Zaman Yazarı bu defa Ak Parti'yi Mahir Ünal'ın Sözleriyle Vurdu

Zaman Gazetesi Yazarı Şahin Alpay son günlerde Gezi Parkı'yla başlayan olaylarla ilgili olarak yazdığı yazıda "Bu germe ve kutuplaştırma hayra alamet değil" dedi.

Zaman Yazarı bu defa Ak Parti'yi Mahir Ünal'ın Sözleriyle Vurdu

Zaman Gazetesi Yazarı Şahin Alpay son günlerde Gezi Parkı'yla başlayan olaylarla ilgili olarak yazdığı yazıda "Bu germe ve kutuplaştırma hayra alamet değil" dedi.

05 Haziran 2013 Çarşamba 09:25
Zaman Yazarı bu defa Ak Parti'yi Mahir Ünal'ın Sözleriyle Vurdu
Şahin Alpay Zaman Gazetesi'nde yazdığı yazıda Ak Parti Kahramanmaraş Milletvekili ve Grup Başkanvekili Mahir Ünal'ın sözlerine yer verdi ve "Gerçek demokraside “milli irade”yi yalnızca seçimle gelen hükümet temsil etmez; iktidara oy verenler kadar vermeyenler de milli iradenin bir parçasıdır" dedi.

İşte Şahin Alpay'ın Mahir Ünal'lı yazısı

Türkiye'ye gerçekten büyük hizmetler yapan Başbakan Erdoğan, Haziran 2011 seçimlerinde AKP'nin oyların yarısını almasından bu yana, ne yazık ki, kimilerinin “güç kirlenmesi” dediği sendromu sergiliyor.

Bütün söz ve davranışlarıyla her istediğini yapabileceği, kimseyi dinlemek zorunda olmadığı mesajını veriyor. Başbakan'ın “teorisi”ni en iyi AKP Grup Başkan Vekili Mahir Ünal özetledi: “Biz yüzde 50 oyla buraya geldik ve şimdi bunun gereğini yapıyoruz. Bunu kabul etmeyen birileri varsa hesabını sandıkta görürüz, burada değil.”

    Bu zatın tarif ettiği “plebisiter demokrasi” ya da “çoğunluk diktatörlüğü” denilen rejimdir, yerleştirmeye çalıştığımız özgürlükçü demokrasiye kesinlikle aykırıdır. Gerçek demokrasi sandıkta hesaplaşmadan ibaret değildir. Gerçek bir demokraside seçimle işbaşına gelen hükümetin askerbürokratik vesayet altında tutulması elbette kabul edilemez. Ne var ki gerçek demokrasi, seçimle gelen hükümetin yetkilerinin, yurttaşların temel hak ve özgürlükleriyle, hukuk devletiyle sınırlı olduğu; elindeki gücü kötüye kullanmaması için Parlamento'daki muhalefet, bağımsız yargı, bağımsız medya ve sivil toplum tarafından denetlenip dengelendiği rejimdir. Hükümetin seçimden seçime değil, sürekli hesap verdiği rejimdir. Gerçek demokraside “milli irade”yi yalnızca seçimle gelen hükümet temsil etmez; iktidara oy verenler kadar vermeyenler de milli iradenin bir parçasıdır.

     AKP halktan ülkeyi yönetme yetkisini almış olabilir ama bu yetkilendirme ne hükümete ne de Başbakan'a her istediğini yapması için açık çek anlamına gelmez. Başbakan, muhalif, eleştiren basını susturamaz”¦ Medyayı yandaş patronlara peşkeş çekemez”¦ Sosyal medyayı bela olarak göremez”¦ Uludere faciasının sorumlularını “Ankara'nın karanlık dehlizlerinde” kaybedemez”¦ “Türk usulü başkanlık” adı altında otoriter bir rejim getirmeye kalkışamaz”¦ Sayıştay denetiminden kaçamaz”¦ Halkın üçte ikisinin istemediği nükleer santralleri yaptıramaz”¦ Alkollü içki kullanan herkesi “ayyaş, alkolik” diye aşağılayamaz, sigara içen herkese “zehir odaları”nı gösteremez”¦ Alevileri umursamadan 3. Boğaz köprüsüne Yavuz Sultan Selim adını veremez”¦ Deprem beklediği için açık meydanlara, betonlaştığı için nefes alacak yeşil alanlara ihtiyaç duyan İstanbul'da Taksim Gezi Parkı'na (hele mahkemenin yürütmeyi durdurma kararına rağmen) “Topçu Kışlası”, üstelik bir de cami yapacağım diyemez”¦ Her türlü protesto gösterisini biber gazıyla, orantısız şiddetle bastırmaya kalkışamaz”¦ Yüzbinleri “ben karşınıza 1 milyon çıkarırım” diye tehdit edemez”¦

    Bütün bunları yaparsa, biriken tepkiler, geçen hafta içinde görüldüğü gibi, yalnız İstanbul'da değil, 60-70 şehirde iktidara karşı, hemen her çevre ve eğilimden yurttaşı bir araya getiren öfke patlamasına yol açar. Evet, bir kısım çevreler, tepkileri istismar edebilirler ve ediyorlar da... Ama bu, iktidarın artık demokrasiye yakışan, sınırlarını bilen, hesap veren, itirazları ve eleştirileri dikkate alacak şekilde davranması ihtiyacının gelip dayandığı gerçeğini ortadan kaldırmıyor.

    AKP'nin sorumlu isimlerinin artık seslerini yükseltip, yorgunluk işaretleri veren Başbakan'ı toplumu germekten, kutuplaştırmaktan kaçınması gerektiği konusunda uyarmak zorunda. En büyük tehlike, barış sürecini akamete uğratma, askerî vesayeti geri getirme çabasında olan çevrelerin, iktidarın keyfileşme ve otoriterleşme eğilimlerini fırsat bilmeleri. Anlaşılmaz olan, Sayın Başbakan'ın büyük bir iç barış inisiyatifine öncülük ederken, barış sürecinin dostlarını olabildiğince birleştirme, düşmanlarını olabildiğince tecrit politikası uygulaması gerekirken, bunun tam tersini yapıyor olması. Hayret doğrusu.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Rifat Topcu 3 yıl önce

Bu adam neden bukadar kızıyor ki
Dershaneleri kapatıyorlar ama okula çeviriyorlar
Yani kayıp ları yok.
Yaptıkları tam anlamıyla arkadan Hançerleme
Kargayı Besle büyüt oysun gözünü
Bunlara verilen desteğin haddi hesabı yok hala ne isterler
Doymak bilmeyen aç herifler
Bundan böyle herkes safını belirledi
Sizinde ne mal oldugunuz belli oldu

Avatar
Cemil Serficeli 3 yıl önce

TC nüfusunun %1'i olmayan ama sesi çok çıkan, sermayesi semiz bazı sermaye grupları bu hareketleri desteklediler. bu arada borsada 'luk bir manipulasyonla milyonları götürdüler. Boyner ve Koç Grubu Taksim Meydanında göstericilere bedava kumanya, içecek sağladı, çadır dağıtıldı. Oysa aynı Koç Grubu Sarıyer Ormanlarında yüzbünlerce ağaçı keserek Koç Üniversitesini kurmuştu. hemde zamanında bu yeşil alanın yok olmaması için izin vermeyen RTE belediyesinden bu ormanlık alan bakanlar kurulu kararı ile önce sarıyer Belediyesine ordanda Koç Grubuna tahsis edildi. Yeşil ve Yeşil alanı sevmek

Avatar
misafir 4 yıl önce

memleketi için bir kekimesi düşüncesi olmayan kişilikler adeta yağdanlığa dönmüş aferin sana rafine edilmiş zeytin yağı

Avatar
misafir 4 yıl önce

hayret nasıl omuşda böyle bir yazıya izin vermişler.. demedi demeyin o yazarı en kısa zamanda işine son verirler ... işte bizde ki adalet bu kadar sayın yazar...

Avatar
misafir 4 yıl önce

Yeşil alanların imara açılması kanunen yasak değilmiydi... kanuna ne oldu tatilemi cıktı?

Avatar
misafir 4 yıl önce

sahipsiz memleketim benim

Avatar
Cemil HAKVEREN 4 yıl önce

AKP demokrasi nedir anlayamamış bir kesim var. Buna en iyi cevabı Türk Milleti yine sandıkta verecektir. Demokrasi %1 oy alan kesimin bile hakkını korumaktır. Kahramanmaraş'ın şansızlığı kaliteli insanları millet vekili seçmesidir. Bunlar 5 koyunu bile güdemezler-ki demokrasiden anlasınlar....

Avatar
misafir 4 yıl önce

zaman gazetesi ilk defa gerçekleri görmüş ve yazmış...daha doğrusunu akp ye oy vermeyen insanların halet-i ruhiyesini yansıtmış...yazılanlar doğrudur...doğru olanı söylemek erdemdir...tebrikler şahin alpay

Avatar
kerim ocak 4 yıl önce

Mahir bey devlet memuru gibi davranan bir millet vekilidir.

Avatar
misafir 4 yıl önce

yazı kapak olmuş bizim milletvekiline....

Avatar
realist 4 yıl önce

adam doğru söylüyo oyların yarısını alman senden farklı olanı 'çapulcu-alkolik ya da marjinal' diye dışlanmanı gerektirmez halk koyun değildir elbet tüm olanları görüyor evlere atılan gaz bombaları ve en kötüsü bu gaz bombaları yüzünden bir genç gözünü kaybetti halka bunları reva görenler şu an kuzey afrika turundalar

Avatar
misafir 4 yıl önce

Cemaat erdoğan savaşı ayyuka çıktı.onlar bile dayanamadıysa var bunda bişey

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126