Sendikacılık üzerine bir değerlendirme

Türkiye'de işçi sendikalarının üst düzey yöneticilere şan ve şöhret sağladığını, Karun kadar zengin ettiğini herkes bilir. Metal-İş Sendikası Başkanı Mustafa Özbek bunun en canlı örneğidir.

Sendikacılık üzerine bir değerlendirme

Türkiye'de işçi sendikalarının üst düzey yöneticilere şan ve şöhret sağladığını, Karun kadar zengin ettiğini herkes bilir. Metal-İş Sendikası Başkanı Mustafa Özbek bunun en canlı örneğidir.

15 Mayıs 2009 Cuma 10:06
Sendikacılık üzerine bir değerlendirme
banner203
Memur sendikacılığında ise böyle bir şey söz konusu değil. Zira memur sendikaları, işçi sendikalarıyla kıyaslandığında çok mütevazi bir bütçeye sahiptir. Çok mütevazi bir bütçeye sahip olmasa memur sendikalarının yöneticileri de kısa zamanda yükünü tutar mı bilmem. Bize bu gün itibariyle tutmaz demek düşer. Ayrıca benim tanıdığım az sayıdaki sendika yöneticisinin sendikanın parasına tamah etmediğini de biliyorum. [B]Peki şan-şöhret, mevki-makam sağlar mı?[/B] Sağlar”¦ Hem de en esaslısından. Memur Sendikaları bir takım partilerin arka bahçesi gibi kullanıldığı müddetçe bunun da önüne geçmek zor. Sendika üyelerinin büyük bir çoğunluğu sendika şubesinin yerini bilmez. [B]Abartmıyorum, yüzde 95'i sendika şubesine adımını atmamıştır.[/B] Yine aynı yüzde 95, bir mekanda muhabbet ettiği kişinin, üyesi bulunduğu sendikanın başkanı olduğunu bilmez. Sendika üyelerinin en az yüzde 80'i birilerinin hatırına üye olmuştur sendikaya. Bu yüzde 80'in yüzde 80'i ise kimin hatırına, ne zaman, nasıl üye olduğunu bile unutmuştur. Devlet Baba sendikaya üye olanlara 10 TL yardım etmese sendikaların hali ne olur, şu anki üyelerin ne kadarı kalır o da ayrı bir konu ya. Bu 10 TL'nin aslında devlet tarafından sendikalara verilen bir sus payı olduğunu da herkes bilir. Nedense tek bir sendikacı çıkıp [B]“benim üyem kendi aidatını kendisi öder, devletin vereceği 10 TL'yi istemiyoruz”[/B] demez, diyemez. Bu rüşveti elinin tersiyle iten tek bir sendikaya rastlayamazsınız. Böyle olunca da sendikalar, üyelerin beklentilerinin çok ötesinde faaliyetler yürütürler. Sendikaya üye olanların önemli bir kısmının aslında ciddi beklentileri de vardır. Kimi bir müdürlük kapacaktır bir kurumda, kimi müdür yardımcılığı. Kiminin tayin sorunu vardır ama durdurmaya ancak falanca sendikanın gücü yetecektir. Bazıları kurumunu mahkemeye verecektir ama üye olduğu sendikanın kurumuyla arası çok sıkı fıkıdır. Bu yüzden rakip sendikaya geçer ki, mahkeme masrafları cebinden çıkmasın. Türkiye'de sendikacılığın durumu budur. Yazdıklarımın haricinde sendikaya neden üye olunur, sendikalar üyelerinin hak ve menfaatlerini ne kadar korur bilmiyorum. Bilen varsa yazsın. Aslında bu yazının yazılış amacı başka. [B]Bildiğiniz gibi Eğitim Bir Sen Kahramanmaraş Şube Başkanı Hacı Datlı geçtiğimiz günlerde Öğretmenevi Müdürlüğüne atandı.[/B] Hayırlı olsun”¦ Konuyla ilgili çok sayıda Eğitim Bir Sen üyesi bizzat telefonla arayarak rahatsızlıklarını dile getirdiler. Bunlardan bir tanesi çok önemli. Öğretmenevi Müdürlüğü için oynayan ve “[B]puanım itibariyle Öğretmenevi Müdürlüğüm kesin gibiydi”[/B] diyen bir Eğitim Bir Sen üyesi. Hacı Datlı'nın Öğretmenevine müdür olmasına çok içerlemiş. [B]“Bizim haklarımızı koruması gereken başkan bizim hakkımızı elimizden aldı”[/B] diyor. Garip bir durum var ortada. Bir dostum var. Kendisi de eşi de bir İlköğretim Okulu'nda öğretmen. İkisi de sendika üyesi değiller. Sendikalara neden üye olmadıklarını sorduğumda hep şöyle der: [B]“Ben kimsenin değirmenine su taşımam. “[/B] Şunu demek istiyor. Kimsenin kişisel ikbali için kullanılmam. Birilerinin kişisel ikbal, makam-mevki, şan-şöhret sevdasına alet olmam. Şu konuyu açıkça ifade etmekte fayda var. Hacı Beyi birkaç defa gördüm. Nasıl biri olduğunu, atandığı makamın ağırlığını kaldırıp kaldıramayacağını, liyakat gözetildiğinde o makama layık olup olmadığını bilmem. Zaten beni de ilgilendiren bir konu değil. Bizi ilgilendiren tarafı atamalarda hak ve adaleti, liyakati savunması gereken bir sendika yöneticisinin, tepeden yapılan bir atamayla Öğretmenevine müdür olmasıdır. Bu atama kesinlikle şık olmamıştır. Sendika üyelerinin sendikaya olan güveni sarsılmıştır. Yazının başında yazdıklarımla bu konuyu birleştirdiğinizde Türkiye'de sendikaya olan güven yerle bir olmuştur. Dahası yazık olmuştur, günah olmuştur. Bu aşamadan sonra dönüşü var mı bilmem. Bence yok. Zamanla bu olay unutulur mu onu da bilmem. Bence unutulur. Ama yıllardır sendikaya üye olmayan arkadaşım ve eşi emekli oluncaya kadar herhangi bir sendikaya üye olmaz, onu da çok iyi biliyorum. Binanenaleyh”¦ Herkes son atama olayını da bahane ederek kendi sendikası başta olmak üzere, sendikacılığı bir defa daha gözden geçirmelidir. Sendikaya üye olan da olmayan da bir defa daha düşünmelidir. Sağlıcakla kalın”¦
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126