Başbakan Erdoğan: Paralel çeteden hesap sorulacak

Başbakan Erdoğan grup toplantısında paralel örgüt için sert açıklamalarda bulundu.

Başbakan Erdoğan: Paralel çeteden hesap sorulacak

Başbakan Erdoğan grup toplantısında paralel örgüt için sert açıklamalarda bulundu.

25 Şubat 2014 Salı 17:22
Başbakan Erdoğan: Paralel çeteden hesap sorulacak

Başbakan Erdoğan grup toplantısında partililere seslendi. Dün akşam internete servis edilen montaj kasedi için konuşan Erdoğan "Bu yapıyla sonuna kadar mücadele edeceğiz. Bunların hepsinin hesabı sorulacak" dedi.

İşte Başbakan Erdoğan'ın o konuşması:

Değerli milletvekili arkadaşlarım 26 Şubat 1992'de Ermenistan kuvvetleri Karabağ'da insanlık dışı katliama imza attılar. 613 kişi şehid edildi. Karabağ'da özellikle Hocalı'da hayatlarını kaybedenler bizlerin de evlatlırıdır. Hocalı'yı protesto eden bir grubun İstanbul'da astıkları ırkçı pankatı da kınıyorum.

27 Şubat bir mahsun günü daha yaşayacağız. Prof. Necmettin Erbakan hakka yürümüştür.  Allah hocamızdan razı olsun. Mekanı cennet olsun diyorum.

Cuma günü bir kara leke olan 28 Şubat postmodern darbeyi de geride bırakacağız. Vatandaşlarına yaptığı zulümle anılacak. Türkiye'nin geleceğini heba eden bir müdahale olarak hafızalarda kalacaktır.

"MİLLİ İRADEYİ AŞAĞILAMAYA BAŞLADILAR"

Özellikle bu çevrelerin sokağa çıkmalarını aynı medya bugün bir kez daha demokrasiye karşı saldırıya geçti. Milli iaredeyi aşağılamaya başladı. Son darbeye destek verdiklerini gördük. Malum medya hala Türkiye'yi kimin yöneteciğini tartışıyor. Gazi Mustafa Kemal Türkiye'yi kimin yöneteceğini 23 Nisan 1920'de söylemiştir. 1950'den sonra milletin iradesi sandığa yansımış milletin istediği olmuştur. 1960'da birileri çıktı ne dediler? Türkiye'yi millet yönetemez dediler. 12 Eylül'de 28 Şubat'ta yönetime el koydular. İktidara el koyanlar ülkeyi, medyayla, seçkinlerle, CHP'yle paylaştılar. İktidarı milletle asla paylaşmadılar.

Özellikle yargısal kurumlarla milletin iradesini hep kıstılar. Biz AK Parti'yi kurduğumuzda bunu kırmak için yeter artık söz de karar da milletindir. Biz AK Parti'yi kurduğumuzda Türkiye'yi sadece millet yönetir dedik.

AK PARTİ'YLE MİLLET YÖNETİME EL KOYMUŞTUR

Bu ülkenin sahibi devletin sahibi tüm kurumların sahibi millettir. Türkiye'yi yönetirken, hiçbir çeteyle, örgütle paylaşmadık. Türkiye'yi yönetme selahiyetini hiç kimseyle payşamadık. AK Parti'yle beraber millet yönetime el koymuştur. Bakın bu eski tartışmayı canlandırmak isteyenler var. Milletin iradesini gasp etmek isteyenler var. Bunlar o kadar utanmazlar ki; vatandaşımızı yine aşağılamaya başladılar. Sivas'ta, Kütahya'da toplanan vatandaşlarıma koyun sürüsü diyor. Utanmaz, arlanmaz, izansızlar.. 68 yıldır bu milletten tokat yediler ama utanmadılar. Millet artık bunların ciğerini okuyor. Attıkları her manşetteki o maksatlarını millet çok iyi okuyor. Takındıkları omurgasızlığı çok iyi biliyor. Siz bu ülkenin seçilmiş Başbakanını astınız.

"17 ARALIK'TA İKTİDARI ÇALMAK İSTEDİLER"

Bu millet artık reyine, hükümetine sahip çıkıyor. Bu millet sandığa gidip ne demek istediğini söylüyor. Ben siyasi hayatımda ben böyle Sivas, Yozgat, Afyon ve Kütahya görmedim. Millet artık kabına sığmıyor. Millet iftiralara artık inanmıyor. Bunların hakaretlerine gerekli cevabı veriyor. Bugün olduğu gibi millet hükümetine, partisine sahip çıkıyor. 12 yılda iktidara gelemeyenler 17 Aralık'ta iktidarı çalmak istemişlerdir. İçeri de ve dışarı da faiz lobisi rahatsızlar. Onlar da rantlarını kaybediyorlardı. MHP, CHP rahatsızdı. Sermaye rahatsızdı. Faizle fazla para kazanamıyorlardı. Başkaları da rahatsızdı. Suriye, Mısır denmesinden, Filistin denmesinden rahatsızlardı.

"O KASEDİN DUBLAJINI KENDİLERİ YAPTILAR"

Milletin iktidarda olmasından bir de vaiz lobisi vardı. Devleti esir almak isteyen, vaiz lobisi de milletin iktidarından rahatsızdı. 17 Aralık'ta bu gruplar bir araya geldi ve Türkiye'yi biz yöneteceğiz dediler. Biz de hayır bu ülkeyi millet yönetecek dedik. Var olduğumuz sürece milletin iradesini bunlarla paylaşmayacağız. Dün akşam saatlerinde dublajını kendileri yaptıkları piyesi piyasaya sürdüler. Bunlar alçakça, şerefsizce montajla servis ediyorlar. Uydurun da bunun da bir edebi var.

"SİZİN YAPTIĞINIZ KASET SİYASETİ AK PARTİ'YE SÖKMEZ"

1 hafta 10 gün içerisinde bunların aynılarını biz de sizi izleteceğiz. Seneryo yazmak kolay bir şey. Yapılan Türkiye Cumhuriyet'i Başbakanına yapılan alçakça bir saldırıdır. Biz bunu kimsenin yanına bırakmayacağız. CHP bugün bu montajı kendi grup toplantısında izletecek. Ey CHP siz kendi partinizde kaset siyaset yapabilirsiniz. Sizin yaptığınız kaset siyaseti AK Parti'ye sökmez. Tükiye bu alçakça saldırıya teslim olmaz. CHP ve MHP acil toplanmışlar. Bundan bir şey çıkar mı diye toplanmışlar. Bu okyanus ötesinden gelen kayıtla bir şey yapabilir miyiz? diyor. Aç tavuk kendini darı ambarında hayal eder.

"BİZİM KİMSEDEN KORKUMUZ YOK"

Bugün de söylüyırum biz bu gündeme teslim olamaycağız. Bütün iddialara cevap veririz. Süreç zaten ak ile karayı ortaya çıkarıyor. Yapılmak istenenler ortaya çıkıyor. Ne ben ne AK Parti bunların gündemine teslim olamaycağız. Bu montajlara kulak asmayacağız. Bu saldırı Erdoğan'a değil Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanına yapılan saldırıdır. Menderes'ten sonraki Başbakanlara korku salmak istediler. Bizim hiçbir ülkeden, hiçbir tezgahtan korkumuz yok. Bizle hesabı olan 30 Mart'ta gelsin hesaplaşalım.

"17 ARALIK'TA TEZGAH HAZIRDI"

Bu bir istikal mücadelesidir. Bu mücadelede canımızı ortaya koymaktan çekinmeyiz. İstediklerini yapsınlar, istedikleri montajı yapsınlar. Sın sözü millet söyleyecek. 17 Aralık'ta bir örgüt Türkiye hükümetine bir operasyon düzenlendi. 17 ve 25 Aralık'ta yaptıkları darbeyle AK Parti hükümeti düşecek ve AK Parti dağılacaktı.

Vaiz lobisi yargı ve emniyetle, medya manşetlerle, robotlarla tweetleri ikiye katlayacak. Hani Peygamber efendimiz demiş ya. CHP ve MHP siyasetin içinde görünüp bizi eleştirecek, AK Parti içindeki tuzluklar da bizi içeriden hançerleyecekti. Herkes görevini yaptı ama hesap edemedikleri bir şey oldu. Onların bir hesabı vardı milletin de bir hesabı var. Onların bir tuzağı varken Allah'ın da bir tuzağı vardı.

"BU DARBE GİRİŞİMİNİN HESABI SORULACAK"

Bu darbe girişimi hesapsız kalmaz, kalmayacak. 27 Mayıs hesapsız kalmış olabilir, 12 Eylül ancak 30 yıl sonra yargıya intikal etmiş olabilir, 28 şubat 15 yıl sonra yargılanmış olabilir, 17 Aralık darbesi inşallah o kadar gecikmeyecek. Önce millet sonra yargı bu darbe girişiminin hesabını soracaktır.

BİNLERCE KİŞİYİ HUKUKSUZ DİNLEDİLER

Dün iki gazetede tarihimizin en büyük dinleme skandalı deşifre edildi. Her görüşten her fikirden her partiden 2287 kişiyi dinlemişler. Bu sadece bir dosyaya ait. Binlerce dinleme klasörünün olduğu tahmin ediliyor, bakanlarımızı, danışmanlarımızı, herkesin ailesini, parti genel merkezlerini, gazeteleri, yazarları, yıllarca dinlemişler, üç yıl asgari. Birbiriyle hiçbir alakası olmayan, sözde terör örgütü altına koyup özel hayatları takip etmişler. Bunların çoğu hukuksuz, yeri yok. Böyle bir dinleme. Skandal, hukuksuz olarak başlamış, devam etmiş, hukuk usulü çiğnenmiş. Eğer HSYK son değişimi İstanbul'da yapmamış olsaydı bunlar ortaya çıkmayacaktı.

BEN ZATEN DİNLENİYORDUM

Zaten ben dinleniyordum, bunu zaten söyledim. Cumhurbaşkanımızla ilgili söyledim. Birileri bunu anlamamakta direndi. Hükümetsiniz çözün. Bu kişiler, devletin içerisinde memur olarak görev yapmaya başlamış kişiler. Biz niye internet yasasını getirdik? Niye MİT'lei lgili düzenlemeyi getirdik? İşte bunun için getirdik.

TÜBİTAK'TA YENİ YAPILANMAYA GİDİYORUZ

İşte en son TÜBİTAK olayı aynen bu durumda. TÜBİTAK'ta yeni bir yapılanmaya bakanımız gidiyor. Çok enteresan devletin kriptolu telefonlarını bile oradan dinliyorlar, bu kadar bunlar alçak.

Yani bir cumhurbaşkanı başbakanla konuşamaz, konuştuğu anda dinleniyor. Nerede? orada, merkezi orada. Bakın değişiklik yapıldığı anda hopladılar. Kendi gazeteleriyle bunu farklı yere çekmeye başladılar. Hepsiyle ilgili yasal süreci işleteceğiz. Bunların izini süreceğiz. Bunlar bu şekilde kalamaz. Kaldığı sürece bu ülkede ailelerin mahremi diye bir şey kalmaz. Devletin mahremi diye bir şey kalmaz. Bu hukuksuz kayıtlarla binlerce kişiye bu şantajı yapabilirlerdi. Yine de yapabilirler. Daha durmuş değiller. Eğer 17 Aralık darbesi gerçekleşseydi belki bu isimleri toplayıp içeri atacaklardı.

Şimdi dün, gün boyunca darbe medyasından çıt çıkmadı. Çıktı mı? 17 Aralık darbesinin figüranı olan gazetecilerden gazetelerden çıt çıkmadı. CHP ve MHP ciddi bir iki cümle bile kuramadı. Bu dinlemeleri yapanlara paralel örgüte neden bir çift söz söyleyemiyorlar? Üç maymun oyununu daha ne kadar sürdürecekler. Bakın dün bazı gazetelerin internet sayfalarında, tarihin en büyük dinleme skandalıyla ilgili bir tek satır haber yer almadı. Ama bu paralel yapının el başı bir açıklama yaptı. Bütün o gazeteler manşetten haber geldi. Çıkmış biz yapmadık diyor. Yahu, kapalı kapıların ardındakini duyduk diyen siz değil miydiniz? Birilerini takip eden, orada bir komplo sezen, o kişiyi uyaran siz deil miydiniz? Bunun gibi başka vakaların olduğunu itiraf eden siz değil miydiniz? Bir siyasi parti daha çıkıp sen bu kapalı kapının ardındakileri nasıl duyuyorsun? Sana bu bilgiyi kim nasıl ulaştırıyor diye sordu mu?

"SUÇ İTİRAFINI NASIL DUYMAZDAN GELECEKSİNİZ?"

Buradan ben bu yargıya sesleniyorum. Bu suç itirafını nasıl duymazdan geleceksiniz? Bu röntgenciliğin daha ne kadar görmezden geleceksiniz? CHP'ye de sesleniyorum.  Senin genel başkanıyla ilgili bu ahlaki görüntüleri verenler de bunlar. Daha ne kadar bekleyeceksiniz? Sayın Baykal sana da sesleniyorum. Hala sen daha neyi bekleyeceksin? Aynı şeyi MHP'ye de söylüyorum, sizin de o çıkan yayınlar işte onlar da yine aynen bu yapının görüntüleridir. Artık mızrak çuvala sığmıyor. Her şey ortaya açık net çıkmaya başladı.

"HAKİM VE SAVCILARA KUMPAS YAPTILAR"

Susan herkes bu insanlık dışı suça ortak olur. Ben bu ülkede hakimlerin savcıların dinlendiğini de biliyorum. Çünkü onlara da kumpas yaptılar. Zaman zaman şantajla üzerlerine gittiler. CHP ve MHP susarak, sessiz kalarak korkarak işte bu paralel örgütün vagonu olarak bir uçuruma doğru ilerliyor. Topla tüfekle silahla işgalle alınamayan bu güzel ülkeyi, tehdide ve şantaja teslim etmeyeceğiz. Bu paralel örgütün paralel yapının bütün rezilliklerini tek tek ortaya dökecek, bunları da bunlarla birlikte yürüyenleri de sokağa  çıkamayacak kadar mahkum hale getireceğiz.

40 yıldır kandırdıkları, emeklerini çaldıkları, kendi tabanlarının dahi yüzüne bakamaz hale gelecekler. Müslümanlara yaptıkları ihanetten dolayı inanın aynaya bakamayacak kendi yüzleriyle yüzleşemeyecek duruma düşecekler. Dinlenen tüm vatandaşlarım da müsterih olsun. Biz yeni internet yasası işte bu şantajın önüne geçmek için çıkardık. Ama bunu ne CHP ne MHP ne BDP anladı. Bunların yayınlanmasına, dağılmasına, insanımızı rencide etmesine izin vermeyeceğiz.

"KARABASAN GİBİ ÇÖKEN DERSHANELERİ KAPATACAĞIZ"

Gündemimizde biliyorsunuz şu anda torba yasada kalan bazı maddeler var, MİT yasa tasarısı, dershaneler tasarısı ve demokratikleşme paketi var. 1983'te hazırlanan MİT yasası artık dünya şartlarına uymuyor. Arkadaşlar MİT yasası ABD Avrupa tüm buralardaki yasalar incelenerek, onlardan daha ağır değil, onların tam aksine gerisinde olan bir yasa tasarısıdır. Bazıları ileri geri yazıyor. MİT Başbakan'a bağlı olur mu? İstihbarat dünyada nereye bağlı? İleri geri konuşuyorlar. Dünyada MİT dediğiniz örgüt ya devlet başkanına, yada Başbakan'a bağlıdır. Tamamen bağımsız değildir. MİT gibi örgütü olmayan devlet devlet değildir ya. Bunlar bu kadar cahil ya, zavallılar.

MİT'i güçlendirmemiz gerekiyor. Geniş ufkumuz çerçevesinde MİT yasasını yeniden ele alıyoruz. Dershaneler konusunda aynı şekilde milletin üzerine gençlerimizin üzerine adeta karabasan gibi çöken sorunu inşallah ortadan kaldırıyoruz. Bununla ilgili adımı istedik ki seçim öncesi atalım. Çünkü bunun içinde de paralel yapının farklı hesapları vardı. Bu hesabın da bir an önce bozulması gerekiyordu.

Demokratikleşme paketinde de atacağımız adımlarla seçim öncesinde ülkemize nefes aldıracak, yolunu aydınlatacak adımlar atıyoruz.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126