Çerkesler 150 yıl önce yapılan soykırımı anıyor

Çerkesler'in Kafkasya'daki ana vatanlarından Ruslar tarafından sürülmesinin 151. Yıldönümü. Türkiye'de yaşayan Çerkesler, bugün, öncelikle sürgün sırasında hayatını kaybeden 500 bin civarındaki soydaşını anıyor.

Çerkesler 150 yıl önce yapılan soykırımı anıyor

Çerkesler'in Kafkasya'daki ana vatanlarından Ruslar tarafından sürülmesinin 151. Yıldönümü. Türkiye'de yaşayan Çerkesler, bugün, öncelikle sürgün sırasında hayatını kaybeden 500 bin civarındaki soydaşını anıyor.

21 Mayıs 2015 Perşembe 21:38
Çerkesler 150 yıl önce yapılan soykırımı anıyor
banner203
 Al Jazeera'den Sümeyye Ertekin'in haberi şöyle;
“Türkiye'ye gitmek üzere Batum'a 70 bin Çerkes geldi, günde ortalama yedisi ölüyor. Trabzon'a çıkartılan 24  bin 700 kişiden şimdiye kadar 19 bini öldü, Samsun civarındaki 110 bin göçmenden de her gün 200'ü can veriyor."

Bu cümleler 1864'te Rusya'nın sürgüne gönderdiği Çerkeslerin durumunu ülkesine rapor eden o dönemki Rus Çarlığı'nın Trabzon konsolosuna ait.  

1864 sürgününde 500 binden fazla insanın hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Çerkesleri sürgüne götüren süreç ise Ruslar'ın 1860'larda Kafkasya'yı ele geçirmek istemesiyle başlıyor. Ancak bu duruma başta Çerkersler olmak üzere Kafkas halkları direniş gösteriyor. Rusya, 1864'te savaşı kazanmasının ardından, kendilerine itaat etmeyi reddeden Çerkesler ve diğer Kafkas halklarını vatanlarından sürgün ediyor. 

Sayıları net olarak bilinmese de 1,5 milyon ile 2 milyon 200 bin arasında rakamlar telaffuz ediliyor. Tarihçi Kemal Karpat'a göre 1859-1879 arasında çoğu Çerkes olmak üzere yaklaşık iki milyon Kafkasyalı sürgüne uğradı. Bunların sadece 1.5 milyonu yerleşim yerlerine ulaşabildi. 

500 bin kişi öldü

Çerkesler derme çatma gemilerle Osmanlı'nın Karadeniz'deki limanlarına doğru sürüldüler. Ancak açlık, salgın hastalıklar, bazı gemilerin batması sonucu 500 bin kadar insanın yolda hayatını kaybettiği tahmin ediliyor. Karaya çıkanların büyük bölümü de salgın hastalıklardan öldü. İstanbul ve Karadeniz kıyılarına gelen Çerkeslerin bir kısmı İstanbul ve Anadolu'ya yerleştirildi. Bir kısmı ise önce Balkanlar'a, Osmanlı buradaki hâkimiyetini yitirince de Ortadoğu'ya taşındı. Bugün Ürdün, Suriye ve Filistin'de çok sayıda Çerkes yaşıyor.

Yıllarca bu acıyı kendi içlerinde yaşamayı tercih eden Çerkesler artık atalarının sürgün edilmesini, her yıl 21 Mayıs'ta, yani savaşın resmen bittiği tarihte anarak dünyaya da “unutmadık” mesajı veriyor.

Gençler kendileri geliyor

Kültürlerine çok bağlı olan Çerkesler, kimliklerini korumayı günümüze kadar başardı. Kendi içlerinde evlendiler, dillerini ve değerlerini korudular. Ancak son yıllarda yapılan karma evlilikler ve kültürel etkileşimin de artmasıyla Çerkesçe'yi sadece büyükler konuşur hale geldi. Pek çok anne baba artık Çerkesçe konuşamıyor, çocuklarına da öğretemiyor. Aileler çocukları Çerkes dili ve kültürünü unutmasın diye onları Çerkes derneklerine gönderiyor.

22 yaşındaki Neslihan Zorlu onlardan biri. Kadir Has Üniversitesi'nde yeni medya okuyor. Annesi Türk, babası Çerkes. Neslihan 17 yaşına kadar sadece Çerkes olduğunu bildiğini bunun haricinde evde Çerkes dili ve kültürünün kendisine öğretilmediğini söylüyor. Babası vefat ettikten sonra Çerkes dili ve kültürüne merak salmış. Dernekte Çerkes dili ve tarihi dersleri almış.

Babası Çerkes olan Neslihan Zorlu Çerkesçe öğreniyor. [Fotoğraf: Sümeyye Ertekin]
 “Babam tarafından bize sadece Çerkes olduğumuz söylendi. Onun dışında hiçbir şey öğretilmedi. Ben Çerkeslere Adige dendiğini, Çerkeslerin neler yediğini, bayraklarının neye benzediğini dernekte öğrendim. Ve benim Çerkesliğimi yaşayabildiğim çevre sadece dernekle sınırlı."

Dernekte konuştuğumuz 50 yaşındaki Ömer Demir ile konuşuyoruz. Eşi Türk. Çerkesçe çok konuşamıyor. Çocuklarının Çerkesçe ve Çerkes dansı öğrenmesi için onları derneğe getiriyor.

“Eşim Türk fakat eşim benden daha çok çocuklarla ilgileniyor. Çocukların örf adet ve ananelerini öğrenmesi için benden daha çok mücadele veriyor. Ayrıca kendisi de dil kursuna geliyor."

“İlk geldiğimde şaşkınlık yaşadım”

Ömer Demir'in 13 yaşındaki oğlu Ahmet Demir yedinci sınıfa gidiyor. Çerkes dansı ve Çerkes dili öğrenmek için her hafta kursa geliyor. Çerkes kültürünü ve dilini sevdiğini söyleyen Ahmet, derneğe ilk geldiğinde şaşkınlık yaşadığını anlatıyor:


“Kültür hemen değişiyor. Mesela burada büyükler ayrı yerlerde oturur küçükler ayrı yerlerde oturur konuşma biçimleri daha farklıdır.”

Burada gördüğü kursun kendine fayda sağladığını ifade eden Ahmet, köylerinde bir düğüne gittiklerinde öğrendiği dansları uygulama fırsatı bulduğunu söylüyor. Büyükler Çerkesçe konuştuklarında onları anlayabildiğini söylüyor.

Dillerini derneklerde öğrenebiliyorlar

İstanbul Çerkes Dernekleri Federasyonu ve İstanbul Çerkes Derneği bünyesinde Çerkes tarihi, iki farklı diyalektte Çerkes dili ve Çerkes Folkloru kursları veriliyor. Derneğin Genel Sekreteri ve Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu Murat Yalçın aynı zamanda tarihçi.  

Yalçın, Türkiye'de 3,5 milyon civarında Çerkes olduğunun tahmin edildiğini söylüyor. Anadilini bilen Çerkeslerin giderek azaldığını, çocukların Çerkesçe'yi ancak derneklerdeki kurslarda öğrenebildiğini dile getiriyor. Çerkesçe'nin aynı zamanda UNESCO'nun yayınladığı kaybolmak üzere olan diller kategorisinde olduğuna dikkat çeken Yalçın'a göre 30 yaş altı Çerkeslerde Çerkesçeyi konuşanların oranı yüzde altı. 

Demokratikleşme sürecine dahil edilmek istiyorlar

Murat Yalçın Türkiye'deki demokratikleşme sürecinde Çerkesler'in de dikkate alınması gerektiğini, onların da talepleri olduğunu ifade ediyor. Yeni anayasa arayışlarında Çerkesler'in unutulduğu görüşünde:

“Aleviler, Kürtler ve Romanlar ile ilgili çalıştaylar yapıldı. Onlarla ilgili TRT'nin kanalları açıldı. Her defasında Çerkesler yok sayıldı. Çerkesler ile ilgili bir çalıştay yapılmasını istiyoruz. Şu an dilini kaybetmek üzere olan Türkiye'nin dört bir tarafına dağılan Kafkasya'dan gelen milyonlarca nüfustan bahsediyoruz. Her cephede bu vatan toprakları için canını veren insanlar günümüzde birçok şeyden mahrum.“

Çerkes dilinde yayın yapacak TRT  bünyesinde bir kanal açılmasını istediklerini ifade eden Yalçın, Çerkesce'nin ilköğretimde seçmeli ders olduğunu ancak dağılmış Çerkes nüfusundan dolayı yeterli sayı sağlanamadığı için sınıf açılamadığına dikkat çekiyor. Bir diğer talep ise anavatanlarına gidebilmek için Rusya ile anlaşma yapılması.

“Türkiye'nin Rusya ile yapacağı anlaşmalarla Türkiye'de yaşayan Çerkeslerin anavatanlarına gidiş geliş konusunda çifte vatandaşlık uygulamasıyla rahatlığa kavuşmasını istiyoruz. Türkiye'nin Rusya ile görüşmeler yaparak Rusya'yı buna zorlamasını talep ediyoruz. Çerkes soykırımı ile ilgili bir araştırma komisyonunun kurulmasını ve Türkiye'nin de Çerkes soykırımını tanımasını istiyoruz.”
Son Güncelleme: 21.05.2015 21:40
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126