Ahmet Kurucan: Kadına şiddet insanlık sorunudur

İlahiyatçı yazar Dr. Ahmet Kurucan, kadına şiddet konusuna farklı bir bakışla ışık tuttu. Kurucan, “Birileri buna kadın sorunu, birileri erkek sorunu diyor. Bence ikisi de yanlış. Eğer buna doğru isim koyacaksak buna insan sorunu ya da insanlık...

Ahmet Kurucan: Kadına şiddet insanlık sorunudur

İlahiyatçı yazar Dr. Ahmet Kurucan, kadına şiddet konusuna farklı bir bakışla ışık tuttu. Kurucan, “Birileri buna kadın sorunu, birileri erkek sorunu diyor. Bence ikisi de yanlış. Eğer buna doğru isim koyacaksak buna insan sorunu ya da insanlık...

04 Mart 2015 Çarşamba 15:18
Ahmet Kurucan: Kadına şiddet insanlık sorunudur
İlahiyatçı yazar Dr. Ahmet Kurucan, kadına şiddet konusuna farklı bir bakışla ışık tuttu. Kurucan, “Birileri buna kadın sorunu, birileri erkek sorunu diyor. Bence ikisi de yanlış. Eğer buna doğru isim koyacaksak buna insan sorunu ya da insanlık sorunu diyelim.” dedi.

Irmak TV’de yayınlanan İslami Hayat programına konuk olan yazar Ahmet Kurucan, başta Özgecan Aslan olmak üzere son zamanlarda sıkça gündeme gelen kadına şiddet olaylarının nasıl ele alınması gerektiğiyle ilgili sosyolojik bir değerlendirme yaptı. Türk toplumunda kadın deyince, Türkiye’yi parçalara ayırmanın doğru olacağını söyleyen Ahmet Kurucan, “Mesela doğuda kadın veya batıda kadın. Ya da İstanbul’da kadın, İzmir’de kadın, Ankara’da kadın. Daha da parçalara ayırıp, Üsküdar’da kadın, Sultanbeyli’de kadın, Etiler’de kadın, İstiklal Caddesi’nde kadın. Şehirde veya köyde kadın. Neden? Çünkü bu küçük parçalar her biri toplamında Türkiye toplumunu oluştursa bile özele indiğiniz zaman farklı kadın profilleriyle, farklı kadın algılarıyla farklı kadın – erkek münasebetleriyle karşılaşıyorsunuz. Onun için Türkiye’de kadın yaklaşımı doğru değil. Özele ineceksek sorunlar ekseninde meselelere bakacaksak parçalı bir yaklaşımla, sosyolojide kullanılan tabiriyle atomik bir yaklaşımın çok daha doğru olduğu kanaatindeyim. Sorunlar ekseninde meselelere bakacaksak parçacı yaklaşımı göstermek zorundayız. Çünkü buraların her birerlerine özgü kendilerine has kültürel kodları var. Farklı bir algı söz konusu.” diye konuştu.

Dini değerlerin çok daha ağırlıklı olarak yaşandığı toplumdaki bir kadınla; köyde, kırsalda tarım toplumu şartlarının hakim olduğu bir yerdeki kadın algısının farklı olacağına dikkat çeken Kurucan, şöyle devam etti: “O kadının problemleri, erkekler tarafından kabul veya reddi, o toplum içerisindeki yaşam şekilleri, yaşam mahiyeti birbirinden çok çok farklı. Eğer biz İstanbul’da, Beyoğlu’nda yaşayan kadınların sorunlarıyla alakalı çözüm önerilerini, kırsalda yaşayan bir kadının yaşamış olduğu sorunlara ayniyle geçişli şekilde uygulayamayız. Onun için bence parçacı yaklaşım, sorunu doğru tespit etme ve çözüm önerilerinin de çok net bir şekilde ortaya koyma açısından çok daha önemli.”

Globalleşme ve küreselleşme çağında kadın algısının genelleştirilebileceğini kaydeden Kurucan, “Böyle bir yaklaşım doğru. Bu kültürel manada da birçok şeyin tekelleşmesini beraberinde getiriyor. Çünkü köydeki kadın da, İstanbul’da Beyoğlu’nda yaşayan kadın da aynı diziyi izleyip ondan etkileniyor. Dolayısıyla köklü ayrımların aşılmasına yönelik bir mesafe kat ediliyor. Ve ‘Türkiye’de kadın’ diyebileceğimiz bir noktaya bizi götürüyor. Bunu kabul ederim ama bu bir gidişat. Şu an itibariyle böyle bir şeyden bahsetmeniz mümkün değildir. Onun için Türkiye’de kadın bence yaşamış oldukları yer, kültürel kodlar, dini kabuller, hayat standart ve şartları bağlamlarında ayrı ayrı ele alarak değerlendirilmelidir.” dedi.

Kadına şiddet, erkeğe şiddet, buradan hareketle kadın sorunu, erkek sorunu gibi yaklaşım ve isimlendirmelerin çok doğru olmadığını ifade eden Kurucan, “Özgecan Aslan hadisesinden sonra Türkiye’de yapılan tartışmalara, gazetelerde yazılan yazılara bakın. Birileri çıkıyor, ‘bu kadın sorunudur, dolayısıyla kadının sorunudur. İşte mini etek giydiği için böyle oldu, karşı cinsin şehvetini galeyana tahrik ettiği için böyle oldu’. Bir kısmı da diyor ki, ‘bu türlü şiddet hadiselerinin muhatabı her ne kadar kadınlar olsa da son tahlilde bunu yapanlar erkek. Onu bir kenara kıstıran, tecavüz etmek isteyen, hunharca bir şekilde katleden, sonra ellerini kesen, hatta bu konuda işbirliğine giden erkekler. Öyleyse bu sorunun adı kadın sorunu değil erkek sorunudur’ diyorlar. Bence ikisi de yanlış. Bu sorun ne kadın sorunu, ne de erkek sorunu. Bu sorun hepimizin sorunu. Eğer buna doğru isim koyacaksak buna insan sorunu ya da insanlık sorunu diyelim. Eğer biz soruna doğru adı koyabilirsek çözüm önerilerini de doğru bir şekilde ortaya koyabiliriz. Çözüm önerilerini sadece kadın etrafında döndürmeye kalkarsak hiçbir mesafe alamayız. Ama bunu bir insan sorunu olarak görürsek alacağımız önlemler, tedbirler herhalde ona göre değişik olacaktır.” ifadelerini kullandı.


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126