MAZLUMDER, facianın yıl dönümünde Soma raporunu açıkladı

MAZLUMDER’in hazırladığı 'Soma Maden Faciası Hakkında İnceleme ve Gözlem Raporu', 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin hayatını kaybettiği ve Türkiye madencilik tarihinin en büyük iş kazası/cinayeti olan 'Soma Faciası'nın 1. yılında...

MAZLUMDER, facianın yıl dönümünde Soma raporunu açıkladı

MAZLUMDER’in hazırladığı 'Soma Maden Faciası Hakkında İnceleme ve Gözlem Raporu', 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin hayatını kaybettiği ve Türkiye madencilik tarihinin en büyük iş kazası/cinayeti olan 'Soma Faciası'nın 1. yılında...

13 Mayıs 2015 Çarşamba 19:01
MAZLUMDER, facianın yıl dönümünde Soma raporunu açıkladı
banner203
MAZLUMDER’in hazırladığı 'Soma Maden Faciası Hakkında İnceleme ve Gözlem Raporu', 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin hayatını kaybettiği ve Türkiye madencilik tarihinin en büyük iş kazası/cinayeti olan 'Soma Faciası'nın 1. yılında Soma Kaymakamlığı önünde MAZLUMDER Genel Başkan Yardımcı M. Arif Koçer’in okuduğu bildiri ile açıklandı.

Koçer, raporda, maden faciasının yaşandığı işletmede tercih edilen kârlılığın artırılmasına odaklı üretim yönteminin, işçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması amacını ihmal eder şekilde uygulandığına ışık tutulduğunu belirtti.

Koçer, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Kaza sonrası kayıtlarda, facianın yaşandığı Eynez maden ocağının yaklaşık 40 gün önce merkezi yönetim tarafından denetlendiği, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait üç maden sahasında teknik aksaklıklar nedeniyle üretimin düştüğü, bu nedenle üretim planlamasına uygun miktarda kömür elde etmek için kazanın yaşandığı maden ocağının şirket tarafından kapasite üstü çalıştırıldığına dair bilgiler elde edildiği yazılıyor.”

Olay sonrasında bölgede yapılan araştırmalar sonrasında tekniker sınıfının işçilerle diyalog eksiği bulunduğu söyleyen Koçer, “İşçilerin çalışma esnasında yaşadıkları riskli şartları ve durumları ifade edemediği, bu durumları ifade edenlerin dövüldüğü ve işten çıkarılmakla tehdit edildiği, çavuşların ise işçilerin emekleri üzerinden haksız kazanç elde ederek işçilere fazla miktarda iş yükledikleri beyan edilmiştir.” diye açıkladı.

“BÖLGEDE YAŞANAN KAZALARIN YÜZDE 90’I ACELE VE TELAŞLA İŞ YAPTIRILMASINA DAYANIYOR”

Bölgede yaşanan kazaların yüzde 90’ının acele ve telaşla iş yaptırılmasına dayandığını belirten işçiler, çalışma sırasında eldiven, maske ve bazı cihazların kalitesiz olduğunu belirttiler. İşçiler, kendilerine altı ayda bir akciğer filmi ve efor (nefes) testi yapıldığını, ancak odyometri, göz, kan, idrar tetkiklerine tabi tutulmadıklarını söyleyerek çalışanların çoğunda baş ağrısı ve uyku verimsizliği şikâyetleri olduğunu vurguladılar.
Görüşülen işçiler istisnasız olarak kendilerinin insan olarak değil, birer üretim aracı olarak görüldüklerini ifade ettiler. İşçiler ücretlerin yetersiz olmasından ve işlerine dair en ufak bir eksiklik veya kusurlarında günlük yevmiyelerinin kesilmesinden yakınmakta.

“BEŞ YILDIR OCAKTA ÇALIŞIYORUM, BİR KERE DENETİM GÖREVLİSİ GÖRDÜM”

Yapılan araştırmalar sonucu denetim raporlarında olumsuz unsurların arındırıldığını, ayrıca gelen denetim görevlilerinin maden ocağına has makine ve teçhizat hakkında bilgisiz olduklarının öğrenildiğini vurgulayan Koçer, “Facianın yaşandığı ocakta beş yıldır çalışan bir işçi, çalıştığı sürede bir kere denetim görevlisi gördüğünü, gördüğünde de sadece maden ocağı ana yolunda denetim yapıldığını beyan etmiş. Yaşanan facia öncesinde ise 20-25 gün boyunca madencilerin çıkan cevherin daha sıcak olduğu ve daha çabuk yanmaya başladığı yönündeki ifadeleri dikkate alınmamış, çıkan ufak yangınlar geçiştirilmeye çalışılmış, çalışanlara kişisel koruma cihazları temin etme gibi hayati konularda adım atılmadığı görülmüş. Madende faciaya neden olan yangın o kadar yüksek düzeyde fiziki belirtiler göstermiştir ki; olayın olduğu kısımda üç ayrı vardiyada çalışan dört ayrı elektrik teknisyeninin, yangından önceki on beş gün boyunca ısıdan yanan kabloları onarmak amacıyla hep birlikte görevlendirildiği ve evlerine gönderilmediği tespit edildi.” bilgisini paylaştı.

“FACİA CEVHERİN İÇTEN YANMASIYLA GERÇEKLEŞTİ”

Raporda olayın gerçekleşmesi teknik olarak şu şekilde aktarıldı: “Faciadan önce cevherde oluşan içten yanmanın ikinci evreye geçmesi ve yanan kısmın muhtemelen göçmesiyle, artık gaz deşarjı şeklinde gelen karbonmonoksit tehlikeli sınırın üzerine geçerek ocak havasına karışmış. Yangının başladığı yerin ocağa temiz hava sağlayan ana havalandırma nefesliğine yakın yerde olması, temiz havanın ocağa yayılırken beraberinde karbonmonoksit alarak galerilere dolmasıyla zehirlenmeler artmış. Bu tür olaylarda sıklıkla yaşanan çalışanların temiz havanın geldiği yere kaçma alışkanlığı, temiz havanın tüm kısımlarda kirlenmesiyle birleşince yaşanan panik artmış. Bir kısmı acemi, iş güvenliği eğitimi ve donanımı zayıf işçilerin kaçışları, bazı bölümlerde zehirlenerek üst üste yığılmaları sonucunu doğurmuş ve işçilerin yığılması yerel göçüklerle birleşerek kaçış alanlarını sınırlamış. Günlerce bütün belirtilerini gösteren facia, etkisiz, yetersiz, deforme ve son kullanım tarihi geçmiş alet ve ekipmanlarla birleşince can kayıpları had safhalara ulaşmış.”

Koçer, raporda maden ocağındaki verileri yukarıdan takip ve idare eden teknik ekibin, CO karbonmonoksit oranı tehlikeli seviyelere ulaşan ocak havasını fark edip havanın aktığı yönü zamanında değiştirmeleriyle karbonmonoksit gazının ocağın diğer galerilerine yayılmasının önlenebileceğini söyledi.

"FİRMA TARAFINDAN OLAYIN BAŞLANGIÇ SAATİ YANLIŞ VERİLDİ"

Rapora göre olayın saatinin yanlış verildiğinin altını çizen Koçer, “İşleten firma tarafından olayın yaşanmasından dört gün sonra yapılan basın toplantısında; olayın başlama saati 15.00-15.30 olarak aktarılmış. Ancak savcılık tarafından hazırlanan ilk soruşturma metninde olayın başlama saati 13.10 olarak belirlenmiş. İşleten şirketin olayın başlama vaktini bu şekilde beyan etmesinin sebebi, saat 15.30’un vardiya değişim saati olması, bu saatte madende aktif çalışan 350 işçi olması, ancak vardiya değişimi ile gelen işçilerle madende 700 kişinin bulunduğu iddiasına dayanak bulmakta. Ancak olayın 13.10’da başladığını tespit eden savcılık iddianamesinden maden ocağının 350-400 işçi çalıştırma kapasitesine uygun olduğu, yangın belirtilerinin önceden oluştuğu, hatta faciadan bir iki gün önce yangın yaşanan bir çalışma alanında, yirmi yıl önce üretilmiş basit duman koruyucu maskeler dışında donanım verilmeksizin 700 işçinin aynı anda işbaşı yaptırıldığı anlaşılmakta.” bilgisini aktardı.

“FACİA SONRASI YÜRÜRLÜĞE GİREN KANUNLAR YETERSİZ”

Soma maden faciası sonrasında yürürlüğe giren kanunların ne maden işletmelerinde insan sağlığının ve can güvenliğinin korunmasına yönelik, ne de iş sağlığına ve güvenliğine yönelik bütünsel ve kapsamlı düzenlemeler içermediğinin belirtildiği raporda, anılan kanun değişikliklerinin bazı noktalarda arızi çözümler sunmakta, bazı noktalarda ise zaten uygulanan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini mevzuata aktarmakta olduğu kaydedildi.

Resmi makamlarla yapılan görüşmelere de yer verilen raporda Soma Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü ile yapılan görüşmeye dair şunlar aktarıldı: “Firmanın kendi kurtarma ekipleri perişan bir haldeydi. Olayın ilk başlangıcında yapılan müdahale yanlıştı. İlk girişin yaklaşık 1200 metre aşağısında yangın çıkmıştı. Şayet pervaneler kapatılarak, oksijen verilmese ve işçiler hemen hızla tahliye edilseydi ölümlerin çoğu olmazdı.”

Türkiye Kömür İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ege Linyit İşletmesi Müessese Müdürlüğü ile yapılan görüşmede ise maden güvenlik işlerinin daha ciddi yapılabilmesi için, deneyimli, emekli olmuş madencilerin istihdam edilerek AR-GE çalışmaları yaptırılması, hatta bağımsız denetim kurumları oluşturulması gerektiği belirtildi.

Maden İş Sendikası Soma Şubesi Başkanlığı ile yapılan görüşmede ise şu ifadelere yer verildi: “Bence asıl sorun madenlere gelen ve eksikleri tespit eden iş müfettişlerinin hazırladığı raporların bir nüshasının sendikalara verilmemiş olmasıdır. Bu sebeple tespit olunan eksikliklerden bizim haberimiz olmamaktadır. Sendikalara bağlı işçiler de hak arama bilincinin azlığı sebebiyle noksanları bize iletmemektedirler.”

Maden Mühendisleri Odası Soma Temsilciği ile yapılan görüşmede, devletin madende kullanılacak her türlü malzeme için bir standart belirlemesi, sonrasında ise ciddi denetimler yaparak bunların fiilen kullanılmasını sağlaması gerektiği vurgulandı.

“HER ŞEYİ DENEDİKTEN SONRA DUA EDİP KELİME-İ ŞAHADET GETİRDİM”

Hazırlanan raporda faciadan kurtulan madencilerin olay anına dair yaşadıkları anlar da paylaşıldı. Madenden yaralı olarak kurtulan G. isimli maden işçisi yaşadıklarını şöyle aktardı: “İşimi bitirdikten sonra çıkarken 500 metre ilerledikten sonra önümüze birden duman çıktı. Enerji kesildi, fan motorları durdu. Dumanı dinamitten kaynaklanıyor sandık, ancak dumanı kokladım, plastik kokuyordu. Oturup bekledik, zamanla aşağıdan gelenlerle birlikte altmış veya yetmiş kişi olduk. Bir saat kadar oturduk. Boruları kesmeye kalkan arkadaşlara sadece delmelerini söyledim. Böylece borudan geçen hava aşağıdakilere de gidecekti. O deldiğimiz borudan sırayla nefes almaya çalıştık. Aşağıdan biri duman yok diye çağırdı, aşağı indik, Akşam 19.00’a kadar bekledik, kimse gelip gitmedi. Her şeyi denedikten sonra dua etmeye başladım. Kelime-i Şehadet getirdim. Öleceğim diye düşünürken daha önceden acil durumlarda lazım olur diye sakladığım maskeyi çıkartıp denemeyi düşündüm. Onu çıkartmaya çalışırken bayılmışım. Biri gelip tokat attı, ayıldım. Sağıma soluma baktım, kimse yoktu. Ocağa hava verdik kurtuldunuz, çıkın, dedi biri. Kalkıp bir iki adım atıp düştüm. Tekrar tekrar deneyerek düşe kalka ilerledim. Şirket müdürlerinden Barbaros Beyi gördüm, ters hava verdiklerini, yukarı doğru yürümemi söyledi, yürüdüm ve çıktım.”

Raporda olayı yaşayan maden işçileri ve işçi yakınları facianın gelişimini şöyle aktardı:

“Madenciler sürekli yoğun gaz altında çalıştığını söylüyordu. Bugün çok yoruldum diyordu. Ne olduğunu sorunca, içerisi yanıyor diyordu. Sıcak olduğunu söylüyordu. 2006’dan sonra özel sektöre geçti. Ciner grubu aldı, verim alamayınca buna devretti. Zor şartlar olduğunu sürekli dile getiriyordu. Çok sıcak. Durduğun yerde çizmelerin içi ter doluyor. Alıp boşaltıyoruz su gibi. O kadar sıcak. Patlama olan yerde üst taraf yanıyor, kapatıyorlar orayı, orada bir boşluk oluşuyor. Yanan ayağın altına giriyorlar, orada yanıyor kapatıyorlar. Yanan yer oksijen olduğu için daha çok ilerliyor.”

“OLAY GÜNÜ İŞÇİLER KÖMÜRÜN KOKUSUNU ALMIŞ, ÇIKALIM DEMİŞLER, KABUL EDİLMEMİŞ”

Rapora göre; olay günü işçiler kokuyu almalarına rağmen çıkmaları kabul edilmemiş. Rapora göre; “On yıl önce yanmak üzere olan kömür kapatılıp, başka bir kanal açılıyor. Zamanla on yıl önce yanmaya başlamış olan kömür tehlike yaratıyor veya karbonmonoksit salınımı yapıyor. Bunun tehlike yaratacağı biliniyordu, söndürülüyor ama aşağıdan yanmaya devam ediyordu. Olay günü işçiler iki saat önceden kömürün kokusunu almışlar, çıkalım demişler, ama çalışmaya devam edin talimatı verilmiş. Baştaki adam işçiye çalışılacak diyorsa çalışılır. Yarın gelme diyor başındaki adam o zaman. İşe girip çıkmalar yoğundur.”

İşe girerken okumadan 25-30 tane imza attırıyorlar. İşe girmemiz lazım. Zaten durumlar sakat. Oksijen kesimi veya kaynak yapmak yasak yeraltında, ama hepsi yapılıyor. Benim çalıştığım işletmede dizel araçlarının çalışması yasak, çalışıyor. Işıklar ocağından duyduğuma göre 60-70 kişi akciğer tedavisi görüyor. Hâlâ tozu önlemediler. Sadece su püskürtüyorlar bazen tozun inmesi için. Önlenmedi. Bunları hep yaşıyoruz. Arama kurtarma eğitimimiz olmadığı halde kaza sonrası ekip başımız (taşeron) içeri girmemizi söyledi. Arkadaşım Okan Merdim arama kurtarma için girip vefat etti. Denetimciler gelmeden 3- 4 gün, bazen 10 gün önceden haber veriyorlar. Denetleme için özel hazırlık yapılıyor, normal zamandakinden daha iyi hale geliyor ocak. Sendika işverenin yönetiminde ve sendikada formaliteyi yerine getirmek için seçim yapılıyor, seçilen temsilcilerin belirlenmesinde hiçbir etkimiz bulunmuyor, çoğu zaman seçim için içeriği görülmeden kapalı bir zarfla oy kullanıyoruz.

MAZLUMDER raporda yer verilen hak ihlallerine doğrudan veya dolaylı olarak neden olan istisnasız bütün gerçek veya tüzel kişilerin tespit edilerek adil yargılanma ilkesi gözetilmek suretiyle yargılanmalarını, bir daha benzer vakıaların yaşanmaması için alanında uzman yetkililer ve işçi temsilcilerinden oluşturulacak bir heyetin teşekkülü ile madenlerin ve maden mevzuatları ile iş sağlığı ve güvenliği mevzuatlarının gözden geçirilmesini, facianın ortaya çıkardığı hak ihlallerinin başka iş alanlarında da yaşanmaması için özel ve kamu sektöründe faaliyet gösteren tüm işverenlerin en azından mer’i mevzuatta yer alan iş sağlığı ve güvenliği hükümlerine riayet etmelerini, söz konusu hükümlere riayet edilip edilmediğinin resmi makamlarca etkin şekilde denetlenmesi ve tespit edilen usulsüzlüklerin en kısa sürede ortadan kaldırılması için tüm yetkililerin üzerine düşen görevi yapmalarını talep etti.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126