Bugün şehirler 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli değil’

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, bugün şehirlerin 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli olmadığını söyledi. Afet risklerini azaltmaya yönelik ulusal afet politikalarının hala oluşturulamadığını...

Bugün şehirler 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli değil’

Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, bugün şehirlerin 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli olmadığını söyledi. Afet risklerini azaltmaya yönelik ulusal afet politikalarının hala oluşturulamadığını...

02 Mart 2015 Pazartesi 15:30
Bugün şehirler 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli değil’
Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Adana Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, bugün şehirlerin 1999 öncesine göre depremlere karşı daha güvenli olmadığını söyledi. Afet risklerini azaltmaya yönelik ulusal afet politikalarının hala oluşturulamadığını bildiren Tatar, “Türkiye’nin afet tehlike haritaları hazırlanmamıştır. Afet risklerini azaltmaya yönelik bütçe kalemleri, fonlar yapılandırılamamıştır. Halkın afet bilinci ve afetlerle mücadele kültürünün geliştirilmesi için gerekli ve yeterli çaba gösterilmemiştir. Marmara depremlerinden bu yana zarar azaltma, risk yönetimine ilişkin kayda değer bir gelişme sağlanamamıştır.” dedi.

Tarar, 1-7 Mart Deprem Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, ülkenin büyük can ve mal kayıplarına yol açan depremlerle sık sık karşılaştığı gerçeğini hatırlattı. Türkiye topraklarının yüzde 66’sının 1’inci ve 2’inci derece deprem bölgesinde yer aldığını vurgulayan Tarar, 1 milyonun üzerindeki 11 büyük kent başta olmak üzere ülke nüfusunun yüzde 70’inin ve önemli sanayi tesislerinin yüzde 75’inin kurulduğu bölgelerin ciddi bir deprem riski altında olduğunu söyledi.

Depremler nedeniyle, 1900’lardan günümüze kadar yaklaşık 100 bin insanın hayatını kaybettiğini belirten Tatar, “Son 60 yıllık istatistiklere bakıldığında doğa olaylarının ülkemizde neden olduğu doğrudan ve dolaylı ekonomik kayıpların GSMH’nın yüzde 3’ü kadardır. Başta deprem olmak üzere doğa olaylarının birer afete dönüşmesinin temel unsurunun insan ve politikaları olduğu bilinmektedir. Bu nedenledir ki, deprem zararlarını azaltmak, hatta mümkünse ortadan kaldırmak ve topluma bu tehlikeleri algılatmak konusunda başta karar vericiler olmak üzere hepimize önemli görevler düşmektedir. Deprem ve afet gerçeği artık hepimizin tereddütsüz olarak önemsediği ve bu konuda ortak eylem dâhilinde çalışmalar yapılması gereken en önemli konulardan birisidir.” diye konuştu.

Gelinen noktada yapılması gereken çok şey olduğuna işaret eden JMO Şube Başkanı Dr. Mehmet Tatar, hafta dolayısı ile kamuoyunun dikkatini deprem gerçekliğine çekmek, yapılması gerekenleri ve yapmayanları sorgulamak daha bir önemine değindi. Konuyla ilgili bir kez daha uyarılarını tekrarladıklarını aktaran Tatar, şunları söyledi: “Bu doğa olayı bilimden, akıl ve teknikten uzak uygulanan politikaların sonucunda birer afete dönüşmektedir. Depremleri önlemek mümkün değildir. Ancak zararlarını ortadan kaldırmak veya azaltmak mümkündür ve bizim elimizdedir. Ağırlıklı olarak afetin ortaya çıkmasından sonra ‘yara sarma’ uygulamalarına odaklanmış mevcut afet yönetim sistemi terk edilmeli. Bunun yerine tüm bileşenlerin birbiriyle bütünleştirildiği ileri düzeyde zarar azaltma ve dengeli afet yönetimi (Entegre Afet Yönetim Sistemi) benimsenmeli. Diri Fay ve Türkiye Deprem Tehlike Haritası güncellenmeli. Ülkemizin jeolojik yapısı oldukça riskli olması nedeniyle ‘zemin ve temel etütlerinin yapım, üretim ve raporlama süreçleri yapı denetim kuruluşlarının bünyesinde yer alacak jeoloji mühendisleri tarafından yerinde denetlenmelidir. 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun yerine, insan merkezli toplumsal politikaların hayata geçirilmesini esas alan, bilim çevreleri, ilgili meslek odaları, yerel yönetimler ve halkın katılımı ile rant odaklı olmayan, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşam hakkını sağlayan yeni yasal düzenleme yapılmalıdır. Deprem sorununa stratejik yaklaşım getiren ilk yol haritası niteliğindeki Ulusal Deprem Stratejisi ve Eylem Planı’nın ülke genelinde uygulanmalı.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126