Prof. Dr. Ünlügenç: Bakla falına bakar gibi deprem tahmini yapılmaz

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden bilim insanları, 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından ‘daha büyük depremler olacak’ şeklindeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Halkı paniğe sürükleyen...

Prof. Dr. Ünlügenç: Bakla falına bakar gibi deprem tahmini yapılmaz

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden bilim insanları, 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından ‘daha büyük depremler olacak’ şeklindeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Halkı paniğe sürükleyen...

14 Ağustos 2015 Cuma 14:53
Prof. Dr. Ünlügenç: Bakla falına bakar gibi deprem tahmini yapılmaz
Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden bilim insanları, 5.2 büyüklüğündeki depremin ardından ‘daha büyük depremler olacak’ şeklindeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını söyledi. Halkı paniğe sürükleyen ve 15 gündür devam eden bilimsellikten uzak söylemler nedeniyle açıklama yapma gereği duyduklarını bildiren Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç, “Bakla falına bakar gibi yorumlarda bulunuluyor. Bu tarz kişilere mikrofon uzatılması, beyanlarının yazılması, deprem kadar büyük bir felaket ve çok acı bir durum.” dedi.

Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ulvi Can Ünlügenç, bölüm hocaları Prof. Dr. Hasan Çetin, Prof. Dr. Kemal Gürbüz, Prof. Dr. Sedat Türkmen, Yrd. Doç. Dr. Mustafa Akyıldız, Yrd. Doç. Dr. Hakan Güneyli, Öğretim Görevlisi Dr. Hatice Karakılçık ve Araştırma Görevlisi Ahmet Can Akıncı ile bir araya gelerek, son zamanlarda yayılan deprem söylentileriyle ilgili açıklama yaptı.

‘7 şiddetinde deprem bekliyoruz’ şeklindeki açıklamaların halkı paniğe sürükleyen talihsiz söylemler olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ünlügenç, Adana’da 6.5 şiddetinin üstünde deprem yaşanmasının mevcut fay geometrileriyle pek mümkün görülmediğini ifade etti. Ünlügenç, “Bölgede zaman zaman küçük şiddette deprem olmasını bekliyor ve istiyoruz. Zaman zaman küçük sarsıntıların yaşanması, biriken potansiyel enerjinin boşaltılması açısından gerekli. Bu sarsıntıların, gelecekte olması beklenen daha büyük depremlerin şiddetlerini azaltabileceğini söyleyebiliriz.” dedi.

Prof. Dr. Ünlügenç, açıklamayı şöyle sürdürdü; “Öncelikle şunu belirtmeliyim ki depremlerle ilgili açıklama yapan kişi ya da kuruluşlar aktif veya pasif fay hatlarının nerelerden geçtiğini, özelliklerinin neler olduğunu, faylarla ilişkili yer hareketlerinin ne anlama geldiğini çok iyi bilmeli. Biz bilim insanları olarak deprem konusunda sürekli çalışmalar yapıyoruz. Çoğu zamanımızı yer kırıklarının belirlenmesi, deprem çalışmayla geçirmemize rağmen halkı paniğe sürükleyecek hiçbir açıklama yapmıyoruz. Basına açıklama yapanların belirttiği boyutlarda depremin oluşması için buradaki fay geometrilerinin oldukça uzun olması gerekiyor. Bunun yanında depremlerde açığa çıkan enerjiyi ve bunun sonucunda meydana gelen depremin yıkıcı gücünü etkileyen en önemli faktörün kırılmanın meydana geldiği fay kırığının uzunluğunun belirlediği bilinen bir gerçektir. Bu açıdan değerlendirildiğinde Adana ili ve çevresinde görülen aktif fayların devamlılığı fazla olmayan kollara (segmentlere) ayrılmış olması sebebiyle buralardaki yırtılmaların 6,5 şiddetinden daha büyük depremler meydana getirmesi öngörülmemektedir. Dolayısı ile oluşabilecek büyük depremlerin daha çok fay kırığının uzun olduğu doğu kesimlerde beklenmektedir.”

BİNALAR FAY ZONLARINDAN UZAKTA İNŞA EDİLMELİ

Bölgede deprem gibi doğal afetlerin oluşumu, deprem potansiyeli yüksek olan Türkiye’de kaçınılmaz bir olay olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ünlügenç, şöyle devam etti: “Aktif fay zonları boyunca hemen her yerde sismik aktiviteler gerçekleşebilir. Bu nedenle, depremle yaşamaya her an hazırlıklı olmalıyız ve yöresel olarak belirli büyüklükte deprem olacakmış gibi yaşayacağımız yapı tasarımlarının deprem yönetmeliğinde belirtilen standartlara uygun tarzda ve özellikle fay zonlarından uzakta inşa ettirmemiz gerekmektedir. Şunu da unutmamalıyız ki depremler öldürmez, binalar ve yanlış yer seçimi öldürür. Bu nedenle yerkabuğu üzerinde bulunan yerleşim yerlerinin tespiti ve uygun-sağlam zeminlerin belirlenebilmesi için, üzerine bina inşa edilecek zeminin jeolojik özelliğinin belirlenmesi hayati öneme sahiptir. Bu açıdan bölgemizde özellikle kalın bir alüvyon çökelinin olduğu ve yeraltı su seviyesi ile ilgili olarak sıvılaşma riskinin yüksek olduğu bölgelerde yapılaşmanın çok daha dikkatli bir şekilde yapılması planlanmalıdır. Bu kapsamda, belediyelerimizde deprem, heyelan, sel, taşkın vb. gibi doğal afetler ile ilgili çalışmalar yapmak üzere Jeoloji Mühendislerinin aktif görev aldığı özel birimlerin kurulması önerilmektedir.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126