Antalya’da cesedine 9 gün sonra ulaşılan Fulya Özdemir son yolculuğuna uğurlandı

Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 gün süren aramalar sonucu bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Fulya Özdemir, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı.Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 günlük yapılan aramanın ardından bıçaklanarak öldürülmüş...

Antalya’da cesedine 9 gün sonra ulaşılan Fulya Özdemir son yolculuğuna uğurlandı

Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 gün süren aramalar sonucu bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Fulya Özdemir, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı.Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 günlük yapılan aramanın ardından bıçaklanarak öldürülmüş...

26 Ekim 2016 Çarşamba 16:07
Antalya’da cesedine 9 gün sonra ulaşılan Fulya Özdemir son yolculuğuna uğurlandı
banner203
Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 gün süren aramalar sonucu bıçaklanarak öldürülmüş halde bulunan Fulya Özdemir, Ankara’da son yolculuğuna uğurlandı.
Antalya’nın Kaş ilçesinde 9 günlük yapılan aramanın ardından bıçaklanarak öldürülmüş ve battaniye sarılmış halde cesedine ulaşılan Fulya Özdemir için Ankara Karşıyaka Mezarlığı Camii’nde cenaze namazı kılındı. Öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazına Fulya Özdemir’in babası Eyvaz, annesi ve yakınları katıldı. Cenaze namazı öncesi basın mensuplarının sorularını yanıtlayan baba Eyvaz Özdemir, en son Eylül ayında kızının yanına gittiğini belirterek, “Ziyaretine gitmiştim. Her şey yolundaydı. İsviçre’den arabasıyla eşyalarını götürmüştü. Ben bir hafta sonra ayrıldım. Eylül’de bir kez daha gittim. Bu gittiğimde de biraz daha farklı bir ortamımız vardı. Beraber uzunca bir vakit geçirdik. Beni otellere götürdü, tanıştırdı. Çevresindeki insanlarla tanıştırdı. Hatta ve hatta kendi katledildiği yere bile beni götürdü. Sonra dedim, ‘Kızım ben bile korkuyorum. Buralara neden geliyorsun.’ ‘Yok’ dedi, ‘Buradaki insanlar otelin çalışanları, zarar gelmez’ dedi. ‘Bazıları bana çok yardımcı oluyorlar. Orası otelin sahibinin kiraladığı bir bina’ dedi. ‘Burada her ne kadar onlar otursalar da çamaşırhane olarak kullanıyorlar’ dedi. Bir tehlike olmadığını söyledi. ‘Koskoca mesleği, bankacılığı bıraktın geldin buraya, henüz ayakların üzerinde duramıyorsun. Ne düşünüyorsun’ diye sorduğum zaman, ‘Yok baba ben mutluyum, bu yolda ilerlemek istiyorum’ diyordu. Bende elimden geldiği kadar katkı veririm dedim” şeklinde konuştu.
Katil zanlısıyla tanıştığını anlatan baba Özdemir, “Ben onu sadece bu son ya Ağustos’ta ya Eylül’de gördüm gittiğimde. Aşağıda, bahçede bir şeylerle uğraşıyordu. Ben onu gördüm ve sordum kim bu diye. ‘Ufak tefek getir götür işlerini yapıyor, elektrik problemleri oluyor falan, onları yapıyor’ dedi. ‘Otellerde çalışıyor, başka bir şey yok. Dostane bir ilişki’ dedi. Bende ‘Kızım pek gözüm tutmadı. Biraz mesafe koyarsan iyi olur’ dedim. ‘Ya baba sende çok telaşlanıyorsun, endişeleniyorsun’ dedi. ‘Bence dostane bir ilişkimiz var, ben çok bir şey görmüyorum’ dedi” ifadelerini kullandı.
Katil zanlısının sabıkalı olduğunu biliyormuş
Kızı Fulya’nın katil zanlısı olan Atilla’nın geçmişe dönük sabıkası olduğunu bildiğini belirten baba Özdemir, “Hatta onun üzerine bir kez daha söyledim. ‘Dedi ki her insan hata yapabilir. Her insana şans verilmesi lazım. O da artık pişmanlık duymuş. Ben çok tehlikeli görmüyorum’ demişti” dedi.
Kızı Fulya ile en son Whatsapp üzerinden sesli olarak konuştuklarını anlatan ve basın mensuplarıyla o konuşmayı paylaşan Özdemir, “Bu olayın olduğu 15 Ekim günü saat 13.30 civarında bir görüşmemiz oldu. Bazı eşyaları da vardı. Annesi de artık kesin dönüş yapıyor. Dolayısıyla bazı eşyaları toplayıp, geri gelecekti. Hiçbir şeyi yoktu, tedirginliği yoktu” diye konuştu.
“Belki onlarla ilgili bildiği ciddi bir şey olabilir”
Kızının 30 bin liralık bir borcunun olduğunu ve bunu mafyadan almış olabileceğini söyleyen Özdemir, şunları kaydetti:
“30 bin liralık bir borçtan söz etmişti. ‘Baba benim bir 30 bin liralık borcum var’ dedi. ‘Kızım bu nasıl oluştu’ dedim. ‘Zürih’teyken sıkıntı içerisindeydim’ dedi. O zaman da biraz uzaktık. ‘Birinden borç aldım, o borcu kapatmak için de Türkiye’den birinden borç aldım’ dedi. ‘Kızım bu işler çok tehlikeli, mafyadan almış olabilirsin. Başımıza iş açar. Ben gideyim konuşayım, kapatayım bunları’ dedim. ‘Yok baba ben kapatırım. Bu işi de bitirmek istiyorum’ dedi. ‘Tamam o zaman 3’e bölüp ödesek olur mu?’ dedim. ‘Tamam’ dedi. O vesileyle Temmuz’da bir ödedik, Ağustos’ta bir ödedik. Eylül ayında ödeyeceğimiz parayı da gittiğimde kendisine vermiştim. Benim şüphem, borçta sonradan yaratılmış, belki de ufak bir para aldı. Biliyorsunuz bu işlerde büyük faizler çalıştırılır. Onu ödemeye zorlandı. Dolayısıyla o bunun farkına varmış olabilir. Kendisine oyun oynandığının farkına varmış olabilir. Hatta bana mesajında diyor ki, ‘Sen Atilla’ya, ben eroinmanmışım diye söylemişsin. Öyle bir konuşmanız geçti mi?’ dedi. ‘Yok kızım ben Atilla’yı zaten tanımam. Bir defa dışarıdan gördüm. Dolayısıyla o yakıştırma’ dedim. Dolayısıyla onların hep beni çocuktan uzaklaştırma çabaları vardı. Bildiğim kadarıyla bunu tuzağa düşürüp bir şeyler yapmak istediler. Belki onlarla ilgili bildiği ciddi bir şey olabilir” ifadelerini kullandı.
“8 Ekim’de yazılmış bir notta, 15 Ekim’e, ‘Bugün Atilla, Önder ve patrona hesaplaşma günü’ diye bir not düşmüştü”
Kızının günlük tuttuğunu belirten Özdemir, günlükte 8 Ekim tarihine 15 Ekim tarihi için yazılmış olan notla ilgili olarak, “2016 günlüğü de zaten savcılık tarafından teslim alındı. Maalesef hepsini göremedim ama okuduğum bir notta şöyle diyordu, 8 Ekim’de yazılmış bir notta, 15 Ekim’e, ‘Bugün Atilla, Önder ve patrona hesaplaşma günü’ diye bir not düşmüştü. Zaten hadisede 15’inde oldu” dedi.
Notta yazan diğer isimleri tanımadığını belirten baba Özdemir, şöyle devam etti:
“Önder’i tanımıyorum, ben hiç görmedim. Savcıya söyledim. ‘Bakın bu 3 isim geçiyor, niçin bu isimlere gidilmiyor’ dedim. Savcı Bey, ‘Zaten Önder burada yok. Yurt dışına çıkmış’ dedi. ‘Öyle bile olsa patron diye söz ettiği herhalde buradaki otellerin sahibidir. Sıradan bir insan için patron denmez’ dedim. ‘Çok iyi delil olmadan üzerine gidemeyiz, bir şey yapamayız’ dedi. Bu olay olmadan önce orada kızım ile Atilla’nın orada oturduğunu gören, Umut diye bir çocuk var. O çocuk pencerede karşılıklı otururken gördüğünü, hatta kızımın koltukta oturduğunu, Atilla’nın sehpa üzerinde oturduğunu, biraz tehditkar bir tavır içerisinde olduğunu söyledi. Arabayı da Atilla’nın isteğiyle, arkasından da Atilla’nın refakatinde kızımın evinin önüne bırakıp gittiklerini, içinde çantanın olduğunu falan biliyor. Bunları söyledik ama maalesef hem polis hem de savcılık bu işte çok savsakladı. Maalesef o yüzden şimdi benim kızımın cesedi tanınmayacak hale geldi. Bu korkunç bir şey.”
Kızının sevecen ve hayvansever birisi olduğunu kaydeden anne Özdemir ise, “Sokaktaki bütün kedilere bakardı. Yaralı hayvanları hastaneye götürüp para harcardı. En son bir operasyon geçirmiştim, onun için gelmişti şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126