‘Tecavüzcü Coşkun’ karakterini sempatikleştiren bu toplum değil mi?

Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan, Tarsus’ta öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın hunharca öldürülmesine tepki gösterdi. Kazan, Özgecan’ın katilinin tüm toplum olduğunu belirterek ““Tecavüzcü Coşkun’ gibi bir Türk...

‘Tecavüzcü Coşkun’ karakterini sempatikleştiren bu toplum değil mi?

Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan, Tarsus’ta öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın hunharca öldürülmesine tepki gösterdi. Kazan, Özgecan’ın katilinin tüm toplum olduğunu belirterek ““Tecavüzcü Coşkun’ gibi bir Türk...

16 Şubat 2015 Pazartesi 09:43
‘Tecavüzcü Coşkun’ karakterini sempatikleştiren bu toplum değil mi?
Sakarya Baro Başkanı Zafer Kazan, Tarsus’ta öldürülen üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın hunharca öldürülmesine tepki gösterdi. Kazan, Özgecan’ın katilinin tüm toplum olduğunu belirterek ““Tecavüzcü Coşkun’ gibi bir Türk filmi karakterini ikonlaştırıp sempatikleştiren bu toplum değil mi sorarım?” ifadelerini kullandı.

Kazan, yaptığı açıklamada, Özgecan’ın katilini sıfatlandıracak söz bulamadıklarını söyledi. Bu vahşet karşısında duyguları sözlere döküp ifade etmenin ne işe yarar bilemediğini ifade eden Kazan, “Ancak yazık diyorum. Özgecan’ımızın katili yazık sana. Yazık seni doğuran anaya sana kan veren babaya nefes aldığın havaya içinde yaşadığın topluma yazık.” dedi.

“Peki, bize ne demeli? Özgecan’ın katili bizlerin eseri değil midir? Onu bu toplum besleyip büyütmedi mi? Özgecan’ın katiline ne desek azdır! Peki, kendimize dönüp toplumumuza bakıp yapmamız gereken ve kendimize söyleyecek hiçbir şeyimiz yok mu?” diye konuşan Kazan, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Tecavüzcü Coşkun’ gibi bir Türk filmi karakterini ikonlaştırıp sempatikleştiren bu toplum değil mi sorarım? Dizilerde, sabah programlarında çekirdek çitleyerek dedikodu formatında cinsel ve ahlaki sapkınlığı gündelik hayatımıza sokmuyor muyuz, normalleştirmiyor muyuz? Kızdığımızda, öfkelendiğimizde, kadının cinsel organını obje alarak küfürler etmiyor muyuz? Hoca, Prof. gibi unvanlı insanlar televizyonlara çıkıp “5-6 yaşındaki bir kız çocuğu ile nikah kıyılabilir-evlenilebilir” diyerek böyle bir sapkınlığı normalleştirmiyor mu, vahşiliğe ve caniliğe kapı açmıyor mu? Bu sapkınlığı dine uydurmaya çalışan sapkınlara karşı, bu sapıkların sözlerini yayınlayan televizyonlara karşı yüce(!) yargımız(!) ne yapıyor, toplum nasıl bir tepki gösteriyor sorarım sizlere? “

“BAKANLIKLARIN AİLE İLGİLİ PROJELERİ VAR MI?”
En temel kişilik ve ahlaki yapının ailede şekillendiğini vurgulayan Kazan, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın temel aile eğitimi ve çocuk yetiştirmenin esaslarına yönelik herhangi bir projesi var mıdır? Mili Eğitim Bakanlığı’nın anasınıflarından başlayarak çocuklarımızın, dolayısıyla toplumumuzun yarınlarına ilişkin kapsamlı ve istikrarlı projeleri var mıdır? Ülkemizin aydınlarının fikirlerinden istifade edilmekte midir? sorularını yöneltti. Görünen o ki salt siyasi amaçlar ile politikalar geliştirildiği sürece ve bu soruların somut bir cevabı olmadığını vurgulayan Kazan, “ İnanın böyle cinayetlerin, vahşetlerin ve cinsel sapıklığın ardı arkası kesilmeyecektir. Evet, lanetliyoruz fakat tek bu başına bir çözüm oluyor mu? Aynı şeyi defalarca yaptık, peki bir işe yarıyor mu? Böylesi vahşetler giderek artıyorsa bir problem yok mu? Artık bu soruların cevabını aramamız gerekmiyor mu?” şeklinde konuştu.

“HER SUÇLUNUN ALTINDAN İNSAN ÇIKAR”
Prof. Dr. Faruk Erem’in ‘Suçluyu kazıyınız altından insan çıkar’ sözünü böylesi yakıcı durumlarda yanlış anlaşılacağı endişesiyle söylemeye artık korkar olduklarını dile getiren Kazan, şunları kaydetti: “Oysaki her suçlunun altından bir insan çıkar ve onu besleyen bir toplum yaşar… Bu nedenle kendimizi ve toplumumuzu tanımak zorundayız! Bu ruh hastası davranışların bir kaynağı olmalı! Hiç şüphesiz ruhsal hayatı yöneten bir yasa vardır, ama bu yasayı toplumun kendisi yapmıştır. Her vahşet daha büyük bir bütünün bir parçasından başka bir şey değildir. Yalnızca kötü olanı görmek ve suçlamak yetmez! İnsanın, toplumun ve elbette devlet denilen organize aygıtın kendisine şu soruyu sorması gerekir “bütün bunların düzelmesi için ben ne yaptım, ne yapabilirim?” İşte bu nedenle kendimize sorduğumuz bu soru ile birlikte devlet denilen bu organize aygıt aydınlarımızın, sosyologlarımızın, psikologlarımızın hazırlayacağı kapsamlı bir çalışma yapmak zorundadır! Ama bunu yapabilmek için önce zorlama yada baskı yapmaktan vazgeçilmelidir! Unutulmamalıdır ki zorlama yada baskı, kuvvete dayalı bir otorite öldürmekten ve yıkmaktan başka hiçbir şey yapamayacağı gibi eleştirel tüm düşünceleri engelleyecek ve çözümü imkânsızlaştıracaktır.”

“AVUKAT GÖNDERMEYİZ” DİYEN BARO BAŞKANLARINA YANIT
Kazan, Özgecan’ın katili olduğu söylenen kişiye avukat göndermeyeceklerini söyleyen baro başkanlarına da bir çift söz söylemek istediğini belirterek şöyle konuştu: “ Yahu siz ne dediğinizin farkında mısınız? Bu sözleriniz ile başkanı bulunduğunuz mesleği nasıl, hangi konuma soktuğunuzun farkında mısınız? Hani avukat olmadan mahkeme kurulamazdı? Hani avukat, hakim ve savcı ile birlikte yargı aygıtının kurucu unsuruydu? Avukat demek katilleri, canileri cezadan kurtaran bu vahşiliği meşru gösteren bir meslek midir ki siz avukat göndermeyeceğiz diyorsunuz? Yargılamanın kutsal bir merasim olduğunu ve bu merasimin avukat olmadan yapılamayacağını nasıl bir anda unutabilirsiniz? Avukatın mahkemede bulunmasının canileri vahşileri adaletin elinden kurtarmak olmadığını bilakis hakim-savcı ve avukat üçgeninde adaletin net bir şekilde tecelli etmesini sağlamak olduğunu, bunun kimsenin keyfine bırakılmayacak bir görev olduğunu nasıl düşünmezsiniz?”

Avukatın bir yargılama sırasındaki görevi hakim ve savcı ile eşit değerde olduğunun altını çizen Kazan, “ Bir hakim yargılama yapmak ve hüküm vermekten nasıl kaçınamazsa, nasıl “ben böyle bir caniyi yargılamak istemiyorum” diyemezse, bir savcı “iddianame dahi düzenlemiyorum görevden çekiliyorum” diyemezse, siz hangi hakla “mahkemeye avukat göndermeyeceğiz” diyebiliyorsunuz? Bu sözleriniz ile avukatları nasıl da itibarsız bir konuma savurduğunuzun farkında değil misiniz? ‘Yalancı avukatlar’, ‘katillerin avukatı’, ‘sapıkların avukatları’, ‘mahkemeyi aldatmaya çalışıyorlar’ gibi aslında avukatların mahkeme içindeki varlığının sorgulandığı bir önyargıyı beslediğinizin farkında değil misiniz? Ne yani Özgecan’ımızın katilinin yargılandığı davada avukat mahkemeyi aldatmaya mı çalışacak, yalan mı söyleyecek, adaletin tecellisine gölge mi düşürecek? Nasıl unutursunuz, mesleği böyle bir söz ile nasıl itibarsızlaştırırsınız” ifadelerini kullandı.

Avukat olmayan bir mahkemede, o yapılan yargılamanın meşru bir yargılama olmayacağını vurgulayan Kazan, “O halde hakimler de çekilsin bu yargılamadan, savcılar da çekilsin! Zira yapılacak bir yargılamada hakim ne için mahkemedeyse, savcı ne için mahkemeden çekilemezse, avukat da o nedenle mahkemededir ve adaletin tereddütsüz bir şekilde tecelli etmesi için vazifesini yapmak zorundadır.” dedi.

“ÖZGECAN’IN KATİLİNİN MAHKUMLAR TARAFINDAN CEZALANDIRILMASINI BEKLEMEK YANLIŞ”
Kazan, yargıya güvenemeyip Özgecan’ın katili ya da katillerinin cezaevindeki mahkûmlar tarafından cezalandırmalarından medet umanların ‘idam cezası geri gelsin’ demelerinin ise çok yaman bir çelişki olduğuna dikkat çekerek açıklamasını şöyle bitirdi: “ Bu sapkınlığı bu caniliği gerçekten tek başına yargının idam ile çözebileceğine inanıyorsanız buyurun idamı geri getirin!. Özgecan’ımız sen talihsiz bir ülkede doğdun! Senin gibi acılar içinde kaybettiğimiz insanlarımız için kader dedik, rahmetle gömdük ve 3 gün sonra unuttuk! Ne desek boş… Bizi affetme”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126