Hidayet Karaca cezaevinde kitap yazdı: Üç günlük dünya için değer miydi?

Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, 305 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde kitap yazdı. ‘Bir Dizi Film’ isimli kitabında Karaca, kendisini hayali örgüt senaryosuyla mahkum etmek isteyenlere, “Vicdanınızda mahkum olacaksınız....

Hidayet Karaca cezaevinde kitap yazdı: Üç günlük dünya için değer miydi?

Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, 305 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde kitap yazdı. ‘Bir Dizi Film’ isimli kitabında Karaca, kendisini hayali örgüt senaryosuyla mahkum etmek isteyenlere, “Vicdanınızda mahkum olacaksınız....

15 Ekim 2015 Perşembe 17:04
Hidayet Karaca cezaevinde kitap yazdı: Üç günlük dünya için değer miydi?
Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, 305 gündür tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevi’nde kitap yazdı. ‘Bir Dizi Film’ isimli kitabında Karaca, kendisini hayali örgüt senaryosuyla mahkum etmek isteyenlere, “Vicdanınızda mahkum olacaksınız. Üç günlük dünya için değer miydi?” diye seslendi.

Taksim Elite World Otel’de gerçekleşen tanıtımın sunuculuğunu Samanyolu Haber Akara Temsilcisi Abdullah Abdulkadiroğlu yaptı. Tanıtıma; eşi Şule Karaca, oğlu Sıdkı, annesi Feride ve babası Kadir Karaca, CHP Milletvekili Barış Yarkadaş, Nazlı Ilıcak, Yavuz Bülent Bakiler, Zaman Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdülhamit Bilici başta olmak üzere çok sayıda gazeteci katıldı.

İlk olarak söz alan Nazlı Ilıcak, “Aslında hepimiz bu salonda bir arada olduğumuz için şanslıyız. Çünkü zulmü yapanların tarafında da olabilirdik. Türkiye demokrasisi çalkantılar içinde geçmiştir, her seferinde bu zulümler son bulmuştur. Kim eğer zulümle mücadele ettiyse onlar yüzleri ak olarak kamuoyunun çıkmıştır.” dedi.

Finlandiyalı gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sorduğu soruyu hatırlatan Ilıcak, “Recep Tayyip Erdoğan, size diktatör diyorlar, sizden korkuyorlar diye soranlara, ‘Eğer ben gerçekten diktatör olsaydım siz bu soruyu sorabilir miydiniz?’ dedi. Soruyu soran bir Finlandiyalı gazeteci ona bir şey yapamaz. O soruyu sormak isteyen Türk gazeteciler kendisinin huzuruna hiçbir zaman çıkamazlar. Demokrasilerde soruyu sorduktan sonra başına bir şey gelmemesidir. Soruyu soruyorsun ondan sonra derdest edilip hapishaneye götürülüyorsun. O ülkede demokrasi olabilir mi? Bir tweet atıyorsun, hadi bakalım gözaltına alınıyorsun. Medya kuruluşlarına baskın yapılıyor. Böyle bir ülkede demokrasi var denilebilir mi?” diye konuştu.

Ilıcak, şöyle devam etti: “İnşallah 1 Kasım'da bu sona erecek. Böyle bir düzenin devam etmesine imkan yok. Böyle bir kokuşmuşluk, yolsuzluk, adaletsizlik, keyfilik üzerine oturan bir düzenin Türkiye gibi mazisinde demokrasi olan bir ülkenin bu şekilde devam etmesine imkan yok. Sevgili Hidayet Karaca'ya selam ve sevgilerimi ve Silivri'de bulunan diğer mağdur arkadaşlara, polislere, hakimlere hepsine selamlarımızı iletiyoruz. Onlar doğru bir tarafta yer aldılar, onlar hırsızlardan yolsuzlardan iftiracılardan, hakaret edenlerden yana olmadılar.”

BAKİLER: KARACA'YI TAHLİYE EDEN HAKİMLERİN TUTUKLANMASI, DEMOKRASİ ANLAYIŞIMIZIN ÇÖKMÜŞLÜĞÜNÜ GÖSTERİYOR

Şair ve yazar Yavuz Bülent Bakiler de, konuşmakta zorluk çektiğini belirterek, son zamanlarda gerçekleşen olaylardan ızdırap duyduğunu söyledi. Bakiler, “Üniversite yıllarımda bir siyasi parti lideri Osman Bölükbaşı’ndan dinlediğim bir söz vardı. Diyordu ki, ‘Demokrasi bilenlerin ve ahlaklı olanların kuracağı bir rejimdir.' Bilmek ve ahlaklı olmak son derece mühim. Türkiye’nin bugün içerisinde bulunmuş olduğu durum, bizim bir takım meselelerimizi bilmememizden ve ahlaklı olmamamızdan kaynaklanıyor. Siz bütün ortaokul ve liseleri imam hatip lisesi haline getirebilirsiniz. Milyonlarca imam hatip öğrencisi yetiştirebilirsiniz. Kendiniz de o okullardan mezun olabilirsiniz ama ahlak çerçevesi içerisinde yaşamadığınız ve bulunmadığınız müddetçe yetiştirmiş olduğunuz çocukların milletimize, demokrasimize ciddi ölçüler içerisinde hiçbir faydası olmaz.” diye konuştu.

Batı dünyasında 8 yıllık bir eğitimden geçen çocukların ders kitapları 71 bin kelimeyle yazıldığını söyleyen Bakiler, şöyle devam etti: “Bu rakam Japonya’da 40 bin, İtalya’da 32 bin, bu rakam Atatürk’ün deyimiyle çağdaş medeniyet seviyesine zıplamak zorunda olan Türkiye’de 6 – 7 bin civarında değişmektedir. Sevgili çocuklarımız da bu rakamın yüzde 10’uyla düşünmekte ve konuşmaktadırlar. Düşünmek dünyasından bu kadar kopuk bir ülkede demokrasiyi yaymak ve yaşatmak mümkün değildir. İş başında olanlar da bu 6 – 7 bin kelimeyle düşünüyor ve konuşuyorlar. O bakımdan demokratik nizamımız son derece büyük sıkıntılarla karşı karşıya bulunuyor. Hidayet Karaca’nın çok basit bir program dolayısıyla içeriye alınması, onu tahliye eden hakimlerin tevkif edilmesi Türkiye’de demokrasi anlayışımızın ve ahlak nizamımızın ne kadar büyük çöküntüler içerisinde olduğunu ortaya koyuyor.”

Programa katılanlara teşekkür eden Şule Karaca da, eşi Hidayet Karaca’nın kitabından bir bölüm okudu. Karaca, kitabında, “Yeni Türkiye’de bizi garaz, nefret ve hayal dünyalarında kurdukları örgüt senaryosuyla mahkum etmek isteyenlere, kimi kendi kötülüğünde, kimi de evhamlarında boğulmuş olanlara sesleniyorum; yanlış yoldasınız! Toplum bir müddet sussa da bu suskunluğu ilanihaye taşıyamazsınız. Baskılarla oluşturduğunu korku dünyasını fazla sürdüremezsiniz. İnsanlar, kurumlar ve toplum sormaya, sorgulamaya devam edecek. Aslında kimse inanmıyor size. Vicdanlara geçmez hükmünüz, vicdanınıza geçmez. Ve siz her şeyden önce kendi vicdanınızda mahkum olacaksınız. İyisi mi vazgeçin! Dönün bu karanlık yoldan. Bu kötülüğü evlatlarınıza, torunlarınıza yapmayın. Onlara utanacakları bir miras bırakmayın. Siz benim düşmanım değilsiniz. Çoğunuz vaktiyle değer verdiğim, tanıdığımı sandığım ve sözlerine inandığım insanlardınız. Şimdi büyük bir hayal kırıklığı yaşıyorum hakkınızda. Dün size kızıyordum. Şimdi sizin için üzülüyorum ve ıslahınız için dua ediyorum. Üç günlük dünya için değer miydi?” ifadelerini kullandı.

ANNE KARACA: OĞLUMUN KİTABINI TORUNLARIM OKUDU, DUYGULANDIK

Anne Feride Karaca ise, “Kitabını iki akşam çocuklarım, torunlarım okudu. Duygulandık. Tabi ki ağladık yaşadığı şeyler kolay şeyler değil. Bir anne olarak Silivri’ye gidip geldikçe o duyguları yaşıyoruz. Çok güzel bir şey oldu. Buraya gelen misafirlerimize bunları hazırlayanlara çok teşekkür ederiz. Allah razı olsun.” diye konuştu.

Babası Kadir Karaca da, “Kitabı çocukları iki gün iki akşamda okudular. Çok duygulandık. Çok gururluyum. Oğlumun o vaziyetine. Çok söyleyeceklerim var söyleyemiyorum. Her hafta gidiyorum. Hapse girdiğinden bugüne her hafta gidiyorum. Karşısına oturuyorum öyle seyrediyorum. Bir iki kelam ediyorum ondan sonra konuşamıyorum.” şeklinde konuştu.

Yumurcak TV Genel Yayın Yönetmeni Elif İpek, “Hidayet abinin kitabını merakla bekliyorduk. Yaklaşık bir yıldır kendisinden uzağız. Her zaman görüşme imkanı bulduğumuz bir insandı artık maalesef görüşemediğimiz bir isim. Şunu ümit ediyorum en kısa zamanda inşallah aramıza dönecek, biz bu günleri ilerde gülerek hatırlayacağız. Hey gidi günler diyeceğiz yani o günlerin de geleceğini düşünüyorum. Umarım en kısa zaman da gelir de bu günleri bir an evvel unuturuz diye düşünüyorum. Çünkü her gün yeni bir olaya uyanıyoruz maalesef Türkiye’de. Her gün yeni bir bela var başımızda diyebiliriz yani bunların en kısa zaman da biteceğini düşünüyorum.” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126