Basın Konseyi'nden sansür vurgusu

Basın Konseyi, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle yayınladığı açıklamada sansür vurgusu yaptı. Açıklamada, cezaevlerindeki gazetecilere, gazetecilere açılan davalara dikkat çekilerek, “Bazı kişi ve kuruluşları eleştiren haberleri ve...

Basın Konseyi'nden sansür vurgusu

Basın Konseyi, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle yayınladığı açıklamada sansür vurgusu yaptı. Açıklamada, cezaevlerindeki gazetecilere, gazetecilere açılan davalara dikkat çekilerek, “Bazı kişi ve kuruluşları eleştiren haberleri ve...

23 Temmuz 2015 Perşembe 17:55
Basın Konseyi'nden sansür vurgusu
banner203
Basın Konseyi, 24 Temmuz Basın Bayramı nedeniyle yayınladığı açıklamada sansür vurgusu yaptı. Açıklamada, cezaevlerindeki gazetecilere, gazetecilere açılan davalara dikkat çekilerek, “Bazı kişi ve kuruluşları eleştiren haberleri ve görüşleriyle, halkın haber alma hakkını yerine getirmeye çalışan gazetecilerin tam da 24 Temmuz’da yüzlerce yıl hapis cezasıyla gündemde olmaları bayram gerçeği ile çelişmektedir.” denildi.

24 Temmuz Basın Bayramı olarak kutlanıyor. Meslek örgütleri ise sansür, gazetecilere açılan davalar ve cezaevindeki gazetecilerin durumlarına dikkat çekerek, Türkiye’de basının sıkıntılarının bayram anlaşışı ile çeliştiğine dikkat çekiyor.

Basın Konseyi de Basın Bayramı nedeniyle yaptığı açıklama, gazetecilerin karşı karşıya kaldığı tehditlere vurgu yaptı. “2015 yılının 24 Temmuz’unda bayram olarak kutlamak hiç mümkün değil.” değil denilen açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Türkiye'yi yöneten siyasi anlayış tarafından açılan bunca davalar devam ederken, 21 gazeteci hapisteyken, işsizlik bu düzeye çıkmışken, 24 Temmuz'u Basın Bayramı olarak kabul edebilir miyiz?

Mahkeme koridorlarında adalet arayan yüzlerce gazetecinin, sosyal medyada attığı mesajlarla, gazetelerindeki köşelerinde yayınladıkları görüşleriyle hep ‘kendini savunma’ zorunda kalan kalem sahiplerinin, 24 Temmuz’u bayram olabilir mi?

Bazı kişi ve kuruluşları eleştiren haberleri ve görüşleriyle, halkın haber alma hakkını yerine getirmeye çalışan gazetecilerin, tam da 24 Temmuz’da, yüzlerce yıl hapis cezasıyla gündemde olmaları, bayram gerçeği ile çelişmektedir.

Sansürün, otosansürün, korku, yıldırma, caydırma yoluyla, vergi uzmanları, Sulh Ceza Hakimlikleri, Valilikler, trafik polisleri hatta bazı esnaflarca hayatımıza sokulduğuna tanıklık ettiğimizde, 24 Temmuz'u Basın Bayramı olarak içimize sindirmek kolay olabilir mi?

Bir çeşit neden bularak, akreditasyon uygulama alışkanlığına, her geçen gün yeni halkalar eklenirken, Cumhurbaşkanı’ndan Başbakan’a, bakanlara, hatta eşlere, çocuklara kadar mercek altında tuttukları gazetecilere açılan davalar, her geçen gün yağmur gibi medyanın üzerine düşerken, 24 Temmuz'u kabul edelim ki, “Bayram” gibi yaşamak olası değil.

Sürekli basın kartı almaya hak kazanan yüze yakın gazeteciye bu hakları bile teslim edilmiyorken, kamu kurumlarındaki aksaklıkları eleştiren bir gazete, peş peşe gelen davaları protesto için manşetinden yemek tarifi verirken, TV kanallarına 4 bakanla ilgili yolsuzluk haberleri nedeniyle verilen yayın durdurma ve para cezaları yağarken, ellerinde sadece ve sadece kalem olan gazetecilerin, kaçacaklarmış gibi, bileklerine kelepçe takılarak cezaevlerine konulduğu bir ülkede, 24 Temmuz'un “Bayram” olduğunu kabul edemeyiz.

Dünya görüşü ne olursa olsun, düşünce ve fikirleri paylaşmak ne kelepçelenmeyi, ne yayın ve para cezalarını, akreditasyon uygulamalarını, hatta “akreditasyon talimatını evet ben verdim” demeyi, ilan cezaları ile yıldırmayı, ölümleri, işsiz bırakılmalarını, darp edilmelerini, fiziksel sözlü şiddete uğramalarını, idari kararlarla ceza kesmeyi, Türkiye tarihinin sosyal ağlara ilişkin en geniş kapsamlı sosyal medyayı engelleme kararı alınmasını, erişim yasaklarının konulmasını, gazetecilerin terör propagandası yapmakla suçlanmasını, bazı basın kuruluşlarının havuzlaştırılmasını, 1 milyon liralık Mercedes makam aracını haberleştiren medyaya binlerce liralık tazminat davası açılmasını, bir haberci için en üst makamdan,‘Ben bırakmam O’nu. Bedelini ağır ödeyecek’ şeklindeki siyasi anlayışın;

Kısacası sansürlü ve otosansürlü bir ülkede, yaşanan gerçekleri “Bayram” kavramıyla bağdaştırabilir miyiz?

Basın özgürlüğü raporlarında 199 ülke arasında, Türkiye listedeki 149.sırasıyla dünyanın da dikkatini çekmektedir.

Avrupa Parlamentosu’ndan Türkiye’nin düşünce ve ifade-basın özgürlükleri, demokrasi, insan hakları, eşitlik alanında yenilikler yapması da istenirken, maalesef 2015 Dünya basın özgürlüğü listesindeki komşularımız, Pakistan ve Malezya.

Bütün bir yıl yineledik,

Yeniden söylüyoruz;

Basın özgürlüğünün, yaşam hakkının, emeğe saygının olmadığı iklimlerde nefes almak zordur.

Halkın gerçekleri ‘sansürsüz’ ve tüm boyutlarıyla öğrenmek anayasal hakkıdır.

24 Temmuz Gazeteciler Günü-Basın Bayramını 107. kez yaşıyoruz.

Hakkıyla kutlayacağımız 24 Temmuzları yaşama özlemiyle tüm medya çalışanlarına, sansürsüz bayramlar diliyoruz …”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126