Kızları Türkiye şampiyonu, onlar gönüllerin şampiyonu

Cemile Ünlü (48), İlknur Bakıcı (45) ve Nefise Öztosun (54), Türkiye’nin en başarılı milli sporcularını yetiştiren annelerden birkaçı. Dünya ve Avrupa derecelerine sahip başarılı evlatlarının gözünde ise onlar hem masör hem fizyoterapist...

Kızları Türkiye şampiyonu, onlar gönüllerin şampiyonu

Cemile Ünlü (48), İlknur Bakıcı (45) ve Nefise Öztosun (54), Türkiye’nin en başarılı milli sporcularını yetiştiren annelerden birkaçı. Dünya ve Avrupa derecelerine sahip başarılı evlatlarının gözünde ise onlar hem masör hem fizyoterapist...

09 Mayıs 2015 Cumartesi 12:23
Kızları Türkiye şampiyonu, onlar gönüllerin şampiyonu
Cemile Ünlü (48), İlknur Bakıcı (45) ve Nefise Öztosun (54), Türkiye’nin en başarılı milli sporcularını yetiştiren annelerden birkaçı. Dünya ve Avrupa derecelerine sahip başarılı evlatlarının gözünde ise onlar hem masör hem fizyoterapist hem aşçı hem menajer hem sırdaş hem psikolog ve en önemlisi her an yanlarında olan biricik anneleri.

BAŞARININ ARKASINDA BÜYÜK BİR FEDAKÂRLIK YATIYOR

Yaşar Üniversitesi’nin milli sporcu olan öğrencilerinden rüzgar sörfçüsü Fulya Ünlü (19), genç bayanlarda iki yıl üst üste Dünya şampiyonluğu kazandı. Dört Türkiye şampiyonluğu bulunan Ünlü, son olarak Profesyonel Rüzgar Sörfü Birliği (PWA) Dünya Kupası’nın Kore’deki ilk ayağında, Büyükler kategorisinde üçüncülük elde etti. Türkiye ve Balkan şampiyonu triatlet Ece Bakıcı (22) ile Balkan şampiyonu ve Avrupa ikincisi triatlet İpek Öztosun ise triatlon alanında Türkiye’nin en başarılı iki sporcusu. Bu üç sporcu, başarılarının ardında her anlarında ve yanlarında olan annelerinin büyük fedakârlığının yattığını belirterek, “Annem olmadan asla başaramazdım.” diyor.

Dokuz yıldır ailesinin bir an olsun yanından ayrılmadığını ve desteklerini hep hissettiğini belirten Uluslararası Lojistik Bölümü öğrencisi Fulya Ünlü, “Biz bir ekip gibiyiz. Babam malzemelerimle ve yarışlarla ilgilenirken annem de benim uyku düzenimle, yediklerimle sürekli ilgilenir. Nereye gidersek gidelim, antrenman arasında, yarışlarda mutlaka yanında bir sepeti vardır. Elinde meyvelerle peşimden koşar, ne zaman boş bir anımı yakalasa bana bir şeyler yedirmeye çalışır. Başarımdaki payın yüzde 99’u onlara ait.” dedi. Fulya’nın annesi ev hanımı Cemile Ünlü ise bir Dünya şampiyonunun annesi olmanın gurur verici olduğunu söyledi. Ünlü, “Her şey Alaçatı’da yazlık almamızla başladı. Ağabeyi yazıldığı kursa gitmeyince para yanmasın diye Fulya gitmek istedi. Başlarda çok korktum. İyi yüzme bilmiyordu, ya düşerse, bir yerine bir şey olursa diye yüreğim hep ağzıma geliyordu. Önce yalnızca yazları Alaçatı’daydık, sonra baktık ki şampiyon oluyor, kışın da antrenman yapması lazım, bütün düzenimizi kızıma göre ayarladık. Bir gün olsun eşim ve ben Fulya’yı yalnız bırakmadık.” diye konuştu.

'AKITTIĞIM HER DAMLA TERDE BÜYÜK EMEĞİ VAR'

15 yaşında yüzme, 18 yaşında triatlonda milli sporcu seçildiğini anlatan İşletme Bölümü öğrencisi Ece Bakıcı ise akıttığı her damla terde annesinin çok büyük emeği olduğunu söyledi. Sakatlık dönemlerinde sporu bırakma noktasına geldiğini ancak annesinin desteğiyle her geçen sene daha da güçlendiğini belirten Bakıcı, “Benim en büyük motivasyon kaynağım annem. Annem destek olmasa hiçbir şeye yetişemezdim. O benim her şeyim ancak zorlu antrenmanlarda kimi zaman heyecanlanabiliyor, hattâ, 'Çok hızlı koşma.' diye sesleniyor. Ev hanımı İlknur Bakıcı da 10 yaşından bu yana sporla ilgilenen kızının her zaman yanında olduğunu anlattı. Bakıcı, “Yıllarca antrenmanlarına birlikte gittik. Kızımın sporcu olması konusunda hiçbir zaman hırsım olmadı ancak hep desteğim oldu. Kızım yıllardır spor yapıyor ve yurtiçinde yer aldığı yarışmaların hemen hemen hepsine katılıyorum ancak hala daha yarışmalarda, acaba kızım çok yoruluyor mudur endişesi yaşıyorum. Şimdi sırada, 14 Haziran'da Bakü’de düzenlenecek Avrupa Oyunları var. Bu yarışmada da kızımın yanında olacağım.” şeklinde konuştu.

'BENİM DEĞİL, ANNEMİN BAŞARISI'

Matematik Bölümü öğrencisi İpek Öztosun (20) da başarısının esas sahibinin annesi olduğunu söyledi. Genç sporcu, “Lise son sınıf öğrencisiyken üniversiteyi kazanamam endişesiyle sporu bırakmak istedim. Annem, bunun üstesinden gelebileceğimi söyleyerek benimle birlikte mücadele etti. Antrenman bitişlerinde, sırf ben hasta olmayayım diye saçlarımı bile kuruttu. Dershane çıkışlarında beni bekleyip antrenmanlara kendisi götürdü. O benim kahramanım.” dedi. Öğrencilik yıllarında jimnastik yaptığını, bu sebeple kızının da bir spor dalıyla ilgilenmesini her zaman istediğini belirten muhasebeci Nefise Öztosun da, “Kızımın, her zaman yanında olduğumu hissetmesini istiyorum. O yarışmalarda çok büyük bir derece alsa bile benim ilk işim, düşüp düşmediğini veya bir yerini sakatlayıp sakatlamadığını sormak oluyor. Evde ise önceliği kızımıza veriyoruz. Onun isteklerini, elimizden geldiğince karşılamaya çalışıyoruz.” dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126