İskenderun Sahil Güvenlik Grup Komutanlığında devir teslim töreni yapıldı

İskenderun Sahil Güvenlik(SG) Grup Komutanlığı Komutan devir teslim töreni yapıldı. Devir teslim töreni ile Yarbay Özden Osman Dürüst, Ağustos 2012 tarihinden itibaren yürüttüğü Sahil Güvenlik İskenderun Grup Komutanlığı görevini Kur.Bnb....

İskenderun Sahil Güvenlik Grup Komutanlığında devir teslim töreni yapıldı

İskenderun Sahil Güvenlik(SG) Grup Komutanlığı Komutan devir teslim töreni yapıldı. Devir teslim töreni ile Yarbay Özden Osman Dürüst, Ağustos 2012 tarihinden itibaren yürüttüğü Sahil Güvenlik İskenderun Grup Komutanlığı görevini Kur.Bnb....

11 Temmuz 2015 Cumartesi 13:04
İskenderun Sahil Güvenlik Grup Komutanlığında devir teslim töreni yapıldı
İstifalarını Başbakan Ahmet Davutoğlu'na sunan iki HDP'li bakan adına AB Bakanı Ali Haydar Konca, açıklamalarda bulundu. Fiilen görevi yürütmedeki olumsuzluklar nedeniyle bugün istifa ettiklerini belirten Konca, “İki bakan olarak partimizin yetkili organlarıyla yürüttüğümüz istişare doğrultusunda istifa ettik. AKP’nin sonunun yaklaştığı bugünlerde halkımızla birlikte yürüttüğümüz mücadele saflarında 1 Kasım seçimlerine hazırlanıyoruz. 7 Haziran’da başkan yaptırmadığımızı, 1 Kasım’da tekrar başkan yaptırmayacağız. 7 Haziran’da iktidarını sarstığımız AKP zihniyetini 1 Kasım’da iktidardan alacağız.” diye konuştu.

Seçim hükümetinde Avrupa Birliği Bakanı olarak giren Ali Haydar Konca ile Kalkınma Bakanı Müslüm Doğan bakanlıktan istifa etti. Bugün görevlerinden istifa eden HDP Kocaeli Milletvekili Ali Haydar Konca ve İzmir Milletvekili Müslüm Doğan, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve parti yöneticileri ile birlikte parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Hükümette HDP’nin vekilleri olarak seçilmiş iki bakan sıfatıyla görev aldıklarını belirten Konca, “Bir süredir bu görevimizi yürütmeye çalışıyorduk. Ancak fiilen görevi yürütmedeki olumsuzluklar zorluklar nedeniyle bugün tarihi itibariyle istifa etmiş bulunuyoruz. İstifa gerekçelerimizi açıklamak üzere bu toplantıyı düzenledik.” Dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın fiili olarak rejimi değiştirdiğini ifade etmesinin, bunu meşrulaştıracak yeni bir anayasal düzenleme istemesinin bile çok tanıdık olan darbe konseptinin geldiği aşamayı açık bir şekilde ele verdiğini belirten Konca, “Bu darbe ve savaş konseptinin tüm ülkede neler yaptığını Lice, Silvan, Diyarbakır, Sur, Şemdinli, Yüksekova, Hakkâri, Silopi, Cizre, Şırnak, Varto, Dersim başta olmak üzere tüm halklarımız ve dünya kamuoyu yakından görmüştür.” ifadelerini kullandı.

Saray ve talimatlandırılmış AK Parti hükümetinin tüm bu uygulamalarına, içeriden ve dışarıdan güçlü itirazlar yükseldiğini vurgulayan Konca, şöyle devam etti: “Darbe ve savaş konseptinin uygulamalarına tepkiler Türkiye siyasi tarihinde görülmemiş düzeyde polis ve asker cenazelerine kadar haklı ve güçlü bir şekilde yansımıştır. Saraylarda, köşklerde zevk ve sefa içinde oturup devletin kaynaklarını yağmalayanlar, kendi çocuklarına, yakınlarına çürük raporları alanlar ve bedelli askerlikler yaptıranlar, iktidar savaşının cephelerine yoksul emekçi halk çocuklarını gönderme ahlaksızlığını da pervasızca bugüne kadar sürdürmüşlerdir.”

Sayısız demokrasi ihlalleri ve suç pratiğinin sahibi olan Saray ve AK Parti’nin, buna rağmen emrindeki yandaş basın ve susturulmuş yaygın basın aracılığıyla bu tablonun müsebbibi pozisyonundan kaçmak istediğini vurgulayan Konca, “Ağır tarihi faturayı diğer siyasi partilere havale etmenin gayretine girmiştir. Öyle ki devrilen çözüm ve koalisyon masalarının sorumluluğu tüm halklarımız ve kamuoyu tarafından bilinmesine rağmen, muhatap olan HDP ve diğer muhalefet partilerine mal edilmek istenmiştir.” sözlerini kaydetti.

"SAVAŞI UYGULAMAYA KOYAN VE SİYASETE DARBE YAPAN AKP HÜKÜMETİ"

Bugüne kadar kabinede AK Parti hükümetinin tüm darbe ve savaş pratiğine karşı, parti ilkeleri ve halkın değerleri doğrultusunda karşı koyduklarını ifade eden Konca, şöyle konuştu: “Müstafi bir hükümetin, seçim kabinesinin iradesini gasp eden savaş tezkeresini gayri hukuki olarak TBMM’ye sevk etmesine karşı çıktık. Türkiye siyasi tarihinde ilk kez müstafi hükümetin savaş tezkeresine karşı kabine sıralarından ret oyu çıkardık. Saray’ın ve talimatlı Başbakan'ın Kürt illerinde yürüttüğü savaşı, Türkiye’nin her tarafına düşen büyük acıyı kabine üyeleri olarak mahkûm ettik. Barışın sesini hem kabinede hem de kabine üyesi olarak dünya kamuoyunda duyurmanın gayreti içerisinde olduk. Gever’de, Lice’de, Silvan’da, Sur’da, Silopi’de katliam girişimleri yapılırken, sorumlu siyasileri ve bürokratları yılmadan, üşenmeden uyardık, hukukun baskısı altına almaya çalıştık. Cizre’de sekiz günlük sokağa çıkma yasağı ile, 24 yurttaşımızı katleden anlayışa karşı, katliamcıların yanında değil, ablukayı kırmaya çalışan halkımızın yanında yer aldık. 35 günlük bebeğin derin dondurucuda tutulan cenazesini de, 10 yaşındaki çocuğun keskin nişancılar tarafından katledilmesini de, 7 çocuklu 70 yaşındaki bir ananın devlet kurşunuyla öldürülmesini de hiçbir tereddüte kapılmadan, Kabine üyeleri olarak ülke ve dünya kamuoyuna duyurduk. Atanmış bir polisin İçişleri Bakanlığı, seçilmiş iradeyi tanımayan bir bürokratın da Şırnak Valiliği yaptığını tüm halklarımıza açık şekilde gösterdik.”

Savaşı uygulamaya koyan ve siyasete darbe yapanın AK Parti hükümetinin kendisi olduğunu vurgulayan Konca şunları söyledi: “Tüm baskı ve zor politikalarına katliam uygulamalarına rağmen en büyük korkuyu yaşayan da yine Saray ve AKP’nin kendisidir. Tüm halklarımızın belirttiğimiz hususlarda karamsarlığa kapılmasına gerek olmadığını, umudu büyüterek AKP’den kurtulma dışında başka bir seçeneğin olmadığını da birebir yaptığımız çalışmalar ve gözlemlerden yola çıkarak tekrar belirtiyoruz. Biz AKP’yi teşhir ettik, AKP’siz seçeneğin yakın olduğunu tüm halklarımıza gösterdik. 90 yıllık inkârcı, imhacı, asimilasyoncu bir anlayışın, büyük bedeller ve tarihi badireler neticesinde yerle bir olduğunu, Kürt'ün, Alevi’nin, sosyalistin şahsında tüm ezilen halkların, inançların, kimliklerin ülkenin yönetim süreçlerine kendi kimliğini inkâr etmeden katılabileceğini gösterdik. Bu vesileyle en önemli gündemlerimizden biri olarak tartışılan katı merkeziyetçi bir idari sistemin ülkemizin en temel sorunlarına çözüm üretemediğini, yönetim ve karar süreçlerinde yerel demokrasiyi geliştirecek adem-i merkeziyetçi bir yönetim anlayışının geliştirilmesi gerektiğini bizzat Bakanlar Kurulu’nun içerisinde yer alarak gözlemledik. Bizler barış, demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet mücadelesinin bir parçası olarak, partimizin verdiği görev doğrultusunda Bakanlık görevini bugüne kadar ifa ettik. Geldiğimiz aşamada teşhir olmuş, maskesi düşmüş, gerçek yüzü tüm halklarımız tarafından görülmüş savaştan beslenen, bırakın insan yaşamını Varto örneğinde olduğu gibi mezarlıkları, camii ve cemevlerini harabeye çeviren, bebek ve çocuk katlinibile meşrulaştırmaya çalışan taraflı, bağımlı ve Saray güdümlü AKP’nin seçim hükümetinden çekiliyoruz. İki bakan olarak partimizin yetkili organlarıyla yürüttüğümüz istişare doğrultusunda istifa ettik. AKP’nin sonunun yaklaştığı bugünlerde halkımızla birlikte yürüttüğümüz mücadele saflarında 1 Kasım seçimlerine hazırlanıyoruz. 7 Haziran’da başkan yaptırmadığımızı, 1 Kasım’da tekrar başkan yaptırmayacağız. 7 Haziran’da iktidarını sarstığımız AKP zihniyetini 1 Kasım’da iktidardan alacağız. Tüm halkımızı ve demokratik kamuoyunu barışın etrafında kenetlenmeye, demokrasi ve özgürlük mücadelesini yükseltmeye çağırıyoruz.”
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126