Hak-İş Başkanı Arslan, darbe girişimini değerlendirdi

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Türkiye Cumhuriyeti ilk defa tarihi içinde en büyük tehditle karşı karşıya kalmıştır. Bu tehdit o kadar ileri boyutta ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiyeye yönelik"...

Hak-İş Başkanı Arslan, darbe girişimini değerlendirdi

Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Türkiye Cumhuriyeti ilk defa tarihi içinde en büyük tehditle karşı karşıya kalmıştır. Bu tehdit o kadar ileri boyutta ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiyeye yönelik"...

23 Temmuz 2016 Cumartesi 13:46
Hak-İş Başkanı Arslan, darbe girişimini değerlendirdi
banner203
Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin, “Türkiye Cumhuriyeti ilk defa tarihi içinde en büyük tehditle karşı karşıya kalmıştır. Bu tehdit o kadar ileri boyutta ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiyeye yönelik" dedi.
Hak-İş/ Hizmet-İş Sendikası Ankara 4 No’lu Şubesi Genel Kurul Toplantısı Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın katılımıyla gerçekleşti. Genel Kurul’da divan seçiminin ardından yaptığı konuşmada Arslan, 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Arslan, “Bu sabah OHAL ile ilgili ilk kanun hükmündeki kararnameyle Türkiye’de FETÖ terör örgütünü destekleyen bazı konfederasyonların ve sendikaların kapatılmasıyla ilgili bir Resmi Gazete var. Ancak her zaman olduğu gibi bütün bunlardan yola çıkarak Hak-İş’e yönelik bir algı operasyonu sürdürülmeye çalışılıyor. Maalesef sosyal medya da Hak-İş’in kapatıldığına dair bir kısım yayınlar yapılmaktadır. Bu onların aslında kafalarının arka planındaki bir arzusu isteği. Özellikle Türk-İş’e bağlı bazı sendikalar ısrarla Hak-İş’in kapatıldığıyla ilgili yayın yapmaktadır. Bu algı operasyonuyla hem Hak-İş mensuplarına hem sendikalarımıza yönelik bir yıldırma, korkutma operasyonu olduğunu bilmeniz gerekiyor” diye konuştu.
“Arkadaşlarımızın pek çoğu bizim çağırımızdan önce zaten meydanlara çıkmıştır”
Arslan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Olayı haber aldığımız andan itibaren ilk işimiz Sayın Cumhurbaşkanımızın meydanları doldurun ifadesinden daha önce biz bütün teşkilatlarımızı Ankara’da ve bütün Türkiye’de meydanlara çıkmaya davet ettik. Arkadaşlarımızın pek çoğu bizim çağırımızdan önce zaten meydanlara çıkmıştı. Hak-İş demokrasiye sahip çıkmak, milli iradeye sahip çıkmak, milli iradenin tecellisi olan Meclise milletvekillerine, Cumhurbaşkanlığımıza ve bütün demokratik yapılara sahip çıkma konusunda büyük bir mücadele göstermiştir. Bu süreç Hak-İş Konfederasyonu ve sendikalarımız için ülkemizin geleceği, Türkiye Cumhuriyeti’nin bekası, milletimizin geleceği ve konfederasyonumuz ve sendikalarımızın geleceği adına bu şanlı direnişi gerçekleştirmişlerdir. Burada kaybettiğimiz sadece hak-İş mensupları değil, şuana kadar bize intikal eden 246 vatan evladı kahramanca, tanklar, toplara, silahlara, bombalara direnerek şehit olmuştur. Bu aslında dünya tarihinde ender rastlanan direnişlerden birisidir. Bu ölümün korktuğu andır. Milletin parasıyla milletin fedakârlığıyla oluşturulmuş silahlı kuvvetlerin tankını, topunu, tüfeğini bombasını, uçağını, silahlı kuvvetlerin düşman için kullanması gereken silahlarını millete yönelten ve millete acımasızca sıkan bu hainleri tarif etmek mümkün değil.”
“Bu hainlere karşı bundan sonrada nöbetimize devam edeceğiz”
“Bu hainlerin bu ülke için ortaya koydukları ihanetin sonuçlandırılması için bundan sonrada Hak-İş olarak birlikte mücadele etmemiz gerekiyor” diyen Arslan, “Bu ülke hala bu tehditten arındırılmış değil. Belki daha fazla saldıracaklar, ihanet edecekler, daha büyük bir kısım kitleleri korkutmaya yönelik adımlar atacaklar onun için bu hainlere karşı bundan sonrada nöbetimize devam edeceğiz. Bu nöbeti millet adına, ülkemiz adına, değerlerimiz adına tutmaya devam edeceğiz. 15 Temmuz darbe girişiminin en önemli aktörü milletimizdir“ifadelerini kullandı.
“Ortada biraz daha zaaf var, istihbarat zaafı var, iradeyi koyamama zaafı var”
Bu kadar mı bizim istihbarat zaafımız var. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız da ifade ettiler. Darbenin gerçekleştirilme çabalarını, girişimlerini kimisi akrabalarından kimisi eniştesinden alıyor. Bu ülkenin istihbarat örgütü yok mu? Nedir bu olup bitenler. Genelkurmay Başkanına ve MİT Müsteşarına Sayın Cumhurbaşkanımız ulaşamıyor. Başbakanımız ulaşamıyor. Bu olup bitenler belki biraz daha zaman geçince ortaya çıkacak. Ortada biraz daha zaaf var, istihbarat zaafı var, iradeyi koyamama zaafı var. Nasıl oluyor da kuvvet komutanları bir tarafta darbe girişimi var. Kuvvet komutanlarının bir kısmı düğündeler. Darbe girişimi 16.00’da genelkurmaya duyuruluyor, saat 22.00 civarlarında düğündeki komutanların haberi olmuyor. Anlaşılır gibi değil. Türkiye’nin bu kadar emek verdiği dünyanın en ileri istihbarat örgütlerinde olması gereken bütün imkânların MİT’e ve polise tahsis edildiği bir dönemde kahraman polislerimiz olmasa bu hainler bu ülkeyi teslim alacaklar. Bunun da sorgulanması gerek” değerlendirmesinde bulundu.
“Türkiye Cumhuriyeti ilk defa tarihi içinde en büyük tehditle karşı karşıya kalmıştır”
Arslan, bütün kamunun, askeri okullara öğrenci alımlarının ve TSK’nın yeniden yapılandırılması gerektiğine dikkat çekti.
Arslan, “Türkiye Cumhuriyeti ilk defa tarihi içinde en büyük tehditle karşı karşıya kalmıştır. Bu tehdit o kadar ileri boyutta ki Türkiye Cumhuriyeti Devletini tasfiyeye yönelik” dedi.
Abdullah Öcalan’ın İmralı notlarındaki notlarını hatırlatan Arslan, “Beni 1996 yılında ABD paket etti Türkiye’ye teslim etti. 15 gün sonra FETÖ’yü Pensilvanya’ya götürdü” diyor. Öcalan’ın yakalanmasıyla terörist başı Fethullah Gülen’in Amerika’ya gidişi arasında 15 günlük zaman farkı var. Tesadüf değil bunlar. Emperyalist Amerika’nın Türkiye üzerindeki oyunlarının temeli Türkiye’yi kontrol edilebilir, yönetilebilir, kendi uşakları tarafından kontrol etmeye çaba sarf eden yaklaşımı var. Saat 5’e kadar ABD’den çık çıkmadı. AB sustu. Bütün hevesleri el ovuşturdular ki Tayyip Erdoğan ve Türkiye teslim alınsın. Mesele sadece Türkiye meselesi değil, Ortadoğu ve Türkiye’nin bulunduğu bölgede her şeyi yeniden dizayn etmek isteyen bir yapıyla da karşı karşıyayız” açıklamasında bulundu.
“Hak-İş olarak biz bu mitinge katılmayı kabul ettik”
Parlamentodaki 4 siyasi partinin ortak deklarasyon yayınlamasının önemine değinen Arslan şunları kaydetti:
“ Bunu daha öteye taşımamız gerekiyor. Taşımanın yolu da kişisel partisel hesapları bir kenara koyup millet etrafında ülkemizin çıkarları etrafında kenetlenmemiz gerekiyor. CHP’nin geçtiğimiz günlerde bize yazdığı bir davet vardı. Taksim’de Pazar günü yapılacak mitinge darbelere karşı, demokrasi mitingine Hak-İş’i de davet ettiklerini söylediler. Genel Başkan Yardımcıları aradı tekrar davet ettiler. Hak-İş olarak biz bu mitinge katılmayı kabul ettik. Genel başkan yardımcımız ve İstanbul teşkilatımız da Hak-İş il temsilciliği ve sendikalarımızda Taksim’de 24 Temmuz günü Taksim’de olacağız."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126