'Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım'

MİT TIR'ları konusunda yargılanan dönemin Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca, "Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım; TIR'lar ağzına kadar silah doluydu." dedi.Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanarak...

'Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım'

MİT TIR'ları konusunda yargılanan dönemin Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca, "Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım; TIR'lar ağzına kadar silah doluydu." dedi.Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanarak...

12 Mayıs 2015 Salı 16:23
'Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım'
MİT TIR'ları konusunda yargılanan dönemin Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca, "Suçlu olduğuma dair tek delil gösterin, her türlü cezaya razıyım; TIR'lar ağzına kadar silah doluydu." dedi.

Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanarak cezaevine konulan dönemin Adana Başsavcıvekili Ahmet Karaca, kendisinin bu olayda sadece idari bir görevi olduğunu ifade ederek, savcıları söz konusu MİT TIR’ları konusunda zaman zaman bilgilendirdiğini ifade etti. Kendisinin bu konuda icracı olmadığını dolayısıyla savcıların yürüttükleri soruşturmalara müdahalesinin mümkün olmadığını ifade eden Karaca, "Hukuksuz bir şekilde karşınıza getirilmemden dolayı, ben bundan sonraki vereceğiniz kararlarla ilgili, sizin tarafsız olacağınız konusunda bende tereddütler oluşmuştur." ifadelerini kullandı.

Mahkeme tutanaklarından yer alan savunmasında, 20 yıldır devlete savcılık yaptığını ve 8 yıldır da terör savcılığı yaptığını vurgulayan Karaca, "Teröristlerle mücadele ettim, birilerinin seçim meydanlarında bu soruşturmaları yapan arkadaşlarımıza bazı ithamlarda bulundular, ama biz bu ithamları yapmadık. Şu soruşturma dosyasında bir tane bu suçla ilgili delil buluyorsanız ben savunma yapmadan cezaevine girmeye razıyım. Gönderin beni, gözümü kırpmadan gideceğim. Bir tane delil bulun, hiçbir ifade vermeden, ne suçtan sevk ediyorsanız ben razıyım cezaevine gitmeye." dedi. Karaca, ayrıca konunun artık kamuyona mal olduğu için açık konuşacağını söyleyerek, "O TIR'lar ağzına kadar silah doluydu." ifadesini kullandı.

Savunmasında, 2012-2013 yıllarında birbirine çok yakın zaman içerisinde 85 tane vatandaşın terör eylemleri ve bombalı saldırılar sonucunda hayatını kaybettiğini hatırlatan Karaca, bu arada Suriye’de iç savaş başladığını da söyledi. O bölgenin bir kısmında terör örgütü PKK ile mücadele verildiğini, ayrıca bu soruşturmalardan çok kısa bir süre önce Adana'da bir ihbar üzerine bin 200 roket başlığı bulunduğunu hatırlatan Karaca, şunları anlattı: "O TIR’ın şoför dedi ki; ‘ben bundan önce iki tarihte iki TIR dolusu götürdüm, aynı yere döktüm’ dedi yani. Ve yer göstermesi yapılan yer, Türkiye'nin Suriye ile sınırı olan bir noktası, ve orda da maalesef şu anda orda IŞİD diyebileceğimiz bir terör örgütünün kampı var orda ve arkasından narkotik ekiplerinin tesadüfi denetimi sonucunda iki otobüsün bagajında çok sayıda mühimmat bulundu. Bütün bu hengamede yaşanan elim olaylarda siz hassasiyet gösteren savcıları ve güvenlik görevlilerini suçlu ilan edemezsiniz."

'ŞAHISLAR MİT’EN OLDUĞUNU ISPATLAYAMADI'

Konunun detaylarından zaten haberdar olmadığını ve TIR’ların MİT’e ait oldukları iddiasından sonra bilgi sahibi olduğunu anlatan Başsavcıvekili, TIR’ların MİT’e ait olduğu iddiası konusunda da baştan beri ters giden bir durum olduğunu kaydetti. Ahmet Karaca, "Benim, araçların MİT’e ait olduğu konusunda bir bilgim yoktu. Ne zamana kadar? Durdurulan araçların MİT'in TIR'ları olduğunu ve oradaki kişilerin de MİT görevlisi olduklarını iddia ettikleri kişilerin iddialarına gelinceye kadar. Yalnız, ortada ters giden bir şey var. MİT görevlileri olabilir, ama orda yasadan kaynaklanan görev ve yetkilerini kullanan adli soruşturma aşamasına geçmiş bir Cumhuriyet savcısına ‘sen kimsin’ edasında, ‘ben size de kimlik göstermiyorum, bu araçtaki yükün de MİT'e ait olduğunu söylüyorum, ancak belge göstermiyorum’ diyecek kadar öteye gitmiş bir anlayışı kabul etmemizi bekleyemezsiniz. Kim olursa olsun devletin yasadan kaynaklanan yetkisini ve görevini kullanan Cumhuriyet savcısına bu tarz davranılması hukuka ve mantığa uygun değildir." dedi.

'MİT DE CEVAP VERMEDİ'

Soruşturmanın ilk aşamasında MİT Müsteşarlığı’na yazı yazılarak TIR’ların ve şahısların MİT’e ait olup olmadığının sorulduğunu ancak cevap alamadıklarını vurgulayan Karaca, kendisinin ve diğer savcılar görevden alınana kadar dosyaya böyle bir bilgi, belge, yazılı veya sözlü, olumlu veya olumsuz hiçbir cevap alamadıklarını anlattı.

"Dolayısı ile siz, kendisini sadece bir MİT görevlisi olduğunu iddia ettiği ama bunun dışında bunu belgeleyecek hiçbir belge göstermeyen bir insana itibar etmesini beklemeniz de bence mantıklı değildir." diyen Karaca, "Savcılar da yasalardan kaynaklanan yetkilerini kullanarak aramaya kalkışmış, ancak Kırıkhan'da arama işlemi savcı beyin de beyan ettiği gibi gerçekleşememiş, ancak ayın 19'undaki Adana'da durdurulan TIR'lar, kolluk güçlerinin faaliyeti sonucu aranmışlardır." bilgisini verdi.

Her iki aramada da MİT mensuplarına yönelik bir soruşturma söz konusu olmadığını, hiçbir MİT mensubu hakkında yakalama, gözaltına alma, sorguya alma, tutuklamaya sevk gibi hiçbir yasal işlem yapılmadığını anlatan Karaca, sadece ihbara konu araçlardaki malzemelerin ne olduğu konusunda bir tespit yapılmaya çalışıldığını ifade etti. MİT mensuplarının sadece 6136 sayılı Yasa kapsamı ile ilgili tabanca taşımak dışında, silah bulundurma, silah taşıma, silah sevkiyatı yapma ya da silahlı operasyon yapma gibi hiçbir görevi ve yetkisi olmadığına işaret eden Karaca, karar verirken sadece fezlekeye bağlı kalmayıp dosyanın tamamına bakılmasını istedi.

Savcı Ahmet Karaca, şöyle devam etti: "Dosyanın içerisindeki varsa bu delilleri bularak, bu delillerle hukuk vicdanınızı sızlatmayacak bir karar vermenizi talep ediyorum. Ne acıdır ki bir Cumhuriyet savcısı görevini yaparken görevine engel olan MİT mensubu olduğunu söyleyen kişiler devletin valisi, jandarma komutanı, il emniyet müdürü, savcının görevini yapmasını engelleyip, bu suçları işlerken bunların hepsi hakkındaki soruşturmalar bir şekilde sonuçlandırılıyor. Ama görevini yapan Cumhuriyet savcısını, benim hakkımda şu muameleye tutulmam benim içimi acıtıyor. Bir meslektaşınız olarak içimi acıtıyor, bakın Allah’ını severseniz ya, bende bir suçlu psikolojisi var mı bizde, lütfen başkanım bakar mısınız?" diye sordu.

SAVCIDAN HAKİME: BEN HAİN MİYİM YANİ?

Karaca, daha sonra Mahkeme Başkanı Fatih Mehmet Aksoy’a "Ben bir hain miyim yani?" diye sordu. Aksoy ise "Estağfurullah" şeklinde cevap verdi. Karaca bunun üzerine "Dosyada benim hain olduğuma dair bir belge var mı acaba?" diye tekrar sorunca Başkan Akson, "Bizim şahsi değerlendirme yapma şeyimiz yok, dosyaya göre." cevabını verdi.

'TIR’LAR AĞZINA KADAR SİLAH DOLUYDU, HİÇBİRİ YASAYA UYGUN DEĞİL'

Karaca bunun üzerine şunları söyledi: "Dosyada gösterin başkanım, bir tane belge bulun, ben size taahhüt ediyorum, hiçbir soruma, burada kesiyorum savunmamı. Ve diyorum ki atın beni hapse. Evet bu seçim meydanlarında ‘bunlar insani yardım’ dediler. Vali dedi ki, ‘bu MİT'in kendi kurumları arasındaki sevkiyatı’ dedi. Bakın hiçbirisi yasaya uygun değil. MİT'in silah taşıma, silah bulundurma, birimler arasında silah sevkiyatı gibi yasal hükümlülüğü ve hakkı da yoktur. Vali, işi kurtarmak için bir belge vermiştir. Seçim meydanlarındaki siyasiler de bu işi kamufle etmek, savcıları bence halkın nazarında suçlu ilan etmek için böyle beyanlarda bulunmuşlardır. Ama ben kamuoyuna yansıdığı için böyle söylüyorum, bu güne kadar da hiçbir meslektaşım hiçbir yerde, orda şu malzeme bulunmuştur iddiasında bulunmamışken, bu artık kamuoyuna mal olduğu için söylüyorum; orda ağzına kadar askeri envanterde bulunacak silah türlerinde askeri malzeme vardı. İnsani yardım falan da yoktu. Bu tamamen devletin yasaya aykırı suç işlediğinin bir kanıtıydı. Bize bıraksalar bu soruşturmayı kendi içerisinde kapatabilirdik. Ama buna izin vermediler. Bizim prosedürleri tamamlamamıza izin verseydi derken, şu andaki bu senaryoların hiçbirini yaşamıyor olurduk. Biz de o soruşturmaları takipsizlik kararı ile sonuçlandırırdık, ama maalesef suçlu ilan edilip şu an karşınızda bulunuyoruz, ve bu devletin haini olarak bulunuyoruz. Ben asla kabul etmiyorum, bir müfettişin hakkımdaki nitelendirmesini bir ar, bir zul olarak kabul ediyorum."

AVUKAT: ÖRGÜT ÜYESİ OLARAK YARGILANMAKTAN TIRSIYORUM

Savcı Ahmet Karaca’nın avukatı Seffan Kılınç ise müvekkilinin savunmasında savcı ve bazı kolluk kuvvetleri hakkında Türkiye'nin değişik mahkemelerinde davalar açıldığını hatırlattı. Kılınç, "Yargı mensubu olarak, sac ayağının bir erki, bir ayağı olarak, bir avukat olarak yarın bu soruşturmaları bitip de sayın müvekkillerimizin hakkında hasbelkader bugün pek çok devlet idaresi yetkilisinin Ergenekon, Balyoz gibi soruşturmalarda kağıt parçası dediği delillerle beraat kararı verilen, yarın belki muhtemelen müvekkillerimiz hakkında da verilir ya da verilmez ama verilmesi muhtemel bir ceza ya da bir tutuklama neticesi ileride gerçekleşmesi muhtemel bir durum vaki olduğunda kendim açısından da böyle bir örgütün içerisine dahil edilebilme olasılığından tırsmıyor değilim yani tırsıyorum, korkuyorum, çünkü bir avukat olarak beni de dahil edebilirler." dedi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126