Vural: Aralık ayının '17-25 günleri' takvimden, 'rüşvet' sözlükten çıksın

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 698 sayılı takvimde tarih mebdeinin tebdili hakkında kanun ve 697 sayılı günün yirmi dört saate taksimine dair kanunda değişiklik yapılması ve bazı sözcüklerin sözlükten çıkarılmasına dair kanun teklifi hazırladı.

Vural: Aralık ayının '17-25 günleri' takvimden, 'rüşvet' sözlükten çıksın

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, 698 sayılı takvimde tarih mebdeinin tebdili hakkında kanun ve 697 sayılı günün yirmi dört saate taksimine dair kanunda değişiklik yapılması ve bazı sözcüklerin sözlükten çıkarılmasına dair kanun teklifi hazırladı.

31 Aralık 2014 Çarşamba 16:00
Vural: Aralık ayının '17-25 günleri' takvimden, 'rüşvet' sözlükten çıksın
banner203
Kanun teklifine göre, bir yılın 363 günden ibaret olacağı, Aralık ayının 17 ve 25 günlerinin takvimden çıkarılmasının teklif edildiğini belirten Vural, “Bu kanuna uymayanlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. İkinci madde günün yirmi dört saate taksimine dair kanunda değişiklikle yeni Türkiye'de gün gece yarısından başlar, saatler sıfırdan 23:59'a kadar sayılır. Bir gün 23 saat 59 dakikadır. Saatlerden 17.24.59 ila 17.25.59'a denk gelen süreler çıkarılmıştır. Bu kanuna uymayanlar hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Madde 3. Rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık gibi sözcükler darbeyi çağrıştırdığı ve hükümetin rüşvet ve yolsuzluk gibi görevlerini yerine getirmesini ıskat etmeye dönük eylemler olduğu için bu kavramlar sözlüklerden çıkarılmıştır. Televizyon ve gazetelerde, sosyal medyada bu kavramları kullananlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.” diye konuştu. 

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. 17-25 Aralık süreci içinde MHP'nin rüşvet ve yolsuzluk haftası ilan ederek rüşvet ve yolsuzluğa hayır dediğini belirten Vural, “Bu hafta münasebetiyle düzenlediğimiz konferanslara maalesef hükümetin doğrudan doğruya müdahale etmesi. 17-25 Aralık konusunda rüşvet ve yolsuzluktan bahsedenlerin içeri tıkıldığı bir dönem. Böyle bir dönem Adalet ve Kalkınma Partisi yeni Türkiye'den bahsediyor. Bu yeni Türkiye'de onların bu iradelerine yeni Türkiye'sine ilham teşkil edebilecek bir kanun teklifi hazırladım.” dedi. 

Hazırladığı kanun teklifini Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekillerinin imzasına açtığını kaydeden Vural, “Kendi imzalarını koyabilirler. AKP'nin yeni Türkiye'si özellikle istikbali ve Bilal'i için mücadele anlayışı çerçevesinde bu kanun teklifi onların gerçek manada yeni Türkiye kavramının yerleşmesi için vesile olacaktır. Kanun teklifim 3 bölümden oluşuyor. 698 sayılı Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili hakkında kanun ve 697 sayılı Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanunda değişiklik yapılması ve bazı sözcüklerin sözlükten çıkarılmasına dair kanun teklifi. Madde 1. Bu kanun teklifinin hazırlanmasının genel gerekçesi Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük rüşvet ve yolsuzluk ve bu toplumda büyük bir öfke ve kızgınlığa yol açtı. 

Memleketin en vahim ve kederli günlerinin millette yarattığı travmanın unutturulması amacıyla sözcüklerin çıkarılması istenmektedir. Bu yönüyle özellikle rüşvet ve yolsuzluk gibi hükümetin görevini engellemeye yönelik hususların ortaya çıkarılmasını sağlayan darbeci bir anlayışın halk nezdinde mahkum edilmesi amacıyla hazırlandı. 698 sayılı Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili Hakkında Kanun'un birinci maddesi şu şekilde değiştirilmiştir. Bir yıl 363 günden ibarettir. Aralık ayının 17 ve 25. günleri takvimden çıkarılmıştır. Bu kanuna uymayanlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. İkinci madde Günün Yirmi dört Saate Taksimine Dair Kanun'da değişiklikle yeni Türkiye'de gün gece yarısından başlar, saatler sıfırdan 23:59'a kadar sayılır. Bir gün 23 saat 59 dakikadır. Saatlerden 17.24.59 ila 17.25.59'a denk gelen sürelerin çıkarılmıştır. Bu kanuna uymayanlar hakkında 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Madde 3. Rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlık gibi sözcükler darbeyi çağrıştırdığı ve hükümetin rüşvet ve yolsuzluk gibi görevlerini yerine getirmesini ıskat etmeye dönük eylemler olduğu için bu kavramlar sözlüklerden çıkarılmıştır. Bu sözcükler çıkarılması tüm medya mecralarında yasaklanmıştır. Türk Dil Kurumu sözlüğünden bu sözcükler çıkarılacaktır. Televizyon ve gazetelerde bu kavramları kullananlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Sosyal medyada bu kavramları kullananlara 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir. Bu kavramları sosyal medyada kullanımını denetimi Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı, yazılı medyada kullanımının denetimi Basın Yayın Enformasyon kurumuna, televizyonlarda kullanımının denetimi ise RTÜK'e verilmiştir.” şeklinde konuştu. 

"TÜRKİYE'NİN MİLLİ GÜVENLİĞİ YERİNE PKK'NIN MİLLİ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAYACAK ÇÖZÜM SÜRECİNİN ALTINA İMZA ATILMASI"

Vural, basın toplantısına getirdiği ”˜hediye paketlerini' gazetecilere dağıttı. Vural, “Bu paket, AKP yeni Türkiye'sinin yeni yıl hediyeleri. Kalbi 17-25 olarak atanlardan size hediye. Haksızlık yapmayın, kalplerde 17-25 var. AKP'nin yeni Türkiye'sinde bir kere görmeyeceksiniz. Yeni Türkiye'de konuşmayacaksınız. Kulaklarınıza bunu koyacaksınız bütün vatandaşlar için geçerli. Eğer koymazsanız hepiniz makul şüphelisiniz, göz altına alınırsınız.” dedi. Vural'ın hediye paketinde, uyku maskesi, ağız bandı, kulak tıkacı, plastik kelepçe, kelepçe, kuru soğan, çeyrek simit, bir adet zeytin ve üzerinde ”˜Yine Sana Hüsran' yazan piyango bileti çıktı.

Bir gazetecinin, “Televizyon sunucusu Sedef Kabaş bir sosyal paylaşım mesajından dolayı gözaltına alındı. Tabloyu nasıl görüyorsunuz?” sorusuna ise Vural, “16 yaşındaki çocuk tutuklandı. Böyle bir şey olabilir mi? Birisinin söylediği sözü pankart olarak yazıyorsunuz polis gelip kaldırıyor. Tuzun koktuğu nokta. Maalesef adalet bu çatışma ve gerilim içinde paralel veya ak yargı denilen bir yerde ezilip kaldı. Bu bir tehdittir, sindirmedir, korkutmadır." cevabını verdi. 

Vural, dünkü MGK toplantısının yapıldığı Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki salonda Atatürk portresinin olmadığının dikkati çektiğinin belirtilmesi üzerine, şunları söyledi: "Yazıklar olsun. Bir kastı ortaya koyuyor. Milli kurtuluş olmasaydı Milli Güvenlik Kurulu mu olurdu? Belki olmamasında da fayda var. MGK'nın Türkiye'nin milli güvenliği yerine PKK'nın milli güvenliğini sağlayacak çözüm sürecinin altına imza atmasından, terör örgütünün özerk alanlar ilan etmesinden dolayı Atatürk'ün orada bulunmasından korkmuş olabilirler. Bu Cumhuriyet kendisini korumayı bilecek millete sahiptir. Bunu yadırgadığımı ifade etmek istiyorum."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126