"Otomotiv sektörünü 200 puanlık faiz indirimi canlandırır"

- Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar: "Faizlerde 50 baz puan indirim otomotiv kredilerinde kendisini çok fazla göstermiyor. Genel olarak 200 baz puan gibi bir indirim olursa otomotiv kredi formüllerinde kendisini çok daha net gösterir" - "Yerli marka araç elektrik motorlu üretilmeli. Hiçbir zaman artık fosil yakıtı düşünmeyeceğiz. Dünyada yeni bir pazar oluşuyor. Burada bir marka oluşma şansı var. Bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor" - "Ama ilk başta gereken büyük yatırım, devletin ciddi katkısını gerektiriyor. Çünkü insanlar müteşebbis olarak pek fazla cesaret edemiyor"

"Otomotiv sektörünü 200 puanlık faiz indirimi canlandırır"

- Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar: "Faizlerde 50 baz puan indirim otomotiv kredilerinde kendisini çok fazla göstermiyor. Genel olarak 200 baz puan gibi bir indirim olursa otomotiv kredi formüllerinde kendisini çok daha net gösterir" - "Yerli marka araç elektrik motorlu üretilmeli. Hiçbir zaman artık fosil yakıtı düşünmeyeceğiz. Dünyada yeni bir pazar oluşuyor. Burada bir marka oluşma şansı var. Bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor" - "Ama ilk başta gereken büyük yatırım, devletin ciddi katkısını gerektiriyor. Çünkü insanlar müteşebbis olarak pek fazla cesaret edemiyor"

22 Şubat 2015 Pazar 11:06
banner203

İSTANBUL (AA) - MUSAB TURAN - Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar, faizlerde 50 baz puan indirimin otomotiv kredilerinde kendisini çok fazla göstermediğini belirterek, "Genel olarak 200 baz puan gibi bir indirim olursa otomotiv kredi formüllerinde kendisini çok daha net gösterir" dedi.

Aybar, otomotiv sektöründeki faiz indirimi beklentisi ve yerli otomobil üretimine ilişkin AA muhabirine yaptığı değerlendirmede faizlerin otomobil satışlarında önemli bir faktör olduğunu belirtti. Aybar, Türkiye'de enflasyonun düşme eğiliminde olması, büyüme parametrelerinin Orta Vadeli Plan'a uygun şekilde gelişmesi ve petrol fiyatlarındaki gerilemenin cari açığa yapacağı katkı göz önünde bulundurulduğunda, faizleri aşağı çekecek bir gelişmeyi beklediklerini söyledi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) 24 Şubat'ta en azından 50 baz puan kadar indirim yapabilmesini beklediklerini aktaran Aybar, "Ama bu 50 baz puan vesaire otomotiv kredilerinde kendisini çok fazla göstermiyor. Bunun ufak bir tehlikeli boyutu var. Faizler inince dövizde yukarı çıkış oluyor. Döviz çıkınca da maliyetler olumsuz etkileniyor. Bu denge ne kadar olur onu göreceğiz. Ama genel olarak 200 baz puan gibi bir indirim olursa bizim otomotiv kredi formüllerinde kendisini çok daha net gösterir" diye konuştu.

İbrahim Aybar, bir anda ya da kademeli olarak 200 baz puan faiz indirimi sağlandığında, bunun otomobil kredilerindeki faizlerde etkisinin çok daha net gözükmeye başlayacağını belirterek, "Ucuz faiz, kredilenmede maliyetin daha düşmesi demek" ifadesini kullandı.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) kredi sınırlamalarında bir geri adım beklemediğini kaydeden Aybar, Türkiye'de tasarruf oranlarının oldukça düşük seviyede bulunduğunu ve tüketimin düşmesiyle ilgili bazı makroekonomik tedbirlerin devam edeceğini dile getirdi.

Aybar, "Burada önemli olan Türkiye'nin hedeflediği ölçüde büyümeye devam etmesidir. Ekonomik büyümemiz istediğimiz oranlarda yükseldikçe, kişi başı milli gelir de artacaktır. Kişi başı milli gelirin artmasını çok önemsiyoruz, çünkü bu otomobil satışlarını artıran bir unsur. 2003'ten sonra 5 yıl çok iyi geldik ama 2008'den beri kişi başı milli gelirimizde pek artış görmüyoruz. Şimdi seçimden sonra tekrar kişi başı milli gelirimizin artacağı bir döneme girmeyi arzu ediyoruz" değerlendirmesini yaptı.

 

- "Fosil yakıtlıyı bırakıp elektrikli araca odaklanalım"

 

Yerli otomobil üretiminde Türkiye'deki tercihin "hibrit mi yoksa elektrikli mi" olması gerektiği sorusu üzerine Aybar, "Benim için birinci öncelik Türkiye'de gerçekten bize ait bir markanın oluşması" dedi. 

Fosil yakıtlı araçların üretiminde 70 yıllık gecikmenin Türkiye'yi montaj ekonomisine soktuğunu anlatan Aybar, şu an Türkiye'nin elektrik motorlu araç teknolojisinin üretimini başaran bir ülke haline geldiğini ifade etti.

Otomotivde önemli bir üretim üssü olan Türkiye'nin dünya için kaliteli ve verimli ürünler yapabileceğini gösterdiğine işaret eden Aybar, şöyle konuştu:

"Bu kadar yüksek oranda bir üretim kalitesini elde etmişsek bizim araç yapmakta bir sıkıntımız yok. Sıkıntımız nereye satacağımızda. Çünkü şu anda dünyadaki tüm pazarların yüzde 75'ini 10 marka elinde tutuyor. Gelişmekte olan ülkelerden çıkan yüzlerce irili ufaklı marka var. Bunlar ise yapılan anketlerde görünüyor ki gelişmiş ülkelerin pazarlarında sadece yüzde 2 yer alabilecek. Satışınızı yapamazsanız zaten markanın yaşaması mümkün değil. Bunlar önemli maliyet gerektiren işler. Bir otomobilin, tasarımından üretim hattı ve satış şebekesine kadar tüm maliyetleri ortalama 1-1,5 milyar avrodan aşağı çıkmıyor. O zaman çıkaracağınız aracın satışını öyle bir rakamda yapacaksınız ki kendini döndürebilsin."

 

- "Devletin katkısı gerekli, insanlar müteşebbis olarak cesaret edemiyor"

 

Aybar, yerli marka aracın elektrik motorlu üretilmesi gerektiğini belirterek, "Hiçbir zaman artık fosil yakıtı düşünmeyeceğiz. Dünyada yeni bir pazar oluşuyor. Yılda 88-89 milyon araç satılan dünyada elektrik motorlu araçlara dönüşüm yavaş yavaş belli bir yere gelmeye başladı. Demek ki dünyadaki mevcut 1 milyar civarındaki motorlu taşıt parkı dönüşecek. Burada ciddi bir pazar çıkacak. Burada bir marka oluşma şansı var. Bunu iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Ama ilk başta gereken büyük yatırım, devletin ciddi katkısını gerektiriyor. Çünkü insanlar müteşebbis olarak pek fazla cesaret edemiyor" diye konuştu. 

Dünya otomotiv pazarının yüksek oranlarda olmasa da büyümesini sürdüreceğini aktaran Aybar, Türkiye'nin de dünyadaki konumunu daha sağlamlaştıracağı ve öne çıkacağı yeni yatırımlarla daha çok sayıda ve çeşitte araç üretilebilir hale gelmesi gerektiğini ifade etti. 

İbrahim Aybar, "Bizi dünyada başa doğru götürecek olan bu konu son derece önemli. İnşallah bu yıl seçimlerden sonraki yeni uzun vadeli ekonomik dönemde, daha çok yeni yatırımla çok daha yerli aracı çeşitlendirerek üreteceğimiz dönemi yaşarız" dedi.

 

- "2015'te pazar payımızı daha da geliştireceğiz"

 

Renault'un 2014 yılını hedeflediği gibi kapattığını anlatan Aybar, binek otomobil satışlarında en yüksek payı aldıklarını ve yerli Fluence'ın da Türkiye'nin en çok satılan otomobil modeli olduğunu anımsattı.

Aybar, 2015'te pazar paylarını daha da geliştirecek bir yıl yaşamayı düşündüklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Bunu destekleyecek ürünlerimiz var. Son yıllarda bizde ciddi bir ürün yeniliği oluştu. Marka kimliğimiz yeni bir hale büründü. Kendi markamızın ifadesiyle 'Rönesans' dediğimiz dönemi yaşıyoruz. Özellikle araçların teknoloji seviyesini çok yukarılara çektik. İnsanları her an online kılabilecek, bu arada güvenli sürüşü de aynı anda sağlayacak R-Link uygulamasını başlattık. İnternet bağlantılarını, maillerini sesli olarak dinleyebiliyorlar. Dünyadan kopmadan araç kullanabiliyorlar. Kişiselleşme de çok önemli. herkesin kendi istediği zevkte ve çeşitte araç sunabildik. Artık çevreyi daha az kirleten, daha az yakan otomobil beklentisi var. Bunları da yeni modellerimizde sağlayabildik. Üstelik bunu yerli otomobillerimizde de yoğun olarak uyguladığımız için yerli olarak en çok satan marka olduk. Bunları devam ettireceğiz."

İbrahim Aybar, bu sene ticari araçlarda da daha iddialı bir seviyeye çıkacaklarını da sözlerine ekledi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126