İHD: Hükümet tutuklu mahpuslarla ilgili ihlalleri düzenlemiş gibi yansıtıyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi hasta mahpuslarla ilgili Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Konseyi ile yaptığı görüşme ile ilgili basın açıklaması yaptı. Hasta mahpusların durumuna ilişkin Fransa’da...

İHD: Hükümet tutuklu mahpuslarla ilgili ihlalleri düzenlemiş gibi yansıtıyor

İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi hasta mahpuslarla ilgili Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Konseyi ile yaptığı görüşme ile ilgili basın açıklaması yaptı. Hasta mahpusların durumuna ilişkin Fransa’da...

29 Nisan 2015 Çarşamba 16:37
İHD: Hükümet tutuklu mahpuslarla ilgili ihlalleri düzenlemiş gibi yansıtıyor
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi hasta mahpuslarla ilgili Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Avrupa Konseyi ile yaptığı görüşme ile ilgili basın açıklaması yaptı. Hasta mahpusların durumuna ilişkin Fransa’da görüşmelere katılan Avukat Gülizar Tuncer, hükümetin tutuklu hasta mahpuslarla ilgili hak ihlallerini düzenlenmiş gibi yansıttığını söyledi.

İHD İstanbul Konferans salonunda gerçekleşen toplantıda İHD İstanbul Şubesi Avukatı Gülizar Tuncer, tutuklu mahpusların haklarının savunulması açısından uluslararası planda yetersiz olduğuna dikkat çekti. Tuncer, ''Uluslararası organları harekete geçirme konusunda eksiklik olduğu, yani bir yetersizlik içinde bulunduğumuzu tespit edip o yönde girişimlerde bulunduk. 16-17 Nisan tarihleri arasında önce İsviçre’nin Cenevre kentinde Birleşmiş Milletler organlarıyla yani Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği ve ona bağlı alt organlar, işkence alt komitesi insan halkaları komitesi ve benzeri komitelerle görüşmeler ve uluslararası bir toplantıya katılım şeklinde gerçekleşti ilk gün.'' dedi.

17 Nisan’da Fransa’nın Strazburg şehrinde Avrupa Konseyi’ne bağlı organlar işkence önleme komitesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Tuncer, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''Şimdi bu görüşmelerde esas olarak Türkiye hapishanelerindeki hasta mahpusların durumu yani genel anlamda işte sağlığa erişim hakkı tedavi olanaklarının olmayışı yine hükümlü konumdakilerin serbest bırakılmayışı, ve buradaki yani ulusal mevzuat iç hukuk yolları anlamındaki etkisizleşmenin onlara anlatılması ve uluslararası mekanizmaların görüştüğümüz kurumlarla ilgili uluslararası mekanizmaların harekete geçirilmesi ve onların denetleyicilerinin artırılması yönündeydi bu görüşmelerin esası buna ilişkin diye biliriz. Biraz önce söylediğim gibi İsviçre’de Birleşmiş Milletler’de yürütüldü görüşmeler. Birleşmiş milletler insan hakları komiserliğinde görevli Dragan Lalosevic adlı bir görevliyle görüştük. O, Türkiye’nin içinde yer aldığı bölgeden doğrudan sorumlu olan bir yetkili. Kendisine işte, hasta mahpuslarla ilgili hazırladığımız bir rapor bir az önce arkadaşımızın söylediği İngilizceye çevrilen listenin dışında ayrıca biz kapsamlı bir rapor hazırladık yani mevzuat ve uygulama ile ilişkin yaşanan sorunlara ilişkin bunları sunduk kendilerine. Hasta mahpusların durumu dışında taleplerimizi ilettik. Yani onlar hasta mahpusların durumu ile ilgili genel anlamda bilgiye sahip olduklarını ama bizim doğrudan anlattığımız pek çok şeyin ayrıntılarını bilmediklerini ifade ettiler. Kendileri ile ilişki içinde olduğu birleşmiş milletlere bağlı diğer organları hareke geçirme konusunda bize sözler verdiler ve gelip gerekli girişimlerde bulunacaklarını ifade ettiler bu konuda.''

Tuncer, hükümetin hasta mahpuslarla ilgili son dönemde yaptığı değişikleri uluslararası alanda önemli değişiklikler gibiymiş yansıttığını belirterek, ''Hükümet en son yaptığı değişiklikleri de kendilerine iletmiş ve bunları çok önemli çok iyi değişikler, çok olumlu değişiklikler olarak sunmuş. Aslında kendi dönemlerinde çıkarıldı. 2013 yılında toplum güveni için tehlike olduğu şartı getirilmişti AKP hükümeti döneminde. Daha önceki mevcut yasalarda böyle bir şart yoktu. Hani hasta mahpusların serbest bırakılması ile ilgili tek başına tıbbi raporları yeterli bir veriydi. Bunların esas alınması gerekiyordu. Fakat sonraki süreçte 2013’te yeni çıkarılan yasayla toplum güvenliği için tehlikeli olma şartı getirildi. Şimdi hükümet bunu son çıkan 2014’deki değişiklikle sürekli biçimde toplumdan gelen tepkiler üzerine bunu değiştirmek zorunda kaldılar. ‘Somut ve ağır tehlike olması halinde’ diye toplum güvenliği tehlikesini bu şekilde değiştirilmişti. Onu Avrupa Konseyi işkence önleme komitesine bakın biz ne kadar büyük bir değişiklik, ne kadar önemli bir değişiklik yaptık diye düzenleme içindeyiz diye sunmuşlar.'' şeklinde konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126