Ege Bölgesi'nin 300 çeşit otu şifa deposu

Günümüzde sıradan bir bahar etkinliği olmaktan çıkarak festivale dönüşen ot toplamak, aslında hem sağlımızı hem de cebimizi koruyor. Bölgedeki çeşit sayıs 300’e varan otların faydalarına dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu...

Ege Bölgesi'nin 300 çeşit otu şifa deposu

Günümüzde sıradan bir bahar etkinliği olmaktan çıkarak festivale dönüşen ot toplamak, aslında hem sağlımızı hem de cebimizi koruyor. Bölgedeki çeşit sayıs 300’e varan otların faydalarına dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu...

23 Mart 2015 Pazartesi 10:07
Ege Bölgesi'nin 300 çeşit otu şifa deposu
banner203
Günümüzde sıradan bir bahar etkinliği olmaktan çıkarak festivale dönüşen ot toplamak, aslında hem sağlımızı hem de cebimizi koruyor. Bölgedeki çeşit sayıs 300’e varan otların faydalarına dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda Teknolojisi Program Sorumlusu Dr. Eylem Ezgi Fadıloğlu, bunların ne şekilde yenmesi gerektiğini anlattı. İlkbaharla birlikte lezzetli otların sezonunun açıldığını belirten Fadıloğlu, “Ege mutfağı, yeşil mutfak olup hem hafif hem pratik hem de ekonomiktir. Ege’de yetişen otların çoğu, yüksek oranda C, B1, B2 ve A vitaminleri, demir, kalsiyum, bakır gibi mineraller, antioksidanlar içermekte ve kansere karşı koruyucu etki sağlamaktadır.” dedi.

VİTAMİNİ ÖLMESİN

Otları pişirirken vitamin kaybı olmaması için nelere dikkat edilmesi gerektiğini anlatan Dr. Fadıloğlu, “Hardal otu, turp otu, arapsaçı, şevketibostan, radika (karahindiba), kuşkonmaz, ısırgan, cibez, kuzukulağı, kazayağı, deniz börülcesi, gelincik otu bölgede en çok tüketilen otlar arasında yer alıyor. Otların pişirilmesinde olabildiğince kendine has tatlarını korumaya, doğal haliyle sunmaya özen gösterilmelidir. Kesilen yerlerinden vitamin kayıplarının olmaması için otlar mümkün olduğunca doğranmadan, bütün olarak yıkanmalıdır. Otları keserken vitamin kaybının olmaması için ya elle doğramalı ya da tahta bıçaklar kullanılmalıdır. Yeşilliklerde vitamin ve mineral kaybına yol açmasından dolayı metal bıçak olabildiğince kullanılmamalıdır. Ayrıca otları çok küçük parçalar yerine, büyük parçalar şeklinde doğramak da en doğrusudur.” bilgisini verdi.

BAĞIŞIKLIĞA DA İYİ GELİYOR, SİNİRLERE DE

Dr. Fadıloğlu, otların faydaları hakkında ise şunları kaydetti: “Beslenmede radika, hindiba, hardal otu gibi antioksidan değer taşıyan otların tüketilmesi çok faydalıdır ve idrar söktürücü, böbrek ve safra taşlarını düşürücü etkileri bulunmaktadır. Cibez ve şevketibostan sindirimi kolaylaştırır, bağırsakları çalıştırır. Eşek helvası ve yabani kuşkonmaz gibi otlar, vücutta ürik asit birikmesini engeller. Biraz acı bir tadı olan sarmaşık otu, kolesterolü ve üreyi düşürür, vücuttaki ödemi atar. Biraz tuzlu bir tadı olan deniz börülcesi, iyot eksikliğine bağlı guatr hastalığına iyi gelir. Turp otunun, içerdiği uçucu yağlardan dolayı canlandırıcı, sinirleri yatıştırıcı, ağrı dindirici özelliği vardır. Bağışıklığı güçlendirip kan dolaşımını hızlandıran, kanı temizleyen, akciğeri güçlendiren, yaraları iyileştiren ısırgan otu da vücut için oldukça faydalıdır. Enginar, radika ve kuşkonmaz, karaciğerinizi temizlemeye yardımcı olur. Bronşite, mide sancısına iyi gelen ve süt arttırıcı özelliği olan, yoğun anason kokulu arapsaçı da oldukça faydalıdır. Besin değerini ve lezzetini artırmak için de kuzu eti veya kuru fasulyeyle pişirilebilir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126