Brezilya sambası artık Türkiye'de

Futboluna ve futbolcusuna aşina olduğumuz, bizden ayrı bir coğrafyada olmasına rağmen insanıyla çok çabuk kaynaşabildiğimiz bir ülke Brezilya. Güney Amerika kıtasının en büyük ülkesinin bir başka markası olan samba müziği de artık...

Brezilya sambası artık Türkiye'de

Futboluna ve futbolcusuna aşina olduğumuz, bizden ayrı bir coğrafyada olmasına rağmen insanıyla çok çabuk kaynaşabildiğimiz bir ülke Brezilya. Güney Amerika kıtasının en büyük ülkesinin bir başka markası olan samba müziği de artık...

27 Eylül 2015 Pazar 10:34
Brezilya sambası artık Türkiye'de
Futboluna ve futbolcusuna aşina olduğumuz, bizden ayrı bir coğrafyada olmasına rağmen insanıyla çok çabuk kaynaşabildiğimiz bir ülke Brezilya. Güney Amerika kıtasının en büyük ülkesinin bir başka markası olan samba müziği de artık Türkiye’de. Üstelik Türk sanatçıların kendi merakı ve çabasıyla.

Passatempo, Türkiye'de Brezilya müziğinin tüm türlerini seslendiren tek grup. Repertuarında Brezilya'nın geleneksel ve modern müziklerine yer veriyorlar. En sevilen parçaları kendi enstrümanlarıyla seslendirerek Brezilya kültürünü Türk müzik severlere tanıtmaya çalışıyorlar. Türkçe sözlerle samba müziği yapmak ve Brezilya kültürünü, çok benzeştirdikleri Türk kültürüyle harmanlamayı amaçlayan genç ve eğitimli müzisyenlerle Brezilya Müziği hakkında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

PASSATEMPO KİMDİR?

Passatempo, Erkin Soylu ve Barış Ünal tarafından 2009 yılında choro grubu olarak müzik hayatına başlamış. Daha sonraki yıllarda Canan Bozkurt, Berna Efeoğlu ve Nihal Saruhanlı’nın eklenmesiyle samba, bossa-nova, choro, MPB türünde eserlerle repertuarını zenginleştirmişler. Geçtiğimiz yıl Sami Tunca Olcayto ve Tuğra Sueda Tilki’nin ekibe katılmasıyla grup, bugünkü halini almış.

Brezilya müziği yapma fikri nasıl ortaya çıktı ve gelişti?

Erkin: Gitar bölümünde okurken çaldığım choro düzenlemelerinin orijinallerini dinlediğimde bu müziği yapmaya karar verdim. Mezun olduktan sonra cavaquinho ile Choro repertuarı üzerine çalışmalar yaptım. Başlangıçta enstrumental bir müzik projesi olarak planladığım Passatempo serüveni, gruba dahil olan diğer arkadaşlar sayesinde yepyeni fikirlerle kendini geliştirdi ve Bossa-nova, Samba türünde müzikleri de ekleyerek repertuarını zenginleştirdi.

Konserlerimizde tanıştığımız Brezilyalı dinleyicilerimizin müziğimizle ilgili geri bildirimlerini dikkate alarak olabildiğince yanlışlarımızı düzeltme fırsatımız oldu.

Canan: Özellikle telaffuz konusunda Brezilyalı arkadaşlarımın yardımını aldım. Manevi anlamda da çok destek oldular.

İnsanlar bu müziğe ilgi gösteriyor mu? Ne tür tepkiler alıyorsunuz?

Erkin: Aslında dinleyicilere ilginç geliyor. Sonuçta sahnede bilmedikleri, duymadıkları enstrumanlar ve şarkılar var. Tabii dil konusu dinleyiciyi meraklandırıyor özellikle. Genellikle Portekizce bilmeyen dinleyici kitlesi olduğundan konserimize ilk kez gelenler “keşke şarkılara eşlik edebilseydik” diyorl. Fakat düzenli konserlerimizi takip edenler bir yerden sonra parçaları tanımaya başlıyor ve bir de bakıyoruz hep bir ağızdan bize “Vai vadiar” diye eşlik ediyorlar.

Canan: Brezilya İstanbul Başkonsolosu Büyükelçi Luiz Henrique Pereira da Fonseca ve Eşi’nin düzenlediği sergi açılışında grubumuzla müzik yaptığımız esnada Başkonsolos Türk olduğumuza oldukça şaşırdı. Eskilerden bir choro çalıyorduk ve gece boyunca bize eşlik etti.

Brezilyalı bir arkadaşım, grubumuzun kayıtlarını bir gece anneannesine dinletmiş. Anneanne çok şaşırmış ve duygulanıp “não deixe o samba morrer” parçasını dinlerken göz yaşlarını tutamamış. Anneannesinin en kısa sürede bizleri misafir etmek istediğini anlattı. Bir diğer ilginç olay da şuydu. Brezilyalı bir arkadaşımız bizi internetten bulmuş ve Türk olduğumuzu görünce şu an orada yaşayan Türk arkadaşına göstermiş. aslında Türk olduğumuza inanamamış, tanıştık ve bize kahve hediye ettiler.

Brezilya müziğini özgün kılan şeyler neler?

Erkin: Öncelikle cavaquinho kendine özgü tiz sesiyle bu müziğe karakterini kazandırıyor. Brezilya’nın 19. Yüzyıl sonlarında çıkmış Choro müziği oldukça eğlenceli bir müzik olmasına rağmen “ağıt, ağlamak” anlamına geliyor. Diğer yandan oldukça hareketli bazı Samba örneklerinde de büyük bir aşk acısının anlatıldığını görüyoruz mesela.

Canan: Müzik gündelik hayatın içinde, sokaklarda, masa başlarında müzik var. Yemek yemek gibi, hayatın olmazsa olmazı.

Nihal: Brezilya müziğinde vurmalı çalgıların geniş yeri var. Henüz oraları görmüş olmasam da ritmin o coğrafyada yaşamın içine entegre olduğunu düşünüyorum. Hatta kıtaları aşarak bizleri bile etki alanına alıyor. Almanya’nın Coburg kasabasında 24 senedir büyük bir samba festivalinin yapıldığını, Avrupa genelinde ne kadar çok samba okulu olduğunu görünce epey şaşırdım.

Türk müziği ile karşılaştırdığınızda neler söyleyebilirsiniz?

Erkin: Brezilya müziği Heitor Villa Lobos sayesinde çok sesli bir batı müziği ve klasik gitar tekniği üzerine büyük bir gelişme göstermiş. Türk müziğinden en önemli farkı çok sesliliği. Müzikleri perküsif açıdan bize göre çok daha zengin.

Eserlerinizi Portekizce seslendiriyorsunuz. Dil eğitimi aldınız mı? Zorlanıyor musunuz?

Canan: Benim eğitimim zaten klasik diller üzerineydi. Klasik filolog olmam dili hızlı öğrenmemi kolaylaştırıyor. Başlangıçta Portekizce bilmeden şarkıları söylemeye başladım, uzun zaman telaffuz çalıştım. Gramatik anlamda zorluk yaşadığımı söyleyemem ancak dilin telaffuzunda epey zorlandım. Ayna ve kayıt cihazlarıyla çalıştım. Ancak Brezilya Portekizcesi oldukça keyifli bir dil. Şarkılarla dili öğrenmek de oldukça keyifli benim açımdan.

Sözleri anlamlı buluyor musunuz? Genel olarak hangi temalar işleniyor?

Elbette, her parçanın ayrı bir hikayesi var. Genel olarak, aşk, ayrılık, gündelik hayat, toplumsal çalkantılar kısacası hayata dair her şeyi bulmak mümkün. Bir yandan sevgiliye duyulan özlem, diğer yandan 11 trenine yetişmeye çalışan bir aşık, sevgiliye sitem, zincirlerini kırarak özgürlüğe ulaşan bir kölenin haykırışı, kimi zaman tico tico küçük bir kuş, ya da “preciso me encontrar” daki gibi kendimizi bulmak için çıktığımız bir yolculuk.

Brezilya’da bulundunuz mu?

Brezilya’ya gitmedik ancak en büyük hayallerimizden biri de bu. Gelişmekte olan bir ülke Brezilya. Geniş bir kültürü var. Çok kültürlü olması bakımında bizim ülkemize benzerlik gösteriyor. Ayrıca biz Türkler için “sıcakkanlı” denir, aynı şey Brezilyalılar için de geçerli. Brezilyalılar sıcak kanlı insanlar.

Kalıcı olmasını istediğiniz bir projeniz var mı? Grubun hedefleri neler?

Erkin: Beste çalışmalarımız var. Bu ritimleri Türk dinleyicisinin daha iyi özümseyebilmesi için Türkçe sözlü sambalar üretmek ve iki kültür arasında bu yolla bir köprü kurmayı hedefliyoruz.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner215

banner124

banner40

banner126