Mavi Marmara'da ve Beyaz Güvercinler

Bu günlerde yine gündemde olan Mavi Marmara gemisi, hafızalarımızda yer alan ve hiçbir zaman da silinmeyecek olan bir semboldür. Bu gemi, bir yıl önce dünya kamuoyuna insanlık duygularının güzel bir organize ile farklı din, dil, ırk, felsefi görüşlere sahip olsalar bile insanların zalimlerin zulmündeki mazlum insanlara yardım etmek uğruna ölümü dahi göze alarak bir araya getirilebileceğini göstermiştir.

Mavi Marmara'da ve Beyaz Güvercinler

Bu günlerde yine gündemde olan Mavi Marmara gemisi, hafızalarımızda yer alan ve hiçbir zaman da silinmeyecek olan bir semboldür. Bu gemi, bir yıl önce dünya kamuoyuna insanlık duygularının güzel bir organize ile farklı din, dil, ırk, felsefi görüşlere sahip olsalar bile insanların zalimlerin zulmündeki mazlum insanlara yardım etmek uğruna ölümü dahi göze alarak bir araya getirilebileceğini göstermiştir.

18 Temmuz 2011 Pazartesi 19:28
Mavi Marmara'da ve Beyaz Güvercinler
banner203
Nuri YILDIZ, eğitimci bir kardeşimiz ama görevinden arta kalan zamanlarda çevresindeki insanlara her konuda ama daha çok eğitim boyutundaki yardımlara koşmayı kendisine şiar edinmiş bir şahsiyettir. Seminer ve yazıları ile tanıdığımız öğretmenimiz görev yaptığı okullardaki öğretmen, öğrenci ve öğrenci velileriyle olan diyalogu ile çevresine örnek olmuştur. Bu şekilde yaptığı çalışmalardaki performansını da gıpta ile takip ettiğimi de belirtmeden geçemeyeceğim. Henüz mürekkebi kurumamış olan Mavi Marmara'da Beyaz Güvercinler isimli bir kitabını nezaket gösterip getirmişlerdi. Bengisu yayınlarından çıkan ve 237 sayfalık kitabın, Gönül FM'in kültür serisindeki 3. Kitabı olduğu belirtilmiş. Bir çırpıda okuduğum ve okurken de altını çizdiğim bu güzel çalışmadaki kısımları sizlerle paylaşmak istiyorum. Kitap, Gazze'ye özgürlük sloganı ile yola çıkan yardım gemisi Mavi Marmara'da görev almış ve İsrail terör devletinin ne kadar zalim olduğuna bizzat yaşayarak şahit olmuş olan yirmi beş hanım kardeşimizle yapılan röportajlar bir araya getirilerek oluşturulmuş. Görüşülen kişilerin bir kısmı da farklı ülkelerin vatandaşları olduğunu belirtelim. Gemide yaşanan güzellikler olarak, herkesin birbirinin dillerini bilmeseler bile gönül dili ile güzel bir uyum içinde yolculuğa başlamaları ve aralarında kuvvetli bir gönül bağı oluşturmaları ilk olarak dikkati çekiyor. Yolculuk sırasında hoca efendiler vaaz ve nasihat programları yapıyor. Cemaatle vakit namazları kılınıyor. Yine lisan konusunda yetkin görevliler, isteyenlerden oluşan gruplara farklı köşelerde Arapça ve İngilizce dili öğretim dersleri yapıyorlar. Zamanı iyi değerlendirmek ve var olan motivasyonu daha da güçlendirmek için gruplar halinde tekbirler getirilip, ilahi ve ezgiler okunuyor. Bir ara gemideki gönüllülerden Müslüman olmayan hatta her hangi bir dine bağlı olmayanların da bulunduğu dikkate alınarak tekbir getirilmesinde hassas davranılması bile düşünülüyor. Gemi yolculuğuna niçin katıldınız sorusuna bir hanım kardeşimiz; sabah namazından çıkışta, tekerlekli sandalyesinde arkadaşları ile birlikte cami önünde israillilerin katlettiği Şeyh Ahmet Yasin'in “Allah'ım, ümmetin suskunluğunu sana şikayet ediyorum.” şeklindeki serzenişinden dolayı, ondan özür dilemeye gidiyoruz şeklindeki cevabı yürek burkuyor adeta”¦ Kadınların bu gemide ne işi var? Kadınlar erkeklere ayak bağı olurlar hatta fesada bile sebep olabilirler. Evde bırakılan çocuklarının sorumluluğu ne olacak? Kadınlara mı kaldı bu dava? Siz gidince kurtulacak mı Filistin? Gibi onlarca caydırıcı soruya ve baskıya rağmen bu güzide yolculuğa katılan kardeşlerimiz, birer metanet sembolü olmuşlardır. Rahmetli olan beyi Çetin TOPÇUOĞLU, İsrail askerlerinin hain kurşunları ile yaralanıp son nefesini dizinde vererek şahadet şerbetini içerken ki metaneti ve sabrı dillere destan oluyor. Ağlayıp-sızlayıp hainlere övünç payı çıkarılmaması için dimdik bir duruş sergiliyor, onları protesto etmek için de israilli asker ve diğer görevlilerin her türlü yardım taleplerini elinin tersi ile itiyor. Elindeki poşet içersinde sakladığı şehidinin kanlı kıyafetlerini yanından ayırmadan geçiriyor o zulüm günlerini ve cenazenin uçağa alınmasına kadar uçağa binmeyi de reddediyor. Aynı hanım kardeşimizle ilgili bir başka anekdot: Beyi ile gemide bulunan bir hanıma başka bir görevli hanım, sakın İsrail askerlerinin karşısında ağlamaması şeklinde telkinde bulunuyor ve bu hanım her halde beyine bir şey olmuştur düşüncesine kapılıyor. Daha sonra güvertede dalgın bir şekilde camdan dışarı bakan aynı şehidin eşine “Çiğdem bana doğruyu söyle ben her şeye hazırlıklıyım Cihangir nasıl?” diye sorunca o metanet sembolü kardeşimiz “Fatma, Cihangir ağabey iyi ama Çetin vefat etti” diyor. Sadece fotoğraf çekmek için dışarıda olan ve alnının ortasından tek kurşunla şehit edilen rahmetli Cevdet KILIÇLAR'ın, iki kaşının arasında çok küçük bir yara ama başının arkasında parçalanmış kemik ve beyin parçaları ile karışmış kan gölündeki insanımızın yaşamasının imkansızlığı ve doktorların bile ona yardım edememelerinin çaresizliği karşısında yaşananları anlatmaya kelimeler yetmiyor. Ya gemideki dokuz şehidin sembolü rahmetli Furkan'a ne demeli?.. Allah cümlesine rahmet eylesin. Aziz şehitlerimizin de bizlere de şefaat etmelerini nasip eylesin. Bir hanım kardeşimiz duygularını anlatırken dünya kamuoyunda oluşan havayı belirtmek için: “Gemimiz Gazze'ye ulaşamadı ama amacına ulaştı.” diyor. İsrail terör devleti ve görevlendirdiği askerleri, sadece ve sadece Gazze'deki açık bir hapishane hayatı yaşayan ve dünya ile irtibatı kesilmiş yardıma muhtaç insanlara gıda, kıyafet, ilaç, inşaat malzemesi, çocuklara oyuncak ve oyun parkları gibi yardım malzemeleri götüren, ellerinde silahı dahi olmayan bu gönüllü insanların önünü kesmek, daha sonra gitmeyi düşünen gönüllülere korku mesajı vermeyi hedefledikleri için; gemi baskınında ilk defa hedef gözetmeksizin sağa sola yaylım ateşine başlamışlardır. Bu insanlara eziyet çektirmek için ellerinden gelen hiçbir hareketi ertelememişlerdir. Şöyle ki; Kadın-erkek, sağlıklı-yaralı demeden kelepçelenmiş, helikopter rüzgarı ile güvertede ıslanan insanlar saatlerce esintiye maruz bırakılmıştır. Gündüz ise güneş altında susuz, tuvalet ihtiyaçlarını bile karşılamaya ısrar edenlere ancak izin verecek şekilde güvertede bekletmişlerdir. Yaralıları, yapılan uzun görüşmelere neticesinde yürüyebilenleri ite kalka, yürüyemeyecek derecede ağır yaralıları ise adeta bir eşya çuvalı gibi helikoptere taşımışlardır. Yardım gönüllülerine, zorla alıkonup tutukladıkları halde “ İzinsiz İsrail karasularına girdikleri suçlamasını” kabul eden dilekçe imzalatmak istemişlerdir. Ellerine geçen bir fırsatla akla gelebilecek her türlü eziyeti bu insanlara reva görmüşlerdir. Hamisi ABD sayesinde bu teröristlere, maalesef elle tutulur bir yaptırım uygulanamamıştır. Daha öncesinde komşu ülkelerin insanlarına karşı işledikleri insanlık ve savaş suçlarında olduğu gibi yine canilerin yanlarına kâr kalmış veya şimdilik öyle görünüyor. Bu durum da işin bir diğer acı tarafı”¦ Buraya alamadığım ibret verici olaylar, acı hatıralar ve iman gücü bu dedirtecek nice kahramanlıkları okuyabilir ve sizler de dostlarınızla paylaşabilirsiniz. Bu güzel çalışmasından dolayı kendisi de Marmara gemisinde bulunan Nuri Hocamı tebrik ediyor sağlıklı bir ömür içinde nice böyle çalışmalara imza atmasını beklediğimi ifade etmek istiyorum. Selam ve dua ile”¦
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
nuri yıldız 5 yıl önce

inceliğinize teşkkür ediyorum. hocam allah razı olsun....

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126