Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu:

- "Avukatın üzerinin ve çantasının aranması demek, vatandaşın namusuna, mahremine el sürmek demektir" - "Avukat çantasında kendi aşk mektubunu taşımaz. Avukat çantasında, kendi müvekkilinin kendi namusuna emanet edilmiş, mesleğin namusuna emanet edilmiş özel belgelerini taşır"

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu:

- "Avukatın üzerinin ve çantasının aranması demek, vatandaşın namusuna, mahremine el sürmek demektir" - "Avukat çantasında kendi aşk mektubunu taşımaz. Avukat çantasında, kendi müvekkilinin kendi namusuna emanet edilmiş, mesleğin namusuna emanet edilmiş özel belgelerini taşır"

20 Nisan 2015 Pazartesi 18:43
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu:

HATAY (AA) - Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, avukatın üzeri ve çantasının aranmasının "vatandaşın namusuna, mahremine el sürmek" anlamına geldiğini savundu.

Feyzioğlu, İskenderun Gazeteciler Cemiyeti'nde, Hatay'ın, dinlerin, etnik kökenlerin, mezheplerin iç içe yaşadığı, Türkiye'nin birlik ve beraberliğini temsil eden şehir olduğunu söyledi.

Feyizoğlu, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun ayrılmasından memnuniyet duyduğunu, bugüne kadar yazdıklarının ve gönderdiklerinin Adalet Bakanlığı tarafından okunduğu anlamında geldiğini öne sürdü.  

Bu gelişmenin, Türkiye Barolar Birliği'nin somut önerisi olduğunu kaydeden Feyzioğlu, şöyle konuştu:

"Bir buçuk yıl önce 'hakimler kurulunu ve savcılar kurulunu birbirinden ayırmak zorundayız' demiştik ancak devamında çok önemli tekliflerimiz de var. Her iki kurula da Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'nun üye seçmesini çok önemsiyoruz. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını talep etmek yetmiyor. Yargı, bağımsız, tarafsız olsun demekle işler çözülmüyor. Bu defa da hakimler hükümeti dediğimiz, hakimlerin kararlarını kendi yarattıkları, siyasete alet ettikleri bir düzen pek ala yaşanabilir. Nitekim bunları da Türkiye yaşamıştır. Biz, hukukun üstünlüğüne göre karar verilen bir düzenin takipçisiyiz. Onu istiyoruz ve keyfilikten uzak kararlar istiyoruz. Bu sebeple de savunma makamında avukatları dışlayan bir yapıyı mutlaka kırmak zorundayız. Hakim, savcı birlikteliğini kırmanın en etkili yolu hakimler kuruluna, savcılar kuruluna bizlerin birer temsilci sokmasıdır. Bunu yaptığımız takdirde Türkiye'de çok kısa süre içerisinde yargı içerisinde kuvvetler ayrılığı sağlanacaktır."

- Cumhuriyet Savcısı Kiraz'ın şehit edilmesi 

Feyzioğlu, İstanbul Adliyesi'nde Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz'ın şehit edilmesinin ardından avukatların çantalarının x-ray cihazından geçirilmesi uygulamasıyla ilgili soru üzerine, Türkiye Barolar Birliği ya da İstanbul Barosu ile Adalet Bakanlığı veya hükümet arasında bir polemik yaşanmadığını aktardı.

Sadece Cumhurbaşkanı'nın bir takım algı operasyonlarına mazur kaldığını savunan Feyzioğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Cumhurbaşkanı sanki olayda avukatlar sorumluymuşçasına bir hedef saptırmaya geçti. Bu hedef saptırma olmasaydı çok daha rahatlıkla bugün de konuşuyoruz bunu. Ortadoğu'da Türkiye'den habersiz kuş uçmazken, burnumuzun dibine girmiş teröristlerden nasıl haberdar olamadık. Bir kısmı en azından birisi bildiğim kadarıyla canlı bomba şüphesiyle tutuklanmış vaktiyle listelerde yer alıyor ve daha sonra tahliye edilmiş. 'Polis bunun izini nasıl kaybetti, niye kaybetti' diye bu istihbarat zaafını çok ciddi sorgulardık. 'Adliyelerden başsavcı ve başsavcı dışındaki hassas görevdeki savcıların yakın korumaları niye çekildi?' diye sorgulardık. Sahte avukat kimliğiyle içeriye girmeye çalışan teröristler yaklaştığında özel güvenlik, turnikeden geçmeyeceğini bildiği bu şahıslar rahatlıkla geçsin diye niçin emniyet şeridini çekip, 'buyurun buradan geçin' dedi? Onları da sorgulardık ve halen de sorguluyoruz. Bakın olayda avukatlarla ilgili bir konu yok. Olay tamamen planlanmış bir terörist eylem ve bu terörist eylemi de bir takım provokatif amaçlara kullanmak isteyen acımasız bir siyaset var. Savcıların, hukukçuların, vatandaşların kanı üzerinden siyaset yapmak kimseye hayır getirmez, küçültür. Türkiye bunu hak etmiyor."

- Adliyelerdeki güvenlik önlemleri 

Barolar ve avukatların büyük çoğunluğunun çantalarının x-raye koyma noktasında hiçbir şikayetlerinin olmadığını ifade eden Feyzioğlu, bu cihazları adliyelere, Türkiye Barolar Birliği'nin koydurduğunu aktardı. 

"Anlamamız gereken şu, avukatın üzerinin ve çantasının aranması demek, vatandaşın namusuna, mahremine el sürmek demektir" diyen Feyzioğlu, şöyle konuştu:

"Avukat, çantasında kendi aşk mektubunu taşımaz. Avukat, çantasında kendi müvekkilinin kendi namusuna emanet edilmiş, mesleğin namusuna emanet edilmiş özel belgelerini taşır. Bunlar ancak zamanı, zemini geldiğinde uygun yöntemle mahkemeye sunulur. O yüzden bunu bir polis memurunun eline alması, elinde gezdirmesi vatandaşın namusuna, davasına tecavüzdür. Biz bu sebeple üstümüzün ve çantamızın elle ve gözle aranmasını kabul etmeyiz. Nitekim bu sebeple kanunda hakim kararıyla ve hakim tarafından aranma diye bir özel hüküm var ama x-raye çantanızı koyduğunuzda yazılar okunmuyor."

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126