6 yıllık açık 80 yılın dört katına ulaştı

Türkiye ekonomisi için en büyük risk olarak gösterilen cari açık son 6 yılda 164 milyar dolara ulaştı

6 yıllık açık 80 yılın dört katına ulaştı

Türkiye ekonomisi için en büyük risk olarak gösterilen cari açık son 6 yılda 164 milyar dolara ulaştı

20 Temmuz 2008 Pazar 12:52
6 yıllık açık 80 yılın dört katına ulaştı
banner203
Bu yılın tümünde 50 milyar doları aşması beklenen cari açığın son altı yıldaki kümülatif tutarı da 164 milyar dolarla, önceki 80 yıldakinin dört katına ulaşacak. ANKA'nın yaptığı araştırmaya göre Türkiye, Cumhuriyetin kurulduğu 1923 yılından 2002 sonuna kadar olan dönemde toplam 42.8 milyar, 2003 başından bu yılın Mayıs sonuna kadar ise 135.3 milyar dolar tutarında cari işlemler açığı verdi. AKP hükümetlerinin iş başında olduğu son beş buçuk yıllık dönemdeki toplam cari açık, önceki 80 yıldakinin yüzde 316.4'ü düzeyinde gerçekleşti. Cari açığın bu yıl ilk beş aydaki artış temposu değişmezse yılın tümünde 50 milyar doları aşacağı, son altı yıldaki açığın da 164 milyar dolarla, Cumhuriyetin ilk 80 yılındakinin dört katına ulaşacağı tahmin ediliyor. 2002'de sadece 626 milyon dolar olan cari açığın, bu yılın tümünde 50 milyar dolara ulaşması, bu dönemde yıllık açık tutarında 79 kat artışa işaret ediyor. AKP DÖNEMİNDE KATLANARAK ARTTI 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olan Abdullah Gül başkanlığındaki kısa süreli 58'inci ve siyasi yasağının kalkmasının ardından Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan 59'uncu AKP hükümetleri, 2001 krizinin ardından Kemal Derviş tarafından hazırlanarak uygulamaya konulan IMF destekli ekonomik programı devam ettirdi. Programın sonuçları da AKP hükümetleri döneminde alındı. Dalgalı kur politikasının uygulandığı bu süreçte, tek parti hükümetinin sağladığı görece istikrarın da etkisiyle artan güven ve cazip faizler, yüklü tutarlarda sıcak para girişine yol açarken, kurlardaki düşüş ithalatı patlattı. İthalata dayalı kesintisiz bir büyüme sürecine geçildi. İhracatta yaşanan hızlı artış, üretimin giderek neredeyse tamamen ithal girdiye dayalı hale gelmesi nedeniyle bir çeşit bumerang etkisiyle ithalatı daha fazla büyüterek, yüksek boyutlarda dış ticaret ve cari işlemler açıklarına yol açtı. Dünya petrol fiyatlarında ve Türkiye'nin enerji üretiminde temel girdi olarak benimsediği ithal bir ürün olan doğal gazda yaşanan artışlar da cari açığın büyümesinde etkili oldu. Şubat 2001 krizine neden olan sermaye kaçışının yol açtığı yüksek oranlı devalüasyon, milli gelirdeki hızlı küçülme ve yaşanan derin yoksullaşma, önceki dönemde hızlı artış trendi izleyen ithalatı baskılayarak, dış ticaret açığını küçülmüş, cari işlemler dengesinin fazla vermesini sağlamıştı. Yılın özellikle ikinci yarısında kendisini gösteren bu gelişmeyle cari işlemler dengesi 2001'in tümünde 3 milyar 760 milyon dolar fazla vermişti. Ancak bu trend 2002'den itibaren değişmeye başladı ve anılan yıl 626 milyon dolarlık bir cari işlemler açığı oluştu. AKP'nin ekonomi ve siyasette dizginleri eline aldığı 2003 yılında cari açık 7 milyar 515 milyon dolara fırladı. İzleyen dönemde katlanarak artan cari açık, 2004 yılında 14 milyar 431 milyon, 2005 yılında 22 milyar 137 milyon, 2006'da 31 milyar 893 milyon dolar oldu. Özellikle ikinci yarısında Türkiye ekonomisinde yavaşlama işaretlerinin baş gösterdiği 2007 yılında cari açık artış hızı görece yavaşlamakla birlikte 37 milyar 753 milyon dolar oldu. Küresel ekonomide olumsuzluk ve siyasi istikrarsızlığın arttığı bu yıl ise Türkiye yüksek cari açık vermeye devam etti. İlk beş aydaki cari işlemler açığı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 artarak 21 milyar 541 milyon dolara ulaştı. BEŞ BUÇUK YILDA 135.3 MİLYAR DOLAR AÇIK AKP hükümetlerinin iş başında olduğu 2003 yılı başından bu yana Türkiye'nin verdiği toplam cari işlemler açığı 135 milyar 270 milyon dolara ulaştı. Söz konusu tutar 57 hükümetin görev yaptığı Cumhuriyetin ilk 80 yılında 42 milyar 753 milyon dolar olmuştu. Buna göre son beş buçuk yıllık dönemde verilen cari açık, önceki 80 yıllık dönemdekinin yüzde 316.4'üne ulaştı. Önceki dönemdeki en yüksek yıllık cari açıklar, 3 milyar 140 milyon dolarla 1977 yılı, 3 milyar 408 milyon dolarla 1980 yılı, 6 milyar 433 milyon dolarla 1993 yılı ve 9 milyar 920 milyon dolarla 2000 yılı olmak üzere kriz öncesi ya da darbe yıllarında verilmişti. 80 YILDAKİ AÇIK DÖRDE KATLANIYOR Cari açık bu yılın kalan döneminde de ilk beş aydaki temposunu sürdürürse yılın tümünde 50 milyar doları aşacak. Deloitte tarafından yılın ilk beş ayına ilişkin yayınlanan Ekonomik Görünüm 2008-Haziran raporunda, cari açığın bu yılın tümünde 50 milyar dolar dolayında gerçekleşeceği öngörüsünde bulunulurken, Devlet Bakanı Mehmet Şimşek de enerji fiyatlarını gerekçe göstererek, açığın bu yıl 50 milyar doları da aşabileceğini söyledi. Bu yılın tümündeki 50 milyar dolar dolayında bir cari açık, son altı yıldaki kümülatif açığın 164 milyar dolarla, Cumhuriyetin ilk 80 yılındaki toplam açığın dört katı düzeyinde bir büyüklük oluşturacağı anlamına geliyor. Hakkında açılan kapatma davasında Anayasa Mahkemesi'nin lehte karar vermesi durumunda AKP, bu rekora da imza atacak. Yıllara göre cari açık(Milyon $) 1923-2002 -42.753 2003 -7.515 2004 -14.431 2005 -22.137 2006 -31.893 2007 -37.753 2008(*) -21.541 2003- 2008(*) -13.270 2008 (T) -50.270 TOPLAM -164.000 Kaynak: TÜİK, TCMB, ANKA (*): 2008 verileri Ocak-Mayıs dönemine aittir. -CARİ AÇIĞI İTHALAT BÜYÜTTÜ- AKP dönemindeki rekor cari açık, esas olarak, bu dönemde düşük kurun tetiklediği ithalat patlamasından kaynaklandı. Petrolde tamamen dışa bağımlı olan ve AKP döneminde enerji üretimini büyük ölçüde, yine ithal bir girdi olan doğal gaza dayandıran Türkiye'nin cari açığındaki büyümede, dünya ham petrol fiyatları ve buna bağlı olarak gaz fiyatlarında yaşanan hızlı artışlar da etkili oldu. 2003 başından bu yılın Mayıs sonuna kadar olan dönemde Türkiye'nin toplam mal ithalatı 469 milyar 8 milyon dolar olurken, toplam mal ithalatı ise 647 milyar 903 milyon dolara ulaştı. Bunun sonucunda, anılan dönemde, ödemeler dengesindeki tanımıyla 178 milyar 895 milyon dolarlık dış ticaret açığı verildi. Aynı dönemde turizm, yurt dışı müteahhitlik, taşımacılık, sigorta hizmetleri, finansal hizmetler gibi kalemlerden oluşan hizmetler dengesinde net 69 milyar 324 milyon dolarlık bir döviz geliri sağlandı. Bu kapsamda 72 milyar 999 milyon dolarlık turizm ve net 4 milyar 291 milyon dolarlık yurt dışı müteahhitlik geliri elde edildi. Buna karşılık resmi hizmetler net 3 milyar 262 milyon, yurt dışına yapılan ve yurt dışı firmalardan satın alınan taşımacılık hizmetleri net olarak 1 milyar 878 milyon ve sigorta hizmetleri net 1 milyar 829 milyon dolarlık döviz giderine yol açtı. Finansal hizmetler alanında net 757 milyon, diğer ticari hizmetlerde 1 milyar 961 milyon dolarlık net döviz kaybı, diğer hizmetlerde ise 1 milyar 721 milyon dolarlık net giriş kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye'deki doğrudan ve portföy yatırımlarından, yerli yatırımcıların da yurt dışındaki benzer yatırımlarından elde ederek ülkelerine yaptıkları kar transferlerinin neti ile uzun ve kısa vadeli kredilere ödenen faizlerin netinden oluşan “gelir dengesi”nde ise anılan dönemde net 34.2 milyar dolarlık bir çıkış yaşandı. Aynı dönemde 5 milyar 279 milyon doları işçi dövizi girişi ve 2 milyar 859 milyon doları genel hükümet ve 384 milyon doları da diğer sektörlerden olmak üzere toplam 8 milyar 522 milyon dolarlık cari transfer girişi kaydedildi. Bu gelişmelerin sonucunda anılan dönemdeki kümülatif cari açık 135 milyar 270 milyon dolar oldu. 1923-2002 dönemindeki 42 milyar 753 milyon dolarlık cari açığın, 22 milyar 465 milyon dolarlık bölümü, Türkiye'nin serbest piyasa ekonomisine geçerek, kambiyo rejimini liberalize ettiği ve dünyaya entegrasyon sürecini başlattığı 1984-2002 döneminde verilmişti. BORÇLANILARAK FİNANSE EDİLDİ AKP döneminde Türkiye'ye sermaye ve finans hesapları kapsamında net 127 milyar 410 milyon dolarlık bir sermaye girişi yaşandı. Bunun da 55 milyar 778 milyon dolarını net doğrudan yatırım ve 30 milyar 920 milyon dolarını portföy yatırımı için getirilen sermaye oluştururken, 76 milyar 487 milyon dolarla en büyük bölümünün ticari ve nakit kredilerin yer aldığı “diğer yatırımlar” kaleminde yaşanan net giriş olduğu belirlendi. Diğer bir deyişle bu dönemde ortaya çıkan rekor cari açık; özellikle AB ile müzakere sürecinin başladığı 2005'ten itibaren hızla artan doğrudan yabancı sermaye girişlerine karşın yine ağırlıkla dışarıdan borçlanmayla finansa edildi. Ancak yüksek tutarlara ulaşan doğrudan yabancı yatırımları da cari açığın finansmanını oldukça kolaylaştırdı. Bu kapsamda yurt dışına açılmış krediler, bankaların döviz varlıkları gibi kalemlerden oluşan varlıkların toplam hacminde 32 milyar 471 milyon dolarlık erime yaşanırken, IMF kredileri de dahil olmak üzere genel hükümet, Merkez Bankası, bankalar ve şirketlerin yurt dışından kullandığı ticari ve nakit krediler ile yabancıların Türkiye'deki mevduatlarından oluşan “yükümlülükler” kaleminde 108 milyar 958 milyon dolarlık artış kaydedildi. Böylece “diğer yatırımlar” kaleminde net olarak 76 milyar 487 milyon dolarlık bir artış yaşandı. 55.8 MİLYAR DOLARLIK NET DOĞRUDAN YATIRIM AKP döneminde yabancı yatırımcılar Türkiye'ye net 62 milyar 814 milyon dolarlık doğrudan yatırım yaparken, aynı dönemde Türk yatırımcılar da yurt dışındaki doğrudan yatırımları dolayısıyla toplam net 7 milyar 36 milyon dolarlık sermaye götürdü. Böylece anılan dönemde doğrudan yatırımlar yoluyla net sermaye girişi 55 milyar 778 milyon dolar olarak gerçekleşti. Serbest piyasa ekonomisine geçiş kabul edilen 1984 başından 2002 sonuna kadar olan dönemde net doğrudan yatırım girişi 11 milyar 477 milyon dolar olmuştu. Öte yandan Türkiye'de 2003 yılından itibaren başlayan yabancılara gayrimenkul satışıyla anılan yıl 998 milyon, 2004'te 1 milyar 343 milyon, 2005'te 2 milyar 922 milyon, 2006'da 2 milyar 922 milyon, 2007'de 2 milyar 952 milyon ve bu yılın ilk beş ayında 1 milyar 23 milyon dolar olmak üzere toplam 11 milyar 79 milyon dolarlık sermaye girişi sağlandı. YENİ MİLLİ GELİRE GÖRE BİLE ORANI YÜZDE 6 DOLAYINDA Son yıllarda hızla artarak yüzde 8'i dolayına ulaşan cari açığın milli gelire oranı, TÜİK'in yaptığı kapsam genişletmesiyle milli gelir hacmini büyüten 1998 temel yıllı yeni seriye göre ise daha düşük gözüküyor. Ancak, milli geliri eski seriye göre yüzde 35 daha büyük çıkaran yeni hesaplama yöntemine göre bile, 2002 yılında yüzde 0.3 düzeyinde bulunan cari açığın gayri safi yurt içi hasılaya oranının, son iki yılda yüzde 6 dolayında gerçekleştiği gözleniyor. Bu yıl başlangıçta 39 milyar dolar dolayında öngörülen cari açığın, ilk beş aydaki seyre göre 50 milyar dolarla milli gelirin yüzde 7'si dolayında gerçekleşeceği bekleniyor. Cari açığın milli gelire oranında hükümet Orta Vadeli Mali Plan'da 2009 ve 2010 yılları için yüzde 6.8 ve 2011 yılı için de yüzde 6.5 oranlarını hedefliyor. Plan'da 2009'da 773 milyar, 2010'da 830 milyar ve 2011'de 900.6 milyar dolarlık GSYH hedeflenirken, cari açığın anılan yıllarda sırasıyla 52.4 milyar, 56.2 milyar ve 58.9 milyar dolar olacağı öngörülüyor. YABANCI SERMAYE HIZ KESTİ FİNANSMANDA RİSK BELİRDİ Özellikle AB ile müzakere sürecinin başladığı 2005 yılından itibaren hızlanan ve AKP iktidarı döneminde net 56 milyar dolara yaklaşan doğrudan yabancı sermaye girişlerinin son dönemde hız kesmesi, yükseliş eğilimini koruyan cari açığın finansmanı açısından önemli bir risk oluşturuyor. Küresel ekonomideki olumsuz konjonktür ve Türkiye'de tırmanan ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın yanı sıra, özelleştirme portföyünün boşalması ve şirket evlilikleri potansiyelinin sonuna gelinmesinin de etkisiyle yabancı sermaye girişleri yılın ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemindekinin neredeyse yarısı düzeyinde kaldı. Petrol fiyatlarındaki hızlı artışların da etkisiyle hızla büyüyen cari işlemler açığının finansmanında önemli işlev gören yabancı sermaye girişlerindeki azalmanın yılın tümünde daha yüksek boyutlara erişmesinin, bu yıl makro hedeflerde önemli sapmalara yol açabileceği belirtiliyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126