BİLSEK'ten Türkçe katliamına sert tepki

Bilgi İletişim Sanat Eğitim ve Kültür Gençlik Kulübü Derneği (BİLSEK) Türkçe'nin katledilmesiyle ilgili çok sert bir basın açıklaması yaptı.

BİLSEK'ten Türkçe katliamına sert tepki

Bilgi İletişim Sanat Eğitim ve Kültür Gençlik Kulübü Derneği (BİLSEK) Türkçe'nin katledilmesiyle ilgili çok sert bir basın açıklaması yaptı.

27 Eylül 2013 Cuma 18:50
BİLSEK'ten Türkçe katliamına sert tepki
BİLSEK Adına Ramazan Avcı tarafından yapılan basın açıklaması şu şekilde:

AYAKLAR ALTINA ALINAN SES BAYRAĞIMIZ
Bir milletin tanımını yaparken her şeyden önce “aynı dili konuşan” diye başlanır cümleye. Çünkü dil, milleti meydana getiren millî kültürün ve millî duygunun taşıyıcısı, aktarıcısı; millî varlığın, birliğin ve kültürün temeli ve teminatıdır. 

Bizi kimliğimizle birlikte geçmişten günümüze taşıyan, günümüzden de geleceğe taşıyacak olan en önemli varlığımız dilimizdir. Tarih dillerini kaybettikten sonra baskın kültürlerin egemenliğinde benliklerini de kaybederek tarih sahnesinden silinen veya sömürge devleti olarak hayatını devam ettiren milletlerin hikâyeleriyle doludur.

Türkçe, dünyada kullanılan 5000 civarında dil arasında en çok konuşulan 5. büyük dil olması bakımından bir dünya dili olarak bugüne kadar varlığını sürdürmüştür. Türkçe bugün, Kuzey Buz Denizi'nden başlayıp Hindistan'ın kuzeyine, Çin Halk Cumhuriyeti'nden başlayıp Avrupa'nın en uç noktasına kadar yaklaşık 12 milyon kilometrekarelik bir coğrafyada 220.000.000 kişi tarafından konuşulmaktadır. 600 bini aşkın söz varlığı olan bu zengin dilin 100'e yakın ülkede öğrenimi yapılmaktadır.

Bir bireyin hangi millete ait olduğu ya taşıdığı bayraktan ya da dilinden anlaşılır. Bayrak da dil de bir milletin en önemli sembolüdür. Dil, ses bayrağıdır. Onu yüceltmek, ona saygı göstermek ve zenginleşmesi için çaba göstermek her ferdin millî görevidir. Ne yazık ki zengin ve güzel Türkçemiz, bugün tarihinin en zor günlerini yaşamaktadır. Sömürgeci güçlerin bayrağını gönderden indirerek ay yıldızlı bayrağımızı dalgalandırıp bize bağımsız bir ülke bırakan atalarımıza karşın bizler, ses bayrağımızı ayaklar altına almakta, kültür emperyalistlerinin ses bayraklarını dilimizde, evimizde, üstümüzde, en büyüğünden en küçüğüne kadar iş yerlerimizde dalgalandırmaktayız. Türkçemiz bu vefasızlık, bu nankörlük, bu şuursuzluk, bu duyarsızlık karşısında elleri kolları bağlı bir arslan gibi çaresiz bir şekilde kan kaybetmektedir.

Bugün Türkçemiz yabancı kelime özentisi nedeniyle “öz yurdunda garip” konumuna düşürülmüştür. “Show-room”larda “sale”ler, “chicken house”lerde “menü”ler, “outlet center”lerde “sleem feet”  giysiler gözlerimizi yaşartmıyor, kamaştırıyor. Fakat özenti çılgınlığı, daha doğrusu bilinçsizliği, sınır tanımıyor. Artık yabancı dilden alınan kelimelerin Türkçe söylenişleri de özenti hastasını tatmin etmiyor. Mesela “kuaför” biçiminde bir ad vermek ona göre “demode”dir. “Cuaffour” biçiminde yazmalı ki ne kadar yenilikçi ve entel olduğu belli olmalı, dükkânı Fransız müşterileriyle dolup taşmalı. Kart, kafe diye telaffuz edilmeli ama “cart”, “cafe” şeklinde yazılmalı. Hatta Türkçeyi bozmak için bir adım daha atıp Türkçe kelimeleri de İngilizce gibi yazmalı: Vishne, dönerchi, börekchy, pacha”¦ gibi.

Ne yazık ki, popüler kültürden en az etkilenmesi gereken ilimiz Kahramanmaraş'ta da bu özenti ve bilinçsizlik başını alıp gitmektedir. Bir aile için yurt sayılan evlerin, apartmanların isimlerine bakar mısınız? Adeta Türkçe olmayan kelime koyma yarışı içindeyiz. Yeni açılan iş yerlerinin levhalarında Türkçe isimlere rastlamak tesadüfe kalmıştır. Bir yabancı turistin ancak yolunu şaşırarak gelebileceği şehrimizin cadde ve sokaklarındaki işyeri levhaları sanki Amerikan, İngiliz veya Fransız şehrinin bir kopyası izlenimini veriyor. Dilinden utanan bir toplum görüntüsü içindeyiz.

Bu çılgınlık ilimizin isminin “Marash”, Ökkeş'in isminin “Occash” biçiminde yazılmasına kadar ulaşmıştır. Kahramanlar, şair ve yazarlar kenti olarak adlandırdığımız Kahramanmaraş, kültür emperyalizmine hiç direnç göstermeksizin teslim olmaktadır.

Biliyoruz ki dil, ancak sevdirilerek ve dil bilinci oluşturularak korunabilir. Bireysel çıkarlarını millî çıkarların önünde tutan bazı bireylerin ancak yaptırımlardan anladığı da bir gerçektir. Bu durumda Belediye, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf Odaları gibi kurum ve kuruluşların Türkçe olmayan işyerlerine ruhsat verme konusunda tavır geliştirme veya levhalarla ilgili vergilerde Türkçe lehine ayrımcılık yapılmasına yönelik çalışmalar yapmalıdırlar. “Dil”  dernekleri levha dernekçiliği yapmak yerine toplumu bilinçlendiren etkinlikler düzenlemelidir.  Sınıf ve Türkçe öğretmenleri dilbilgisi öğretmenliği, edebiyat öğretmenleri de edebiyat tarihçiliği yapmak yerine önce dil bilinci uyandırmakla sorumlu olduklarının farkında olmalıdırlar.

1930'lardan 1980'lere kadar yürürlükte olan 5237 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 21. maddesi, çeşitli işyerlerinin kapılarına asılacak levha ve tabelaların Türkçe olmasını şart koşmaktaydı. Bu yasanın yeniden uygulanması için bütün sivil toplum kuruluşlarının ve vatandaşların kamuoyu oluşturmaları hayırlı sonuçlar doğuracaktır.

Atatürk'ün başkanlığında toplanan Türk Dil Kurultayı'nın 81. yıldönümü münasebetiyle kutlanan Türk Dil Bayramı'nı, bayramı gurbette geçiren garip bir vatandaş duygusuyla idrak ederken, günün özenti hastalığından kurtulmamız için uyarıcı rol oynamasını diliyoruz. 
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
'HACY ALLY'(hacı ali) 3 yıl önce

Elin İngilizi de bir gün gelir senin adını ''HACY ALLY''(hacı ali) yapar tamam mı hacı ali kardeş...bu kadar cahil olmayın ya...

Avatar
TÜRKÇEM 3 yıl önce

Türkçem dilim benim
Tüm duyarlılığım,düşüncem.
Kırda kekik kokum,bahçede lalem.
Annece,askerce sesim benim.
Hem ince hem gür...

Türkçe dilim benim.
Tüm canlılığım,sıcaklığım.
Sözünde,söyleyişinde yurdumu duyduğum.
Düşüm,gerçeğim,sesim,özüm.
Seninle gelişir,seninle büyürüm...

Avatar
ŞİMALYILDIZI 3 yıl önce

ne hikmetse kürt arap hayranlıgının yanında sus pus oluyoruz. Her degerimiz araplaştırma vekürtçeleştirme gayretlerini üzüntü içinde seyrediyorum. üzülüyorum bugüne kadar TÜRK' ne kürdün ne arabın faydası olmadıgı gibi zararı dahada fazla olmuştur. Bugün Hergeçen gün ekenomik degeri aratarak devam eden TÜRK devletlerine kürtlere ve araplara veridigimiz degerin üçte birini TÜRK devletlerine vermiş olsaydık dünyada 1 numara olurduk. kürt arap ismini kulanacaklarsa benim KAHRAMANMARAŞI'MI ADANA'MI OSMANİYEMİ,İZMİRİMİ, ANKARAMI,kelime kirliligi yaratmadan diyarbakırda siirte vanda mardinde kullans

Avatar
KÜRŞAT 46 3 yıl önce

Dil bir milletin şah damarıdır.
Şah damarın önemini ve değerini bilmeyenlere yazıklar olsun.
Demek ki TÜRKLÜK diye bir kaygıları yok

Avatar
isim değişmeli 3 yıl önce

umarım bu hastane(Marash live hospital) gelen tepkiler üzerine ismini değiştirir.tepki çok..ve değiştirmeli...

Avatar
Hacı Ali 3 yıl önce

Çatlasanızda patlasanızda MARASH LIFE HOSPITAL,

Avatar
irfan 3 yıl önce

dindar geçinerek Allahın dinini ve islam miletini kafirlerin oyuncağı haline getirip güzel dilimizi bu hale getiren münafıklara Rabbim lanet eylesin

Avatar
ibrahim 3 yıl önce

Marash live hospital(Namı diğer maremar) da bu katliama ortak olanlardan...

Avatar
senem ayşe 3 yıl önce

içimdeki kanayan yaranın sesini nasıl duyurabilirim diye düşünürken bu sesin sesi oldunuz hocam değerlerimizin değerini kaybetmeden sahiplenebilme dileği ile teşekkürler saygılar

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126