Kahramanmaraş Cumhuriyetin cezalı şehirlerinden biri

Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, cumhuriyet döneminin cezalı şehirlerini yazdı.

Kahramanmaraş Cumhuriyetin cezalı şehirlerinden biri

Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci, cumhuriyet döneminin cezalı şehirlerini yazdı.

10 Eylül 2014 Çarşamba 23:36
Kahramanmaraş Cumhuriyetin cezalı şehirlerinden biri
Türkiye gazetesi yazarı Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci gazetenin bugünkü sayısında "Cezalı şehirler" başlıklı bir makale yayınladı. Makalede, Cumhuriyet döneminde cezalandırılan şehirleri anlattı. Ekinci, "Konya, Bursa, Yozgat, Bilecik, Kütahya, Kırşehir, Maraş, Rize, Tunceli, Düzce, Zile, Menemen gibi şehirlerin" cezalı olduğunu belirterek bunların neden cezalandırıldığını yazdı. 
 
İşte Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin o yazısı:
 
Batı hukuk tarihinde, çocuklar ve deliler fiillerinden dolayı cezalandırıldığı gibi; ölülere, hayvanlara, hatta cansız varlıklara ceza verildiği olurdu. Daha da garibi, bir savaş kaybedildiği zaman, silahlara ceza verilirdi. Toplar, zincirlenir; kılıçlar, pantolonun içine sokulurdu. Cansızların cezalandırılması geleneğine, cezalı şehirlerle biz de katkıda bulunmuşuzdur. Çoklarından “bu vilâyet cezalı”; “şu kasaba cezalı” diye duyarsınız. Konya, Bursa, Yozgat, Bilecik, Kütahya, Kırşehir, Maraş, Rize, Tunceli, Düzce, Zile, Menemen gibi şehirlerin ismi bu meyanda anılır. Fransa ihtilâlinden sonra, kralcılara destek veren Vendée gibi şehirler, kara listeye alınmıştı. Bundan ilham alan bizimkilerin de, cezalı şehirler listesi hazırladığı kanaati halk arasında hâkimdir. Bu şehirlerin büyük kısmı, merkezî hükümete karşı isyan veya dikbaşlılık sebebiyle kara listeye alınmış; mesul görülenler, İstiklâl Mahkemeleri vasıtasıyla sindirilmiş; şehirler de yatırımlar engellenerek cezalandırılmıştır. Ancak bu bilgilerin çoğu rivayetlere, hatta şehir efsanelerine dayalıdır.
 
Şehre sırtı dönük heykel
 
Çapanoğlu isyanları sebebiyle Ankara'yı çok uğraştıran Yozgat, rivayete göre bir ziyaretinde halk zamanın reisicumhurunu protesto ettiği ve heykel yaptırmadığı için kara listeye alınmış; hiçbir yatırım yapılmadığı gibi; yol üzerinde olmasına rağmen demiryolu bile geçirilmemiştir. Nitekim Ankara-Sivas demiryolu, arazi müsait olduğu halde, Yerköy'den Kayseri'ye iner; sonra tekrar yukarıya çıkarak Sivas'a ulaşır. Yozgat, bugün bile milliyetçiliğin kalesidir.
 
İki defa patlak veren ve zor bastırılan Konya isyanı, bu şehrin kara listeye alınmasına sebebiyet vermiştir. Türkiye'nin en büyük vilâyeti Konya'da bulunmazken; Konya'nın kazâsı kadar şehirlerde sivil havaalanı vardır. Üstelik Konya'da devlete ait fabrika yok denecek kadar azdır. Yani devletten yeterince destek alamamıştır. Bugün bile Konya'daki fabrikaların tamamı hususi sektöre aittir. Sağ iktidarlar da, zaten Konya çantada keklik diyerek yatırım yapmamıştır. Yani Konya, Bursa gibi, kendi kendine zengin olmuştur. Ayrıca Konya'daki heykelin yüzünün istasyona, sırtının ise şehre dönük oluşu, bazılarınca Atatürk'ün şehre küskünlüğü olarak tefsir edilmiştir.
 
Rize ve Maraş gibi şehirler, şapka inkılâbına isyan (1925) sebebiyle kara listededir. Hatta Hamidiye zırhlısı, bu sebeple Rize'yi bombardıman etmiştir. Birkaç esrarkeşin Kubilay'ı öldürmesi şeklinde vuku bulan Menemen hâdisesinde (1930), kayıtsız kaldığı düşünülen halkın sürgünü bile akıldan geçmiştir. Tunceli ve Palu, malum isyanlar sebebiyle mimlidir.
 
Tek sebep isyanlar değildir. Denir ki Kütahya, Yunan Harbi sırasında büyük bir mağlubiyete sahne olduğu için kara listeye alınmış; bütün yatırımlar, Kütahya'dan çok küçük olan Eskişehir'e kaydırılmıştır. Böylece, eski bir eyâlet merkezi olan Kütahya sönerken; Eskişehir, onu defalarca katlamıştır. Isparta, Nurculuğun merkezi olarak görüldüğü için, kara listede iken; Demirel sayesinde zincirini kırmıştır.
 
Bizi köy de yapsanız...
 
Güyâ reisicumhurun Kayseri'ye 1930'daki ziyaretinde, imam-müezzin maaşlarının çok düşük olduğundan şikâyet eden müftü Kızıklı Kasım Hoca'ya, “Sizin peygamberiniz, namaz kıldırırdı, maaş mı alırdı?” diye sorduğunda, “Bizim peygamberimiz devlet idare ederdi; maaş mı alırdı?” diye cevap vermesi, infiale sebep olmuş; Kayseri kara listeye alınmıştır. Kayserililer, 4 sene sonraki gelişinde Atatürk'ün çok beğendiği bir heykel dikerek ve Anıtkabir'in taşlarını taşıyarak kendilerini affettirdiler. Şehir, bez ve tayyare fabrikasına kavuştu.
Bursa'nın kara listeye alınmasını Rıza Nur hikâye ediyor. Rivayete göre, 1930'da Mudanya iskelesine doğru giden çok sayıda otomobilin hikmetini soran Atatürk, “Kaplıcaya gelen meşÃ¢yıhdan Esad Efendi'yi karşılamaya gidenlermiş” cevabını alınca; “Beni karşılamaya bu kadar araba gelmedi” diyerek üzüntüsünü belli ediyor. Esad Hoca ve ailesi kabahatin cezasını, ertesi sene vuku bulan Menemen hâdisesi vesilesiyle öderken; Bursa, başta demiryolu olmak üzere devlet yatırımlarından mahrum kalmıştır.
Osmanoğulları'nın anavatanı Bilecik, Yunan işgali sırasında tamamen yanmıştı. Derler ki, yeniden kurulurken, Ankara, yeni şehrin istasyon yakınında olmasını istemiş; halk ise buradaki tarlalar yerine, bir tepe yamacına kurulmasını tercih edince, ipler kopmuştu. Kiğı, Şebinkarahisar gibi şehirler ise, zelzele veya yangın sebebiyle yıldızı sönmüş şehirlerdendir. İki büyük şehir arasında kaldığı için gelişemeyen bazı şehirler ise, bu geri kalmışlığı, cezalı olmaya bağlar.
 

 
Kırşehir, 1954 seçimlerinde reylerin tamamını Millet Partisi kurucusu olan hemşehrisi Osman Bölükbaşı'na verdiği için kazâ hâline getirildi; üstelik vilâyet yapılan eski kazâsı Nevşehir'e bağlandı. Bunun üzerine Kırşehirliler, DP idaresine “Bizi köy de yapsanız, Osman'ı muhtar seçeriz” diye telgraf göndermişti. Ankara, hatasını çabuk anlamış; Kırşehir, 1957'de tekrar vilâyet hâline getirilirken, bu işten Nevşehir, kazançlı çıkmıştır.
 

 
“İstanbul'a bu küskünlüğünüz niye?”
Yunan Harbi esnasında İstanbul-Ankara arasındaki gergin hava, inkılâptan sonra da devam etti. Ankara'nın başşehir yapılması, bazılarında hayal kırıklığına sebep oldu. Hatta, meşhur muhalif Gümüşhane Mebusu Zeki Bey “İstanbul'a bu küskünlüğünüz niye?” diye başlayan bir konuşma yaptı. Ankara'nın başşehir olmasının esas sebebi, İstanbul'un muhalif tavrı ve Anadolu'nun bundan çekinmesinden ziyade, Lozan Anlaşması ile İstanbul'un bir bakıma milletlerarası idareye verilmesidir. İki şehrin birbirine soğukluğu bir müddet devam etti. İstanbul gazeteleri Ankara'yı küçümsemeye devam etti. 1925'te Şeyh Said hâdisesi vesilesiyle çıkarılan Takrir-i Sükûn Kanunu ile bu gazeteciler tevkif edilerek hizaya getirildi. İstanbul basını susturuldu. Bundan sonra iki şehir arasındaki münasebetler düzeldi. Öyle ki şehir meclisi, şehrin adının Kemalkent olarak değiştirilmesini bile teklif etti. Reisicumhur bile gitmeye çekindiği bu şehre, ilk defa 1927 senesinde gitme imkânı buldu ve bir daha da merasimler haricinde ayrılmadı. Sosyal hayattan mahrum mütevazı Ankara'ya; gençliğini geçirdiği canlı ve eğlenceli İstanbul'u; Çankaya'daki basit bağ evine de, Dolmabahçe Sarayı'nı haklı olarak tercih etti. Buna rağmen bozkırda Alman şehirlerine benzer mamur, fakat soğuk bir şehir inşa edilirken; eski payitahta bunun binde biri yatırım yapılmadığı için, İstanbul büyükçe bir köy hâline dönüştü."
 
Kaynak: Türkiye

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mehmet tt 2 yıl önce

kendi halkız herşeye muhalefet kimse kimsenin büyümesini istemiyor. herkes çok bilmiş bir ne iş yaparsa diğeride yapıyor git başka iş yap olmaz. burda bile yazrken bir bilmşilk var yüzde 70 oy diyor arkadaşlar yüzde yüz de olsa önce halk egitim görecek bu bile çok diyorlar. kendi vatandaşımız elin adamıyla oturup kendi memlekitini satarsa ne olur ?

Avatar
ne cezasi 2 yıl önce

Ya ne cezası p-80 oy veren bir il cezalı olmaz.halk uyuduğu için yatırım gelmez

Avatar
kmarasli 2 yıl önce

Güzelbir konuya deginmissiniz hala ccezalı şehirolmaktan kkurtulamadık acaba neden % 71 oy verdik oy rekoru kirdik yinede oolmadı birde tersini denesek

Avatar
Maraşlım 2 yıl önce

1936 yılında Atatürk ün emri ile kaleye dikilen " 1919 da Türk Maraş silah gücüyle indirilen bayrağı, iman gücüyle yeniden dalgalandırdı" yazılı bozkurt heykeli nerededir? Bunu araştırırsanız sevinirim.

Avatar
Ökkeş46 2 yıl önce

Sizlere tarihi bir bilgi vereyim. Araştırın. Atatürk Maraş a gazi ünvanı vermek istemişti. İli ziyarete gelirken bizim meşur kadıoğulları duyar. Bunun üzerine apar topar toplanırlar kendi çıkarlarına pek hayra olmayacağını düşünerek kömürlerde Ata yı karşılamaya giderler. Paşam Maraşlılar sizi istemiyorlar, şehir de protesto ediyorlar deyip iftira atarlar. Bunun üzerine Atatürk Antep e geçer ve gazilik ünvanını onlara verir. Yani Gazimaraş olacakken yıllar sonra K.Maraş olduk.

Avatar
Ökkeş Adıvarsa 2 yıl önce

Demiryollarının eğri büğrü olmasının sebebi ceza verilmesinden değil, rayları döşeyen şirketin anlaşmasından ve maden aramasından dolayı olduğunu duymuştum.

Avatar
Hakan Bekmez 2 yıl önce

Kahramanmaraşlıyım dışında herşeyi diyenler Kahramanmaraştan ve ilçelerimizden defolup gitsin, Kahramanmaraş'ın eksik bırakılmışlığını beğenmeyenler değil...!

Avatar
Hakan Bekmez 2 yıl önce

velhasıl yazılan çizilen herşey sadece çizenlerin inisiyatifidir. hak ve doğru olan, aslında olmuş, olan ve olacak olan herşey Allah'ındır ve o gerçekleştirecektir... tabii Kahramanmaraş'a ve Kahramanmaraşlıya ne mi olacak dersiniz yakında göreceksiniz, Allah ne yazdıysa, ne yol biçtiyse ve çizdiyse yani ne istediyse o olacak yani Kahramanmaraşlının kaderi korkak ve acımasız, hadsiz, densiz, çapsız, anlayışsız ve tanınmayacak hale gelecek kadar kara yürekli yöneticilerin eline kalmayacak buna inanın ve buna göre yaşayın, buna göre çalışın ve tevekkül edin...!

Avatar
Hakan Bekmez 2 yıl önce

kimileri kestane cennetidir ama gelgör ki tarihinden nasiplenememiştir ve bugünün sadece adı anılan ve sadece adı öyle söylenildiği için gelişmiş olan bir yer olarak kalır yani gerçek değildir hiçbir şeyi... velhasıl övülen bazı şehircikler ve onların insancıkları herşeye sahiptirler aslında öyle zannederler sadece içleri bomboştur demir bir profilin için ne kadar boşsa ondan daha da boş ve insanlıklarını bu şeylere sahip olmak için harcamışlardır ki ellerinden de başka hiçbir şey gelmez gelemez çünkü onlar nasipsizlerdir...!

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126