Ayasofya en prestijli eserine kavuştu

İtalyan mimar Gaspare Trajano Fossati’nin Sultan Abdülmecid Han’ın desteğiyle Londra’da bastırdığı Ayasofya ve İstanbul ile ilgili gravürlerinin yer aldığı en prestijli eseri 'Aya Sofia Constantinople' 162 yıl sonra yeniden dört dilde...

Ayasofya en prestijli eserine kavuştu

İtalyan mimar Gaspare Trajano Fossati’nin Sultan Abdülmecid Han’ın desteğiyle Londra’da bastırdığı Ayasofya ve İstanbul ile ilgili gravürlerinin yer aldığı en prestijli eseri 'Aya Sofia Constantinople' 162 yıl sonra yeniden dört dilde...

25 Haziran 2015 Perşembe 14:39
Ayasofya en prestijli eserine kavuştu
İtalyan mimar Gaspare Trajano Fossati’nin Sultan Abdülmecid Han’ın desteğiyle Londra’da bastırdığı Ayasofya ve İstanbul ile ilgili gravürlerinin yer aldığı en prestijli eseri 'Aya Sofia Constantinople' 162 yıl sonra yeniden dört dilde hazırlanarak yayınlandı.

Çamlıca Basım Yayın markası olan Sarayburnu Kitaplığı, Ayasofya’nın en prestijli kitabı olan Gaspare Trajano Fossati’nin 'Aya Sofia Constantinople' adlı eserini 162 yıl sonra yeniden okuyucularla buluşturdu. Günümüzde Başbakanlık Osmanlı Arşivi Kütüphanesi’nde bulunan nüshanın esas alındığı çalışmada eser, yeni baskı teknikleri ile yeniden gün yüzüne çıktı. Fransızca, Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak dört dilde hazırlanan eser, aslına uygun boyutlarda yayınlandı.

AYASOFYA İSTANBUL’UN ULU CAMİSİDİR

Ayasofya, Fatih Sultan Mehmed Han’ın İstanbul’u fethine kadar Hıristiyan dünyasının en önemli kiliselerinden biri olarak varlığını sürdürdü. Fetihten sonra da kılıç hakkı olarak camiye çevirildi. İslam ordusu ilk Cuma namazını Akşemseddin Hazretleri’nin imametinde burada kıldı. Bu tarihten itibaren de şehrin Ulucamii vasfına büründü. Mabedin günümüze ulaşabilmesindeki en önemli sebep asılar boyunca Osmanlı’nın onu yaşatmak için yapmış olduğu onarımlar oldu. Osmanlı geçmişi olduğu gibi reddedip kendisine kalan mirası yaptığı bakım ve ilavelerle İstanbul’u kısa süre içinde açık hava müzesi haline getirdi.

AYASOFYA’DA MİMAR SİNAN İMZASI

Ayasofya İstanbul’un fethinden sonra pek çok tamir gördü, çeşitli desteklerle takviye edildi. Yapılan tamirler vasıtasıyla yapı günümüze ulaşırken eklenen ilaveler de mabede Türk sanat eseri hüviyetini kazandırdı. Her padişah bu mabedi güzelleştirmek için hiçbir masraftan kaçınmadı. Bu nedenledir ki Ayasofya’da her devirden günümüze bir hatıra kalmıştır. İlk hatıralar Fatih’ten. Fethi müteakip Sultan, binanın güneybatısına tahta bir minare yaptırdığı gibi mabede mihrap, mimber, kütüphane, medrese ilave ettirdi. Sultan İkinci Bayezid Han bir minare yaptırdı. İkinci Selim de Fatih devrinde yapılmış olan tahta minareyi kaldırtıp yerine yenisini hediye etti.

Mimar Sinan’ı da Ayasofya’nın tamiri ile vazifelendirdi. Başmimar duvarları sağlamlaştırmak için payandalar yaptı, binanın çevre düzenlemesini gerçekleştirdi. Günümüzdeki pek çok sanat tarihçisi mimarın ortak görüşüne göre Ayasofya’nın günümüze ulaşmasını sağlayan asıl çalışma Mimar Sinan tarafından yapıldı.

Ayasofya’nın etrafındaki türbelerin yapımına da bu devirde başlandı. Sultan İkinci Selim için yapılan türbeyi Üçüncü Murad ve Üçüncü Mehmed türbeleri izledi. 1717 ve 1733 tamirlerinden sonra 1739 tarihinde şadırvan, sıbyan mektebi, imaret, kütüphane yapıldı.

EN BÜYÜK TAMİRATI ABDÜLMECİD HAN YAPTIRDI

Abdülmecid Han devrine gelindiğinde cami büyük bir tamire ihtiyaç duyar hale gelmişti. Padişah o devirdeki Avrupa devletleri ile olan siyasi münasebetleri de dikkate alarak 1847 yılında Rus Çarı’nın saray mimarı Fossati’yi tamir işi ile vazifelendirdi. İki yıl süren bu tamirat esnasında yaklaşık sekiz yüz işçi çalıştı. Bina neredeyse tamamen elden geçirildi. Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin yazdığı Lafzatullah, Peygamberimiz, Dört Halife ile Hasan ve Hüseyin Efendilerimizin isimlerini tasvir eden levhalar asıldı. Camiye hünkâr mahfili, muvakkithane ilave edildiği gibi Fatih devrinde yapılan medrese de baştan sona yenilendi.

MİMAR FOSSATİ’DEN TARİHE IŞIK TUTAN 25 GRAVÜR

Fossati bu tamirat esnasında mozaiklerin üzerini açarak krokiler halinde çizdiği resimleri bir albüm halinde bastırmak istemiş, fakat bu isteğinde başarılı olamamıştı. Bunun üzerine Ayasofya’nın içini ve dışını gösteren 25 adet çizim hazırladı. Kapağını Sultan Abdülmecid Han’ın tuğrası ile süslediği albümü 1852’de Londra’da bastırdı. Bu albüm el işçiliği ile boyaları hazırlanan mukavva üzerinde kutulu büyük boy 80, ciltli olarak tasarlanmış orta boy 100 ve sulu boya ile hazırlanmış küçük boy şeklinde 200 olmak üzere üç farklı türde 380 adet basıldı.

ALBÜM SULTAN TARAFINDAN AMERİKA’YA DA HEDİYE EDİLMİŞ

Mimar Fossati’nin 25 Mart 1853 tarihinde Hariciye Nazırı Rıfat Paşa’ya yazdığı mektubundan anlaşıldığına göre bu albümlerin öncelikle bir tanesi Padişah’ın zatına diğeri devlete hediye edildi. Abdülmecid Han da bu çalışmayı takdir amacıyla Fossati’yi bir pırlanta yüzükle mükâfatlandırdı. Yine aynı mektuptan anlaşıldığına göre saraya albümlerin el ile boyanmış ve mukavva üzerine yapıştırılmış olanlarından 10, büyük boy kâğıt üzerine basılmışlarından 10 olmak üzere 20 adet albüm verildiği anlaşılmaktadır. Ancak bu albümlerin 15 tanesi satın alındı ve Amerikan elçiliğinin talebi üzerine bir tanesi Washington’da bulunan Meclis-i Maarif Kütüphanesine hediye edildi. Satın alınan diğer albümler ise Ragıp Paşa Kütüphanesi’ne konuldu.

30 Aralık 1892 tarihinde Sultan İkinci Abdülhamid’in emri ile bu kütüphanede bulunan Ayasofya Albümlerinden Yıldız Sarayı, Erkan-ı Harbiye, Bahriye Dairesi, Hendesehane-i Mülkiye ve diğer kütüphanelere birer adet olmak üzere dağıtıldı.

GASPARE TRAJANO FOSSATİ KİMDİR?

İsviçre’de dünyaya gelen Gaspare Fossati 1822-1827 yılları arasında Milano Brera Akademisi’nde mimarlık eğitimi aldı. 1833 yılında Rusya’ya giden Fossati burada kısa süre içinde tanındı. 1836 yılı sonunda Petersburg’da “Saray Mimarı” unvanını aldı.

1831 yılında gerçekleşen büyük Beyoğlu yangınında tamamen kül olan Rus Çarlığı’nın İstanbul’daki elçilik binasını yeniden inşa etmek için 1837’de İstanbul’a gönderildi. 1837’den 1858 yılına kadar İstanbul’da kalan Fossati, kardeşi Giuseppe Fossati’nin de içinde bulunduğu yerli ve yabancı sanatçılardan oluşan geniş bir ekiple birçok yapı inşa etti ya da onardı. Bunlardan en önemlileri, önceleri inşaatına Darülfünun için başlanan, tamamlandığında ise Maliye Nezareti olarak kullanılan bina, diğeri ise Sultan Abdülmecid’in emri ile başlatılan son kapsamlı Ayasofya restorasyonudur.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner154

banner126