Kanseri ‘doğru beslenerek’ önlemek mümkün

Sanayileşmeye paralel giderek artan bir hastalık kanser. Özellikle de beslenme boyutuna bakıldığında “her besinin her mevsimde ulaşılabilir” hale gelmesi, gıda maddelerinde uzun süreli koruma ve lezzeti artırmak için katkı maddelerinin etkisi,...

Kanseri ‘doğru beslenerek’ önlemek mümkün

Sanayileşmeye paralel giderek artan bir hastalık kanser. Özellikle de beslenme boyutuna bakıldığında “her besinin her mevsimde ulaşılabilir” hale gelmesi, gıda maddelerinde uzun süreli koruma ve lezzeti artırmak için katkı maddelerinin etkisi,...

02 Nisan 2015 Perşembe 14:42
Kanseri ‘doğru beslenerek’ önlemek mümkün
Sanayileşmeye paralel giderek artan bir hastalık kanser. Özellikle de beslenme boyutuna bakıldığında “her besinin her mevsimde ulaşılabilir” hale gelmesi, gıda maddelerinde uzun süreli koruma ve lezzeti artırmak için katkı maddelerinin etkisi, yoğun çalışma temposu nedeniyle fast-food tüketim alışkanlığının yaygınlaşması kansere davetiye çıkarıyor. Buna bir de bilgisayar karşısında geçirilen saatlerin artması, dolayısıyla hareketsiz yaşama doğru sürükleniş eklendiğinde kanserin artışına neden oluyor.

Oysa sadece beslenmemize bile dikkat ederek kansere karşı önemli ölçüde önlem alabilmek mümkün. Zira kanserin önlenmesinde ve tedavisinde doğru ve sağlıklı beslenmenin çok önemli bir rol oynadığı artık çoğu bilimsel araştırmada da kanıtlanmış durumda. Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu Öztürk, beslenme davranışlarımızı düzelterek kansere karşı büyük oranda korunabileceğimizi belirtiyor. Öztürk, doğru pişirme yöntemlerinden besin maddelerini mevsiminde tüketmenin önemine, fazla kilolardan ‘üç beyazlar’ı hayatımızdan çıkarmaya dek önemli bilgiler verdi.

Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu Öztürk'ün tavsiyeleri şöyle:

Pişirme yöntemlerine dikkat: Kanserden korunmada öncelikle mutfağınızı düzenleyin. Bundan kasıt, pişirme yöntemlerine dikkat etmeniz. Yiyecek hazırlarken ızgara, buğulama, benmari ve fırında pişirme yöntemlerini kullanmak gerekiyor. Yağsız et tüketmek, tavuk ve hindinin kesinlikle derisini yememek, balık tüketimini artırmak önemli. Güne kızarmış ekmekle mi başlayacaksınız, ekmeği çok kızartmamak hiçbir şeklide yakmamak gerekiyor. Zira gıdaların yüksek ısıya maruz kalması ile protein yapısı bozulup zararlı maddelere dönüşebiliyor. Ekmekteki yanmış bölgeler de işte bu zararlı dönüşümü içeriyor. Yine eti mangal yerine normal ızgarada pişirmek bu kapsamda son derece önemli. Bunu kesinlikle alışkanlık haline getirmek gerekiyor.

Mevsiminde tüketim çok önemli: Tüm sebze ve meyve gruplarının hangi mevsimde yetiştiğini öğrenin ve alışverişinizi bu yönde düzenleyin. Mevsimi dışında yer alan gıdalarda ilaç ve hormon gibi maddelerin kullanımı vücudumuza geçiyor ve bu da risk oluşturuyor. Acıbadem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülay Hamzaoğlu Öztürk çocuklarda son dönemlerde artan hızlı ergenliğe girişin bunun bir göstergesi olduğunu vurguluyor. Kışın domates ve biberden vazgeçemiyor iseniz, kendinize bir derin dondurucu temin edin ve yaz mevsiminden içini mevsim sebzeleri ile doldurun. Kışa sağlıklı hazırlık yapın.

Nitrat içeren gıdalar tüketmeyin: Salam, sucuk, sosis gibi koruyucu madde kullanımı gerektiren gıdaları mutfağınızdan uzaklaştırmanız gerekiyor. Ancak vazgeçemiyorsanız uygun koşullarda ve hiçbir katkı maddesi kullanmadan kasabınıza sadece sizin tüketebileceğiniz ölçülü miktarlarda sucuğunuzu hazırlatabilirsiniz.

Antioksidan özelliği yüksek gıdalar tercih edin: Vücudumuz iş yaşantısı, yoğun çalışma ortamında sağlıksız beslenme koşulları ve yoğun stresin etkisinde. Bu nedenle vücudun savunmasını sağlaması için ona göre beslenmek çok büyük önem taşıyor. Antioksidan özelliği yüksek gıdalar savunmayı artırmaya yardımcı oluyor. Bu kapsamda domates, havuç, limon, zencefil, sarımsak, koyu yeşil yapraklı sebzeler ve tahıllara soframızda daima yer vermemiz gerekiyor.

Bağışıklık sistemini güçlendirin: Yeterli ve dengeli beslenmeyi bir alışkanlık haline getirmek ve tüm yaşantınız boyunca sürdürmeniz önemli. Çeşitli ve renkli sebze-meyvelerin tüketimi kanserle mücadelede son derece büyük rol oynuyor. Tüm besin gruplarından her gün ve dengeli bir şekilde faydalanmak gerekiyor. Kefir, probiyotik yoğurt, çiğ sebze, soğan ve bazı kök bitkilerin tüketimine önem vermek, bunları tüketmeyi unutmamak şart.

Fazla kilolara da, sabırsız diyetlere de son: Kanser ile mücadele ve sağlıklı yaşam fazla kilolardan kurtulmak şüphesiz son derece önemli. Zira aşırı kilolar başta meme kanseri olmak üzere, kalın bağırsak, rahim, yemek borusu, böbrek, pankreas, prostat ve yumurtalı kanseri ile çok yakın ilişkili olduğundan kilo vererek kanser riskini belirgin şekilde azaltmak mümkün. Ancak kilo verirken bilinçsizce yapılan diyetler de bir o kadar kansere davetiye çıkarıyor.

İşlenmemiş gıdaları tercih edin: İşlenmiş tahıl ürünleri yerine tam buğday, tam çavdar gibi ürünler tüketmek gerekiyor. Lifinden arındırıldıkça gıdalarda besin değerleri ve vitamin kayıpları oluyor. Bununla birlikte özellikle sindirim sisteminin sağlığı için gerekli olan lifin karşılandığı grup lifli besinler ve vücudumuz için olmazsa olmaz.

Tuz, şeker, beyaz una son: Kanserle mücadelede üç beyazları hayatımızdan çıkarmamız önemli. Tuz ve şeker tüketenlerde kanser görülme riski artıyor. Boş kalori kaynakları olan şeker ve beyaz un kilo alımını da tetiklediği için yağ dokusu çeşitli hastalıkları beraberinde getiriyor.

Hareket: Hareketsiz bir yaşantı hastalıklara davetiye çıkarıyor. Zira vücutta yağ oranı artış gösterirken, kanser hücreleri de yağlı bir ortamda daha fazla faaliyet gösterme eğilimine sahip oluyor. Dolayısıyla hareketsizliğe son vermek gerekiyor. Egzersiz yapmak, tempolu yürüyüş ve haftada en az üç kere yapılacak yaklaşık yarım saatlik spor hastalıklarla mücadelede ve sağlıklı yaşantıda önemli. Düzenli egzersiz yapanlarda özellikle meme, kalın bağırsak, rahim ve prostat kanseri daha az görülüyor.

Günde 2 litre su için: Günlük önerilen su tüketimine uymaya özen göstermek gerekiyor. İş yaşantısı ve sosyal yaşantının yol açtığı fazla çay ve kahve tüketimi su alımını engelleyici faktörler. Bu tür içeceklerden gelen sıvı, günlük su ihtiyacını karşılamıyor aksine vücuttan su atımını hızlandırıyor. O nedenle suyu su olarak içmemiz gerekiyor. Ancak şunu bilin ki, her şeyin fazlası zarar. Yani günlük 2-2,5 litre su tüketiminin üzerine çıkmak da faydalı değil aksine zararlı.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126