Prof. Dr. Tatlıdil: Cezadan çok güven ortamı olmalı

Son günlerde yaşanan şiddet ve nefret olaylarını değerlendiren Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Ercan Tatlıdil, "Şiddet, somut bir olaydır. İnsanların duygu ve düşüncelerini ifade ederken...

Prof. Dr. Tatlıdil: Cezadan çok güven ortamı olmalı

Son günlerde yaşanan şiddet ve nefret olaylarını değerlendiren Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Ercan Tatlıdil, "Şiddet, somut bir olaydır. İnsanların duygu ve düşüncelerini ifade ederken...

20 Şubat 2015 Cuma 09:36
Prof. Dr. Tatlıdil: Cezadan çok güven ortamı olmalı
Son günlerde yaşanan şiddet ve nefret olaylarını değerlendiren Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Emekli Öğretim Üyesi Prof. Ercan Tatlıdil, "Şiddet, somut bir olaydır. İnsanların duygu ve düşüncelerini ifade ederken şiddeti araç olarak kullanması, özellikle toplumun önemli sorunu haline gelmiştir. Şiddet, tahammül sınırlarının üstündedir. Özellikle kadına yönelik şiddet, inanca yönelik şiddet, siyasi inançlara yönelik şiddet, görünümlere ve cinsiyetlere yönelik şiddet tüm dünya toplumlarının dikkatle incelediği ve çözüm üretmek için çaba harcadığı konulardır. Bu nedenle erken çocukluk döneminden erişkinlik dönemine kadar her toplum, yaratmış olduğu iklimin şiddet içerip içermediğini sorgular. Şiddet, sosyal bozukluk olduğu kadar kişisel bozukluk bazında da incelenebilir. Bu nedenle de genellikle sosyalleşme ve toplumsallaşma sürecinde, yani insanın doğuştan itibaren insanileşebilme sürecinde öğrenme yoluyla aldığı değerlerin niteliği sorgulanır." dedi.

'CEZA KISTAS OLMAMALI'

Şiddeti teşvik eden olaylardan çok, şiddete başvurma sebeplerinin sorgulanması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tatlıdil, “Şiddetin hangi olayda ortaya çıkmasından çok, şiddet uygulama nedenlerinin sorgulanması günümüz çağdaş toplumlarında önemli hale gelmiştir. Öfke yönetimi konusunda, her olayda duygu ve düşünceleri şiddet kullanarak ifade ediyorsanız bu yanlıştır. Öfkenin kaynağı değil, öfkelenilen olaya karşı şiddet kullanan kişinin davranışının sorgulanması önemli hale gelir. Türkiye’deki şiddet olayları giderek artmaya başladı, yani son 10 yılda özellikle Türkiye’de büyük nüfus hareketleri, kırdan kente yönelik nüfus göçünde kentleşme dediğimiz yaşam alanlarında örgütlü bir yaşam tarzını kurgulayan, büyük kentlerde şiddete başvurma ve şiddeti araç olarak kullanma, özellikle sosyal kurumlarda yaygın olarak görülmeye başlandı. Mevcut yasalar yetkindir fakat önemli olan yasaların uygulanması, yasaların verdiği güvencedir. Ceza kıstas olmamalı, cezalar caydırıcı olmalı. Cezadan çok güven ortamı olmalı. Şiddetin azalması konusunda medyaya da sorumluluk düşmektedir. Sokaklarda, okullarda, oyun alanlarında şiddetin araç olarak kullanılmaması konusunda herkes duyarlı olmalıdır.” diye konuştu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126