AYM, polisler hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) aralarında eski emniyet müdürleri Yurt Atayün ve Ali Faut Yılmazer’in de bulunduğu 36 emniyet mensubu hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı. Oyçokluğuı ile alınan kararlara muhalif kalan üyeler, gerekçelerini...

AYM, polisler hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı

Anayasa Mahkemesi (AYM) aralarında eski emniyet müdürleri Yurt Atayün ve Ali Faut Yılmazer’in de bulunduğu 36 emniyet mensubu hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı. Oyçokluğuı ile alınan kararlara muhalif kalan üyeler, gerekçelerini...

08 Temmuz 2015 Çarşamba 14:08
AYM, polisler hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı
Anayasa Mahkemesi (AYM) aralarında eski emniyet müdürleri Yurt Atayün ve Ali Faut Yılmazer’in de bulunduğu 36 emniyet mensubu hakkında verdiği kararın gerekçesini açıkladı. Oyçokluğuı ile alınan kararlara muhalif kalan üyeler, gerekçelerini madde madde açıkladı.

AYM, usulsüz dinleme iddiaları ile ilgili olarak gözaltına alınan emniyet mensupları Hikmet Kopar Tolga Güzeltaş, Muhammet Ali İkli, Muhammet İkbal Kayaduman, Mesut Yılmaz, Ali Fuat Yılmazer, Ali İhsan Tezcan, Metin Canbay, Erol Demirhan, Hasan Hüseyin Danacı, Hayati Başdağ, İsmail Torlar, Harun Aydın, Şeref Bolat, Fatih Kıncır, Erkan Palas, Ramazan Orkun Altınışık, Selahattin Ergin, Abdülhalim Sönmez, Mehmet Dilaver ile Selam-Tevhid Kudüs Ordusu soruşturmasında usulsüzlük yaptıkları iddiası ile tutuklanan Erhan Körtek, Aytekin Koçak, Ömer Köse, Erkan Ünal, Ali Fuat Altuntaş, Abdulkadir Ağır, Ensar Doğan, Şahin Akdeniz, Osman Özgür Açıkgöz, Yurt Atayün, Yunus Emre Uzunoğlu, Muhammet Kaya, Serdar Bayraktutan, Kürşat Durmuş ve Ramazan Polat’ın yaptıkları hak ihlali ile ilgili başvuruların gerekçeli kararını açıkladı.

Mahkeme, emniyet mensuplarının adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarının 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması' ve soruşturma dosyasına erişim imkânı ve savunma için makul süre verilmediğine ilişkin iddialarını açıkça dayanaktan yoksun olması nedeni ile kabul edilemez olduğuna oybirliği ile karar verdi. AYM, yasal gözaltı süresinin aşıldığına ilişkin iddialarının 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması', kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığı ve itirazların gerekçesiz olarak reddedildiğine ilişkin iddialarının, tutuklama yasağı kapsamında olan suçtan tutuklama kararı verildiğine ilişkin, serbest bırakılma sonrasında yeni delil olmaksızın yakalama emri çıkartıldığına ilişkin, doğal hakim ilkesine aykırı tarafsız ve bağımsız olmayan yargı merciince tutuklandıklarına ilişkin, tarafsız ve bağımsız olmayan yargı merciince tutuklandıklarına ilişkin, etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddialarını ise ‘açıkça dayanaktan yoksunluk’ nedeniyle kabul edilemez olduğuna oyçokluğu ile karar verdi.

‘Başvuru yollarının tüketilmemiş olması’ nedeni ile kabul edilemez olduğuna karşı oy kullanan Başkanvekili Serruh Kaleli, gerekçeli kararda yer alan ‘gözaltında geçen sürelerin kanuna uygun olmadığı konusunda dosya kapsamındaki açık bilgilere rağmen mağduriyeti bir tazminat davası yolu ile giderilebilme imkânı var’ demenin bireysel başvuru hakkı önüne getirilmiş haksız bir engel olduğunu söyledi. Başvurucuların sorguya sevk edilmelerine kadar geçen süre de dikkate alındığında sorgu işlemi sırasında başvurucuların kanuna aykırı şekilde kısıtlandığı sonucunun daha da açık hale geleceğini kaydeden Kaleli, başvurucuların üç gün boyunca adliye nezaretinde haklarında tutuklama kararı olmaksızın tutulmalarının kanuni dayanağının bulunmadığını belitti.

Oyçokluğu ile alınan tüm kararlara karşı oy kullanan Başkanvekili Alparslan Aslan şu gerekçeleri sıraladı:

GÖZALTI SÜRESİNİN AŞILDIĞI ŞİKÂYETİ

Gözaltı kişinin suçu işlediği kuşkusuyla özgürlüğünden yoksun bırakıldığı an başlayıp savcı tarafından salıverildiği veya tutuklama istemi ile hakim önüne çıkarıldığı ana kadar devam eden dönemi kapsar. Üç gün boyunca adliye nezarethanesinde haklarında tutuklama kararı olmaksızın tutulmalarının kanuni dayanağı bulunmamaktadır.

TUTUKLAMAYA İTİRAZ SONUCU VERİLEN KARARLARIN GEREKÇELERİNİN İLGİLİ VE YETERLİ OLMADIĞI İDDİASI

Savunmaları alınmadığı gerekçesi ile serbest bırakılan ve daha sonra haklarında tekrar yakalama kararı çıkarılan başvurucuların serbest oldukları bu dönemde herhangi bir delil karartma eyleminde bulunduklarına dair tutuklama kararında bir ifade geçmediği gibi başvurucu dosya kapsamında bu konuda bir bilgi bulunmamaktadır. Tutuklama nedeni bulunmadığı ve tutuklama ve tutuklamaya itiraz sonucu verilen kararların gerekçelerinin ilgili ve yeterli olmadığı yönündeki şikâyetlerin açıkça dayanaktan yoksun olmadığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.

YENİ DELİL OLMAKSIZIN YAKALAMA KARARI ÇIKARILDIĞI İDDİASI

Hakimlik tarafından sorgu işlemi yapılmaksızın kişinin serbest bırakılması ve sonrasında yeni delil elde edilmemesine karşın kişi hakkında yakalama kararı çıkarılmasının kabul edilmesi kişilerin herhangi bir sınırlama olmaksızın keyfi olarak kamu makamlarınca özgürlükte alıkonulmalarına sebebiyet verecektir.

TABİİ HAKİM, TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ HAKİM İLKESİNİN İHLALİ İDDİASI

Tutuklama ve bu kararlara yapılan itirazlara bakmakla görevli sulh ceza hakimliklerinin kendilerinin aleyhlerinde karar vermek üzere kuruldukları, atanan hakimlerin tarafsız ve bağımsız olmadıkları, özellikle soruşturma dosyasına şikayet dilekçesi veren ve dosya ile soruşturmaya taraf konumunda olan Başbakan hakkında kamuya açık sosyal paylaşım hesabında olumlu düşüncelerini ifade ettiği belirtilen hakimin soruşturmada görev alması nedeni ile kendileri aleyhine taraflı davranacakları konusundaki şüphelerin yersiz olduğunun söylenemeyeceği, nesnel tarafsızlık kapsamında ‘adaletin sağlandığına ilişkin görünümün’ sağlanamadığı, bu nedenle bu hakimliklerin somut soruşturmalar koşullarında doğal hakim ilkesine aykırı olarak kuruldukları, tarafsız ve bağımsız olmadıkları hususunda başvuranlar ve üçüncü kişiler nezdinde şüpheler oluşturduğu ve bu nedenle de başvurucuların bu şikayetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olarak değerlendiremez.

MASUMİYET KARİNESİNİN İHLALİ

Başbakan’ın beyanlarının başvurucuların iddia edilen suçları işledikleri hususunda kamuoyu oluşması ve bu suçları soruşturmak ve yargılamakla görevli makamları etkileme olasılığı göz ardı edilemez. Zira Başbakan yürütmenin icra yetkisine sahip en etkili kamu otoritesi konumundadır. Haklarında ceza soruşturması yürütülen başvurucuların haklarında kesinleşmiş mahkumiyet kararı olmadığı halde açıkça veya ima yolu ile suçlu gösterildikleri yönündeki iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu söylenemez.

Üye Erdal Tercan ise karşı oy gerekçelerini şöyle sıraladı:

TUTUKLAMA KARARINA İLİŞKİN İDDİALAR

Sadece suç şüphesine dayanılarak ve somut bir tutuklama nedenine yer vermeksizin alınan tutuklama kararlarının kanuna uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Başvurucuların özgürlük ve güvenlik hakkı kanuna aykırı şekilde kısıtlanmıştır. Mahkememiz çoğunluğunun söz konusu başvuruların ‘açıkça dayanaktan yoksun olması’ sebebi ile kabul edilemeyeceği yönündeki görüşüne AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin istikrar kazanmış içtihatlarına aykırı olması sebebi ile katılmam mümkün olmamıştır.

KANUNİ GÖZALTI SÜRESİNİN AŞILDIĞI İDDİASI

Mahkememizin çoğunluğunun kabul ettiği gerekçe somut olay bağlamında insan hak ve özgürlüklerini koruma amacından uzak olduğu gibi tehlikeli sonuçlar doğurmasına da neden olabilir. Somut olayda gözaltı süresinin aşılıp aşılmadığı konusunda tereddüt söz konusu değildir. Başvurucular yasal süre aşıldıktan sonra sorguya sevk edilmiş, bundan sonraki aşamada da bir o kadar süre ayrıca geçmiş ve toplam 8 gün süre ile hakim kararı olmaksızın özgürlüklerinden yoksun kalmışlardır.

DOĞAL HAKİM, TARAFSIZ VE BAĞIMSIZ HAKİM İLKESİ İLE ETKİN BAŞVURU HAKKININ İHLALİ İDDİASI

Tutuklama ve bu karara yapılan itirazlara bakmakla görevli sulh ceza hakimliklerinin kendileri aleyhine karar vermek üzere kuruldukları, atanan hakimlerin tarafsız ve bağımsız olmadıkları, özellikle soruşturma dosyasına şikayet dilekçesi veren ve dolayısıyla soruşturmaya taraf konumuna gelen Başbakan hakkında kamuya açık sosyal paylaşım hesabından olumlu düşüncelerini ifade ettiği belirtilen hakimin soruşturmada görev alamsı nedeniyle kendilerini aleyhine taraflı davranacakları konusundaki şüphelerin nesnel ve haklı dayanağının bulunduğu nesnel ve tarafsızlık kapsamında ‘tarafsızlığın ve adaletin sağlandığına ilişkin görünümün’ gerçekleştiremediği, bu nedenle söz konusu hakimliklerin somut soruşturmaların koşullarında ‘doğal hakim’ ilkesine aykırı olarak kuruldukları, tarafsız ve bağımsız olmadıkları hususunda başvuranlar ve üçüncü kişiler nezdinde haklı şüpheler oluştuğu ve bu nedenle de başvurucuların bu şikayetlerinin kabul edilebilir olduğu görüşündeyim.

MASUMİYET KARİNESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın basın bildirisindeki ve Başbakan’ın yapmış olduğu konuşmalardaki ifadeleri incelendiğinde başvurucular hakkında henüz ceza soruşturmasının yürütüldüğü kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olmadığı halde resmi makamlarca yapılan açıklama ve konuşmalarla suçlu gösterildikleri ve o yolla masumiyet karnesinin ihlal edildiği bu duruma bağlı olarak başvurucuların söz konusu şikayetlerinin kabul edilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan mahkememiz çoğunluğun görüşüne bu açıdan katılmam mümkün değildir.”


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126