Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?

Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?

Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?

Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?

16 Eylül 2016 Cuma 22:58
Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?
banner203
 Osmanlılar Viyana kapısına kaç kez dayanmıştır?

A. Bir
B. İki
C. Üç
D. Dört

Viyana Kuşatmaları Batı Avrupa'nın kapısı sayılan Viyana şehrinin Osmanlı Devleti tarafından kuşatılması. Birincisi 1529'da Kanuni Sultan Süleyman Han, ikincisi de 1683'te Merzifonlu Kara Mustafa Paşa tarafından yapıldı. 

Birinci Viyana Kuşatması: Mohaç'ta Macaristan ordusunu tamamen imha edip, bölgeyi Osmanlı Devleti sınırları içine katan Kanuni Sultan Süleyman Han, savaştan sonra Budapeşte'ye gelip Macaristan'ın yeni statüsünü tespit etmişti. Buna göre Macaristan, Osmanlı Devletine bağlı bir krallık olarak bilinen ve Mohaç Muharebesine katılmayan Transilvanya (Erdel) Voyvodası Zapolya'ya verilecekti. Nitekim Kanuni Sultan Süleyman Han, 16 Ekim 1526'da Macaristan tacını Zapolya'ya veren tarihi fermanını imzaladı ve Budapeşte'de Macaristan tahtına geçirdi. Ancak Zapolya Osmanlılar sayesinde Macar Kralı seçilmesine rağmen kral olduktan sonra Osmanlılara fazla yaklaşmaktan çekindi. 1527 baharında toplanan Regensburg İmparatorluk Meclisinde Osmanlılara karşı yardım dahi istemişti. Ancak bu sırada Alman İmparatoru Şarlken'in tahriki ve desteğiyle Avusturya Arşidükü Ferdinand büyük bir ordunun başında olarak harekete geçti. Tokaj'da Zapolya'nın kuvvetlerini yenerek 20 Ağustos 1527'de Budin'e girdi. Lehistan kralına sığınmak zorunda kalan Zopolya tekrar Osmanlılardan yardım istemeye mecbur kaldı. Zapolya yardım isteğinde bulunmasa dahi Osmanlıların bu duruma müsaade edebileceği düşünülemezdi. Ancak onun yardım talebi, Osmanlıların daha fazla işine yaramış ve durum Zapolya'nın müdafaası şekline dönmüştür. 10 Mayıs 1529'da 200.000 kişilik bir ordu ile sefere çıkan Kanuni, 7 Eylül'de Budin'e girdi. Zopolya'yı Macar tahtına oturttu. Şehirde altı gün kadar kaldıktan sonra Ferdinand ile karşılaşmak niyetiyle Viyana'ya doğru yürüme kararı aldı. Avusturya-Macar sınırındaki Ovar kasabasını alan Osmanlı ordusu, Viyana önlerinde toplanmaya başladı. Bu arada Ferdinand ise kuvvet toplamak için Avusturya içlerine çekilmişti. 

Çok iyi tahkim edilmiş olan Viyana şehrinin muhasarası 27 Eylülde kesin olarak başladı. Fakat Osmanlı ordusu hazırlıksızdı ve muhasara için gerekli büyük toplarla malzeme getirilmemişti. Surlar altından lağım açma teşebbüsleri de başarılı olmuyordu. Yine de aralıksız süren çalışmalar sonucu surlarda gedikler açılıp buralardan hücumlarda bulunuldu ise de, havaların soğumaya başlaması, kışın yaklaşması ve erzak sıkıntısının had safhaya varması askerin gücünü ve dayanıklılığını etkiledi. 14 Ekim 1529'da yapılan umumi hücum sırasında birçok gedik açıldı. Avusturyalıların Ünlü komutanları yaralandı ve müdafilerin dayanma güçleri büyük ölçüde kırıldı. Ancak havanın bozulması üzerine Osmanlı ordusu tekrar bir hücumda bulunmayıp acele hareketle toplanarak Budin'e geri döndü (16 Ekim 1529). 

Bu seferle Macaristan'ın ve Almanya'nın kuvveti kırıldı. Osmanlı tarihinin en büyük akın hareketi gerçekleştirildi. Avusturya, Güney Almanya toprakları Türk akıncılarınca çiğnenerek, bütün Avrupa Osmanlıların azametini, şaşaasını gördü. 

İkinci Viyana Kuşatması: Sultan Dördüncü Mehmed Han (1648-1687) zamanında 1683'te yapıldı. Sultan Mehmed Han, Avusturyalıların kanlı hudut hadiselerine son vermek, devamlı çapulculuklarını ortadan kaldırmak ve Orta Macaristan Kralı tanınıp, himaye edilen Tökeli İmre'ye yardım etmek için 12 Ekim 1682'de Avusturya Seferine çıktı. Belgrat'a kadar geldi. Padişah buradan ileri geçmeyip, kumandayı Yanıkkale ve Komran kalelerinin fethi vazifesiyle, Merzifonlu Kara Mustafa Paşaya devretti. Kumandayı aldıktan bir müddet sonra, 27 Haziranda İstolni Belgrat'ta bir harp meclisi toplayan Mustafa Paşa, Viyana üzerine yürünmesi fikrini ortaya attı. Kırım Hanı Murad Giray ve Budin Beylerbeyi İbrahim Paşanın karşı olmalarına rağmen, diğer komutanların tasvibiyle Viyana üzerine yürünmesi fikri kabul edildi.Viyana düşürüldüğü takdirde Avusturya'nın payitahtı ele geçirilmiş olacağından bütün Avusturya itaat altına alınabilecek ve Orta Avrupa'da Türk hakimiyeti sağlam bir şekilde tesis edilmiş olacaktı. 

Budin valisi, 20.000 kişilik kuvvetle Raab Nehri üzerindeki köprülerin ve geçişin muhafazasına memur edilerek bırakıldı. Kara Mustafa Paşa ise 14 Temmuz 1683'te Viyana önlerine varıp kaleyi kuşattı. 

Avusturya İmparatoru, Osmanlıların Viyana'ya gelip, şehri kuşatacaklarını tahmin etmiyordu. Osmanlı Seferinin Macaristan harekatı ile neticeleneceğini zannediyordu. Osmanlı ordusunun, Vezir-i azam kumandasında Viyana önüne gelmesi Almanya ve Avrupa'da büyük heyecan ve telaşa sebep oldu. İmparator Birinci Leopold, Viyana'da Von Starhemberg kumandasında yirmi-yirmi beş bin asker bırakıp saray halkı ile Linz'e çekildi. Lehistan ve Bavyera ile ittifaklar kurdu. Papa XI. Lnosan, Fransa Kralı XIV. Lui'yi Avusturya-Lehistan-Bavyera ittifakına sokmaya çalışırken, bütün Hıristiyan alemini de Osmanlılara karşı yardıma çağırıyordu. Fransa, Osmanlılarla ticari münasebetlerini hesaba katarak Papanın teklifini kabul etmedi. Şehir tahkimle hanedan ailesi ve sivil halk tahliye edildi. Osmanlılar, Viyana'nın teslimini istediyse de reddedildi. 

Osmanlılar, Viyana'nın teslimi reddedilince muharebeyi başlattılar. Avusturya Seferi, Viyana'nın kuşatılması için çıkılmadığından orduda çok büyük toplar yoktu. Altmış bir gün devam eden muhasarada 40 lağım atıldı ve 18 hücum yapıldı. Buna karşılık müdafiler de sayısız lağım atarak huruc hareketinde bulundular. Türk ordusu çok şiddetli bir müdafaa ile karşılaştı. Buna rağmen Viyana'nın dış tahkimatının çoğu zaptedildi. Osmanlı ordusu ve Akıncı kuvvetleri pekçok ganimet ve esir aldı. Esirlerin 81.000'i Osmanlı ülkesine gönderildi. Serdar-ı ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa, Viyana'nın şehir içi muharebeleriyle tahrip edilip zarar görmemesi için kalenin hücum ile alınmasını istemiyordu. Fakat, kaçak Avusturya İmparatoru etraftan yardım alarak faaliyete geçti. Viyana'nın devamlı yardım almasından başka, Leh, 85.000 Avusturya, Saksonya ve Bavyera kuvvetlerinden meydana gelen Alman ordusuyla 100.000'den fazla kuvvetin gelmekte olduğu haber alındı. Kara Mustafa Paşa, Hıristiyan ordusunun hareketi üzerine tedbir aldı. Bunlar; 1) Kırım Hanı Murad Giray, Viyana'dan altı saat yukarıdaki Tuna Nehri üzerindeki Taşköprü'yü tutarak, düşman ordusunun geçmesini engelliyecekti. 2) Metrislerdeki askerler muhasaraya ve şehrin fethi gayretlerine devam edeceklerdi. 3) Yardımcı düşman kuvvetleri köprüyü zorlayıp geçebildiği takdirde elde bulunan diğer kuvvetlerle karşılanacaktı. 4) Düşman gelinceye kadar ve hatta geldikten sonra, Kırım Tatar atlıları arkadan çevirip, geriden tehdit edecekti. 

Bu plan gereğince, Murad Giray Han, Tatar atlıları ile köprüyü tuttu. Fakat Murad Giray, düşman köprüyü geçerken tepenin üstüne çekildi. Serdar-ı ekreme kızgınlığından köprüden geçen düşmanı seyretti. Murad Giray'ın bu haline yanındaki imamı karşı çıkınca da “Osmanlı tatarın kıymetini anlasın!” diyerek tarihi ihanetinin sebebini gösterdi. 

Jan Sobyeski kumandasındaki düşman ordusu Türklerin Alaman Dağı da dedikleri Kahlenberg Dağını işgal edince, sol kanattaki Osmanlı ordusunun gerisine düştüler. Serdar-ı ekrem gelmekte olan düşman kuvvetlerine karşı tedbir aldı. Vezir Kara Mehmed Paşa 6000 kişilik kuvvetle öncü olarak gönderildi. Budin Valisi Uzun İbrahim Paşa da, 23.000 kuvvetle Kahlenberg Dağı üzerindeki kilisenin yanından geçen yolun muhafazasıyla vazifelendirildi. Kırım Hanı, düşman Tuna Nehrini geçtikten sonra arkadan çevirme imkanı olmasına rağmen yapmadı. 

Kahlenberg Meydan Muharebesi, 12 Eylül 1583'te Düşmanın taarruzu bütün şiddetiyle, top, gülle, kurşun yağdırması ve diğer harp levazımatıyla başladı. Savaşın en şiddetli bir anında İbrahim Paşanın kuvvetleriyle Yanıkkale cihetine doğru çekilmesi Osmanlı ordusu için ikinci bir darbe oldu. Bu durumda düşman, Osmanlı ordusunun merkezine doğru kolay bir yol buldu. Serdar-ı ekrem, sağ ve sol kollar açılmasına rağmen mukavemet etti. Leh Kralı, merkezdeki sancak-ı şerif üzerine hedef tayin ederek taarruzu hızlandırdı. Kara Mustafa Paşa, kahramanca mukavemet etti. Fakat, kanatlar çöktüğünden çekilmeye mecbur kaldı. 

Karargahına gelip, metrislerde bulunan 30.000 askerin siperlerden çıkmalarını emretti. Ordugaha kadar giren düşmanla mücadale başladı. Serdar-ı ekrem, can siperane mukavemet edip, yalın kılıç düşmanla döğüşmek istediyse de, Sipahiler Ağası OsmanAğanın ikazıyla vaz geçti. Sancak-ı şerifi alıp, Yanıkkale istikametine çekildi. Bütün malzeme ve eşyalar düşmana bırakıldı. 14 Eylülde Yanıkkale'ye gelindi. Düşman, Osmanlı geri çekilmesini taktik sanıp, takip etmedi. Serdar-ı ekrem Kara Mustafa Paşa, hududun ve bölgenin emniyeti için tayinlerde bulunup, Macaristan'ın çeşitli kalelerine takviye kuvvetler gönderdi. Bozulan kuvvetleri topladı. Belgrat'taki Sultan Mehmed Han, Edirne'ye dönünce, Vezir-i azam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa da, 22 Eylülde Yanıkkale'den budin'e hareket etti. Viyana önündeki hezimet, başlangıçta Dördüncü Mehmed'in KaraMustafa Paşa'ya karşı beslediği itimadı sarsmamış hatta ona kılıç ve kaftan göndererek iltifat etmiştir. Ancak daha sonra sadrazamın düşmanları harekete geçerek Viyana bozgununun yegane müsebbibinin sadrazam olduğuna padişahı inandırdılar ve belki de hezimetin kayıplarını telafi edebilecek olan bu muktedir devlet adamının idamına sebep oldular. 

İkinci Viyana Kuşatmasında da, hıyanet, ağır topların getirilmemesi, mevsimsizlik sebebiyle muvaffak olunamadı. 

İkinci Viyana Kuşatması, itaatsizliğin en kuvvetli orduları bile nasıl perişan edebileceğinin ibret verici bir nümunesi olarak değerlendirilir. 

Kaynak: Rehber Ansiklopedisi
Son Güncelleme: 16.09.2016 23:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126