Başbakan Davutoğlu: Türkiye'nin tohumları bu mübarek topraklarda atıldı

Çanakkale Zaferi'nin 100. yıldönümünde Çanakkale 18 Mart Statyumu'nda düzenlenen törende konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de milletimizin kaderini değiştirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün...

Başbakan Davutoğlu: Türkiye'nin tohumları bu mübarek topraklarda atıldı

Çanakkale Zaferi'nin 100. yıldönümünde Çanakkale 18 Mart Statyumu'nda düzenlenen törende konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de milletimizin kaderini değiştirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün...

18 Mart 2015 Çarşamba 11:33
Başbakan Davutoğlu: Türkiye'nin tohumları bu mübarek topraklarda atıldı
Çanakkale Zaferi'nin 100. yıldönümünde Çanakkale 18 Mart Statyumu'nda düzenlenen törende konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de milletimizin kaderini değiştirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün öncülüğünde Türkiye Cumhuriyeti’nin tohumlarını bu mübarek topraklarda attılar.” dedi.

Başbakan Davutoğlu, milletlerin sınava çekildiği tarihi anlar bulunduğunu, o anlarda sınavın hakkını veren milletlerin tarihe altın harflerle yazıldığını ifade etti. Davutoğlu, şunları söyledi: "100 yıl önce böyle bir sınavı aziz milletimiz yaşadı. 1911 Trablusgarp Harbi'nden 1922 Büyük Taarruz’a kadar 11 yıl Asya’nın, Afrika’nın Avrupa’nın, Balkanlar’ın, Kafkaslar’ın, Kuzey Afrika’nın herbir yerinde kahramanca savaşan bir millet, Çanakkale’de büyük bir imtihanla karşı karşıya kaldı. Ya bu imtihan kazanılacak ya da büyük bir zillet yaşanacaktı. Balkan bozgunu yaşamış olanlar, Çanakkale’de milletimizin kaderini değiştirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Türkiye Cumhuriyeti’nin tohumlarını bu mübarek topraklarda attılar. Allah onlardan razı olsun. Onların emaneti, bizim için kutsal bir mirastır. Bu kutlu savaşın aziz milletimizin tarihinde, bilincinde uyandırdığı en önemli hatıra, milli birliğin ve beraberliğin önemidir. İşte 100 yıl önce bu topraklarda şehit düşen aziz atalarımız, bize şehadetleriyle aslında geleceğimizin, istikbalimizin temel prensibini ortaya koydular. Yurdumuzun her köşesinden şehadete yürüyenler, yurt topraklarında ebediyen kardeşliğin tohumunu attılar. Bizim köyümüzde, evimizde Hatice Ninemiz vardır. Yarım asra yakın evimizde kaldı. Dedem onu, ‘Çanakkale’nin emaneti’ diye anardı. Dedemin kardeşi, eşi Çanakkale’de şehit olmuştu. Biz o zaman daha çocukluk bilincimizde Çanakkale’yi, ailemizin timsali olarak gördük. İstanbul Lisesi’nde bir altın sınıftan bahsedildi. Çanakkale’ye gelmiş bir sınıf; 50’yi aşkın şehit bu topraklarda kalmış. O sebeple İstanbul Lisesi’nin kapıları, pervazları siyaha boyanmıştı. Herbirimizin ailesinde bir Çanakkale şehidi vardır. Herbirimizin hatıralarında Çanakkale’nin unutulmaz izleri vardır.”

'AZİZ ŞEHİTLERİMİZİN HUZURUNDA SÖZ VERİYORUZ'

Başbakan Davutoğlu, konuşmasına şu sözlerle devam etti: “Aziz şehitlerimizin huzurunda söz veriyoruz, bıraktıkları miras, kardeşlik mirası ebediyen yaşayacaktır. Onların mirasına, onların hatırasına ayrımcılık, bölücülük sokmak isteyenlere fırsat verilmeyecektir. Türk, Kürt, Alevi, Sünni kim olursa olsun, Çanakkale Savaşı'nda omuz omuza savaşanların torunları, Türkiye Cumhuriyeti’nin eşit vatandaşları olarak geleceğe birlikte yürüyecekler. Gönül coğrafyamızda Balkanlar’da, Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Kuzey Afrika’da herbir toprak parçasında bugün Çanakkale Savaşı’nın şehitlerinin hatıraları yaşar. Öyle bir aziz milletiz ki 1911’den 1922’ye kadar 11 yıl içinde dünyanın her köşesinde şehitler bırakmışız. Buradan bir kez daha seslenerek diyorum ki nasıl Çanakkale Savaşı’nda payihtahtın, başkentin, aziz İstanbul’un düşmemesi için Iraklılar, Suriyeliler, Filistinliler, Balkan kökenliler, Kosovalılar, Azeriler hep beraber omuz omuza savaşmışlarsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak bugün de diyoruz ki 100 yıl sonra o aziz şehitlerin torunları, onların torunlarının kaderi bizim kaderimizdir. Mehmet Akif Çanakkale şehitlerine hitap ederken Muhammed İkbal de Lahor’dan Çanakkale şehitlerine, Balkan şehitlerine hitap ediyordu. Hint Müslümanları ayaktaydı, Afrika Müslümanları ayaktaydı, Orta Asya’daki soydaşlarımız ayaktaydı. Hep beraber dua ediyorlardı, çünkü biliyorlardı ki Çanakkale düşerse, İstanbul düşerse mazlum milletlerin kaderi de düşer. Çanakkale Savaşı gösterdi ki hiçbir ordu yenilmez değildir. Hiçbir güç, iman gücünün onur ve haysiyet mücadelesine dayanan o manevi gücün üzerinde olamaz. Çanakkale Savaşı, bizim dedelerimizin savaşırken ne kadar mertse, ara verildiğinde de o kadar insani olduğunu göstermiştir. Birçok Anzak hatıratında dedelerimizin destanı yazar. Selam olsun o aziz şehitlere, selam olsun insanlığa haysiyeti öğreten, civanmertliği, kahramanlığı öğreten, şefkati öğreten atalarımıza. Selam olsun, bu aziz bayrak için bir an bile tereddüt etmeden şehadete yürüyenlere. Onların emaneti omuzlarımızdadır. Onların emanetine ihanet eden olursa karşılarında Seyit Onbaşı'nın torunlarını bulacaklardır. Aziz şehitlerimiz, ruhunuz şâd olsun ve emin olunuz ki, ellerinizi öperek söylüyorum, bağırlarınıza dayanarak, imanlarımızı hissederek söylüyorum, bıraktığınız emanet emin ellerdedir, emin ve sağlam omuzlardadır. Milli irade ve milletin iradesi ne derse sadece o olacak. Sadece millet hükmedecek. Bu topraklarda özgürce, başı dik bir şekilde emanetinize sahip çıkacak. Sizlerle omuz omuza savaşanlar var ya, Halep’ten, Kudüs’ten, Kerkük’ten, Basra’dan, Bakü’den gelenler var ya, Allah şahittir ki onlara zulmedenlerin karşısında da duracağız. Biz nefes alırken dünyada zalimler rahat uyuyamayacak. Biz nefes alırken siz nasıl mazlum milletlere ilham kaynağı olmuşsanız, biz nefes alırken İstanbul, Ankara ayaktayken mazlum milletler sığınmak istediklerinde bağırlarımızı onlara açacağız. Nasıl iki milyon Suriyeli kardeşimizi bağrımıza basmışsak, Bosna savaşında Bosnalıları, Kosova savaşında Kosovalıları bağrımıza basmışsak, Anadolu toprakları, sizin emanetiniz olan topraklar, mazlumların merhamet diyarı olacak. Aziz şehitlerimiz, sizler rahat uyuyunuz, bugün kudretli ve şefkatli bir Türkiye Cumhuriyeti var.”

'TSK’YI DEĞİL NAMERDE, MERDE DAHİ MUHTAÇ ETMEYECEĞİZ'

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni (TSK) değil namerde, merde dahi muhtaç etmeyeceklerini dile getiren Başbakan Ahmet Davutoğlu, “TSK’nın kullandığı her gemi Türk yapımı olacak. TSK’nın aziz semalarımızda uçan her uçağı Türk yapımı olacak. Tanklarımız, modernizasyon için başka ülkelerin merhametine teslim edilmeyecek. Altaş tankları, TSK’nın çelik iradesini temsil edecek. Semalarınızda ANKA insansız araçlar uçacak. Bir daha bu devleti, bu milleti namerde muhtaç etmeyeceğiz. Allah, bu devlete ve millete zeval vermesin. Değil namerde, merde dahi muhtaç etmesin. Yeni Türkiye Cumhuriyeti, namerde muhtaç olmayan, mertten dahi yardım talep etmeyen, kendi savunma sanayisine sahip olan yeni Türkiye doğuyor.” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126