"Organizasyonun başının YÖK’te adamı varmış"

Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, Bozok Üniversitesi'nde yapılan yolsuzluklara tepki gösterdiği için dekanlığının elinden alındığını dile getirdi. Acar, "Bu işlerin sonucu senin aleyhine olur diye bunları tahmin edemedim. Devletimiz arkamda olur...

"Organizasyonun başının YÖK’te adamı varmış"

Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, Bozok Üniversitesi'nde yapılan yolsuzluklara tepki gösterdiği için dekanlığının elinden alındığını dile getirdi. Acar, "Bu işlerin sonucu senin aleyhine olur diye bunları tahmin edemedim. Devletimiz arkamda olur...

27 Nisan 2015 Pazartesi 19:29
"Organizasyonun başının YÖK’te adamı varmış"
banner203
Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, Bozok Üniversitesi'nde yapılan yolsuzluklara tepki gösterdiği için dekanlığının elinden alındığını dile getirdi. Acar, "Bu işlerin sonucu senin aleyhine olur diye bunları tahmin edemedim. Devletimiz arkamda olur dedim, YÖK arkamda olur dedim. YÖK’e yazı yazdım, cumhurbaşkanımıza yazı yazdım. Bunların hepsi meğerse ilgili organizasyonun başının YÖK’te adamı varmış. Yazdığım yazı onun aracılığıyla tekrar geliyormuş, organizasyonun başına. Yani tam organize işler." dedi.

Doç. Dr. Hasan Zafer Acar, Yozgat, Bozok Üniversitesi’nde Dekan olarak görev yaparken yolsuzluğa dur demek istediği için üniversiteden atıldığını kaydetti. Acar, yaşadığı olayları Cihan Haber Ajansı () muhabirine anlattı. Acar, dekan olduktan sonra üniversitede bir takım yolsuzluk yapıldığı ile ihbar aldığını ifade ederek, "Bir takım ihalelerle baskı kurulmaya çalışıldı. Bunun üzerine rektöre resmi yazı yazdım. Üniversitede bir takım sıkıtılar var diye rektör bana resmi yazı ile cevap verdi. Bizim üniversitemizde akademik ve idari personelimiz en aza sizin kadar dürüsttür. Bu konuda gereksiz yazışmalara meydan verilmesin diye cevap yazdı." şeklinde konuştu.

Yolsuzlukların yapılması üzerine Yozgat Başsavcılığı'na yazılı olarak dilekçe verdiğini belirten Acar, şüphelendiği üç daire başkanını şikayet ettiğini söyledi. Savcılık soruşturma başlattığını vurgulayan Acar, şöyle devam etti: "Aynı zamanda emniyet müdürüyle beraber bunun üzerine 29 kişi yargılandı. 17 kişi tutuklandı. Üniversite içinden 4 daire başkanı, başhekim, rektör yardımcıları, rektörlerin dokunulmazlığı olduğu için rektör hanımla ilgili bir takibat yapılmadı. En sonda 6 kişi hüküm giydi. Rüşvet, yolsuzluk bunlarla alakalı. Rektör hanım benim şikayetçi olduğumu anlayınca hakkında birçok soruşturma açtı. Bunların tamamına yakını idari mahkeme ve YÖK tarafından kaldırıldı. Bunun üzerine baktı ki olmuyor. Üniversite yönetim kurulu kararıyla bir hafta önce haberim oldu. İlişiğimi kesti profesörlüğümü aldı, yetersiz yayınlardan dolayı."

Dava dosyanın idari mahkeme idari dava daireleri kurumuna gittiğini anlatan Acar, 2 buçuk senedir de dosya orada bekliyor. En büyük mağduriyeti ben çekiyorum. Beş senedir maaş alamıyorum. Bu yarılananların bir kısmı emekli oldu, bir kısmı emekli olanlar var. En az 10 trilyonluk bir yolsuzluğu geri aldık, kamunun hakkını savunduk. Ama ödül olarak böyle bir ödül aldık. Bu arada işsiz kaldığım için bir yere müracaat ettim. Rektör hanım medyada çok sayıda olumsuz haberler çıkarttırdı, dekanlığı alındı diye. Bu sebeple mi yoksa mevcut akademik yöneticilerden dolayı mı ülkemizde bilim dışında her şey var üniversitelerde, hiçbir üniversite beni kabul etmedi.” ifadelerini kullandı.

Acar, yolsuzluk ihbarı sonra saçma sapan soruşturmalara maruz kaldığını şöyle aktardı: "Soruşturmalar son derece son derece saçma sapan, mesela: üniversitelerin görevi halkı aydınlatma, olumlu yönlendirmek, topluma katkıda bulunmamız lazım. Sağlık alanında çok şeyler yaptık. Daha çok kepek ekmek tüketilmesi için bir fırının tabelasına yazabilir miyim dedi. Tabi ki yazın çünkü daha faydalı. Bunlar hep soruşturma olarak döndü, Şeyma bebek vardı, doğuştan kalp hastalığı olan dört çeşit hastalığı olan bir çocuk gazeteci arkadaşımızın vesilesiyle yardımcı olduk, bunların hepsi bize soruşturma olarak döndü. Bunların hiçbiri gerçek olmadığı için hepsi aklandı.”
Yolsuzluğu açıkladığında tehdit edildiğinin altını çizen Acar, “Tehdit mesajları geldi. O konuda savcılık soruşturma yürüttü. Maalesef tehdit edenler bulunamadı. Valilik tarafından bir sene korumalık verildi. Bu tür organizasyonlar münferit olmuyor. Genelde mefaat zinciri. Her yerde, her mevkide yönetim, bürokraside saç ayağı gibi her yere çöreklenmiş insanlar. Bu zinciri kırmanız çok zorlaşıyor. Bir anda istediğiniz kadar namuslu olun, en kötü adam oluyorsunuz. Bu da umut kırıcı."

Acar, tıp fakültesi dekanı olarak rektöre resmi yazı yazdığını hatırlattı. Acar, "Burada bir takım olaylar oluyor. Dikkat edilmesi diye rektör hanımda bana resmi yazı yazdı, imzalı yazılı. Sen bu işlere karışma benim idari personelim en az dürüsttür. Diye resmi yazı yazdı. İlgili yargılanan arkadaşlara toplantılarda siz hırsızsınız dedim. Olaylara şahit oldum. Ben şeyi tahmin edemedim olay organize, olayın içinde birçok insan var. Bu işlerin sonucu senin aleyhine olur diye bunları tahmin edemedim. Devletimiz arkamda olur dedim, YÖK arkamda olur dedim. YÖK’e yazı yazdım, cumhurbaşkanımıza yazı yazdım, bunların hepsi meğerse ilgili organizasyonun başının YÖK’te adamı varmış. Yazdığım yazı onun aracılığıyla tekrar geliyormuş, organizasyonun başına, yani tam organize işler. Bunların hiçbirini tahmin edemedik. Bu yaptığım şikayetlerin hepsi sonuçsuz kalınca ben de son olarak başsavcılığa şikayet ettim.” diye konuştu.

"AMBULANS ALIMI TAMAMEN USULSÜZ"

Şahit olduğu birkaç yolsuzluğa şöyle örnek verdi: "Yolsuzlukla örnek veren Acar, konuşmasına şöyle devam etti: bir ambulans alımı yapılacak. Bizim daha hastane açılışına en az bir sene var. Daire başkanı ısrarla bir firmaya işaret ediyor. Firmanın sahibi beni defalarca arıyor. Hatta telefonlarına çıkmamaya başladım. Dedim ki resmi cevap yazdım. Daha hastanenin açılmasına belki yıllar var. Ambulans ihtiyacımız yok, illa alalım. Yıllık izne çıktım baktım ki ambulans alınmış. Ambulansın alımı tamamen usulsüz yüzde 80 fazla fiyatla alınmış. Hatta başka firmalardan aynı nitelikte teklifler alıp onları da ek olarak ekledim ve baktım ki aleni bunları rektör hanıma defalarca anlattım. Bir keresinde bizim yardım topluyoruz. Rektör hanımla toplantı yapıyoruz. Bir firma sahibinden yardım istedik. Bakınız dekan bey ben yardım yapayım ama bakınız iki senedir ben Yozgat’tan maliyetine de olsa sizin üniversitenizden ihale alamıyorum hep belli firmalara gidiyor ihale bunlarda yolsuzluk yapıyor dedi. Bunu bize nasıl kanıtlarsın dedim dinleyin dedi. Rektör hanım ve ben masada oturuyoruz. Cep telefonunun hoparlörünü bir başka firma sahibi ile görüşüyor. Ona dedi ki, inşaat daire başkanı ile ihaleler nasıl diye sohbet ediyor. Ya bilmiyor musun benim onunla ilişkilerimi en son kredi kartımı verdim 3 aydır onda dedi. Bu sefer rektör hanım görevden alacak. Aradan haftalar geçti yine sonuç yok. Anladım ki bu bir saadet zinciri, bir organizasyon bir menfaat organizasyonu, ondan sonra konuşmaya bile gerek kalmadı."

Acar, "Umudum o ki geleceğimiz için, çocuklarımız için dürüstlük, ön plana çıksın şeffaflık ön plana çıksın, yolsuzluklar mücadelede yeni nesiller örnek olalım." diye sözlerine son verdi.



Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126