'Dere yatağını işgal ediyorsak, mal ve can güvenliğini dikkate almamız lazım'

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’deki sel felaketlerinin en önemli sebebinin, iklim değişikliğinin dikkate alınmaması olduğunu söyledi. Yağışların...

'Dere yatağını işgal ediyorsak, mal ve can güvenliğini dikkate almamız lazım'

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’deki sel felaketlerinin en önemli sebebinin, iklim değişikliğinin dikkate alınmaması olduğunu söyledi. Yağışların...

25 Ağustos 2015 Salı 12:41
'Dere yatağını işgal ediyorsak, mal ve can güvenliğini dikkate almamız lazım'
banner203
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş, Doğu Karadeniz’deki sel felaketlerinin en önemli sebebinin, iklim değişikliğinin dikkate alınmaması olduğunu söyledi. Yağışların eskiye oranla kısa süreli ve çok daha etkin olmaya başladığına dikkat çeken Bektaş, dere yataklarına yapılan yapılaşmayı hem devletin hem de vatandaşın yaptığını, adeta felakete davetiye çıkartıldığını vurguladı. Bektaş, "Dere yatağını işgal ediyorsak oradaki insanların mal ve can güvenliğini dikkate almamız lazım." dedi.

Artvin Hopa’da yaşanan afetin nedenleriyle ilgili değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Osman Bektaş, “Birçok faktöre bağlı ama en önemlisi iklim değişikliği. Özellikle birkaç yıldan beri görüyoruz; yaz aylarında kısa süreli ama çok etkili sağanak yağışlar var. Bir de maalesef dere yataklarını yeterince drene edemiyoruz, temizlemiyoruz ve dere yataklarını işgal ediyoruz. Nüfus artışı ve bilinçsiz yapılaşma nedeniyle dere yatakları işgal ediliyor. Bu tür taşkınlar periyodik olarak geliyor. Her yıl değil de bir kaç yıl içerisinde periyodik olarak gelişiyor. Bu da insanları dere yataklarını işgal etmeye heveslendiriyor. ‘Nasıl olsa sel olmuyor’ diye dere yataklarına yapılaşma yapılıyor. Bunu sadece vatandaş değil, devlet de yapıyor. Örneğin, Trabzon’un Değirmendere vadisinde karayolu vardır, fabrika vardır, yerleşim vardır. Dere yatağını işgal ediyorsak oradaki insanların mal ve can güvenliğini dikkate almamız lazım.” diye konuştu.

Şehirleşmede ve doğal afetlerin önlenmesinde bilimi kullanılmadığını savunan Bektaş, “Bundan dolayı bu felaketler yaşanıyor. Ancak bunlar yaşandıktan kısa bir müddet sonra gündemden çıkıyor. Çünkü sürekli değil, periyodik olarak oluyor. Bizim gibi az gelişmiş ülkelerde potansiyel tehlikelere maalesef yeterince önem verilmiyor. Olay olduktan sonra birkaç gün konuşuluyor ama belli müddet sonra unutulup gidiyor.” eleştirisinde bulundu.

TÜRKİYE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNE ADAPTEYİ FANTEZİ OLARAK GÖRÜYOR

Küresel ısınma nedeniyle iklim değişikliğinin ileriki yıllarda kendi daha fazla göstereceğini kaydeden Bektaş, yağışların yaz aylarında kısa süreli ama çok etkin olacağını söyledi. Gelişmiş ülkelerin iklim değişimine her yön adapte olmaya çalıştığını dile getiren Bektaş, Türkiye’de ise bunun bir fantezi olarak görüldüğünü belirtti.

Doğal olayların felakete dönüşmesinde birçok parametre olduğunu tekrarlayan Bektaş, sözlerine şöyle devam etti: “Sele karşı önlem alsaydık bu kadar zarar olmazdı. Yeryüzüne düşen su kendine akacak bir yatak bulamazsa ne yapacak; kabına sığmayacak, taşacak. Siz o yatağı doldurursanız, temizlemezseniz sonuçta bunlar olur. İster istemez nehir yatağından yol yapıyorsun. Bu yolu yaparken seli dikkate almalısın. Artvin Hopa tarafından da bu tür felaketlerin periyodu uzun. Periyodu uzun olunca insanlar unutuyor. Doğal olaylar ve bunun felakete dönüşme periyodiktir. Bu periyot ne kadar uzun olursa insanlar önemsemez. Bir çok yerde görüyorum: uzun periyottan dolayı dere yatağı artık tarım alanı olmuş. Ama arkadan bir sel geliyor ve dere ‘burası benim çık yatağımdan’ diyor. Bunlara dikkat etmemiz lazım.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126