Ahmet Turan Alkan daktilosunu yetimler için bağışladı

Samanyolu Televizyonu'nun sunucuları Reha Yeprem ve Ahmet Bozkuş'un, yetimler için ‘Ceketimi satarım, o yetime bakarım' sloganıyla başlattıkları projeye gazeteci-yazar Ahmet Turan Alkan da 30 yıllık ‘Erika' isimli daktilosunu bağışlayarak...

Ahmet Turan Alkan daktilosunu yetimler için bağışladı

Samanyolu Televizyonu'nun sunucuları Reha Yeprem ve Ahmet Bozkuş'un, yetimler için ‘Ceketimi satarım, o yetime bakarım' sloganıyla başlattıkları projeye gazeteci-yazar Ahmet Turan Alkan da 30 yıllık ‘Erika' isimli daktilosunu bağışlayarak...

07 Ağustos 2015 Cuma 11:44
Ahmet Turan Alkan daktilosunu yetimler için bağışladı
banner203
Samanyolu Televizyonu'nun sunucuları Reha Yeprem ve Ahmet Bozkuş'un, yetimler için ‘Ceketimi satarım, o yetime bakarım' sloganıyla başlattıkları projeye gazeteci-yazar Ahmet Turan Alkan da 30 yıllık ‘Erika' isimli daktilosunu bağışlayarak destek oldu.

Samanyolu Televizyonu'nun sunucuları Reha Yeprem ve Ahmet Bozkuş, yetimler için sosyal medya hesapları üzerinden ‘Ceketimi satarım, o yetime bakarım' projesini başlatmıştı. Proje kapsamında ceketlerini satışa çıkaran sunuculara Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'dan destek geldi. Aksiyon dergisinin bu haftaki sayısında yer alan Behram Kılıç imzalı habere göre Alkan, 30 yıllık ‘Erika' isimli daktilosunu yetimler için bağışladı. 30 yıllık daktilosunu hayra vesile olmak için feda ettiğini söyleyen Alkan, Erika'yı satın alacak kişiden bakımını ihmal etmemesini istedi. Birçok ünlünün özel eşyalarını bağışladığı ve özel bir gece ile satışa çıkacak eşyalardan gelecek gelir Kimse Yok mu Derneği'ne verilecek.

Alkan, “Erika'yı üniversitede çalışırken edinmiştim. Bir arkadaştan satın almıştım. İkinci el. Devlet Malzeme Ofisi'nin envanterden düşürdüğü bir daktiloydu. Bilgisayara geçene kadar hep onu kullandım.” dedi. Gazete yazılarını daktiloda yazdığını kaydeden Alkan, “Yazdığım yazıyı alıp çarşıya çıkıyordum. İki tane fotokopisini çekiyordum. Sonra postaneye gidiyordum. Orada faks makinesi vardı. Faks memuru yazının bir suretini alıyordu ve baştan aşağı inceliyordu sakıncalı bir şey var mı diye. Sanki üzerine vazife. Yazının bir suretini imza karşılığında teslim alıyordu. Ardından verdiğimiz numaraya faks geçiyordu ve eve dönüyordum. Bir yazıyı göndermek için iki-üç saatim gidiyordu.” diye konuştu.

Erika'nın kendisi için bir nostalji nesnesi olduğunu dile getiren Alkan, şöyle devam etti: “Şimdi Erika ile ayrılıyoruz. Bir başkasının evine gidecek. İnşallah orada mutlu olur. ‘Erika'yı verdim' dediğim zaman ailemdekiler şöyle bir duraksayıp, ‘Daktilomuzu mu veriyorsun?' diye sordular. Oysa kullanmıyordum. Nostalji nesnesi olmuştu. Yer de kaplıyordu ama evin en klasik eşyaları vardır ya; ayrılmaz. Onlardan biri haline gelmişti.” Hayır için bağışlanan eşyanın sahibi için bir anlamının olması ve verildiğinde de insanın canını acıtması gerektiğini hatırlatan Alkan, “İnsanın kızından ayrılması gibi. Kızından ayrılıyorsun ama ‘İnşallah iyi bir yere gidecek. Mutlu bir hayatı olacak' düşüncesi gibi. Hayır işleri can acıtacak miktarlar olmalı. Bunu rahmetli Necmettin Erbakan da söylerdi. ‘Partiye veya gazeteye yardım yapacağınız zaman bu miktar canınız acıyacak kadar olmalı' derdi. Ölçü; can acıması.” ifadelerini kullandı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126