Abdullah Cevdet'in Doğru Anlaşılabilmesine Doğru

Ülkemizde özellikle de son 150 yıldır muhtelif fikir akımlarının bazı temsilcileri, düşünürleri, anlatmak ve gerçekleşmek istekleri düşüncelerinin en azından ana fikrini toplumdaki okur-yazarlara aktarabilmişlerdir.

Abdullah Cevdet'in Doğru Anlaşılabilmesine Doğru

Ülkemizde özellikle de son 150 yıldır muhtelif fikir akımlarının bazı temsilcileri, düşünürleri, anlatmak ve gerçekleşmek istekleri düşüncelerinin en azından ana fikrini toplumdaki okur-yazarlara aktarabilmişlerdir.

02 Ocak 2011 Pazar 00:37
Abdullah Cevdet'in Doğru Anlaşılabilmesine Doğru
banner203

Bu yazar ve düşünürlerin bahtiyar olduğunu söyleyebiliriz; ama bu bahtiyarlar kadar şanslı olmayan da birçok “düşünür”ümüzün olması oldukça düşündürücüdür. Nedendir bilinmez bazı yazar ve düşünürler fikirlerinden ve kişiliklerinden çok farklı boyutta kamuoyunda tanınır, hatta bazıları düşüncelerinin tam zıttı bir portreyle tarif edilir. Yanlış anlaşılması kuşaklar boyu devam eder. Ülkemizdeki bu talihsizler zincirinin en önemli halkalarından birisi de Abdülhamid, Meşrutiyet ve erken Cumhuriyet döneminin fikir sakalarından Abdullah Cevdet'tir. Gerek yaşadığı dönem gerekse ebedî âleme ayrıldığı dönemden beri Abdullah Cevdet kamuoyunda materyalist, Kürt milliyetçisi, dinsiz, “yurtdışından damızlık insan getirmek” isteyen vs. gibi hiç alakası olmayan düşüncelerle tanınır. Geçmiş yıllarda Abdullah Cevdet'in fikir dünyasını aydınlatmaya yönelik Şükrü Hanioğlu'nun özgün çalışması ve Cemil Meriç'in sağlıklı tahlilleri bulunmaktadır. Fakat bu tespitlerin düşünce arenasında çok ses getirdiğini söyleyemeyiz. Abdullah Cevdet'in 3”“4 kuşaktır yanlış tanınmasından ızdırap duyan -Abdullah Cevdet ve dönemine vakıf- bir akademisyenimiz bu sancısını dindirmek gayesiyle Abdullah Cevdet ve İçtihad Dergisi gibi özel konular üzerine araştırma yapanların dışındaki aydınlarımıza doğru bir “Abdullah Cevdet Portresi”nin ana hatlarını çizmeye yönelik bir çalışmaya imza atar. Akademisyen Mustafa Gündüz, Abdullah Cevdet'in muhtelif zamanlarda kahir ekseriyeti İctihat Mecmuasında yayımlanan yazılardan bir seçki oluşturur. “İçtihad'ın İçtihadı” isimli bir makalesini hazırladığı kitaba isim olarak verir.[1] Eser, Prof. Dr. Kurtuluş Kayalı'nın yazdığı “Takdim”, Gündüz'ün yazdığı “İfade-i Meram” ve “Abdullah Cevdet ve Mecmuası” isimli Giriş yazısından sonra Abdullah Cevdet'in yazdığı seçkilerden oluşan birçok yazılarından oluşmaktadır. Dr. Abdullah Cevdet birbirinden farklı birçok ülkedeki muhtelif dergi ve gazetede yazmıştır. Kendisiyle özdeşleşen en önemli eseri ise İçtihad Mecmuasıdır. Bu dergi 1904 yılından öldüğü 1932 yılına kadar dönem dönem kesintiye uğramakla birlikte İçtihad'ı çağrıştıran “Cehd”, “İşhâd”, “İştihâd”, “Âlem”, “Eski İçtihad” isimler adı altında Cenevre, Mısır ve İstanbul'da yayımlanır. Cemil Meriç, Abdullah Cevdet'in kültür ve birikimiyle “tek başına bir edebiyat fakültesi” mesabesinde olduğunu vurgular. Abdülhamid döneminde yurtdışında çıkarır İçtihad'ı. Meşrutiyet'in ilanıyla birlikte İstanbul'a gelir. Bundan sonra artık dergi İstanbul'da çıkar. İlk zamanlarda İttihatçılar ile iyi geçinir. Daha sonra İttihatçıların icraatları ve fikirlerini eleştirdiği için dergisi sık sık kapatılır. Kendisi tehdit edilir, bu tehdit sonunda 1915'te dergiyi tatil eder. Gündüz Beyin ifadesine göre Abdullah Cevdet'in İstanbul'a gelmesinden 1918'e kadar hemen hemen her faaliyeti, söyledikleri ve yazdıkları tenkit edilir. Yazarın, Dr Abdullah Cevdet'in fikir dünyasının iskeletini doğru bir şekilde anlatabilmek düşüncesiyle hareket ettiğini üst paragraflarda belirtmiştik. Onlarca yıldır yanlış bilinmesine yol açan “damızlık insan getirmek fikri” gibi bir düşüncesi olmadığını beyan eder. Yanlış anlaşılmasına müsait olan fikrini açıkladığı makaleleri de kitapta bulunmaktadır. Bu kötü yargının hammaddesi şöyle oluşur. 1919 yılında Sıhhıye Müdürlüğü görevindeyken bir Fransız dergisine Anadolu'nun yoksul ve cahil halkının eğitilebilmesi için Balkanlardan gelen eğitimli göçmenlerin uygun yerlere yerleşmesini öneren içerikte bir demeç verir. Bütün fırtınalar bunun üzerinden çıkarılır. Kamuoyunda 1925 ve 2005 yılında özellikle gündemi işgal eder. Gündüz, Abdullah Cevdet'in yaşamı ve düşünceleriyle “tezatlar ma'şeri” ve “fikir çapkını” olarak görüldüğünü beyan eder. Cevdet'in düşüncelerini sert bir üslup ile anlatması da yanlış anlaşılmasına katkı sağlamıştır şüphesiz. Dr. Cevdet aynı zamanda şairdir. 1931 yılında şiirlerini “Karlı Dağdan Ses” adıyla kitaplaştırır. Gündüz, Cevdet'in şair yönüne vurgulamak amacıyla her yazı ve makalesinin başına bir dörtlüğünü koyar. Bu kitaptaki makaleleri İslam âleminin ve Osmanlı Devlet ve toplumunun geriliği, Anadolu'nun yoksulluğu, cehaleti ve fakirliği konuları önceliklidir. Yazar, Abdullah Cevdet'in kendi yazdığı makalelerin dışında tercüme yönüne dikkat çekmek amacıyla Ernest Renan'ın bir makalesinin tercümesini, Celal Nuri ve Süleyman Nazif ile ilgili polemikleri dolayısıyla bu yazarların birkaç makalesini ve Tıbbiye yıllarında Peygamberimize yazdığı bir naatını da kitaba koymuştur. “Cihan'ı İslâm'a Dair” gibi birçok makalesini okuyanların bu makaleyi Mehmet Akif, Cemaleddin Afgani, Muhammed Abduh yazmıştır diyebilir. “Mutmain Değilim” gibi birçok makalesine bakanların bu yazının sahibinin Yusuf Akçura, Ziya Gökalp yazmıştır sanabilir. Abdullah Cevdet düşmanlarının ezici çoğunluğunun dahi bu kitaplardaki makalelerinin büyük çoğunluğunun altına imza atacağını düşünüyorum. Neticede dün Cevdet'in çözüm olarak sunduğu fikirlerin azımsanamayacak kadarı bugün hâlâ geçerliliğini korumaktadır. Bugün birbirinden farklı dünya görüşüne sahip fikir namusu taşıyanların aynı paydada buluşacağını kolaylıkla söyleyebiliriz. Ayrıca Dr. Abdullah Cevdet'in fikirlerini beğenmesek veyahut kabul etmesek dahi o dönemin aydınlarının çoğundaki idealist ruha hürmet göstermemiz gerektiğini düşünüyorum. Bu kitaptaki Cevdet'in makalelerinden dikkatimi çeken husus da dönemin illet haline gelmiş bütün problemlerinin masaya yatırılmasından her zaman için “çuvaldızı kendimize, iğneyi karşımızdakine batıralım” fikrini benimsemiştir. Kitabı hazırlayan Mustafa Gündüz'ün Abdullah Cevdet'in makale ve yazılarının özüne dokunmadan daha iyi anlaşılmasına yönelik birçok gerekli tavzihte bulunduğunu belirtebiliriz. Son olarak Abdullah Cevdet'in seçme yazılarından bu kitap hazırlanırken “Abdullah Cevdet Kürt Milliyetçisi, bölücü bir yazardır” iddialarını çürütecek bu konular hakkındaki makalelerinden birkaçı da olsaydı daha güzel olabilir diye düşünüyorum. [*] Eğitimci, E-posta: ikizkuyu@yahoo.com [1] Abdullah Cevdet, İçtihad'ın İçtihad'ı (Abdullah Cevdet'ten Seçme Yazılar), Hazırlayan: Mustafa Gündüz, 241 sayfa, 2008, Ankara, Lotus Yayınevi, www.lotuskitap.com

Anahtar Kelimeler:
Cevdetin
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126