Stres kanser sürecini hızlandırıyor

Kanser hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre önlem alınmazsa 2030 yılında 22 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Kanserle mücadeleye ise bir bütün olarak bakılması...

Stres kanser sürecini hızlandırıyor

Kanser hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre önlem alınmazsa 2030 yılında 22 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Kanserle mücadeleye ise bir bütün olarak bakılması...

03 Şubat 2015 Salı 10:20
Stres kanser sürecini hızlandırıyor
Kanser hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre önlem alınmazsa 2030 yılında 22 milyon yeni kanser vakasının ortaya çıkacağı tahmin ediliyor. Kanserle mücadeleye ise bir bütün olarak bakılması gerektiğini belirten uzmanlar, tedavi süresince beden kadar ruhun da onarılması ve desteklenmesi büyük önem taşıdığını söyledi.

Memorial Şişli Hastanesi Liyezon Psikiyatrisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sedat Özkan, kanser tedavisinde psikolojinin önemi hakkında bilgi verdi. Özkan, "Beden, beyin ve ruh bir bütündür. Bedendeki olumsuzluklar beyni etkiler, ruha yansır ve ruhun sıkıntısı da beyin kanalıyla bedene geçer. Kişinin ruh hali, kanserin ortaya çıkışında önemli rol oynadığı gibi hastalığın seyrini de etkilemektedir. Duygusal çatışmalar, kronik stres, travmalar, kayıp, çaresizlik ve yas kişideki mevcut kanser sürecini hızlandırır. Zihinde çözülemeyen problemler ruh sağlığını bozar ve hormonlar aracılığıyla bağışıklık sistemini zayıflatır." dedi.

Kanser hastalarına psikolojik destekle ilgili izlenecek yolu Prof. Dr. Sedat Özkan, şu şekilde sıraladı: "Psikolojik bozuklukları ve sorunları düzeltmek veya azaltmak. Kanserle ilişkili fiziksel ve psikolojik sorunlarla baş etmesini sağlamak, etkin yöntemleri ve tutumları geliştirmek. Mücadele ve yaşam dürtüsünü artırmak. Hastalıkta ve yaşamlarında kendi denetimlerinin olduğu duygusunu geliştirmek. Kızgınlık, suçluluk gibi örtülü duyguların serbestçe ifade edilmesini ve hastalıkla ilgili düşüncelerin anlatılması konusunda cesaretlendirmek. Hasta ile aile ve sosyal etkileşim alanları arasındaki iletişimi güçlendirmek. Gelecekte ve varoluşla ilgili bilinmezlikle baş etme yollarını incelemek."

Depresyonun hastanın beyin kimyasını bozarak kanserin seyrini etkilediğini söyleyen, Prof. Dr. Özkan, "Kanser tedavisinde, hastanın psikolojisinin de iyileştirilmesi gerekmektedir. Kanser hastasının iyi hissetmesi, tedaviyi kolaylaştırmakta ve hastalığın seyrini önemli ölçüde etkilemektedir. Eğer bir kanser hastası ruhsal çöküntü içerisindeyse, depresyonu tedavi edilmesi sürece kanseri atlatsa da tam anlamıyla tedavi edilmiş sayılmaz. Depresyon sebebi ve süreçleri, hastanın beyin kimyasını bozacağı için hormonal sistem kanalıyla kanserin seyrine de etki edecektir." diye konuştu.

Hastalık durumunda psikolojik desteğin önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Sedat Özkan, "Kanser hastalarında sıklıkla görülen psikiyatrik bozukluklar arasında; uyum ve anksiyete bozuklukları, depresif sendromlar, organik beyin sendromları ve kişilik bozuklukları bulunmaktadır. Her iki kanser hastasından birinin psikolojik desteğe ihtiyacı vardır. Kanserle birlikte hasta bir kriz yaratır; egosu ve hayata bakışı etkilenir." şeklinde konuştu.

Çok yönlü bir tedaviyle daha iyi mücadelenin mümkün olacağını dile getiren Özkan, "Kanser hastalarının sağlığına kavuşması; uygun tıbbi hizmet, fiziksel tedavi ve bakımla birlikte psikiyatrik tedavi ve psikososyal bakım hizmetinin eş zamanlı sunulmasıyla mümkündür. Kanser hastalarına psikolojik destekte; kaygı ve acıyı azaltmak, uyumu sağlamak, yaşam kalitesini artırmak, duyguların ifadesine yardımcı olmak, mücadele ve yaşama gücünü artırmak, hastalığın yarattığı çok yönlü krizle baş etmek, var olan yanlış algıları düzeltmek, 'ya hep ya hiç' tarzı davranış ve düşünceleri düzeltmek, sosyal destek ve iletişimi güçlendirmek önemlidir." dedi.

Yeter ki ruhunuz kanser olmasın diyen Prof. Dr. Sedat Özkan, "İnsanlar hayatla nasıl mücadele ederlerse, hastalıkla da öyle baş ederler. Psikologlar sadece bu mücadeleyi daha işlevsel ve uyumlu hale getirmekte, hastalık sonrasında da insanların hayatına sağlıklı bir şekilde devam etmelerini sağlamaktadır. Son günlerde sıkça kullanılan 'anti-kanser zihni' kavramının içeriğini iyi anlamak gerekir. Kanser olunca değil, oldum denildiğinde hastalığın seyri olumsuz yönde gelişir. Önemli olan ruhun da kanser olmamasıdır. Bu nedenle hayattan da hastalıktan da bir şeyler öğrenmek gereklidir." ifadelerini kullandı.

Zihin vazgeçerse beden daha çabuk vazgeçer diyen Prof. Dr. Özkan, "Hastaların kimi kanseri kabul ederken bazıları da reddeder. Önemli olan mücadele etmektir. İnançlı, bilime güvenen, paylaşımcı ve mücadeleci bir yapıya sahip olmak önemlidir. Kanser tedavisi süresince önemli olan ayrıntılardan biri de normal hayatı sürdürebilmektir. Kemoterapi görürken bile haberler izlenmeli, neye ilgi duyuluyorsa bunlar yapılmaya devam edilmelidir. Zihin, dünyaya ne kadar açık olursa o kadar çabuk toparlanacaktır. Zihin vazgeçerse, bedenin daha çabuk vazgeçtiği unutulmamalıdır. Kanserle ustalıkla mücadele eden ve kanseri yenen kişiler, hayatına daha mutlu, üretken ve huzurla devam etmektedir." dedi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126