‘15 günde kekemeliğe son’ diyenler vatandaşı kandırıyor

Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen yıllarca gizlenen kekemelikten kurtulmak mümkün. Özellikle büyük şehirlerde vitrinlerinde sıksa rastlanan ‘15 günde kekemeliğe son’ tabelalarının aldatmaya yönelik olduğunu söyleyen Dil...

‘15 günde kekemeliğe son’ diyenler vatandaşı kandırıyor

Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen yıllarca gizlenen kekemelikten kurtulmak mümkün. Özellikle büyük şehirlerde vitrinlerinde sıksa rastlanan ‘15 günde kekemeliğe son’ tabelalarının aldatmaya yönelik olduğunu söyleyen Dil...

23 Mayıs 2015 Cumartesi 09:39
‘15 günde kekemeliğe son’ diyenler vatandaşı kandırıyor
Tedavi edilebilir bir hastalık olmasına rağmen yıllarca gizlenen kekemelikten kurtulmak mümkün. Özellikle büyük şehirlerde vitrinlerinde sıksa rastlanan ‘15 günde kekemeliğe son’ tabelalarının aldatmaya yönelik olduğunu söyleyen Dil terapisti ve pedagog Prof. Dr. Emre Nuri Korkut, vatandaşlara aldatılmama uyarısı yapıyor. Kekemelik tedavisinin bütün taleplere rağmen sigorta kapsamına alınmamasını eleştiren Korkut, “Kekemeliğin zihinsel olarak atılması en az 6 ayı gerektiriyor. Yaklaşık bir seneye yakın bir zaman var ki bu bile kısa süre olabilir. Ama sosyal şartlar, çalışma hayatı ve insanların özellikle Almanya’dan yazın gelecek gurbetçilerin izinlerini nakde çevirmek için belirlenen 15 günlük süredir, hiçbir dayanağı yoktur.” dedi.

Kekemelerin sigorta kapsamına alınmadığı için birçok sıkıntı yaşadığını anlatan dil terapisti Korkut, topluma entegre olup daha faydalı olacak bir çok gencin kekemeliğinden dolayı bu fırsatın kaçtığını söyledi. Kekemeliğin hem halk arasında tanımlama eksikliği, hem de ülkedeki sigorta gibi uygulama açıklarından dolayı sıkıntılar yaşandığını anlatan Korkut, “Denetlenmeyen yerlerle birlikte ortada kalan insanlar var. Her hangi bir fizyolojik etkene dayanmayan inatçı kekemelik adında, halkında heyecandan oluştuğunu söylediği kekemelik günümüzde her hangi sigorta ve bir sosyal güvence kapsamında ele alınmıyor. Bundan dolayı da insanlar kendi başına çözüm arıyor. Bu süreçte de suistimaller yaşanıyor. Tedavi metotlarını bilmeyen halkımız hazırlanmış tuzaklara düşüyor. Hem denetlenmeyen yerler, hem de sigorta kapsamında olmaması ülkemizde birçok konuşma problemi inatçı kekemeliği olan hastaları daha da karamsarlığa itiyor. Tedavi olmak için gittiklerinde hayalleri boşa çıkıyor, maddi kaybın yanında manevi çöküntüler yaşıyor.” dedi.

TÜRKİYE’DE 1 MİLYON KEKEMEYE 90 UZMAN

Türkiye’de resmi rakamlara göre 700 bin, gayri resmi rakamlara göre yaklaşık 1 milyon civarında kekeme olduğunu anlatan Korkut, “Ülkemizde ki uzman sayısı ise 80 civarında dil terapisti, 10 civarında da doçent ve Prof var. Avrupa ve Amerika’da hiçte böyle değil.” şeklinde konuştu.

Konuşma güçlüğünün kişilerin tüm hayatlarını tehdit ettiğini anlatan Prof. Dr. Korkut, şöyle devam etti: “Bizler mülakatlarda görev alıyoruz. Bir çok insan sadece konuşma güçlüğünden dolayı dil terapistlerince eleniyor. Yüzde yüz şartları çok iyi olduğu halde birkaç kelime içinde takıldığı için eleniyor. İstediği okul ve memurluğa giremeyip ciddi bedel ödüyor. Polis veya imam olmak istiyor ama olamıyor.”

Hukuk son sınıfta kekemeliğinden dolayı okulu bitirememe tehlikesi yaşayan öğrencilerinden bahseden Korkut, “Biz bunları kendi imkanlarımız ve bazı hayırsever dernekler kanalıyla çözmeye çalışıyoruz. Türkiye’nin ilk kekemelik derneği KEDER’in de katkıları var ama nereye kadar. Devletin arkamızda durup, yasal düzenlemelere gitmesini umuyorum.” dedi.

90 UZMAN VAR AMA 400 KEKEMELİK MERKEZİ VAR

Devletin kekemelik konusunu tanımlayıp kabul etmesini isteyen Prof. Dr. Korkut, şunları söyledi: “Öncelikle dil terapistlerinin en azından Avrupa standartlarına yakın şartlarda çalışması lazım. Eğitimci ve doktor açığından doğan boşluğu işle hiç ilgisi olmayanlar doldurup su istimal ediyor. Şu anda 400’e yakın merkezden bahsedilebilir. Bursa’da da bunlardan 8 tane var. İnternette araştırma yapan kimselerde doğru yerleri de çok zor görebiliyor. Samanlıkta iğne aramak gibi oluyor.”

‘Bir hafta’ veya ‘15 günde kekemeliğe son’ sözlerine inanılmaması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Emre Nuri Korkut, sözlerini şöyle tamamladı: “Birçok faktörün iç içe geçtiği bir noktada tutup herkesin bir haftada bunu sonlandıracağı veya 15 günde biteceğini söylemek hiçbir zemine dayanmıyor, tamamen havada afaki bir cümle. Zaten bunun zihinsel olarak atılması en az 6 ayı gerektiriyor. Yaklaşık bir seneye yakın bir zaman var ki bu bile kısa süre olabilir. Ama sosyal şartlar, çalışma hayatı ve insanların özellikle Almanya’dan yazın gelecek gurbetçilerin izinlerini nakite çevirmek için belirlenen 15 günlük süredir, hiçbir dayanağı yoktur.”

Prof. Dr. Emre Nuri Korkut’un öğrencileri ise kurs öncesinde kekemelikten dolayı yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Kekemelikten dolayı hayatlarının her döneminde büyük sıkıntılar yaşadığını anlatan İ. Ş., “Konuşma bozukluğu benim bir çok alanda olumsuz etkiledi. Hayatımın en önemli yıllarında meraklı, araştırmacı sorgulayıcı ruhumu köreltti. Korkak, çekingen ve toplumdan uzak bir insan haline geldim.” derken, “M. Ş. İse, “Kursa başlamadan önce kendimi ifade etmekte zorlanıyor, bildiğim bütün konularda bile konuşmaktan korkuyordum. Topluluk önünde konuşmak benim için tarifi imkansız zor bir durumdu.” Şeklinde yaşadığı sıkıntıları dile getirdi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126