İletişim çağında iletişimsizlikten boşanıyoruz

Aile hayatını parçalayan boşanma oranları gün geçtikçe artıyor. TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de boşanma oranı yüzde 1,65. Yapılan araştırmalar, boşanma nedenlerinde ilk sıranın, iletişim çağında iletişimsizlik olduğunu gösteriyor....

İletişim çağında iletişimsizlikten boşanıyoruz

Aile hayatını parçalayan boşanma oranları gün geçtikçe artıyor. TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de boşanma oranı yüzde 1,65. Yapılan araştırmalar, boşanma nedenlerinde ilk sıranın, iletişim çağında iletişimsizlik olduğunu gösteriyor....

09 Şubat 2015 Pazartesi 12:44
İletişim çağında iletişimsizlikten boşanıyoruz
banner203
Aile hayatını parçalayan boşanma oranları gün geçtikçe artıyor. TÜİK’in verilerine göre Türkiye’de boşanma oranı yüzde 1,65. Yapılan araştırmalar, boşanma nedenlerinde ilk sıranın, iletişim çağında iletişimsizlik olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, iletişimsizliğe neden olan sosyal medyanın boşanmayı tetiklediğini belirtiyor.

Aile ve Evlilik Danışmanı Ebru Kodak, ilk olarak evlilik öncesinde kriterlerin tam olarak belirlenmesi gerektiğini belirtiyor. Evlilik öncesinde kriterlerin sadece oturulacak ev ya da alınacak eşyalardan oluşmadığına da vurgu yapan Kodak, evlilikte ilk olarak önem verilmesi gereken konunun başında çiftlerin ailelerin birbirleri ile uyumlu olup olmamasına bakılması gerektiğini söylüyor. Nişanlı ya da sözlü olan çiftler, evlilik öncesinde birbirlerini tanımaları gerekirken genel de maddiyat konuşarak geçtiğini belirten Kodak, sağlam kurulan evliliklerde iletişimin, paylaşımın olduğuna vurgu yapıyor.

Boşanmalarının en önemli sebebinin sorumluluk almada paylaşımın az olması ve eşlerin birbirine karşı ilgisizliği olduğuna söyleyen Kodak, diğer nedenlerin geçim sıkıntısı, aldatma, eşlerin ailelerinin birbirleri ile problem yaşamaları ve eşlerin çocuklarına karşı ilgisizliği oluğunu ekliyor.

Ebru Kodak, danışanlarına verdiği ödevlerden de bahsediyor. Eşlere verdiği ödevlerin çiftler arasındaki iletişimin daha çok artması için verdiğini söyleyen Kodak’ın verdiği ödev ise gün içerisinde zorunlu bir sebep olmadan çiftlerin birbirini araması. Sadece sorumluluklarını ya da yapmaları gereken işleri hatırlatmak için değil çiftlerin birbirinin hatırını sormak için aramalarını tavsiye ediyor.

Evliliğin ilk 5 yılının çiftlerin birbirine alışmada riskli yıllar olduğunu belirten Kodak, evlenirken olmazsa boşanırım düşüncesiyle evlilik yapılmaması uyarısını da yapıyor. Bu düşünceye sahip kişilere ise seri boşanma döngüsünü hatırlatıyor: “Birinci evliliğinizi yaptınız boşandınız ikinci evliliğinizde boşanma oranınız yüzde 5 daha fazla. Aynı kişi üçüncü evliliği yaptığında yüzde 12 daha fazla.” diye ekliyor.

EVLİLİK YORGUNLUĞU, İŞLER RUTİNE BAĞLANDIĞINDA ORTAYA ÇIKIYOR

Evlilik yorgunluğu konusuna da değinen Kodak, bu konuya şöyle açıklık getiriyor: “Evliliğinizde günlük işlerinizi rutine bağladığınızda ortaya çıkan bir kavram. Yani herkes kendi sorumluluklarını alıyor. Herkes günlük yaşam içinde çalışma hayatına yönelik rutin bir hayatın içerisinde. Eve geldiği zaman yine rutinler onu bekliyor eve dair, çocuklara dair ve artık eşler birbirleri ile çok fazla arkadaşlık kuramıyor. İşte burada evlilik yorgunluğu dediğimiz yorgunluk çıkıyor.” Eşlerin evlilik yorgunluğuna kapılmamaları için de günde 10-15 dakika sohbet etmeyi tavsiye ediyor.

SOSYAL MEDYA İLETİŞİMSİZLİĞE NEDEN OLUYOR, BOŞANMAYI TETİKLİYOR

Evliliğin çok güzel bir kurum olduğunu hatırlatan Kodak, iyi bir evlilikte çiftlerin bir terapistle birlikte yaşadığını belirtiyor. Kodak, “Evlilik çok güzel bir kurum. Evlilikle insan aslında kendi evinde bütün düşüncelerini, duygularını paylaşabileceği bir terapistle birlikte. Yıllarca birliktesiniz, birbirinizi tanıyorsunuz, birbirinizin hassasiyetini biliyorsunuz, ortak bir paylaşımınız var. Ortak bir tarihiniz var. Evlilikte bu noktada fıtri bir terapisttir. Bir erkeğin bayana, bir bayanın erkeğe mutlaka ihtiyacı vardır birbirini tamamlama noktasında.” diyor.

Aile ve Evlilik Danışmanı Kodak, sosyal medyanın hayatımıza çok fazla girmesiyle de çiftlerin artık birbirlerini arkadan takip etmeye başladığını ve kendi araştırdıklarına eşinin söylediğinden daha fazla inandıklarını kaydediyor.

‘EŞLER ARASINDAKİ EĞİTİM FARKI BOŞANMA SEBEBİ DEĞİL’

Eşler arasındaki eğitim farkı boşanma sebebi midir peki? Ebru Kodak, bu soruya eğitim farkının değil bir tarafın kendini geliştirmeye kapalı olmasının neden olabileceğini belirtiyor ve şunları ekliyor: “Eğitim seviyesi problem değil ama genel manada, sosyal statü anlamında birbirine denk, birbiriyle iş anlamında, kültürel entelektüel anlamda da paylaşımda bulunan çiftlerde tabi ki de daha fazla sıcaklık oluyor. Ama bu noktada tek başına bu bir boşanma sebebi de değil, kapatılmayacak bir mesafe de değil.”

‘OLMAZSA BOŞANIRIM!’ DEMEYİN

Toplumun yapısının bozulmaması için çiftlere boşanma hakkında uyarılarda bulunan Kodak, evliliğin çok güzel bir kurum olduğunu hatırlatıyor. “Niyetli olmak çok önemli. Evlilik sürdürülmesi gereken bir kurum genel mana da toplumun yapısının bozulmaması için. Olmazsa boşanırım diye işe başlamamak gerekir. Boşanma tek başına verilecek sadece iki kişiyi etkileyecek bir karar değil.” ifadelerini kullanıyor.

Boşanmanın sadece çiftleri değil çocukları da etkilediğine vurgu yapan Ebru Kodak, yapılan araştırmalarda boşanmış çiftlerin çocuklarının da boşanma oranının yüksek olduğunu ekliyor.

‘HEDEFLER KOYARAK MUTLULUK SAĞLANAMAZ ‘

Hedefler koyarak mutluluğun sağlanamayacağına vurgu yapan Kodak, çiftlere hedef değil evlilik tarihi oluşturmalarını öneriyor. Kodak: “Kaybedilmemesi gereken iyi bir dost olmak gerek. Birlikte maddiyat içeren bir şeyler yapmaktan ziyade, birlikte çok uzun vakit geçirmekten ziyade birbirleri ile dost, arkadaş olmaları çok önemli. Hayat arkadaşı diyoruz ya birlikte güzel bir evlilik tarihi oluşturmak gerekir. Lüks bir mekânda değil de evde çocukları ile birlikte bir akşam yemeği yemek mesela. Ya da bir zorluğu birlikte üstesinden gelmek mesela. Asıl mutlu eden bunlardır. Evlendikten sonra, çocuk olunca düzelir düşüncesiyle hareket etmemek lazım. Çünkü çocukta artı bir sorumluluk getirecektir. Bir nedene bağlı olarak değil de birlikte yürütmek, dostça yürütmek ve saygı sınırlarını çok zorlamamak gerekir. Bayan da bey de karşımızdaki kişi her ne kadar her şeyimizi paylaştığımız biri de olsa saygı sınırını oluşturmamız gerekiyor. Her kelimeyi söylememek, sonuna kadar krediyi kullanmamak ve kesinlikle boşanma kelimesini en ufak bir tartışma da zikretmemek gerekiyor.” diye ekliyor.

MUTLU EVLİLİĞİN SIRRI: SEVGİ DİLİ

Son olarak mutlu evliliğin sırrını da veren Kodak şunları ekliyor: “Her evlilikte çatışma mutlaka oluyor. Mesele bunlarla baş etmek. Karşımızdakini değiştirmeye çalışmadan ama olabildiğince ortak payda da buluşmaya çalışarak, sevgi ve dostluk çerçevesinde evliliğimizi yürütmemiz gerekiyor. Bu nokta da dostluk, saygı ve kesinlikle iletişimi devam ettirmek çok önemli.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126