Sıcak ramazan için beslenme önerileri

Ramazan ayı başlarken Türkiye’de hava sıcaklıkları da artarak, bazı bölgelerde 40 derece sınırına yaklaştı. Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, artan sıcaklık sebebiyle...

Sıcak ramazan için beslenme önerileri

Ramazan ayı başlarken Türkiye’de hava sıcaklıkları da artarak, bazı bölgelerde 40 derece sınırına yaklaştı. Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, artan sıcaklık sebebiyle...

16 Haziran 2015 Salı 11:49
Sıcak ramazan için beslenme önerileri
Ramazan ayı başlarken Türkiye’de hava sıcaklıkları da artarak, bazı bölgelerde 40 derece sınırına yaklaştı. Yaşar Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Gıda İşleme Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Ruhan Aşkın Uzel, artan sıcaklık sebebiyle beslenmenin insan sağlığı açısından daha da büyük önem taşıdığına vurgu yaptı. Ramazan ayında beslenmede dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Uzel, “Gıda alımı yapılmadan sadece su içilerek geçirilen bir sahur, gün içerisinde aç olarak geçirilen zamana yaklaşık 4-6 saat daha ilaveye neden olur. Bu durum, özellikle çalışan bireylerde yorgunluk hissi, ellerde titreme, uyku hali gibi bazı olumsuz durumlara yol açabilir.” dedi.

SAHURDA NASIL BESLENMELİ?

Sıkıntı oluşturabilecek diğer bir durumun da sahurda yenebilecek ağır yiyecekler olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Uzel, “Bu durumda gece yavaşlayan metabolizma, yiyecekleri sindirmede yetersiz kalacak ve kilo alma riski artacaktır. Herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmamak için sahurda süt, yoğurt, peynir, çorba, sebze ya da çok hafif kuru baklagillerden oluşan hafif gıdalar tercih edilmeli.” diye konuştu. Zengin iftar sofralarında, midede aşırı tokluk oluşmaması gerektiğini kaydeden Uzel, “Genellikle iftar sofralarında, bir öğünde alınması gerekenin birkaç kat fazlası yiyecek bulunuyor. Oruç tutulan saatlerin sonuna yaklaşıldığında düşen kan şekeri, aşırı yiyecek tüketimi ile yükselmeye başlar ve denge bozulur. Unutulmaması gereken diğer bir konuysa beynin tokluk sinyalini 15-20 dakika sonra verdiğidir. Bu süreden daha kısa zamanda ve hızlıca tüketilen yiyecekler, yüksek enerjide ise tokluk ötesi bir durum ve kilo fazlası olarak geri dönecektir. Bunun yerine mümkün olduğunca sık aralıklarla beslenilmeli. Bu sayede hem iftar ile sahur arasındaki öğün sayısı arttırılmış hem de midedeki gerginlik ve sindirimdeki zorlanmadan kaynaklı tansiyon yükselmesinin önüne geçilmiş olur.” dedi.

ÇAYA VE KAHVEYE DİKKAT

Sıcak havaların egemen olduğu dönemde oruçla birlikte sıvı alımının azaldığının birçok araştırmada görüldüğünü ifade eden Uzel, “Oysa tam aksi olmalı. Ramazan ayı süresince ve sonra da su ve asitsiz içecekler içilerek günlük sıvı ihtiyacı karşılanmalı. Tuzlu yiyeceklerden uzak durulmalı, hem su tüketimini engellememesi ve sıvı kaybını arttırmaması hem de kafeinin az tüketilmesi açısından çay ve kahve tüketimi sınırlandırılmalı. Günlük çay ve kahve tüketimi üç fincanı geçmemeli, bunun yerine doğrudan su tercih edilmeli.” uyarılarında bulundu.

Artan hava sıcaklıklarında genel beslenme alışkanlıklarına da dikkat çeken Uzel, bu durumdan en çok etkilenenlerin çocuklar, yaşlılar, hamileler, kalp ve şeker hastalığı olan kişiler olduğunu belirtti. Sıcaklık ve nem artışına bağlı olarak vücut ısısının artığını ve metabolizmanın bu duruma uyum sağlamaya çalıştığını ifade eden Ruhan Aşkın Uzel, dikkat edilmesi gerekenleri şöyle sıraladı: "Vücudun iyon ve mineral kaybının oldukça fazla olması nedeniyle öncelikle her gün bir şişe doğal maden suyu içilmeli. Sıcaklıkla beraber artan sıvı ve mineral kaybının önlenmesi için her gün en az 2-2.5 litre (10-12 su bardağı) su içilmeli. Su haricinde süt, ayran, soda, limonata, soğuk bitki çayları, şekersiz kompostolar ve taze sıkılmış meyve suyu gibi içecekler doğru tercihlerdir. Yağlı besinler ve yağda kızartmalardan kaçınılmalı. Kızartma yerine haşlama, ızgara, kendi suyunda pişirme gibi sağlıklı pişirme yöntemleri uygulanmalı. Ana ve ara öğünler mutlaka yenmeli. Uzun süre aç kalan metabolizma yağ depolar. Mutlaka her gün üç ana ve üç ara öğün yenmeye çalışılmalı. Araştırmalar, bu öğünleri aynı saat aralığında yiyen bireylerin, kilo verme programlarında çok daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor. Vücut direncini arttırmak ve yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyve çeşitlerinden yararlanılması da önemli. Günde en az beş porsiyon sebze ve meyve yenmesi gerekir. Enerjisi yüksek, kızartılmış ve hamur tatlıları yerine sütlü tatlılar, meyve tatlıları, dondurma gibi tatlılar tercih etmek doğru seçimler olacaktır. Bitki çayları, beslenme uzmanlarının sağlıklı beslenme programlarında en fazla yararlandığı desteklerden biridir. Eğer bilinçli içilirse bitki çayları, tam birer can simidi olarak diyeti ve beslenmeyi destekler."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126