu girişler yılın ikinci çeyreğinde de devam etti. 2016 yılı ikinci çeyreğinde enstrüman bazında bakıldığında, borç senetlerinde giriş yönlü hareket olduğu, hisse senetlerinde ise bir miktar çıkışlar gerçekleştiği gözlendi. Borç senetlerindeki girişler başta genel hükümet olmak üzere tüm sektörleri kapsadı. Öte yandan, olumsuz piyasa koşulları nedeniyle bir süredir durgunluk yaşayan bankacılık sektörünün yurt dışı tahvil ihraçlarının, 2016 yılının ikinci çeyreği ile birlikte yeniden hızlanması dikkat çekti. Ödemeler dengesinde diğer yatırımların önemli bir bileşenini oluşturan efektif ve mevduatlar, yurt içi sektörlerin yurt dışı mevduatları ile yabancıların Türkiye’deki mevduatlarından oluştu.
İkinci çeyrekte, bankaların yurt dışındaki mevduatları azaldı. Bankaların yurt dışı muhabir hesaplarından oluşan mevduat varlıkları, temelde yurt içi ve yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesaplarındaki değişim ile bankaların döviz likidite ve portföy yatırım tercihlerinden etkilendi. Bu çerçevede, yurt dışı yerleşiklerin yurt içindeki mevduatlarında bu dönemde görülen gerileme, bankacılık sektörünün muhabir mevcutlarındaki azalışın temel nedenini oluşturdu.
Benzer şekilde, bankacılık dışındaki sektörlerin yurt dışındaki mevduatları geriledi. İlgili işlemleri yansıtan diğer sektörler kalemi, Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) tarafından derlenen verileri kullandı. BIS’e üye ülkelerde Türk vatandaşları adına tutulan mevduatların, ilgili merkez bankaları tarafından BIS’e raporlanması sonucu derlenen bu kalem, büyüme dönemlerinde genel olarak artış eğiliminde olurken, kriz dönemlerinde ise yurt içi yerleşiklerin bu mevduatları kullanması neticesinde azalma eğiliminde oldu. Söz konusu mevduat verisi, BIS’ten yaklaşık dört ay gecikme ile elde edildiğinden, 2016 ikinci çeyrek rakamı geçici ve tahmin rakamını yansıtmakta olup bu dönemde bir miktar azalma gösterdi.
Efektif ve mevduatların net yükümlülük kaleminde, yurt dışı bankalara ait mevduatın gerilemesi kaynaklı azalış kaydedildiği görüldü. Söz konusu kalem, uzun vadeli Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı (KMDTH) adı altında yurt dışında çalışan vatandaşların Merkez Bankası’nda bulunan mevduatları ile yurt dışı bankaların ve yurt dışı yerleşik kişilerin mevduatlarından oluştu. 2016 yılı ikinci çeyrekte ilgili kalemde gözlenen mevduat çekilişlerinin, yabancıların yurt içinde portföy yatırımlarına yönelmelerinden kaynaklandığı düşünüldü. Nitekim, ilgili çeyrek dönemde yabancıların borç senetlerindeki net alımlarında 6,1 milyar dolar tutarında artış gerçekleşti.
Bankalar ve diğer sektörlerin 2015 yılı ilk çeyreğinde başlayan uzun vadeli borçlanma eğilimleri 2016 yılı ikinci çeyreğinde de devam etti. Merkez Bankası, Ocak 2015’te dış borçlanma vadelerinin uzamasını teşvik amacıyla bankaların ve finansman şirketlerinin yabancı para cinsinden çekirdek dışı kısa vadeli yükümlülükleri için uygulanan zorunlu karşılık oranlarında değişiklikler yaptı. Söz konusu değişikliğin, bankaların yurt dışı kredi borçlanmalarındaki etkisi 2016 yılı ikinci çeyreğinde hala devam etmekte ve bankaların uzun vadeli kredilerde net kullanıcı, kısa vadeli kredilerde ise net geri ödeyici olduğu görüldü. Diğer sektörler için ise, yurt içinde gerçekleştirdikleri büyük projelerin finansmanına yönelik borçlanma ihtiyaçları sebebiyle yurt dışı borçlanmada vade yapısının uzun vadeli olarak şekillendiği düşünüldü. Yurt dışı kredi borçlanmalarında 2016 yılı ikinci çeyrekte, bankaların 2,3 milyar dolar ve diğer sektörlerin 4,0 milyar dolar uzun vadeli net kredi kullanımı gerçekleştirdikleri görüldü.
2015 yılı birinci çeyreğinden itibaren gerileyen Merkez Bankası rezervleri, 2016 yılı ile beraber artışa geçmiş ve ikinci çeyrekte de 1,2 milyar dolar artış kaydetti. İlgili dönemde portföy yatırımlarında yabancıların net alımları kaynaklı girişler rezerv varlıkların artışını destekledi.
Finansman unsurlarının kalitesinde belirgin bir değişim gözlenmedi. Finansman unsurlarının kalitesi yönünden değerlendirildiğinde; gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) yönelen sermaye akımlarında Türkiye’nin payı ile diğer sektörlerin borç çevirme oranında bir yıl öncesine göre ılımlı bir iyileşme gözlendi. Diğer taraftan, doğrudan yatırım girişleri göreli olarak olumsuz seyrederken, sermaye girişlerinin vade yapısı, bankacılık sektörünün borç çevirme oranı ve rezerv yeterlilik göstergeleri mevcut konumlarını korudu.
Net Hata ve Noksan (NHN) kalemi 2016 yılının ikinci çeyreğinde eksi 738 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllık bazda bakıldığında, ikinci çeyrekte oniki aylık birikimli NHN’nin 2,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği ve toplam döviz gelirlerine oranının da yüzde 1,1 seviyesine gerilediği görüldü.
Uluslararası Yatırım Pozisyonu
Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP), 2016 yılı ikinci çeyreğinde sınırlı bir iyileşme gösterdi. Bu iyileşmede, değer ve kur hareketleri belirleyici oldu. 2016 Haziran sonu itibarıyla, UYP verilerine göre, Türkiye’nin net yükümlülük pozisyonu yılın ilk çeyreğine kıyasla 7,8 milyar dolar iyileşerek 379 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde, yurt dışı varlıklar yüzde 2,4 artarken, yükümlülükler yüzde 1,3 oranında geriledi.
Ödemeler dengesi kaynaklı akım işlemler ile stok UYP verilerinin karşılaştırmasına dayalı bütünleşik UYP hesaplarına bakıldığında, söz konusu iyileşmenin ödemeler dengesi kaynaklı hareketlerden ziyade, değer ve kur değişimlerinden kaynaklandığı görüldü. Yılın ikinci çeyreğinde, küresel piyasalarda süregelen belirsizlik, birinci çeyreğe göre BIST Ulusal 100 Endeksinde yüzde 16, Türk lirasının dolar karşısında ise yüzde 25 değer kaybı, kur ve fiyat değişimlerini belirleyen temel gelişmeler oldu
Sektörel olarak değerlendirildiğinde, finansal olmayan şirketleri kapsayan diğer sektörlerin 306 milyar dolar ile en yüksek net yükümlülük pozisyonunu taşıdığı, bunu 205 milyar dolar ile bankacılık sektörünün izlediği görüldü. Söz konusu sektörlerin toplama katkıları yüzde 83 olup, bu sektörlerdeki gelişmeler UYP’nin genelini belirledi. Diğer taraftan, Merkez Bankası geleneksel olarak net varlık pozisyonu taşırken, genel hükümetin net yükümlülük pozisyonu bulundu. 2016 yılı ikinci yarısında, ilgili sektörel dağılımın ve katkıların diğer sektörlerin payındaki 1 puanlık düşüş dışında önemli oranda değişmediği izlendi.
Yatırım araçları detayında incelendiğinde, bir önceki çeyreğe göre net UYP’nin en büyük varlık kalemi olan Merkez Bankası bünyesindeki rezerv varlıklardaki artış ile yükümlülük tarafında yurt dışında yerleşik kişilerin doğrudan yatırımlarındaki gerileme UYP’de yılın ikinci çeyreğindeki gözlenen olumlu gelişmenin temel kaynaklarını oluşturdu. Rezerv varlıklardaki artışta TCMB’nin bu dönemde izlediği rezerv biriktirme amaçlı işlemleri etkili olurken, doğrudan yatırımlarda değer ve kur değişimi kaynaklı 13,9 milyar dolar yükümlülük azalışı gerçekleşti.
UYP’nin yükümlülük tarafında yaklaşık 1/4 ağırlığa sahip portföy girişleri enstrüman ve sektör detayında incelendiğinde, 2016 ikinci çeyreğinde hisse senetleri kaynaklı girişler gerilerken, borç senetleri kaynaklı girişlerin yükseldiği görüldü. Bu dönemde hisse senedi stokunda gözlenen 5,2 milyar dolar düzeyindeki gerilemenin 1,2 milyar dolar bankalar, kalanı ise diğer sektörler nezdinde olup, söz konusu gerileme temelde fiyat hareketlerinden kaynaklandı. Öte yandan, borç senetlerinde gözlenen yaklaşık 6 milyar dolardaki yükseliş esas olarak ödemeler dengesi işlemleri kaynaklı oldu.
UYP’nin yükümlülük tarafında uzun vadeli kalemlerin ağırlığı korundu. Sektörler olarak bakıldığında 2016 ikinci çeyrek itibarıyla, Merkez Bankası’nın tamamının, genel hükümetin ve diğer sektörlerin yükümlülüklerinin ise sırasıyla yüzde 64 ve 77’sinin uzun vadeli olduğu görüldü. 2015 yılından başlayarak, Merkez Bankası’nın aldığı kararların da etkisi ile bankacılık sektörü yükümlülüklerinin vade yapısında uzun vadenin payının arttığı ve aynı dönem itibarıyla bu oranın yaklaşık yüzde 63 düzeyinde gerçekleştiği gözlendi. Sektörlerin toplamı olarak bakıldığında 2016 yılı ikinci çeyreğinde UYP yükümlülüklerinin yaklaşık yüzde 70’i uzun vadeli oldu.
Net UYP’nin döviz kompozisyonu incelendiğinde, dengeli bir yapıya sahip olduğu görüldü. Rezerv varlıklar hariç tutulduğunda, dolar ve euronun yaklaşık 1/3 ile eşit ağırlıkta, Türk lirası cinsi net yükümlülüklerin de 1/5 ile önemli bir paya sahip olduğu görüldü.
UYP’nin yükümlülük kalemleri temelde dış borç stokunun ana bileşenlerini oluşturdu. İlgili yükümlülük kalemlerinden hareketle dış borç stoku verileri incelendiğinde, yılın ikinci çeyreğinde dış borç stokunun sınırlı bir artış göstererek, 421 milyar dolara yükseldiği görüldü. Borçlu dağılımına göre, özel sektör yüzde 71’lik payı ile brüt dış borç stokundaki en ağırlıklı sektör oldu. Vade dağılımına bakıldığında ise son yıllarda kısa vadeli borcun payının düştüğü, uzun vadeli borcun payının ise arttığı izlendi. 2016 ikinci çeyrek itibarıyla, uzun vadeli borcun payı yüzde 75 seviyesinde oldu.
TCMB brüt uluslararası rezerv stoku, 2016 yılı ikinci çeyreğinde bir önceki döneme göre 7,2 milyar dolar artarak 121,8 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde, vadesine 1 yıl ve daha az kalan dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borçlar (KVDB) bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 artarak 168,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Bu gelişmeler sonucunda, rezerv yeterlilik göstergesi olarak takip edilen toplam uluslararası rezervlerin KVDB stokuna oranı yüzde 83,4 düzeyinde gerçekleşti. Yurt dışı şube ve iştirakler hariç tutulduğunda söz konusu oran, yüzde 96,4 olarak hesaplandı. IMF Rezerv Yeterlilik Göstergesi1 ise yüzde 96,0 olarak hesaplandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126